"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 157-Uçuşan Rüzgârların İçindeki Titreşimler


Birinci Ordu’nun tuzağa düşüp Nafız’ın hırsla bağırmasına kadar geçen sürede, yıkık surların içinde süren savaşta hızını iyice almıştı. İki kişinin düellosu olmaktan çıkmış, taraflar topyekûn birbirine girmişti.

Tabii ki canavarların mücadelesinin yanına yanaşamıyordu hiç kimse, onların sağ ve solunda kalan alanları kullanarak birbirlerini katlediyordu orklar. Burada sadece orklar vardı, vahşilikte kimin üstün olduğunu ispat etmek istercesine sallıyorlardı baltalarını birbirlerine, kopan kafalar, kemiğinin parçalanıp sadece derisinin tuttuğu uzuvların görüntüsü gayet normaldi.

Soy güçlerini limitine kadar zorlamıştı iki savaşçıda, baskı o kadar artmıştı ki Han dâhil kimse müdahalede bulunamıyordu. Torunu, dedesine yardımcı olmak için birkaç kez Siyahayı’nın yaşam gücünü emmeye çalışmış lakin soy gücü daha ona ulaşmadan güçlü bir karşılık görerek dağılmıştı.

Yıkık surların içinde fiziksel güç haricinde ki tek unsur, aynı soyun kanını damarlarında taşıyan ikilinin kullandıkları güçleriydi. Boz Sırtlanlar’ın savaş araçları, ne de Kara Zambak Klanı’nın büyülü silahları burada yoktu, kaslar ve metallerin savaşıydı yaşanan.

Dudaklar susmuş, diller mühürlenmişti adeta, tek duyulabilecek ses metalin sertçe çarptı diğer bir metalden çıkardığı kulak tırmalayan tınıydı.

Siyahayı ve Alyon’ un uzun süredir devam eden savaşının içinde küçük küçük gelgitler yaşansa da, durum stabil ilerlemekteydi.

Dışarıdan bakıldığında eşit güçlerin mücadelesiydi yaşanan lakin mirasını aldığından beri en güçlü düşmanı ile yüzleşmiş iri yarı orkun alnından akan terler küçük çapta bir şelaleye dönüşmüştü.

Alyon ustasının tüm gücünü devralmış değildi ve karşısında en az yüz seneden fazla zamandır yaşayan bir kişi duruyordu. Yavaşta olsa Soy Gücü’nü kullanma konusunda aralarında oluşan farklar açığa çıkarken, bir çarpışma sonucu iki savaşçı birbirlerinden on adım uzaklaşacaktı.

‘’Ha! Ha! Ha!’’

Üzerindeki ayı postunun rengi iyice siyaha dönmüşken, yıkık surların içi sahibinin kahkahalarıyla inledi.

‘’Biraz daha, sadece biraz daha!’’

Ork Lordu yalnızca kendisinin duyacağı bir tonda mırıldandıktan sonra, kısa bir ayrılık yaşadığı rakibinin üstüne umut dolu gözlerle saldırdı.

Alyon’ un sahip olduğu orduların an itibari ile durumları, tamamen birbirinden farklıydı. Kapana kısıldıkları, başa baş mücadele verdikleri iki cepheye sahipken, bir tarafta da düşmanı önüne katmış sürek avındaki avcılar gibi savaşıyorlardı.

Elit On ve Sangre’nin işbirliği, Kara Zambak Klanı ve Ana Ork Kabilesi savaşçılarından oluşan birlik için karşı koyabilecekleri bir güç olmaktan çıkmış gibiydi.

Dev karganın üstünden yere ilk indikleri noktaya kadar neredeyse geri püskürtülmüştüler, gösterişsiz cüppesi ile savaşı izleyen adamın burnunun dibine gelmişlerdi.

‘’Dış saha öğrencileri ileri!’’

Adamın davudi sesini arkasından fırlayan onlarca kişi izledi, ellerinde parlayan silahları ile savaşa yeni bir birlik katılıyordu.

Bu kişilerle ilk dalgada saldıran savaşçılar arasında bariz farklar vardı, ilk bakışta rahatlıkla görülebiliyordu bunlar. Yüzlerinde tek tip ahşap maskeler bulunuyor, en önemlisi ise hareketleri gösterişten uzak kesin ve ölümcüldü.

Gittikçe hızlanarak önlerine çıkanları biçen birlik ikiye ayrılmış, hilal şeklini almış İkinci Ordu’nun formasyonuna uçlardan saldırmak istiyordu.

Geride bekledikleri süre boyunca boş durmamışlardı belli ki, düşmanın düzenini görerek saldırı sırasında bu yönde bir müdahalede bulunmaktaydılar.

Yen birliğin düzeyi gerçekten yüksekti, beş sene önce bu topraklara girseler bir ucundan diğerine ayakları dahi takılmadan gidebilirlerdi fakat o günler geride kalmış, orkların yeni neslinin temeli olan Elit On karşılarına çıkmıştı.

Değişen koşullara hemen ayak uyduran İkinci Ordu kuvvetleri ilerlemeyi durduracaktı, savunma duruşu alarak Elit On üyelerinin önlerine çıkmasına izin vermişlerdi. İlk anda gelen kayıplardan sonra Kara Zambak Klanı Dış Saha öğrencilerinin hızı azalıyordu, göbekte bekleyen dörtlünün de kanatlara yaklaşması sonucu mücadele dişe dişe dönmüştü.

Tahta maskelerinin altında kalan suratları görülmüyordu yeni birliklerin, eğer şaşkınlıklarını saklayacak bu korumaları olmasa yaşadıkları utancı ömür boyu unutamazlardı. Cehennem Diyarının yükselişte olan bir klanının dış saha öğrencileriydiler, kısa süre sonra Tarikat olmalarına kesin gözüyle bakılan bu organizasyonun parçası olarak, nasıl olurda Ork Stepleri gibi yaban topraklarında durdurulabilirdiler.

Aslında durdurulma tanımı onların vaziyeti kurtarmak için uydurdukları bir yalandı, Elit On’ un yanında savaşan on binlerce soydaşlarının ölüme kafa tutması nedeniyle, yavaşta olsa birer birer eksiliyorlardı.

Kendileri ile beraber en az yüzlerce ork savaşçını yanlarına alıyorlardı belki ama bu kaybı önemseyecek durumda değildi Alyon’ un birlikleri. Gözleri dönmüştü bir kere, savaş bitip zafer naralarını atana kadarda bu durum değişmeyecekti.

Bir ölürlerse, bin kere yeniden doğarlardı, yaptıkları tüm küçük hesaplardan sıyrıldıkları an, yeryüzünde orklar kadar dehşet verici bir varlığın olması mümkün değildi.

‘’Yeter!’’

İkinci Ordunun savaşının sürdüğü bölgede bir kükreyiş duyuldu, bu ne haykırış ne de hırsla yapılan bir bağırma olarak tanımlanabilirdi, sadece dalga dalga şiddeti artan hırçın bir kükreme olabilirdi.

Havada uçuşan gri cübbe görünüyordu aynı anda, basit abadandı lakin üzerinde bir tane bile leke görmek mümkün değildi.

Tüm gözler onun üstündeydi, yarım gündür süren savaş boyunca yüzü bir defa bile açığa çıkmamış adam, artık tüm heybetiyle karşılarında duruyordu.

Yavaşça belinde asılı duran iki kılıca doğru uzandı kömür karası saçlarının içinde mavimsi ışıltılar bulunan adam, elleri kabzaların üstüne geldiğinde sadece bir bulanıklık göründü, akabinde kulak tırmalayan gürültünün hedefi hilal formasyonunun göbeğiydi.

Saldırının nasıl gerçekleştiğini görememişti orklar, üzerlerine gelen felaketin sesini duyabiliyorlardı sadece. Dokuz numara ödül zindanından aldığı kalkanının boyutunu büyütebildiği kadar büyüttü, kendi emrindeki savaşçıların çoğunu koruma altına almıştı.

Göbekte savaşan İkinci Ordu kuvvetlerinden en şanslı olanlar bu orklardı, diğer üç Elit On üyesinin kendileri dışında başka kimseyi korumaya şansı olmamıştı.

Önüne kattığı her şeyi yakıp yıkmak istercesine vurdu saldırı savaş alanına, hedefinde düşmanlar olsa da bölgede bulunan dost birliklerde harcanacaktı. İlk maruz kalanların bedenlerinde derin kesikler oluştu, şanslı olanlar bir anda ikiye ayrılmıştı bile.

Binlerce ork saniyeler içinde hayatını kaybedecekti, buna karşılık saldırının görünürdeki etkisi de sıfırlanmıştı. Bunu düşünmek büyük bir yanılgıydı, birkaç nefes sonra Elit On’ un dört üyesinin yanında savaşan orklardan bazıları içten dışa doğru patlayacak, hatta dört numara dizlerinin üstüne çöküp bir ağız dolusu kan kusacaktı.

Bu anlarda her şeye şahit olan Çekiçdöven sinirden deliye dönmüştü, görünüşünün aksine kömür karası saçları olan yaşlı adamın saldırısı sadece rüzgâr elementini içermiyor, ardında ses bazlı bir etkide bırakıyordu.

Tekniği saldırı üstüne olan dört numaranın, kendini şok dalgalarından oluşturduğu kalkan ile koruyamamasının nedeni buydu. Ses ve şok dalgaları çarpışmış, düzeyi yüksek olan taraf diğerinde hasara yol açmıştı.

Ortalığı toza dumana katan saldırının sahibi sinsi bir gülümsemeyi yüzüne kondurduğunda, eksik dişlerinin olduğu yerlerden içinde büyüyen karanlığın parıltıları görülebiliyordu sanki.

Keyfine diyecek yoktu, tek hareketi ile durumu değiştirme kabiliyetine sahip olduğu bu yerde, gücünün verdiği özgüven tarafından sarhoş edilmişti.

‘’Boooooooommmmmmmmmmmmmmm!’’

Dehşet verici bir gürültü üç cephede de duyulana kadar bu ruh halinde çıkamayacaktı Kara Zambak kuvvetlerinin komutanı, tüyleri diken diken olmuştu şu anda. Sesin kaynağı olan uzaklara dikti gözünü hemen, içini adeta bir mengene gibi sıkan duygunun kaynağına bakıyordu.

Aslında ne sesin yüksekliği, ne de saldırının yarattığı yıkımdı onu böyle rahatsız eden, huzursuzluğunun nedeni bu büyük çapta atağın içinde ses elementinin etkinliğini keşfetmesiydi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kılıç kınından çıkmadıkça, it sürüsü dağılmaz.
II. Mahmut

 

Anket için: https://goo.gl/forms/rlnbXL7yXqOgC4Y93

Harita için: https://drive.google.com/file/d/1r7LzFvldoYcyyD-h-GdjXkCbtQvKtN5H/view?usp=sharing




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr