“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 165-Risk


İhtiyarın bu davranışı Çekiçdöven’ in dehşete düşmesine neden olmuştu,  bir orkun elinde ölmektense kendi canını almayı mı seçmişti?

İlk defa bir Kara Zambak kıdemlisi gören Çekiçdöven’ in böyle düşünmesi normaldi fakat Nafız aslında ne olduğunu bildiğinden yüzü ekşiyecekti.

Ustasının tarikatında seçilmiş kişilere verilen ataların kan özleri neyse, yaşlı adamın klanında da bu hançer oydu. İki nefes geçmeden ihtiyar kalbine sapladığı silahı geri çekiyordu, ne kan ne hançerin soluk gri gövdesi vardı ortada.

Tuhaf olaylar bununla sınırlı kalmayacaktı, Kara Zambak Klanı’nın kıdemlisinin en belirgin özelliği olan kömür karası saçları hızla beyazlaşıyordu, ta ki açık gri bir renk alana kadar sürmüştü bu süreç.

Nafız, geliş şekillerinden bu adamın organizasyonu içinde iyi bir yere sahip olduğunu tahmin etmişti fakat elinde klanının atalarının ruhu ile yapılmış bir hançere sahip olacak kadar yüksek mevkide olmasını beklemiyordu.

Yaşananlar on nefesten az bir sürede olup bitmişti, Çekiçdöven umursamazca saldırmaya devam edecekti. Ne kadar şaşırsa da, Soy Gücünün etkisi altındayken yüreğinde korkunun gölgesinin bile oluşması mümkün değildi.

Kan Tanrısı olaya müdahale etmesi gerektiğini anlamıştı, ödül zindanından aldığı iki kömür karası hançerini hızla çekerek ileri atılmak üzereydi.

‘’Ben buradayken olmaz!’’

Aniden tanıdık bir ses kulağında çınladı, buraya geldiği anda göz ucuyla kötü durumda olduğunu gördüğü Sangre idi konuşan.

Hemen sonra önünden geçiyordu öğrencisi, hala tam olarak kendi toparlayamamıştı fakat Hanın Hükmü sayesinde yaralarının çoğu iyileşmiş gibiydi.

Kendisini bu duruma sokan bir düşmana yenilmiş olmayı kabul etmiyordu, şimdi üzerinde baskı yokken gerçek gücünü göstermekti amacı.

İki ork değişim geçirmiş ihtiyara son sürat yaklaşmaktaydı, şu anda araya girerse onların gururlarını kıracağını düşünen Nafız kenara çekilmişti.

Çekiçdöven cepheden bodoslama dalacaktı belli ki hızını kesmeden tüm gücü ile koşuyordu, arkadaşı tam arkasındaydı, üç adım kala bir anda sola doğru fırlamak üzere yavaşladı Sangre.

İhtiyar adam hareketsiz şekilde göğsüne hançeri soktuğu yerdeydi, başı önünde bekliyordu düşmanlarını. Büyük kılıç ve altı bıçak üzerine inmek üzereydi, belki bir nefeslik zamanı dahi yoktu.

Bu an başını kaldırdı yaşlı adam, bedeninden dışarı doğru fırlayan korkunç bir rüzgârla beraber. Bu rüzgâr hem Çekiçdöven’i hem de Sangre’yi adımlarca geri püskürtürken, silahlarının üstünde çizikler oluşmasına neden olacaktı.

‘’Ne kadar muazzam bir rüzgâr elementi hâkimiyeti!’’

Nafız olanları izlerken kendi kendine mırıldandı, düşmanın oynadığı kumarda başarılı olduğu kesinleşmişti.

Kara Zambak Klanı’nın kıdemlisi, güçlü atalarından birinin ruhun parçasını zorla kendisininki ile birleştirmişti. Aldığı risk muazzamdı, başarısızlık halinde ruhu parçalanacak ve bir bitkiden farkı kalmayacaktı.

Görülüyor ki bu olmamış, yaşlı adam kısa süreliğine de olsa muazzam bir gücü kullanma hakkına erişmişti.

‘’İkiniz, üçünüz, bininiz hatta yüz binlerceniz gelin! Size Kara Zambak Tarikatı’nın gücünü tattıracağım!’’

Elde ettiği güç ile küstahlaşmıştı ihtiyar, henüz bir klan olan organizasyonunu tarikat diye tanımlama cesaretini bile göstermişti. Cehennem Diyarı bu konuların sınırlarını kesin çizgilerle çiziyordu, basit bir klanın kıdemlisinin bu tabiri kullandığı duyulsa sonu kesin ölüm olurdu.

‘’Şimdi çizgiyi aştın, dandik klanının kurucu atası gelse dahi seni benim elimden alamaz artık!’’

Nafız ustasından gelen tekniklere ve güce henüz erişememişti fakat hatıralarının hepsine sahipti. Yaşlı adamın sözleri karşısında, en az bir Cehennem Diyarı yöneticisi kadar sinirlenecekti.

‘’Usta, lütfen bana izin ver!’’

İkinci defa saldırmak üzereyken öğrencisi tarafından durduruldu Kan Tanrısı, belli ki Sangre kendi yetersizliği nedeniyle onun savaşmasını istemiyordu.

Cevabı beklemeden yine yüklendi altı bıçağı etrafında dönen ork savaşçısı, bu sefer Çekiçdöven arkadan geliyordu.

Yüzlerinde az önceki püskürtülmeden doğan bir endişe yoktu, kararlı bakışlarla iki kılıcını eline almış yaşlı adam bakıyorlardı.

Bu sefer ilk önce bıçaklarını yolladı Sangre, rüzgâr nedeniyle savrulsalar da onları istediği zaman geri çağırabilirdi. Düşmanları da gücünü silahlarına odaklamış gibi görünüyordu zira iki kılıcın üstünde delice titreşen rüzgârın dansı vardı.

Kılıçla bıçaklar çarpışmaya başlamıştı, birkaç savurma sonrası yaşlı adamın etrafında Sangre’ ye ait bir silah kalmayacaktı. Bu anda kalın enli büyük kılıç sahneye çıktı, tüm gücü ile indirmişti onu Çekiçdöven.

Bu karşın ihtiyar çapraz olarak önünde birleştirdiği kılıçları ile blok aldı, iki silah temas etmiyordu, aralarında oluşan bir fırtına bunu engellemişti.

Fırsat bu fırsat diye düşünen Sangre, geri çağırdığı bıçaklarını düşmanın arkasından dolaştırarak kör noktasından yolladı, bir vuruşta boynunu koparmak istiyordu.

Yaşlı adam bunu beklermiş gibi tek kılıcını diğerinden hemen ayırdı, bu halde bile Çekiçdöven silahını bir parmak bile ileri ittirememekteydi.

Arkasına doğru savurdu kılıcını Kara Zambak Klanı kıdemlisi, bir nefes sonra tüm silahları farklı yönlere uçuran delicesine bir fırtına peyda olacaktı

Hiç vakit kaybetmeden önünde duran orka doğruda bir kesiş yaptı yaşlı adam, akabinde koskoca ork yaprak gibi titredikten sonra, onlarca adım geri uçarken iç burkan bir çığlık atmıştı.

Bir saldırı ile harcanmıştı Çekiçdöven, havada savrulurken hızla yanından geçen Sangre’yi görmesi mümkün değildi. Kan Savaşçısı normalde etrafında dolanan bıçaklarından ikisini şimdi eline almış, yaptığı ataktan sonra toparlanmak için zamana ihtiyacı olan rakibine saldırıyordu.

Aslında seçimi mantıklıydı, saldırı anıyla beraber herkesin savunmasında ufakta olsa bir açık oluşmak zorundaydı. Bunu kullanmak istemişti fakat karşısındaki kişi artık herkes değildi, belki de en büyük hatayı değişen koşulları analiz edemeyerek yapıyorlardı.

Sangre yanına geldiğinde buna hazırlıklıydı ihtiyar, kılıçları ile ardı ardına iki savuruş gerçekleştirdi, buna karşın sadece iki bıçağı elinde olan ork durma emaresi göstermiyordu.

Kalan dört bıçağını arkasına yollamıştı ihtiyarın, böyle pervasızca saldırmasının nedeni buydu fakat ne yazık ki silahlarının hiçbiri adama değemeyecekti. Saldırıyı direkt alan Kan Savaşçısı kopuk uçurtma gibi savrulurken, sanki mıknatıs gibi silahlarını da kendi ile beraber çekmekteydi.

Yaşlı adam kendinde değil gibiydi, saldırıları ve aşılmaz gibi duran savunmasını sanki otomatik olarak yapıyordu. Gözünü yerde yatan iki orka dikmişti, onlardan sonsuza kadar kurtulmaya karar verdiği belli oluyordu.

İleri doğru hızlı bir adım aldı yaşlı adam, ikincisi onu izlemek üzereydi ki nedeni anlaşılmaz bir şekilde aniden durdu, aynı anda Sangre yavaşça ayağa kalkıyordu eski yaraları açılıp kanlar yavaşça sızmaya başlamıştı.

‘’Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!’’

Vahşi bir yaratığın kükremesini andıran sesi çıkarmak için ciğerlerinde kalan son nefesine kadar bağırıyordu Kan Savaşçısı, sanki susmayacakmışçasına haykırıyordu.

Bu olay bittiği anda elinde hiçlikten bir tüplü belirecekti, içinde kırmızı sıvı olan şişeyi hızla ağzına boşaltmaya başladı Sangre.

Sıvının bitmesi ile dizlerinin üstüne çöktü, suratında kırmızıçizgiler görünmeye başlamıştı, yavaş yavaş bu çizgiler kollarına kadar inecekti. Aniden gözlerini açtı Sangre, göz bebeklerinin kan kırmızısı ışıltısı neredeyse geceye teslim olmuş günün loş karanlığında parlıyordu.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tutkularının cehenneminden geçmemiş biri, onların hiçbir zaman üstesinden gelemez.

Carl Gustav




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1147

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 623

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 530

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 310

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13248 Üye Sayısı
  • 392 Seri Sayısı
  • 18107 Bölüm Sayısı


creator
manga tr