Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 143-Beklenmeyen İstek


‘’Savaşçılarım sizden son bir isteğim var, gözlerinizi dört açın ve soydaşlarınızın insan savaşçılarını nasıl yok ettiklerini izleyin!’’

Reislerinden birçok defa emir almışlardı ve hiçbir zaman şimdi olduğu gibi rica eder tavır takınmamıştı. İnsan savaşçıları kabileye geldiğinden beri daha bir agresif olmuş, onlara hayatı zindan etmişti oysaki.

‘’Büyük bir hata yaptık, ulaşmamızın mümkün olmadığı yerleri hedefledik, şimdi en azından hayalimizdeki bizim nasıl bir şey olabileceğini kendi gözlerimizle görelim!’’

Kabilesinin savaşçılarının üzerinde soğuk duş etkisi yaratacak bu sözleri, güzel kadının kesik başına bakarken düşünmüştü. Bu zaman zarfında kendisine tek bir soru sordu, isyan ederken aklındaki düşünceler neydi? 

Kendi kabilesi olacaktı, orada tek hükümdar olacaktı, her türlü tehdide karşı onun olanı koruyarak el uzatanların boğazını sıkacaktı.

Ork Kurultayında iki liderin yaydığı mağrur hava, onun kendisinde olmayan bazı meziyetleri taşıdığına inanmasını sağlamıştı. Yüzyıldır yapılmayanı başaran Nafız ve Alyon’ un yarattığı mucize, belki de ona bu işlerin sandığından basit olduğunu düşündürmüştü.

Bugün kazın ayağının öyle olmadığını, sadece inanmış ve amacı uğruna hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan orkların bu yolda başarılı olacağını görmüştü. Kan ve gözyaşı ile yoğrulmadan, arkanda duracağını iddia eden kişilere güvenerek şan ve şeref hayal etmek nasıl bir aymazlıktı.

Başından beri savaşın verdiği heyecanla sadece öldürmek ve ölmemek düşüncelerine sahip ork savaşçıları, duyduklarından sonra süren savaşlara başka gözlerle bakacaklardı. Şu anda simsiyah zırhlar içindeki soydaşları düşmanları değildi, onlara ve reislerine en aşağılık muameleyi reva gören insanları cezalandıran ork savaşçılarıydı.

Bu geri çekilme başka bir fırsatı beraberinde getiriyordu Elit On’a, sekiz, on ve beş numara çoktan kır saçlı liderin olduğu yere doğru ilerlemekteydi. Altı numaranın kaprisini onlarda görmüş, savaş meydanında boşta kalan tek hedefi indirmek için fikir birliği yapmışlardı.

İyiden iyiye yorulan Boz Sırtlanlar’ın lideri de destek güçlerinin gelişinin farkındaydı, geri çekilecek bir yeri kalmayınca son kozunu oynamak zorunda kalacaktı.

Elini belindeki küçük çantanın içine atarak acil durumlar için sakladığı nesneleri kavradı, bunlar patladığı zaman yirmi adım çapındaki bir alanda ışık flaşı oluşturarak geçici körlüğe yol açan silahlardı.

Yarattıkları etki muazzamdı, yerinde kullanıldığı zaman rakibin tepki vermek gibi bir şansı olmuyordu. Bu nedenle tüm düşmanların etki alanının içine girmesin bekledi kır saçlı adam, aksi halde şu anki durumunda kaçması mümkün olamazdı.

Her saldırının bir açığı olduğu gibi elindeki silahlarında büyük bir zaafı vardı, onların neler yapabileceğini deneyimleyen düşman ikinci kez aynı tuzağa düşmezdi.

Desteğe gelen üçlünün kendisine on adıma kadar yaklaşmasına izin verdi kır saçlı adam, saldırı menzilinin yarısına gelene kadar bekledi düşmanlarını, son şansını boşa harcayamazdı.

Beklediği an geldiğinde ise hiç tereddüt etmedi, sıkıca tuttuğu küçük küp şeklindeki nesneleri hızla yere vururken gözleri sıkıca kapadı, bir an sonra sırtını dönmüş kaçmak için pozisyonunu almıştı bile.

Tek güvencesi bu silah değildi orta yaşlı adamın, ayağındaki botlarda özeldi. Dışardan bakıldığında gösterişsiz ve eskiydiler fakat kazandığı paranın çoğunu bu ekipmana gömmüştü Boz Sırtlanlar’ın lideri.

Botlar kullanıcısına yüksek hızlara çıkma imkânı tanıyordu, para ile alınabilecek tarzdaki ekipmanlar içinde hız konusunda en büyük desteği verenlerden biriydiler. Giyen kişinin normal hızını bir buçuk katına kadar arttırarak, onu bir süre dokunulmaz yapabiliyordu.

Organizasyonunda onu tanıyanlar kendisine her zaman son derece saygılı yaklaşmışlardı, nasıl olurda hayatını paralı asker olarak geçirip bu yaşa gelmiş birine karşı küstahlık yapabilirlerdi.

Onlara göre bu başarısının nedeni eşsiz bir tekniğe ve yıkıcı bir savaş gücüne sahip olmasıydı kır saçlı adamın, şaşılacak şeyler değildi düşünceleri, onu gören herkesin ilk aklına gelen fikir bu olabilirdi.

Gerçekler ise bambaşkaydı, kır saçlı adamın paralı asker olarak sürdüğü uzun yaşamın sırrı hiçbir zaman ön saflarda savaşmamak ve hayatının tehlikede olduğunu hissettiği anda arkasına dahi bakmadan kaçmasıydı.

Birçokları için bu davranış biçimi onursuzluk olarak addedilebilirdi, en azından gerçekleri duyduğu anda ona korkak etiketi vurmayacak kimse yoktu.

Bunlar umurunda değildi orta yaşlı adamın, öldükten sonra konuşulanların hiçbir önemi yoktu sadece yaşayan kişilerin önünde seçenekler olurdu. Gururdan süslemelere sahip bir tabuttansa, korkaklık kokan bir kıyafeti tercih ederdi o.

Patlayan flaş küpçüklerinin etkisi sürerken kıymetli botlarını kullanarak kaçmaya başlamıştı Boz Sırtlanlar’ın lideri, arkasında bıraktığı iki arkadaşı aklına dahi gelmemişti.

Bu sırada sürpriz saldırı sonucu görme yetileri kaybeden Elit On’ un dört üyesi şaşkın haldeydiler, birbirlerine zarar verme tehlikesi altında olduklarından, en temel savunma pozisyonu alıp üzerlerindeki etkinin geçmesini bekliyorlardı.

‘’Efendim, hemen düşmanı etkisiz hale getiriyorum!’’

Savaşçılarının düştüğü durum Miloş’ un utanç içinde konuşmasını sağlamıştı, başı yerdeydi şu sıra.

‘’Hemen enseyi karartma Miloş Efendi, bu mücadele son sınavları olmasının dışında gerçek bir savaşçıya karşı ilk tecrübeleri. Onlarla kafa kafaya çarpışacak kişiler gibi, türlü hile ile karşılarına çıkanlarda olacak, yaşamaları gereken bir olaydı ve yaşadılar o kadar!’’

‘’Efendim sizi anlıyorum lakin düşman lideri hızla uzaklaşmakta, ödül zindanından aldığım ekipmanı kullanırsam kısa sürede tepesine binebilirim ama biraz beklersem korkarım ki çok geç kalacağız!’’

Miloş haksız sayılmazdı, hali hazırda savaş alanına ırak bir noktadaydılar ve kendilerine en uzak yerden kaçmaya başlamıştı kır saçlı adam.

‘’Sakin ol, sanırım bu işi bizim için halledebilecek birileri var!’’

Nafız’ın konuşması sürerken bir okun yüksek hızda kaçan adama doğru ilerlediğini gördü Miloş, aklına gelen ilk isim on numara olacaktı. Belli ki okçu ork temkinli davrandı ve zamanında gözlerini kapatabildi diye düşündü Elit On’ un komutanı.

Gözleri ile onu bulduğunda ilk düşündüğü şeyin yanlış olduğunu görecekti, on numara tek dizinin üstüne çökmüş savunma pozisyonunda duruyordu hala. Bir nefes süresinde kalan tüm ihtimalleri düşündü Miloş ve hala okun kim tarafından atıldığını bulamamıştı.

Bu sırada havadaki ok hızla ilerleyerek hedefine varacaktı, adeta uçar gibi kaçan kır saçlı adamın sağ baldırından içeri girmişti bile.

Yediği darbe sonrası şiddetli bir şekilde sarsıldı kır saçlı adam, ne var ki bu onu durdurmaya yetmezdi, ağırlığını diğer ayağına vererek tekrar harekete geçmişti.

Bir okun onu durdurmak için yetmeyeceğini bilen tek kişi kendisi değildi tabii ki, ilk okun geldiği yerden bir başkası daha yükseliyordu şu anda.

Miloş’ da atışın sahibini bulmuştu, gördüğüne inanmayarak baksa bile bir şey değişmeyecekti, isyancı kabilenin reisi elindeki yayını yana indirdiğinde göz göze gelmişlerdi zaten.

İkinci ok kaçan adamın sağlam bacağına saplandığında, reislerinin arkasında bekleyen savaşçıları da hep bir ağızdan bağırdılar. Savaş meydanı inlemişti, bu öylesine bir bağırma değildi, sanki bir süredir kendilerini hiçe sayan bu insana haddini bildirmenin mutluluğu saklıydı içinde.

‘’Kan Tanrısı Nafız, yalvarırım bu insanın canını alma işini bana bırakın!’’

Sesinde bolca utanç ve bir parça heyecanla bağıran kişi son isyancı kabilenin reisiydi. Şu anda, kendisine izin vermesi için mağrur bakışlarla onu süzen Nafız’a yalvaran gözlerle bakıyordu.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 Tiyatro evrensel değildir, ulusaldır çünkü dille bağlı. Sizin folklorunuz, sizin kültürünüz başkaları tarafından bilinmez. O zaman üreteceğiniz espriler de evrensel değil ulusaldır ve yöreseldir.

Metin Akpınar

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1150

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 842

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 792

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 313

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 88

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13331 Üye Sayısı
  • 399 Seri Sayısı
  • 18154 Bölüm Sayısı


creator
manga tr