Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 145-Görev Tamamlandı


‘’Demek canınızı bağışlamamı istiyorsunuz, düşündüğümden de yüzsüz çıktınız itiraf etmeliyim ki!’’

Nafız çileden çıkmak üzereydi, nefretle dolu şekilde konuştuğu orklardan çıt çıkmıyordu.

‘’Söyle bana, sizi öldürmenin dışında ne yapabilirim?’’

Kafası ile yeri kazmaya çalışan reise seslendiğinde, ayağı ile dürterek toparlanmasını sağladı Nafız

‘’Efendim, bizden önceki kabileleri ceza olarak madenlerde çalışmaya gönderdiğinizi biliyorum, onların iki katı süre çalışmaya razıyız!’’

Bu sözler Kan Tanrısı’nın kahkahalar ile gülmesini sağlayacaktı, öyle tiz bir tonda gülüyordu ki bazı isyancıların kulaklarından kan akmaya başlamıştı.

‘’Bak sana ne anlatıcam şimdi, hepiniz kulaklarınızı dört açın ve beni dinleyin!’’

İsyancı kabilenin savaşçıları diken üstündeydi, kendilerine yapılan çağrıya uyarak tüm dikkatlerini söylenenleri duymak için toplamışlardı.

‘’Sizden öncekiler kabilelerini bırakıp kaçmadılar, ya savaştılar ya da teslim olarak cezalarına rıza gösterdiler. Siz ne yaptınız, yurt edindiğiniz toprağı terk ederek burada birleşip savaş hazırlığına giriştiniz!’’

Ortamın sessizliğinden, Elit On üyeleri kendi nefes alışverişlerini duyar hale gelmişti

‘’Bu da yetmedi, karşımıza insan savaşçılarının komutasında çıktınız, soydaşlarınıza isyan ederken üç beş sefil yaratığın karşısında boyun eğdiniz!’’

Konuştukça şakaklarındaki damarlar şişiyordu Nafız’ın, sinirden eliyle yüzünün bir tarafını kapatarak kafasını sallamaktaydı.

‘’Madenlerde çalışan, kabilesine soyuna bağlı orklarımın içine, sizin gibi haşereleri karıştırabileceğimi nereden çıkarabiliyorsunuz!’’

İyiden iyiye bağırıyordu Kan Tanrısı, karşısındaki binlerce savaşçı pısmış korkudan titriyordu.

‘’Şimdi tek yapacağınız görev, ölene kadar savaşarak yeni ork ırkının temeli olacak sütunlara harç görevi görmektir!’’

‘’Öldürün!’’

Emri alan Elit On’ un dokuz üyesi hızla saldırıya geçecekti, son umutları da suya düşen isyancılar ise şaşkınlık içindeydiler.

Bir süre sonra silahlarını kapıp karşılık vermek istediler ama iş işten geçmişti, kendilerini korkutan konuşma, şu anda onları biçen savaşçılar üstünde tam tersi bir etki yaratmıştı.

Siyahlar içindeki her ork savaşçısının gözlerinde büyük bir cinayet niyeti parlıyordu, bahçesinde biten yaban otlarını hırsla koparan bir bahçıvan gibi girişiyorlardı isyancılara.

Bir numara dâhil hepsi tekniklerini kullanmıştı, düşmanlarını ezip geçmekten başka bir düşünce yoktu akıllarında.

Miloş ve Nafız arkalarını dönerek büyük kıyımın yaşandığı yerden uzaklaşırken, sonraki durakları çılgınca savaşan ikilinin yanıydı.

Vardıklarında karşılaştıkları manzara enteresan olacaktı, platin rengi saçları ve çarpıcı bukleleri ile göz alıcı görünüme sahip olan genç adamın eski halinden eser yoktu.

Şu anda saçlarının yarısı gitmişti ve yüzünde derin bir kesik vardı, daha önceki sakin ve kibar aurası kaybolmuş canilik taşan bir ifade suratına yapışmıştı.

Rakibinin de ondan aşağı kalır yanı yoktu bu konuda, zırhının ağız kısmını örten parçasının bir kısmı parçalanmıştı, en çok göze batan ayrıntı eşsiz mızrağını artık tek eliyle kullanıyor oluşuydu.

Görünen o ki dominant olan sağ eli ağır yaralıydı ve bu şekilde devam ederse, bir daha kullanamayacak bir duruma gelebilirdi uzvu.

İstediği üzere teke tek savaşmasına izin verilmişti fakat o riske atılamayacak bir konumdaydı. Baştan böyle bir savaşçı yetiştirmek yerine, şimdi savaşa müdahale etmek yerinde olurdu.

Nafız bu düşünceler içindeyken, silahlarını hızla çarpıştıran iki savaşçıda darbenin şiddetinden geri savrularak yere düşmüştü.

‘’Yeter, bu dövüşü burada bitiriyorum!’’

Siyahlar içindeki ork savaşçısı içinde bulunduğu durumdan dolayı sözlerin kime ait olduğunu anlamayarak hızla ayağa kalkmıştı, bir an sonra karşısında onu görünce çaresizce bu isteğe boyun eğecekti.

Herkesçe beklenen bir davranıştı bu, asıl şaşırtıcı olan düşmanının sözleri olmuştu

‘’Seni fahişe, benim savaşıma karışacak cesareti nereden buldun!’’

Harap bir durumdaki insan savaşçısının konuşması, yanı başındaki üç kişinin aptal aptal birbirlerine bakmasına neden oldu.

Savaşın başında kibarlıktan kırılan kişi miydi bu adam? Nasıl olurda bu denli değişebilirdi bir kişinin tavrı?

İki soru akıllarda yankılanırken Nafız en iyi yaptığı işe soyundu, bir anda gözden kaybolarak kendisine hakaret eden adamın ense kökünde bitti.

‘’Küfür yok aslanım, küfür yok!’’

Kulağına fısıldadığı birkaç kelimeden sonra, yüz üstü yere vurduğu Boz Sırtlanlar’ın yakışıklı üyesinin kafasına ayağıyla basar haldeydi.

‘’Seni öldüreceğim, cesedini paramparça edeceğim!’’

Kafasını yana çeviren adamın susmaya niyeti yok gibiydi, Nafız’ın ayak tabanı suratına bastırırken tehditlerini sıralıyordu.

‘’Vay arkadaş, ne kadar da çenesi düşükmüşsün sen!’’

‘’Kırrttttt!’’

Ayağına hafifçe güç veren Kan Tanrısı, ağzından köpükler saçarak bağıran düşmanının çenesini ezmişti. Kırmamak için büyük özen göstermesine rağmen, çıkan ses oluşan hasarın ufak olmadığının deliliydi.

Debelenen insan savaşçısına aldırmadan Elit On’ un isyancıları öldürmesini izlemeye koyuldular, Miloş bu sırada altı numaranın yaraları ile ilgileniyordu.

Akşam karanlığı çökmek üzereyken her şey sona ermişti, üstü başı kan içindeki dokuz savaşçı yanlarına doğru yürüyordu.

Tüm gün süren mücadelenin yarattığı adrenalin tükenirken, yorgunlukları bakışlarından belli oluyordu siyahlar içindeki orkların.

Büyük karakter değişimi yaşayan insan savaşçısı da çoktan bayılmıştı, bu kadar çok yara ile uzun süre bilincini muhafaza etmesi bile mucize idi.

‘’Hepiniz bu gün çok iyi iş çıkardınız, şimdi araca dönerek dinlenebilirsiniz. Burayı ben hallederim!’’

Tam anlamıyla duymak istedikleri şeylerdi bunlar, zorlu bir mücadelenin sonunda sadece bir köşede bayılmak istiyorlardı.

Miloş ile beraber ork savaşçılarını yanından uzaklaştıran Nafız, kolundaki dövmeyi hafifçe ovuşturarak Alis’i dışarıya çağırdı.

Bir nefes sonra minik beyaz tavşan karşısında belirmişti, artık aralarının iyi olduğu Nafız’a bir bakış attıktan sonra güç hayvanının dikkati başka bir noktaya kayacaktı.

Baygın haldeki insan savaşçısına bakıyordu Alis, gözünün parlaması ve ileri atılması aynı anda olmuştu.

‘’Hop hop hop, bu yemek değil!’’

Nafız hemen önüne fırladı minik beyaz tavşanın, geç kalırsa sonucun ne olduğunu gayet iyi biliyordu.

‘’Somurtma bana şimdi, biliyorum çok lezzetli bir kişi bu ama bu seferlik onun yaşamasının daha iyi olacağına karar verdim!’’

Bu sözler kendisine ulaştığında Alis trip atar gibi kafasını yana çevirip ağzından bazı hırıltılar çıkaracaktı, anlaşılıyor ki durum hiç hoşuna gitmemişti.

Biraz bu şekilde durduktan sonra Nafız’ın kararının kesin olduğunu anlayacaktı güç hayvanı, gönülsüzce arkasını dönerek tüm gün boyunca süren savaş nedeniyle oluşmuş ceset yığınlarına doğru ilerledi.

Aldığı karar Nafız içinde sürprizdi aslında, bu dünyada doğduğundan beri canını bağışladığı ilk kişi şu anda arkasında yatan adam değildi. Daha öncede öldürmekten vazgeçtiği olmuştu lakin şu anda yaptığı hareket hiçbirine benzemiyordu.

İşine yarayacak birçok kişiyi bağışlamıştı fakat bunların hepsinin mantıksal bir nedeni vardı. Ne kadar kendisini zorlasa da, şimdiki kararının nedenini sağlam bir zemine oturtamıyordu.

Tamamen içgüdüsel olarak yapmıştı seçimini, adeta içinden gelen bir ses onun ruhunun kulağına fısıldamıştı bunu.

‘’Neyse çok kafaya takmaya gerek yok, büyük ihtimal bir daha görüşmeyeceğiz zaten!’’

Kendi kendine söylendikten sonra, kanla ıslanmış yere oturarak Alis’in işini bitirmesini bekledi.

 Sabah olduğunda geldikleri araçla harabeye dönmüş kabileden ayrılıyorlardı, arkalarında sadece yerde yatan bir adam ve onun yanına bıraktıkları uzun ve ince kılıç kalmıştı.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bir düşmanla savaşarak yaşayan kişinin, düşmanını hayatta bırakmakta yararı vardır. 

Friedrich Nietzsche

Anket Ork Stepleri Cildi Bitimine Kadar Açık Olacaktır.... 

 https://goo.gl/forms/rlnbXL7yXqOgC4Y93

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1147

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 623

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 530

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 310

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13248 Üye Sayısı
  • 392 Seri Sayısı
  • 18107 Bölüm Sayısı


creator
manga tr