Korku dağları bekler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 158-Liderin Gücü


Komutanından emri alan Vahşikalkan, ödül zindanından aldığı kalkanında biriken zararı açığa çıkarmıştı. Ses dalgalarından oluşan patlama bu sefer bambaşka bir düzeye taşınacaktı, yarattığı yıkım göz kamaştırıcıydı.

Boz Sırtlanlar’ın elinde kalan tüm savaş araçları hurdaya dönmüştü, etki alanındaki canlıların parçaları dahi görünmüyordu, mutlak yok oluşun tablosuydu şu anda görünen.

Tabii ki bir bedeli oldu bunun, kollarındaki tüm kemikleri kırılan Vahşikalkan bilincini kaybederek yere düşecekti. Savaş makinalarının tüm ataklarını üstüne almıştı, iade etmesi çok görkemli olsa da devasa bir gücü zapt etmek için uzuvlarını feda etmek zorundaydı.

Büyük güç büyük sorumlulukla beraber geliyordu her zaman, savaştaki görevini tamamladığı anlarda düşmanın tüm planlarını suya düşürdü Vahşikalkan.

‘’Şimdi seni ortadan ikiye ayırmaz mıyım ben?’’

Nafız gözlerinde vahşetin izleri, ağzında tehdit sözleri ile ileri atıldığında köşe çeneli adam yaşadığı yıkımın altında kalmış gibiydi.

Ana planı boşa çıkmış, destek birliği olarak gördüğü savaş makinalarını kaybetmişti. Bunun yanında, on binlerce orkla beraber organizasyonunun savaş için ona temin ettiği birçok askerde artık ölüydüler.

İki kuvvet şu anda neredeyse sayı olarak kafaya kafaya gelmişti, Kan Tanrısı’nın endişe etmesi için bir neden yoktu. Kalkanların arasındaki esaretten kurtulan savaşçılar tek vücut olmuş, amansız bir akın başlatmıştı.

Yaptığı yanlış hamlelerin ağır ağır dibe çektiği koca burunlu adamda tekrar kaçıyordu, arkasındaki mutlak ölümün, gölgesine dahi yakalanma gibi bir lüksü yoktu. İlginç olan bu adamın ne numaraları ne de ekipmanları bitecek gibi değildi, sıkıştığı her an şapkadan tavşan çıkaran bir sihirbaz misali çıkış yolunu bulmaktaydı.

Böylece, yıkık surların içinde süren savaşın dışındaki iki cephede üstünlük tekrar el değiştirmişti, Nafız ve savaşçıları saldıran tarafa geçmiş, Çekiçdöven’ in ikinci ordusu kömür karası saçlara sahip adam nedeniyle savunmada kalmak zorunda bırakılmıştı.

‘’Asiyürek sen burada kalıp savaşın gidişine göre birlikleri yönlendir, sanırım benim sahne alma sıram geldi!’’

Eski Buzul Bölge Şefi’nin oğlu harekete geçme kararı alıyordu, düşmanın son kozunu da oynaması nedeniyle başka çaresi kalmamıştı.

İhtiyar adam henüz ikinci saldırısını gerçekleştirmese de, ilkinde yarattığı yıkım ve korku savaşçıların moralini dibe çekmeye yetmişti. Şu anda onlara gereken tekrar alev almaktı, yanmaları için cesaretten oluşan bir kıvılcımı vermek için fırladı Çekiçdöven.

Hızla saldırıdan en çok etkilenen yere, hilal formasyonunun göbeğine daldı. Elinde alelade bir balta vardı, soy gücünü kullanmadan Nafız’ın hediyesi olan kılıcını eline almıyordu İkinci Ordu’nun komutanı.

‘’9 numara benimle gel!’’

Kalkanını eski haline getirmiş Elit On savaşçısının yanından geçerken onu da peşine takıyordu Çekiçdöven, gözünü Kara Zambak güçlerinin liderinin kellesine dikmişti.

İkinci bir saldırı yapması halinde bu savaşçının ekipmanı ile korunacak, istediği mesafeye geldiği an ise tek hamlede işi bitirecekti.

Amacı çok dikkat çekmeden ilerlemek olsa da, bunun mümkün olamayacağını anlaması uzun sürmedi İkinci Ordu Komutanının. Onu gören savaşçıları hep bir ağızdan bağırıyor, adeta yeniden doğmuş gibi tazelenerek savaşmaya başlıyorlardı.

Bu durum doğal olarak, tek atağı ile düşmanın saldırısını durduran adamında dikkatini çekecekti. Hemen ellerini kılıçlarına doğru götürmüş fakat yarı yolda durarak beklemeye koyulmuştu.

Durumu gözlemlemek ister gibiydi, tam önünde süren kaotik savaşın içinden iki orkun ilerleyişindeydi bakışları.

Çekiçdöven’ in görünmesi ve en büyük tehlikeyi üstüne çekmesinden sonra, Elit On yeniden eski etkinliklerine dönmüştü. Yaralanan dört numara hariç diğer arkadaşları, düşmanın üstündeki baskılarını arttırmakla meşguldü.

Beklemenin bir fayda getirmeyeceğini anlamış gibi kafasını sallayan Kara Zambak Klanı lideri, silahlarının kabzalarına asıldığı gibi gözle görülemeyecek bir hıza sahip çekişini gerçekleştirdi.

Aynı ilk seferde olduğu gibi onu izleyenler sadece ellerinde bir bulanıklık görebildiler, bu müthiş kılıç çekme tekniğinin gerçekleşmesini yakalayabilecek kalibrede bir kişi şu anda İkinci Ordu’nun savaştığı bölgede bulunmuyordu.

Şakaklarından birkaç damla ter yanaklarına doğru süzülürken, yaşlı adam asırlardır aynı yerde duran ulu bir çınar gibi savaş alanını izlemekteydi. Bu defa tüm alanı etkileyecek bir atak gerçekleştirmişti, hilal şeklindeki dizilimin bir ucundan diğerine kadar ölümü getirmek amacındaydı sanki.

Saldırının rüzgârı kendilerine ulaşmak üzere olan orkların içini ölümün ürpertisi kaplamıştı bile, Çekiçdöven’ in yanında bulunan dokuz numaranın en büyük boyutuna ulaşmış kalkanının ardında kalan şanslılar hariç kimsenin yaşayacağına dair garantisi yoktu.

‘’Birleş ve Engelle!’’

Üzerlerine gelen saldırının tedirginliği içinde olan savaşçılar, kulaklarına fısıldayan bir bilgenin rahatlatıcı sesini duyar gibi olmuştu. Bu ses ne çok yüksek ve ürkütücü, ne de bir zavallının feryatları gibi acıklı değildi, işitenlerin içlerindeki korkuyu silip atmıştı sadece.

Bir numara uzun süren suskunluğuna son veriyordu, başından beri soydaşları ile birlikte savaşan vahşi yaratık ruhlarını bir araya toplayarak şeffaf bir bariyer oluşturacaktı. Kömür karası saçlara sahip yaşlı adamın saldırı şeklini gördüğü an aklına bu plan gelmişti, emrindeki vahşi yaratık ruhlarını ön saflara çekmesinin asıl nedeni buydu.

Bariyer ile saldırının çarpışması yeri göğü sallayacak bir şiddette oldu, çok dayanamadan dağılmıştı ruh kalkanı. Bununla beraber Kara Zambak savaşçılarının liderinin atağındaki ses etkisi silinmiş, sadece ork savaşçılarının dengelerinin bozulup yere düşmelerini sağlayacak şiddetli rüzgâr elementi kalmıştı.

Aynı anlarda kalkanı oluşturan beş bin ruh etrafa saçılmıştı, içlerinden birçoğu toza dönerek havaya karışırken, diğerleri acı içinde kıvranıyordu. Bu darbe onların kaldırabileceğinin üstündeydi, görünüşe göre kısa süre sonra savaş alanından yok olup gideceklerdi.

Bu gerçekleşirse Elit On ve İkinci Ordu’nun savaşçıları, daha önce onlar tarafından oyalanan soydaşları ile de tek başlarına uğraşmak zorunda kalacaktı. Saldırısı engellenen ihtiyar adam biraz bozulsa da, gördüğü bu gerçek sonrası az da olsa moral bulabilmişti.

‘’Kalk ve Savaş!’’

O bunları düşünürken, çok uzakta olan bir ork savaşçısının da kendisine özel planları bulunmaktaydı. Devasa totemin altında duran bir numara tekrar emretti, akabinde dev totem parçalanarak can çekişen vahşi yaratık ruhlarına doğru uçan renkli ışınlara dönüşmüştü.

Tekniğini kullanmaya başladığından beri bir numaranın haricinde kimsenin göremediği bir olay gerçekleşiyordu savaş alanında, emrindeki yaratıkların aldıkları her hayat sonrası kurbanlarının ruhlarının bir kısmı toteme doğru uçmaktaydı.

Şu anda, toplanan bu kaynağı cephede savaşan ruhları yenilemek için kullandı bir numara, kısa süre sonra yaratıklar tekrar canlanmış, öldürme arzusu ile düşmanın üstüne saldırmıştı.

‘’Seni adi pislik, nasıl olur bu kadar üst seviye bir tekniği kullanabilirsin!’’

Geniş çağlı saldırısından bir sonuç alamadığını gören çift kılıçlı adamın beti benzi atmıştı, yüksek dereceli ruhsal tekniklerin bir ork savaşçı tarafından gerçekleştirilmiş olmasını hazmetmeye çalışıyordu.             

Tüm bu olaylar kısa süre içinde gerçekleşirken, savaşın ateşi yaşayan bir varlık gibi hareket ediyordu. Ne kadar tedbiri elden bırakmadan geldiklerini düşünseler de, Boz Sırtlanlar ve Kara Zambak Klanı savaşçıları şimdi rakibi hafife almış olduklarını anlamışlardı.

Ork Stepleri, yüzyıldır diğer medeniyetlerin sömürge sahası olarak iş görmüştü. Onların gözünde bu hırçın topraklar ve üzerinde yaşayan orklar, her an sadece ellerinin bir hareketi ile öldürebilecekleri böcekler gibiydiler.

Belleklerine yerleşmiş önyargılarının, onları felakete sürüklemekte olduğunu acı içinde fark ediyorlardı bugün. Daha önce hiç düşünmedikleri fakat artık zaruri hale gelen radikal hareketlerde bulunmak zorundaydılar.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bilgi en büyük silahtır. Savaşa gitmeden önce silahlarınızı kuşandığınızdan emin olunuz.

George R. R. Martin

 Yazar Notu

Merhaba Değerli Okurlar

Birinci cildin sonuna yaklaştığımız zamanların içindeyiz, bölüm sonu yorumlarınız ve seri incelemeleriniz ile bana destek olmayı lütfen unutmayın :D

Keyifli okumalar




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1259

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 377

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15563 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20944 Bölüm Sayısı


creator
manga tr