Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 164-Süren Etkiler


‘’Seni sinsi şeytan, aslanın ağzından avını çalmaya nasıl cesaret edersin!’’

Yüzündeki tebessümün aksine azarlama sözleri kullanan Nafız, savaşın başından beri kovaladığı adamı alt eden savaşçısının yanına yürüyordu.

Dışarıya memnun değilmiş gibi görünmek istese de içten içe sevinçliydi, buradaki işi bittiğine göre hızla sur içinde olan olayları kontrole gidebilirdi. Bir anda gerçekleşen değişimin nedenini bilmiyordu ve bu onu ölümüne rahatsız etmekteydi.

‘’Sen bunun başında bekle sakın kaçmasın, öğrenmek istediğim çok şey var kendisinden!’’

Kuyag emrini almıştı, ayaklarının altında debelenen adamın başına daha bir şiddetli basıyordu artık. Nafız ise yönünü Alyon ve ailesinin savaştığı yere, yıkık surların içindeki Ana Ork Kabilesi’ ne çevirmişti.

  Han’ın tekniği sonucu herkeste oluşan etkiler onda da görülüyordu, sadece diğer orklar gibi bir vahşet çılgınlığına kapılmamıştı. Gün boyu harcadığı enerjisi mucizevi bir şekilde yenilenmişti, bu nedenle istediği yere varması çok kısa sürecekti.

Vardığında hiçte görmeyi beklemediği bir sahne vardı karşısında, kendileri adına işlerin pek yolunda gitmediğini tahmin ederken, Alyon’un savaşçılarını caniliğin doruklarında dolaşırken bulmuştu.

Hemen düşmanın en önemli adamı olan Ork Lordu’ nu aradı gözleri, ne olursa olsun ilk önce onun yok edilmesi gerekiyordu.

Çok geçmeden istediği olmuş, eline aldığı siyah ayı postunu yerlere sürüyerek kaçan ihtiyar orku görmüştü. Ork Lordu aksak adımlarla ilerlerken, yanından geçip giden savaşçılarının omuz darbeleri sonucunda sendeliyordu.

Fizikken bitik bir durumda olduğunu anlamak için uzman olmak gerekmezdi, kendi gölgesi ile birleşmiş ölümden, bir an daha çalmaya çalışıyor gibiydi Siyahayı.

‘’Nafız, burayı bize bırak!’’

Dikkati kaçan düşman liderinin üzerindeyken, arkasında kalan bölgeden tanıdık bir ses kulaklarına ilişti.

Bir küs bir barışık genellikle de gerginlikle geçen bir ilişki yaşadığı Yarmagül’dü konuşan, baygın yatan Han’ın yanından ayrılmadan seslenmişti O’ na.

Nafız kendisine doğru döndüğünde, yıkık surların içine girdikten sonra tecrübe ettiği hissi tekrar yaşamak zorunda kalacaktı. Büyük bir şaşkınlıkla baştan aşağı süzüyordu Yarmagül’ü, üzerinde bir tek parça kıyafet kalmamış dişi orkun tüm bedeni kurumaya yüz tutmuş kan ve et parçaları ile kaplanmıştı.

Bunlar adeta bir kıyafet gibi duruyordu üstünde, elindeki dev Kargılı Balta ile beraber cehennemden çıkmış bir zebani gibiydi.

Derken gözü biraz daha yana, beş adım uzakta ağır yaralı şekilde yatan arkadaşına doğru kaydı. Alyon çok kötü durumdaydı, Hanın Hükmü sayesinde yaşam tutunmuştu lakin her nefes alışında kırık kaburgalarının akciğerlerini yırtmasının sesini duymak mümkündü.

Bir an sonra yanındaydı Nafız, ilk önce onu tedavi etmezse çok yaşayamayacağını anlamıştı çünkü.

Elle muayene ettiğinde durumun görünenden daha vahim olduğunu üzülerek anlayacaktı, dev orkun bedeninde kırılmadık kemik zedelenmemiş doku kalmamıştı sanki.

Şu anda yapabilecekleri onun hayatta kalmasını sağlamakla sınırlı olacaktı, Dilber’in şifalı suyunun içinde uzun bir tedavi süreci geçirmeliydi. Alanlar arası halkasından çıkardığı birkaç parça tıbbi lapayı zorla yutturup sırt üstü yatırdı arkadaşını, daha sonra yavaşça kızının yanına kadar çekerek getirecekti onu.

‘’İkisine de göz kulak ol, ben bu işi bitirmeye gidiyorum!’’

Bu savaş alanında sahip oldukları birliklerin durumu sevindirici olsa da, yenidünyasında doğduğu andan beri yanında olan Alyon’un düştüğü durum, Nafız’ın öfkeye bulanmış bir üzüntü duymasını sağlamıştı.

Gördüklerinden çıkarım yaparak Siyahayı’nın artık bir tehdit olmadığını, her an bir ork savaşçısının onu öldürebileceğini anlamıştı.

Bu fikrini destekleyen en büyük kanıt, Hanın Hükmü’ nü en yakından hisseden ve şu anda akla hayale sığmayacak yöntemlerle düşmanlarını katleden sur içindeki kendi ordusunun savaşçılarıydı.

Savaş değildi yaşananlar, Alyon ile beraber saldırıya geçen savaşçıların birçoğunun elinde silah dahi yoktu. Çıplak elleri ile parçalıyorlardı düşmanı, onunda yetmediği yerde ağızlarını kullanmaktan çekinmemekteydiler.

Yerler daha ölmemiş fakat tüm uzuvları koparılmış ork bedenleri ile doluydu, akıttıkları kanlar irili ufaklı göletlerin oluşmasına sebebiyet vermişti.

Belki de Ork Stepleri üzerinde yaşanan en büyük vahşeti gerçekleştiren bu orkları, yaptıklarından dolayı kim yargılayabilirdi ki.

Irkları için savaşmak nefes almak, yemek yemek kadar doğal bir aktiviteydi lakin bugün şahit oldukları sonrası durum tamamen değişmişti.

Peşinden koştukları, onunla ölümü göze alarak savaş meydanına geldikleri şefleri, son nefesini verecek hale gelene kadar işkence görmüştü.

Bu yetmezmiş gibi, kızı ve kendilerinin komutanı Yarmagül bir orkun uğrayabileceği en büyük aşağılanmaya mahkûm edilip, utanç anlarına oğlunun da tanık olması sağlanmıştı.

Bu aile sertti, yeri geldiğinde kuralları uygulamak adına can almaktan çekinmezlerdi ama hiçbir zaman onlara karşı adil olmaktan vazgeçmemişlerdi. Kişisel kaprisleri nedeniyle, kabilelerine bağlı olarak yaşayan kimseye eziyet etmemişlerdi.

Şimdi, onlara yapılan zulüm karşısında içlerine attıkları duyguları gün yüzüne çıkarken, en ilkel dürtüleri ile işlerini görüyorlardı.

Geldiği cephe ve burada işlerin yolunda olduğunu gören Nafız hızını almış, dev karga ile savaş alanına gelmiş olan Kara Zambak Klanı’nın savaştığı yere ilerlemekteydi.

Kısa sürede gelmişti İkinci Ordu’nun yanına, ilk varış noktası Elit On üyelerinin kesimhane haline getirdiği alandı. Han’ın yüreğinde hissettiği duygular tüm savaş alanına sirayet etmiş gibiydi, teknikleri kadar gelişmiş muhakeme yetenekleri ile de ork ırkının geleceği olması istenen savaşçılar bile çileden çıkmıştılar.

Birden ona numaraya kadar hepsi en ölümcül tekniklerini sakınmadan kullanırken, merhametsiz bakışları değdiği kişinin buz kesmesini sağlıyordu. Üzerlerindeki simsiyah zırhlarının rengi kan kırmızısına dönmüştü, yanlarındaki soydaşları ile beraber cephedeki mücadeleyi kazanmak için yeterde artarlardı.

‘’Bu ne cesaret, beni, bir Kara Zambak Klanı iç çember kıdemlisini öldürebileceğini mi düşünüyorsun!’’

İkinci Ordu’ya ait savaş alanının bir köşesinde yükselen haykırış Nafız’ın tüm düşüncelerini bölmüştü, dikkati ile beraber yönünü de buraya çevirmek zorunda kalacaktı.

İki figürün amansızca birbirlerine saldırmasını görmüştü ilk önce, yaklaştıkça ilk geldiğinde üstünde yüzünü kapatan sade bir cübbe olan adamı yaydığı auradan tanıyabildi.

Rakip olarak karşısında, elinde geniş enli büyük kılıcını durmaksızın sallayan bir ork vardı ihtiyar adamın, saldırılarının iz düşümünde siyah gölgeler görülen kişi Soy Gücü’nü etkinleştirmiş olan Çakiçdöven’di.

Ne yazık ki Hanın Hükmü’ nün üstünden uzun sayılabilecek bir süre geçmesine rağmen, kömür karası saçları olan yaşlı adamı yenememişti lakin bunun verdiği hırsla an be an düşmanını köşeye sıkıştırdığı gözden kaçmıyordu.

İki kısa kılıcını elinden bırakmıştı ihtiyar, Nafız’ın hediyesi olan dev silahla yarışabilecek olmasa dahi palasını çekmiş direnmeye çalışıyordu.

Bu çabası da nafileydi, içinde bulunduğu durumun yarattığı sinirle şakaklarındaki damarları şişmişti fakat ne yaparsa yapsın makine gibi çalışan orku üzerinden silkeleyememişti.

‘’Bammmm!’’

Çekiçdöven sert bir darbe indirerek düello halinde olduğunu rakibini onlarca adım ileri savurdu, sürekli yüklenmesi sonucu ufak bir açık veren ihtiyar bunun bedelini canıyla ödeyecekti neredeyse.

‘’Ruhumu parçalamak zorunda kalsam da, burada pis bir orkun elinde ölmeyeceğim!’’

Kömür karası saçlı ihtiyar adam sözlerini bitirir bitirmez, belinde asılı duran kınından çıkardığı bir hançeri hırsla kalbine doğru batırdı.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Birisini nasıl şaşırtacağınızı bilirseniz oyunu daima kazanırsınız.

Soren Kierkegaard

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15645 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21154 Bölüm Sayısı


creator
manga tr