"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 156-Taktik Savaşları


Kaygan pulları nedeniyle bir türlü tutulamayan bir balığı anımsatan rakibine karşı Nafız yeniden saldırıya geçecekti, bunu bekleyen köşe çeneli adamda hemen savunma duruşuna alıyordu.

İlginç olan gri pelerinini savura savura kaçmayıp yerinde durmasıydı, elindeki iki kara hançerleri ile hedefi boğazı olan kişiye karşı yüzleşme arzusu taşıyor gibiydi.

Otuz adım, yirmi adım, on adım derken neredeyse yüz yüze gelmişlerdi ki etrafı parlak bir kalkanla çevrildi komutanın, orantısız burnunun altında kalan ağzı kulaklarındaydı şu anda.

‘’Geber!’’

Ağzından tek bir kelime döküldüğü an, parlak ışığın dışında kalan on adımlık alanda küçük küçük ışımalar başladı. Kalkana aşina idi artık Nafız, birçok kez bu ekipmana karşı savaşmıştı, emindi ki çok kısa bir zaman verilirse rahatlıkla parçalayabilirdi onu.

Düşmanı da bunu tahmin ediyordu şüphesiz, bu nedenle kendini hapsettiği alanın dışına mayınlar döşeme zahmetine girmişti.

Fasulye tanesi boyutunda ışıldayan nesneler, boyutlarından beklenmeyecek bir ses çıkararak patlamaya başladığı an, bulundukları alanda Nafız’ da dâhil binlerce ork vardı.

Tehlikeyi sezdiği gibi tüm gücünü bacaklarına aktaran dişi ork, bir anda zıplayarak yerden beş adım yükseğe çıktığı zaman yaşananları net bir şekilde gördü. İki nefes sonra yere indiğinde bastığı toprak kavrulmuş, kendini bariyerin içine alan komutan tekrar kaçmıştı.

‘’Ne organizasyonmuş be, komutan seçerken en iyi sıvışanlara ek kontenjan mı açıyorsunuz?’’

Bugüne kadar karşılaştığı düşmanların en önemli zaafı bu adamda yoktu, bir orkla mücadele etmenin verdiği kibir karşısında kendini kaybetmemişti.

O böyle bir adamdı, öldürebileceğine emin olduklarını hemen yok eder, hayatı tehlikede ise kaçarak çevre etmenlerini kullanırdı.

Nafız’ın elinde ölen buz kullanıcısının son anlarının görüntülerini izleyerek buraya gelmişti, sürekli saldırıya uğradığı kişiye karşı bire birde kazanamayacağını çok iyi biliyordu.

Sayısal üstünlükleri varken kaçacak, askerlerinin kalan işleri halletmesine izin verecekti. Planı kusursuz işliyordu, ta ki saçtığı mayınların patlamasını takip eden gümbürtüye kadar.

Birinci Ordu’nun savaşçılarının kurduğu kalkan duvarı, bir anda dışa doğru patlamıştı. Önüne çıkan her şeyi parçalayan bir hortumu andıran bu olayın yarattığı esinti, arka planda Boz Sırtlanlar’a destek olan savaş makinalarının yarısının devrilmesine neden olacaktı.

Tüm gözler kalkan duvarının üstünde, patlamanın çıkış yerindeydi. Kükreyen bir aslan başının kabartma olarak nakşedildiği dev kalkan tüm heybetiyle onları selamlıyordu, ilerledikçe kenarlara doğru açılan v şeklinde bir boşluk vardı önünde.

Ödül zindanının hediyesi olan kalkanın ses saldırısı bittiğinde sahibinin düşmanları sağır olmuştu, Vahşikalkan ise sert bir ses tonu ile yoldaşlarına bağırıyordu.

‘’Tüm subaylar, yetenek kullanımı serbest!’’

Aynı anda dev bir uğultu yükseldi bulunduğu yerden, uzun süredir savunmada kalan orklardan bazıları hızla öne fırlamıştı. Adeta bir dinamitin fitilini ateşlemişti Vahşikalkan, onun gibi ödül zindanı fatihleri ve Ork Savaş Akademisi içinde eğitim alan savaşçılar hünerlerini sergilemeye başlayacaktı.

Elit On yeni nesil orklar içinde zirveydi lakin dövüş ve büyülü tekniklerde çalışan tek ork onlar değildi. Sahip oldukları sanatlarda, Başlangıç veya Usta düzeyin başında bulunan pek çok kişide savaşa katılmıştı.

Yetenekleri olmasa bile yiğitlikleri ile ödül zindanına girmeye hak kazanan savaşçılarda vardı, bu çağrı hepsi içindi, düşman tartılmış ve bu cephede savaşı nihayete erdirme vakti gelmişti.

Başlarındaki komutanları sürekli kaçış halinde olan askerler, yaşanan gelişme üstüne panik içine düştüklerinden dolayı hızlıca geriye çekilmeye başladılar.

 Destek için Ana Ork Kabilesi’nin bu cepheye yolladığı orklarda duruma ayak uydurmuştu, güvenerek yanına geldikleri insanlar kaçarken onlar nasıl durabilirdi.

Rüzgâr tersine dönmüş, yetenek kullanıcısı orkların önderliğinde düşman hızla püskürtülüyor, geride kalanlar acımasızca öldürülüyordu. Bu durum bir süre devam etti, savunmadan bir anda saldırıya geçen savaşçıların hızı muazzamdı.

‘’Durun, herkes kalkan duvarının arkasına!’’

Coşkun bir sel gibi çağlayan Birinci Ordu’nun cengâverleri tanıdık bir sesin uyarısı ile irkilmişti, aynı kişinin ikinci uyarısı ise akıllarını başlarına getirecekti.

‘’Formasyon V, aktif!’’

Savaşçılarına emri veren Nafız’dı, peşine düştüğü adamın normalden hızlı şekilde uzaklaşması sonucu içine bir şüphe düşmüş, onu bırakıp savaşın genel durumu ile ilgilenmişti.

Kararı çok doğruydu, bu şekilde içine çekildikleri tuzağı görmüş, savaşçılarını kederli bir sondan korumuştu.

Boz Sırtlanlar’ın kaçışı sahteydi, sağlam kalan savaş makinalarının önüne çekmeyi amaçlıyorlardı düşmanlarını. Aynı zamanda yana doğru açılıyor, savaşın başından beri sessiz kalan okçu birliklerinin arkasına mevzileniyorlardı.

Amaçları önden savaş makinaları ile başladıkları saldırıya, her iki yandan gelen okçu atışları ile destek olmaktı.

‘’Vay çakallar, benim atamın taktiğini bana mı satacaksınız?’’

Sözlerini bitirir bitirmez tahmin ettikleri olmuş, Kan Tanrısı’nın emri altındaki birliklerin üstüne yağmur gibi oklar, yanardağ patlamasını andırırcasına lavlar yağmıştı.

Düz bir hat şeklinde dururlarsa önüne geçemeyecekleri bir durumdu bu, V formasyonu almaları kaçınılmazdı. Ucunda Vahşikalkan’ın durduğu, arkasına doğru v harfi şeklinde sıralanan bir duruştu formasyonun temeli, önden gelen tüm atağı ödül zindanından gelen kalkan almaktaydı.

Gereken refleksi göstermişlerdi fakat anlaşılıyor ki düşmanlarının temel planı buydu, neler olduğunu önemsemeden saldırılarını sürdürüyorlardı. Yere sapladıkları kalkanları ile direnmeye çalışan orkların çoğu yanlardan gelen okların hedefi olmaktan kurtulamamaktaydı, tek yapabildikleri kalkanlı arkadaşlarına yaklaşmaktı.

Kısa süre içinde eski durumlarına geri dönmüşlerdi, üstelik artık tehlike üç yandan onları sarmıştı.

‘’Beyinsiz ork, senin tutkularının esiri olacağını tahmin ediyordum. Beni öldürmek için peşime düşmen, tüm savaşçılarının canına mal olacak!’’

Sözlerini bitirdikten sonra yürekten bir kahkaha atan koca burunlu komutanın keyfine diyecek yoktu, kendini öne sürerek oynadığı kumarı kazanmıştı. Buraya gelene dek savaşı kafasında sayısız kez yaşamış, en sonunda bu yolda karar kılmıştı.

Rakibin elinde birkaç koz olabileceğini biliyordu, savaş makinalarının yarısını kaybetmesini sağlayan patlamada bunlardan biriydi. Tahminlerine göre bu ırak topraklarda daha fazlası olamazdı, nihai saldırılarını başlatmak için beklemelerine gerek kalmamıştı.

Tek yapması gereken biraz daha kaçmak, askerleri düşmanı yok edene kadar zaman kazanmaktı. Yüzünde başarılı olmanın verdiği keyfin yansımaları görünüyordu, terden sırılsıklam olmuş al yanakları dudaklarının yaptığı baskı karşısında kırışmıştı.

Bu sefer acele etmedi Nafız, düşmanın tüm kartlarını görmek için beklemeyi düşünüyordu. Savaşçıları içinden kayıp vermeyi göze almak zorundaydı, uzun sayılabilecek bir süre sadece gözlem yaptı.

Bütüne bakıyordu, kapana sıkışmış yiğitleri, acımasızca saldıran düşmanlar ve geride bıraktığı savaşçılarla beraber olan öğrencisi. Kafasının içinde tüm olasılıkları hızlıca gözden geçirdi, bu süre zarfında ne konuştu, ne de peşinden koştuğu pelerinli adamı umursadı.

Suskunluğu kesindi, yaydığı auranın kasvetinden ona bakanların boğazı düğümleniyor, yutkunmakta dahi zorluk çekiyorlardı. Savaşçılarının gözleri kulakları ondaydı, en ufak bir işaret bekleyerek direnmekteydiler.

‘’Vahşikalkan, daha ne kadar duracaksın!’’

Gök gürültüsünü andıran haykırış, susuzluktan kırılan toprakların bir damla yağmura kavuşmasını andıran bir sevinçle karşılanacaktı emrindeki savaşçılarının arasında. Bekleyiş bitmişti, artık yağmur olup yağabilir, sel olur taşabilirlerdi.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bu dünyadaki en zor şey, kendi kendine sadık kaImaktır.

Dostoyevski

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1259

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 660

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 377

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15563 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20944 Bölüm Sayısı


creator
manga tr