Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 163-Hanın Hükmü


Geniş düzlüklerden oluşan savaş alanında bir nefesliğine zaman adeta durmuştu, bu devasa çemberin içinde bulunan istisnasız herkes ruhlarının bedenlerini terk etmeye çalışmasını deneyimleyecekti.

Genç orkun ağzından çıkan kelimeleri duyanlar henüz parmaklarını oynatacak cesareti kendilerinde bulamadan, bedenlerinde olan değişiklikleri fark ediyorlardı.

Korkudan yuvalarından fırlayacak kadar açılmış gözleri ile Han’a bakan Ork Lordu, kıçının üstüne oturmuş geriye doğru istem dışı sürüklenirken, tüm savaşçıları ve müttefikleri dizlerinin üstüne çökmüştü.

Bu durumun istisnası yoktu, ister insan ister ork olsun Han’ın nefes alan tüm düşmanları boyun eğmişti ona.

Karşı cephenin bu bedbaht durumu yaşadığı anlarda, beraber savaşmaya geldiği orklar inanılmaz duygular içindeydiler.

Tükenmeye yüz tutmuş enerjileri delicesine bir hızla yenileniyordu, savaşma arzuları ellerinin titremesine neden olurken, gözlerini kan bürümüştü.

Han’ın içinde saklı olan yeteneğinin uyanmasıydı olanlar, Ork Steplerine hükmedecek kişinin kendisini ilan etmesiydi.

Onunla beraber olanlar her zaman son nefeslerine kadar savaşacak gücü kendi bulacak, karşına çıkmaya cesaret edenlerse ırk ayrımı olmaksızın boyun eğecekti.

Yerde dizlerinin üstüne çökmüş vaziyette duran kişiler seslerini çıkaramasa da, çektikleri acının boyutları tarif edilemeyecek kadar büyüktü. Siyahayı’nın soy gücüne yenilmiş olanların üzerlerinde hissettiği baskı ile şu anda onların yaşadıkları kıyaslanamazdı.

En az on kat fazlasıydı, sanki tüm Ork Stepleri bulunduğu yerden ayrılmış onların sırtına binmişti. Kıllarını kıpırdatacak gücü kendilerinde bulamıyorlardı, cellatlarının gelip boyunlarını kesmesini bekleyen idam mahkûmları gibiydiler.

Sangre’ ye son anlarını yaşatmak üzere olan yaşlı adamda onlardan biriydi, yıllarca durmaksızın çalışarak edindiği büyük güç şu an ayakta durmasını sağlamaya yetmiyordu.

İnanmayan bakışlarla etrafını izlemekteydi, olan biten konusunda en ufak bir fikri yoktu. Nedenini bilmese de kendisine olanları ve az önce bedbaht bir halde olan orkların güçlerini geri kazandığını görebiliyordu.

Sadece tecrübeleri ve ekipmanlarına güvenen köşe çeneli adamın durumu daha da vahimdi, buz gibi terlerken nefes almakta dahi güçlük çekiyordu.

Bir akarsu gibi çağlayan savaşın önüne set çekilmişti adeta, yirmi nefes boyunca herkes sadece bedenlerinde gerçekleşen değişimleri gözlemleyebilmişti.

Han’ın gücünün kudreti ve etki alanı muazzamdı fakat ne var ki kendisi bunu sürdürecek kadar güçlü değildi. Genç ork bir iki sendelemeden sonra düşüp bayılacaktı, kendinden geçtiği gibi de tekniği sona eriyordu.

Çaresizlik içinde bekleyen ork savaşçılarının üstündeki baskı yavaş yavaş kalkıyordu, önce elleri ve ayaklarını oynatabilmiş, beş nefes sonraysa yeniden bedenlerinin hâkimiyetini geri almışlardı.

Han’ın yere düşmesi ile beraber, Yarmagül’ de bulunduğu yerden ok gibi fırlayarak oğlunun başında belirecekti, vücudunu kaplayan kan ve et kıyafetinin içinde elinde Kargılı Baltası ile beraber duruyordu.

Düşmanın eski haline döndüğünü görüyordu lakin gözlerinde büyük bir sevincin parlamaları vardı. Zaman kaybetmedi dişi ork, ciğerlerine derin bir nefes çekerek bağırdı

‘’Saldırın!’’

Surların içinden kükremeler yükselmeye başlıyordu, Alyon’ un savaşçılarının savaş naralarıydı bunlar. Vahşi yaratıkları anımsatan hareketleri ile saldırıya geçmişlerdi, yeni yeni kendilerine gelen düşmanlarına acımasızca yükleniyorlardı.

Birliklerin ruh hali bir hayli ilginçti, Hanın Hükmü geçerliliğini yitirmiş olmasına rağmen onların üstündeki etkisi sona ermemiş gibi görünüyordu. Hiç olmadıkları kadar güçlüydüler, damarlarındaki kanın onları delilik derecesinde bir savaşma arzusuna sürüklediğini hissediyorlardı.

Bu etki özellikle Elit On üyelerinde daha fazlaydı belli oluyordu, savaş makinasına dönen bu kişilerin önünde durmak mümkün değildi.

Nafız ve savaşçıları tekrar saldırıya kalkıştığında, onların da arzu ile yanan kalplerinin düşmanın kanını arzuladığı açık bir gerçekti. Savaş kıyasıya mücadele olmaktan çıkmış tek taraflı katliama doğru evirilmişti, buna direnebilen sadece tek bir kişi vardı.

Köşe çeneli adam en iyi yaptığı işe dönmüş, ölümüne kaçmaya başlamıştı. Cephenin en arkasında olmasının da avantajını kullanarak, son hızla bu lanet topraklardan ayrılmak için uğraşıyordu.

‘’Bunu kullanmam gerekeceğini tahmin dahi edemezdim, hesabımız burada kapanmadı!’’

Kendisinden otuz adım uzakta hızla üstüne doğru gelen Nafız’a bakan koca burunlu komutan, önemli bir şeyi feda etmek üzere olan birinin hayal kırıklığı içinde mırıldandı.

Zaman kaybetmeden elini üst kalite kamuflajının göğüse yakın bir cebine attı, geri çektiğinde avuçlarında ortasında etrafı yeşil zümrütlerle çevrelenmiş kırmızı bir yakut bulunmaktaydı.

‘’Bunun için ömrümün yarısı boyunca çalışmam gerekti, geri geldiğimde intikamım çok büyük olacak!’’

Yüreğini dağlayan bir acı ile konuşmaktaydı Boz Sırtlanlar’ın komutanı, sözlerinden anlaşıldığı kadarıyla elindeki madde zor durumlarda kaçış için kullanılabilecek pahalı bir ekipmandı.

Kırmızı yakutu baş ve işaret parmakları arasına alarak ezmek için hamle yaptı köşe çeneli adam, geç kalamazdı zira Nafız beş adım uzağına kadar gelmişti.

Gözlerini kapatarak kalan tüm gücünü sağ eline yolladığında, güneşin ilk ışıkları ile başlayıp sanki sonsuza kadar sürecekmiş gibi gelen eziyetle dolu günü bitirmiş olacaktı.

Kendini boşlukta savrulmanın verdiği rahatlatıcı hisse bırakmak istiyordu fakat şu anda tek hissettiği sağ omzundan gelen dehşet verici acıydı.

‘’Aaaaaaaaaa!’’

Köşe çeneli adam, boş gözlerle baktığı Nafız’ın suratına doğru böğürüyordu

‘’Sus ulan gebeş!’’

Sesinin kesilmesi tokattı ağzına yediği an olacaktı, neler döndüğünü çözemiyordu. Nasıl olmuştu da, tam kaçmak üzereyken kırmızı yakutu tutan kolu omuzundan itibaren koparılmıştı.

‘’Yaklaşma, gelme, gelme!’’

Yüzü Nafız’a dönük şekilde geri geri kaçmaya çalışıyordu köşe çeneli adam, yerden kalkamamıştı bile, sol elinden destek alıp sürünüyordu adeta.

‘’Pat!’’

Bir anda sırt sert bir cisme çarptı, ölüm korkusunu iliklerine kadar hissettiği zamanları yaşıyordu, hızla kafasını çevirerek engeli açmanın yolunu bulmalıydı.

Bir kere daha şaşkınlığa uğrayacaktı koca burunlu adam, sırtını çarptığı yerde hiçbir şey yoktu sadece uçsuz bucaksız bir boşluktu gördüğü.

Şaşkınlık içinde önüne dönüp Nafız’a baktıktan sonra, gayri ihtiyari olarak bir daha arkasını döndü. Bu sefer bambaşka bir şeye şahit olacaktı, koyu kahverengi bir zırh içindeki ork savaşçısın hiçliğin içinden yavaşça belirmesiydi bu.

Savaşın başından beri ortalarda görünmeyen Kuyag hamlesini yapmıştı, daha önce türlü talihsizlikler yüzünden avlayamadığı adamı ağına düşürmüştü bu sefer.

Yaptığı ilk gözlemden sonra hedefi olarak koca burunlu komutanı belirlemiş, ödül zindanından aldığı zırhının özelliğini kullanarak görünmeden düşmanın içine karışmıştı.

Hareket hızı azalsa da onu fark etmek çok zordu, yüksek ruh gücü veya mükemmel bir enerji kontrolüne sahip olmayan birinin, zırhının görünmezlik koruması altındayken onu tespit etmesi mümkün değildi.

Savaş alanında bu gereksinimleri sağlayabilecek iki kişi vardı, bunlar Nafız ve kömür karası saçlara sahip olan yaşlı adamdı. İhtiyar çok uzakta iken, Kan Tanrısı ise dikkatini tüm cepheye yaymıştı, son ana kadar kimse Kuyag’ın nerede olduğunu bilmiyordu aslında.

Ödül zindanına ilk giren iki savaşçıdan biri olan kahverengi zırhlı ork, bu nedenle birçok kez ölümün eşiğine gelecekti. Tam hamle yapacakken savaşın seyri değişiyor, hem kendi tarafının hem de düşmanın geniş çaplı saldırılarına hedef oluyordu.

Neyse ki hepsini başarıyla atlatmayı bilmişti, şimdi hamamböceği gibi kaçan düşman komutanının kafasına basmış, düşmanı önüne katıp süpüren arkadaşlarını izliyordu.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Her dışsal aşağılanma, içsel bir yükseliştir.

Robert Musil

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr