Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 155-Sıcak Temaslar


Sangre uzun süre sonra sahneye çıkıyordu, karşı tarafın sayısal üstünlüğünü dengelemek için yayını germişti. İkinci orduda olmasının nedeni de buydu, bir aksilik anında devreye girmesi içindi bu düzen.

Elit On’ un okçusunun çok daha gerisinde konuşlanmasına rağmen, her atışı bir elin parmaklarından fazla düşmanın soluğunu kesiyordu. Atışları incelikten yoksundu, okçuluğun doğasında olan gizlilik ve beklenmedik saldırılarla düşmanı şaşırtma niyeti yoktu.

Okları havayı yararak ilerlerken, çıkardığı sesi istisnasız herkes duymaktaydı, adeta onlara ölümün yaklaştığını haber vermek istiyordu. Bu durum düşman hatlarında karışıklığa neden olurken, simsiyah zırhlar içinde savaş ateşi ile yanan sekiz savaşçı iş başına geçecekti.

Savaş alanında ön cepheye yerleşti ve neredeyse eşit aralıklarla yayıldı Elit On’ un savaşçıları. Akın akın gelen düşmanın ilk dalgasının vurduğu yerde, hattın göbeğinde iki ve üç numara bulunuyordu.

Beden sertleştirmesi tekniğine sahip savaşçı için bu konum doğaldı, sadece bir orkun eline yakışabilecek kadar görkemli baltası ile beraber, önüne geleni parçalamakla meşguldü.

Vücuduna gelen darbeler karşısında yerinden dahi kımıldamadan sadece vuruyordu, üstün savunmasını delebilecek biri çıkana kadarda duracağı yok gibiydi.

Düşmanı adım adım geri püskürttükleri bu anlarda birkaç nefeslik soluklanma fırsatı yakaladığı zaman, sağ tarafında savaşan arkadaşına bakıyordu iki numara. Üç numara zorlanmadan görülebilecek bir mesafede savaşıyordu, çoktan dönüşümünü gerçekleştirmiş ve tutkuyla yanmaktaydı.

Tüm bedeni sert bir kabukla kaplanmıştı, başı hariç görünüşü, ayaklanmış iri kıyım bir kaplumbağayı anımsatmaktaydı. Bu işte bir yanlışlık yoktu, şu anda Dilber’den bin bir rica ile alınan kanı kullanıyordu.

Kabuğuna vuran silahların hepsi kırılırken, yumruklarını kaplamış sert deri sayesinde atak yapma imkânı doğmuştu üç numaraya. Uzmanlaştığı tekniğin esnekliğini kullanarak adeta seyyar bir kaleye dönüşmüş, üstüne gelen düşmana ileriye doğru bir adım daha atma şansı bırakmamıştı.

Bu iki savaşçının sağ ve sol yanında dokuz ve yedi numara yer alırken, yanlarında on binlerce İkinci Ordu’ya mensup savaşçısı bulunuyordu.

Bu çok önceden yapılan bir planın parçasıydı, Elit On harekete geçtiği anda tüm birlikler onlarla koordine olarak savaşacaktı. Aksi halde, sadece iki savaşçı ile hücum eden binlerce düşmana direnmek nasıl mümkün olabilirdi?

Dört savaşçı ve emirlerindeki on binlerce askerin çekirdeğini oluşturduğu savunma hattı, kanatlara doğru açıldıkça dışa doğru kavis almaktaydı. Formasyon tamamlandığında öyle olmuştu ki, uçlardaki beş ve altı numara birbirilerine yüzlerini çevirmeden bakabiliyorlardı.

Devasa bir hilal oluşturulmuştu, çılgınca yüklenen düşman göbekte sert bir setle karşılaşıyor, geriye dönmesinin mümkün olmadığı içinde kanatlara doğru açılıyordu.

Hilalin uçlarını silahları ile bütünleşmiş iki savaşçı mühürlemişti, Altın Chakramlar ve Eşsiz Mızrak bir an bile durmuyordu. Kana susamış iki canavar gibiydiler, içtikçe daha da istiyor, sanki bir daha kullanılmayacaklarmış gibi doymak bilmiyorlardı.

İkinci Ordu’nun savaş alanında, onların iştahı ile yarışabilecek olmasa dahi görenleri dehşete düşürecek bir silah daha sahne almıştı bu sıralar. Yetişkin bir orkun bileklerinden daha kalın iki metal kamçıydı, gören herkesin içine ölüm gölgesini düşürenler.

Dokuz numara ile beş numaranın arasında konumlanan yedincinin acımasız saldırıları ile hilalin bir tarafı tamamlanıyordu.

Beden sertleştirme ve aşılmaz bir kalkan ile yüzleşen düşmanlar saldıracak açıklık ararken, her sallanışında savaş alanında kan kırmızısı çiçekler açtıran kamçıların eline düşmektelerdi. Şanslıysalar burada ölüyorlardı, aksi durumda onları bekleyen şey havada ilerlerken adeta kuyruklu yıldızlar gibi izlerini bırakan iki Altın Chakram’dı.

Bu yönü seçenlerin sonu mutlak ölümdü, aslında ilerleyecekleri yön konusunda yanlış bir karar verdikleri için kendilerine kızmaları gerekmezdi zira diğer tarafı seçenlere farklı muamele yapılmıyordu.

Hatta belki de daha acılı bir sonu tecrübe ettikleri bile söylenebilirdi bu bahtsız kişilerin, burada kıyım onları beklemiyordu, canlarını almak için ayaklarına kadar geliyordu. Üç ve altı numaranın arasında, İkinci Ordu’nun cengâverlerini geride bırakarak kendilerini, sert rüzgârlar eşliğinde dalgaları köpüren bir denizi andıran düşman ordusunun içine atan iki savaşçı vardı.

Farklı yöntemleri olan bu orkların amaçları aynıydı, hızlı ve kesin ölüm. Yumrukları ve tekmelerinden taşan enerji sayesinde yolunu yara yara açan dört numaranın aksine, sekizinci son derece sinsiydi.

Yaz günü ansızın esen meltem gibi geliyor, ardında kesilmiş gırtlaklarından son nefeslerini almaya çalışan zavallılar bırakıyordu. Hızı, karşısındaki düşmanlar tarafından göz ile takip edilemeyecek düzeye çoktan ulaşmıştı, sadece her çiçekten bal almaya çalışan bir arı gibi vızıltısı duyuluyordu on binlerce kişiden oluşan kalabalığın içinde.

Sahneye çıkmaları ile işleri tersine döndürmüştü Elit On, yavaş adımlarla da olsa, savunma duruşu alsalar da, üstünlüğü ele geçirdikleri su götürmez bir gerçekti.

Gri cübbeli adamın gölgelerde saklanmış yüzü ekşimeye başladığı sırada, yeni açılan diğer cephede de tuhaf olaylar yaşanıyordu.

Boz Sırtlanlar’ın Ana Ork Kabilesi savaşçıları ile desteklenmiş birliği, önlerindeki kalkan duvarına amansızca yüklenmekteydi. Tamamı ortadan kalkmayan surlar nedeniyle, Alyon’ un emrindeki birinci ordunun arkasına geçmenin tek yolu buydu.

Savunma ve saldırı durumunda kitlenmiş iki güçten bağımsız bir mücadele daha vardı bölgede ve bu, Nafız ile köşe çeneli adamın arasında geçiyordu.

Kuşatmanın başından beri umursamaz tavırlar sergileyen Kan Tanrısı, dev kargayı gördüğünden beri değişmişti. Beynindeki hatıralar nedeniyle bu değişimi yaşamaktaydı, böyle bir taşıma canavarını sadece klanda üst düzey kişilerin kullandığını biliyordu.

Bu sefer işini kısa kesmeye karar vermişti, çarpıştıkları düşmanın komutanını öldürerek hızlıca çözülmelerini sağlayacak, daha sonra dağılmış düşmanı emrindeki orklarla ezip geçecekti.

Amacı buydu Nafız’ın fakat şu anda içinde bulunduğu durum hiçte istediği gibi değildi, zira hala Boz Sırtlanlar’ın komutanının peşindeydi.

‘’Gel ulan buraya korkak, nereye kadar kaçabileceksin!’’

Kan Tanrısı balık istifi şeklinde hücum eden düşmanın içinden rüzgâr gibi süzülürken, yarı aceleci yarı küçümser bir tavırla bağırdı.

Daha öncekiler gibi bu da cevapsız kalmaya mahkûmdu, kemerli iri burnundan derin bir nefes alan adam gri pelerinini savura savura kaçıyordu.

Sinirleri iyice gerilen Nafız hızını biraz daha arttırarak adeta kovalamaca oynadığı düşmanın ensesinde bitmişti, ödül zindanından aldığı iki kara hançeri ölümün soğukluğu ile ışıldıyordu.

Rakibinin sırtına ölümcül darbeyi vurmak üzereydi Kan Tanrısı lakin amacına ulaşamadan Boz Sırtlanlar’ın uzmanı arkasında orta çaplı bir patlama bırakarak en az yüz adım ileriye uçacaktı.

Bu adamın hiç utanması yoktu, ne zaman ölümün eşiğine gelse, ork veya kendi askerleri olmasını önemsemeden kendini kurtarmak için onları feda edebiliyordu.

Ani hareketle geriye sıçrayarak saldırıdan kurtulan Nafız’ın önünde yüzlerce ceset vardı, daha önce birkaç kere olduğu gibi yine sıyırmıştı koca burunlu komutan.

Şu anda uzakta bir yerde biraz önce canını almasına ramak kalan düşmanını kesiyor, aynı zamanda elindeki bir alet aracılığı ile saldırı halindeki subaylarına emirler yağdırıyordu.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Hiçbir şey ummuyorum; hiçbir şeyden korkmuyorum; özgürüm.

Zorba

 Yazar Notu

Zaman zaman, aklımdan geçenleri kağıda dökeceğim serime bakmak isterseniz buradan buyrun

https://www.wattpad.com/myworks/148483983-akl%C4%B1ma-d%C3%BC%C5%9Fenler




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1221

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1054

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 644

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 180

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14841 Üye Sayısı
  • 457 Seri Sayısı
  • 19525 Bölüm Sayısı


creator
manga tr