Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 148-İki Ordu


Bir anda dört bir yanda ateşler yanmaya başlayacaktı, ellerinde meşaleler taşıyan ork savaşçıları yıktıkları çadırlarını aleve vermişlerdi.

Çıkılan seferin dönüşü olmadığının işaretiydi bu, ya gidip Ana Ork Kabilesi’ni ele geçirecek veyahut ölü bedenlerini orada bırakacaklardı.

Esen rüzgârın etkisiyle göğe yükselen alevlerin içinde sakince yürüyen Nafız, cehennemin dehlizlerinden yeryüzüne çıkmış bir zebani gibi görünmekteydi şu anlarda. Bu manzara yüzbinlerce orkun da yüreğine dokunarak, delicesine tezahürat yapmalarına neden olmuştu.

İçkiler içilmeye, kendinden geçmiş gibi çılgınca danslar edilmeye başlanacaktı, ucunda ölüm olan bir yola gidilirken son mutlu gecelerini yaşıyordu orklar. Ne kadar, mantıkla karar alan, emir komuta zincirine uyan bir topluluk yaratmak isteseler de, ilerleyen saatlerde manzara tam tersine dönecekti.

En temel içgüdü hayatta kalmaktı, bunu hiçe sayacakları bir işe kalkışırken mantıklarını baskılamak için ork savaşçıları diğer vahşi dürtülerini dışa vurmuştu. Alyon ve Nafız olanları birlikte izliyordu, sadece bir defaya mahsus göz yummayı uygun gördüler.

Ne kadar dağıtsalar da hepsi sıkı bir eğitimden geçmiş kişilerdi, sabah ilk ışıklarını onların üzerine yolladığında, çoktan hazırlıklarını bitirmişlerdi.

Ordunun önünde her ihtimale karşı Nafız, Alyon ve komutanların olduğu araç vardı, tüm önemli kişilerin bir araya toplanması başka durumlarda tehlikeli bir hareket olurda ama içeridekiler kuru gürültüye pabuç bırakacak tipler değillerdi.

Hemen arkalarında dizili mühimmat konvoyu, onu çepeçevre saran askerlerle koordineli olarak ilerlemekteydi. Ordunun çoğu yaya savaşçılardan oluştuğu için hızı yavaştı belki ama tüm önlemler alınmış, her an bir saldırı ile karşı karşıya kalacak şekilde yol alıyordu.

Alyon ve Nafız yan yana oturmuşken, karşılarında dört kişi dizilmiş onlara bakıyordu. Bunların içinde en sakini Kitapkurdu idi, şu anda bir aile toplantısında gibiydi.

Bir yanında kız kardeşi, diğer yanında yeğeni olan Han vardı, zayıf fizikli erkek orkun yanında ise Miloş sığıntı gibi duruyordu. Sıkıntılı bir hali vardı eski korumanın, kabilenin ağır toplarının olduğu vagonun içinde boncuk boncuk terlerken, hafiften yüzüne vuran rüzgâr tenini donduruyordu.

‘’Miloş, kasma bu kadar kendini! Sende artık aileden sayılırsın?’’

İnsan savaşçısının bu halini gören Alyon gülerek kendisini sakinleştirmeye çalıştı, yanındaki çatlak orkla onun öğrencisi dışında herkesin üzerinde tedirginlik vardı fakat onunki çok göze batıyordu.

‘’Dur bakalım orada Alyon Efendi, sadece beş sene için bize katılmasını isteyen sendin. Verilen mühlet kısa süre içinde dolacak, henüz bize bir şey söylemedi arkadaş!’’

Nafız hafiften yumuşayan ortamı tekrar gererken hiç tereddüt etmemişti, söylediği gibi Miloş’ un üstünde ki hükmünün kalkmasına çok kısa bir zaman kalmıştı.

‘’Efendim, yalan söylemeyeceğim size, bu konu hakkında epeydir düşünüyorum fakat kesin bir karar veremedim henüz. Savaşın bitimi ile aklımı netleştirerek geleceğim hakkında son sözü söyleyeceğim!’’

Dudağını bükerek bakışlarını dışarı çevirecekti Nafız, içten içe kabilede kalarak görevine devam etmesini istiyordu Miloş’un, bunu yüzüne karşı söylemese de birkaç sefer ciddi şekilde imada bulunmuştu.

‘’Kabilemiz ve yeni ork ırkı için yaptığın hizmetler hiçbir zaman unutulmayacak, bizimle veya değil Ork Stepleri üzerinde her zaman hoş karşılanıp saygı göreceksin!’’

Konuşan kişi ortamdaki en genç ork olan Han’dı, sesine sinen ciddiyet kelimelerinin ağırlığını birkaç kat arttırmıştı.

Doğduğundan beri ona öğretilen, iyiliğe ve kötülüğe misli ile karşılık vermesi gerektiğiydi. İleride hükümdarı olacağı topraklar üzerine vaatlerde bulunması boşuna değildi, değerli gördüğü bir kabile üyesini ikna etmek içindi hepsi.

‘’Usta iyi ki Sangre burada değil, yoksa Ana Ork Kabilesi’ ne varana kadar neler çekerdik düşünmek bile istemiyorum!’’

Kitapkurdu oturduğu yerden hafifçe doğrulacak iken, bir anda daha da yayılarak geri atmıştı kendisini. Bu rahat tavrını, kardeş öğrenci olduğu Sangre için söylediği sözlerle iyice pekiştiriyordu.

‘’Düzgün otur lan babanın karşısında, gölge görmüş malak gibi yaydın kendini!’’

Nafız bu hareketlerin üzerine sertçe çıkıştı, öğrencisinin sakinliği ve rahatlığını her daim takdir etmesine rağmen, gevşekliğe tahammülü yoktu.

Ortam curcuna içine girmişti, öğrencisi kendini affettirmek için dolambaçlı cümleler kurdukça Nafız üstüne gidiyor, izleyenler için hoş bir seyirlik doğuyordu.

Bu anlarda bile aracın içinde bir kişi gözleri dalgın, ağzını bıçak açmaz bir şekilde oturmaktaydı. Yarmagül, yavaş bir hızla ilerleyen taşıtın ara sıra sallanması nedeniyle hafifçe harekette etmese, varlığının farkına varılmayacak kadar ortamdan izole etmişti kendisini.

‘’Kızım bu kadar endişelenecektin madem, niye savaşçı bir komutanla evlendin, alırdık sana Parthenia’dan gümrük memuru, maaş artı indirlerle geçinip giderdiniz!’’

Öğrencisi ile boğuşan Nafız, hemen onun yanında oturan dişi orkun asık suratına daha fazla katlanamayıp patlamıştı, yarı sert yarı dalga geçerek takılıyordu Yarmagül’e.

‘’Anneciğim endişe etmenize gerek yok, hem babam tek başına değil ki, Sangre, Elit On ve dedemin eski askerleri onunla beraber!’’

Han hiçbir öfkelenme emaresi göstermeden hemen annesini teselliye başlayacaktı, ikinci ordunun ana gücünü özetleyen grubu tek tek sayarak gönüllere su serpmek istedi.

‘’Zaten sıkıntı burada değil mi, bunca zamandır deli gibi savaşan Sangre’nin yanında düşman ne ki? Valla gözü dönmüş onun, bir kızdı mı dost düşman dinlemez!’’

Her zaman Nafız’ın soyunduğu rolde şimdi Kitapkurdu vardı, son derece tedirgin olduğunu belirten hal ve hareketler içinde konuşurken, bir yandan da gülmemek için kendisini zor tuttuğu belli oluyordu.

‘’Seni küçük piç!’’

Ağzına kadar dolan Yarmagül’ ün taşmasını sağlayan son nokta olacaktı bu sözler, hışımla döndüğü gibi yanında oturan kardeşini eline alıp tavana çivilemişti.

Debelenen Kitapkurdu iki elini birleştirmiş kız kardeşini sakinleştirmek istese de iş işten geçmişti, boştaki eliyle yüzüne tokatlar indiren dev kadını zapt etmek mümkün değildi.

Ailesi ile beraber olan Yarmagül’ ün aksine kocası, neredeyse tüm hayatını yaşadığı, eskiden babasının yönettiği kabilenin kokusunun hala dağılmadığı topraklardaydı.

Geçici çadırlarını kurmuş savaşçıları ısınmak için büyük ateşler yakarak etrafına dizilmişken, o her zaman babasının oturduğu yerde, deri ve tahta parçaları etrafa saçılmış, eskiden gösterişsiz bir azametin sembolü olmuş çadırın yıkıntıları arasında oturuyordu.

Üstünü örten bir çatı yoktu, özellikle böyle istemişti Çekiçdöven, yavaşça kafasına düşen kar tanelerinin yarattığı anlık soğukluğu yüreğinin içinde yanan ateşi söndürmek için kullanıyordu.

Elit On diğer tüm savaşçılardan kendini soyutlamış, ayrı bir çember oluşturarak ilk defa geldikleri bu toprakların çetin hava şartlarıyla mücadele ediyorlardı.

İkinci orduda sadece bir kişi kamp olarak belirlenmiş yerin dışında dolaşmaktaydı, elinde sıkıca yapıştığı yayı, etrafında dönen hançerlerle Sangre idi bu.

Damarlarındaki deli kan sayesinde çevresindeki kemik dondurucu soğuğu hiçe sayarak, öldürecek vahşi yaratık avına çıkmıştı.

Son bir sene boyunca Jashua ile her gece sabaha kadar kapıştıklarından dolayı, rutine dönmüş bu âdeti sürdürmeden edemeyip kendisini karla kaplı dağların eteklerine vurmuştu.

Rakibi yanında değildi, ustası onu sefere dâhil etmeyip Parthenia’ ya şehrine yollayacaktı, bu hareketine insanlarla daha fazla iletişim kurması gerektiği bahanesini uydursa da, gerçek bambaşkaydı.

Henüz on iki yaşındaki çocuk Bilinçaltı Şeytanları adlı zindanda güç hayvanını uyandırmaya çalışıyordu.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnsan fırsatların gelmesini bekler, fırsatlar da insanın gelmesini. Fırsatlar bekler, insanlar bekler: Kazanan hep mazeret olur.

PAULO COELHO

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1147

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 623

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 530

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 310

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13248 Üye Sayısı
  • 392 Seri Sayısı
  • 18107 Bölüm Sayısı


creator
manga tr