Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 142-Geri Çekilme


Sonuç olarak, düşmanın ana gücü olarak sayılabilecek olan Boz Sırtlanlar’dan bir kişi daha eksilmişti. Elit On cephesinde sevinç yaratan bu haber, kır saçlı liderin çileden çıkmasına yetecekti.

‘’Aptal ork çabuk savaşçılarını bu kanada yönelt, hepimizin ölümünü mü izlemek istiyorsun?’’

Önünde yarı dönüşüm geçirmiş rakibi varken fazla konuşamıyordu Boz Sırtlanlar’ın lideri, şu tek cümle bile karnına aldığı bir çizikle sonuçlanacaktı.

Başka bir zaman olsa bu yara ona sinek ısırığı gibi gelirdi, yıllarını savaş alanında harcamış biri için böyle şeyler yaşamak günlük hayatın bir parçası olmuştu ama bu sefer durum başkaydı.

Üçüncünün dönüşüm geçirmek için kullandığı canlı çok özeldi, lav kertenkelesinin açtığı yaralardan kan akmıyordu, bunun yerine için için yanan bir ateşle beraber kavruluyordu bu bölge.

Şu anda kır saçlı adamın bedeninde toplam beş tane yara vardı ve bunlar açıldıklarından itibaren durmadan acı verici bir şekilde sıcaklık üreterek etraflarındaki dokuyu yakıyorlardı.

Vücut ısısı sürekli yükseliyordu orta yaşlı adamın, bunun getirdiği sonuçlarsa an be an hareket hızının düşmesi ve solunumunun zorlaşması olacaktı.

Kibirli duruşunu bozup isyancı kabileden yardım istemesinin nedeni aslında içinde bulunduğu bu durumdu, büyük bir kargaşa yaratıp kaçmayı planlıyordu.

Çağrısını yönelttiği kişiye göz ucuyla bakıyordu kır saçlı adam, lav kertenkelesinin pençeleri ile boğuşurken daha fazlasını yapmasına imkân yoktu.

Gördükleri hiç hoşuna gitmeyecekti, saldırı emrini verecek olan kabile reisi kendinde değil gibiydi sanki. Bir süre önce önüne yuvarlanmış kesik başa bakarken adeta puta dönmüştü, ne konuşuyor ne de hareket ediyordu.

Etrafını sarmış komutanları ve şefleri onu izlerken, neden sonra başını bir anda kaldırıp savaş alanına yönlendirdi bakışlarını. Dört cephede süren savaşı ve yerde içi dışına çıkmış şekilde yatan çirkin kadını gözlemledi sakince.

Daha sonra gözleri mücadelenin başından beri oldukları yerden kıpırdamayan ikiliye döndü, Nafız ve Miloş’ un mağrur duruşlarını izledi.

‘’Tüm savaşçılar, geri çekilin!’’

Bugünkü ilk emrini vermişti kabile reisi, yanındaki orkların şaşkın bakışları arasında bir daha bağıracaktı.

‘’Tüm savaşçılar, geri çekilin!’’

Bu durum üzerine kabilenin savaş şefi aceleyle lafa girdi

‘’Reisim, emin misiniz?’’

Boz Sırtlanlar’a karşı sürekli alttan alarak pasif kalan kişinin asıl karakteri bu değildi. Kabilesindeki orkları demir yumrukla yönetiyordu, bu nedenle soruyu sorarken savaş şefinin sesi rüzgârlı havadaki bir yelken gibi titremişti.

‘’Reis, kişinin kendisine bu şekilde hitap edildiğinde nasıl gurur duyduğunu hiçbiriniz bilemezsiniz, kelimelerle anlatmam mümkün dahi değil lakin şu halime baksanıza, böyle büyük bir unvanı taşıyabilecek biri gibi mi görünüyorum?’’

Duydukları karşısında aptala dönecekti kabile reisinin yancıları, bu sözler onun ağzından çıkmamış olsa söyleyen kişiye saldırabilirlerdi bile.

‘’Kendi savaşçılarıma saldırı emrini bile veremezken neyin reisliğini yapacağım, kalan şerefimizi korumak için en azından bu emrimi uygulatın çabuk!’’

Sesi alçak perdeden çıkıyordu isyancı kabilenin reisinin lakin etkisi güneşli bir kış gününde insanın yüzünü kesen kuru ayaz gibiydi. Boğazları düğümlenmişti emri alanların, ilk anlarda değil konuşmak doğru düzgün nefes bile alamadılar.

‘’Tüm savaşçılara geri çekilme emrini iletin!’’

En sonunda kabilenin savaş şefi konuşacaktı, astlarına yapmaları gerekeni söylerken gözlerinde yeni kazanılmış bir aydınlanmanın işaretleri seziliyordu.

Baştaki sayılarının ancak yarısı kadar kalmış ork savaşçıları, kendilerine iletilen haberi aldıklarında biraz afallasalar da içten içe sevinerek hızla geri koşmaya başladılar. Kıyma makinasına atılmış yağlı bir parça et gibiydiler, Elit On’dan oluşan dişliler tarafından eziliyor lime lime ediliyorlardı uzun süredir.

Yaşananlar kır saçlı adamın yüreğine bir öküzün oturmasını sağlamıştı, umudunu bağladığı kargaşa ortamı oluşamayacağından, kaçması için gereken fırsatı yakalaması zor görünüyordu.

‘’Lanet olasıcalar, size ne diyorsam onu yapacaksınız, hemen saldırıya geçin!’’

Kelle koltukta hırsla haykırdı Boz Sırtlanlar’ın lideri, bacağında açılacak başka bir yarayı göze alarak yapmıştı bu hareketi.

‘’Kapa çeneni insan, burası Ork Stepleri sen kime emir verdiğini sanıyorsun!’’

Kabile reisi kendisine hakaretler eşliğinde seslenen orta yaşlı adama, dimdik başı ve çakmak çakmak olmuş gözleriyle cevap verdi. Dramatik hali dağılmıştı, adeta kendini üstten gören bir tavırla bağırıyordu.

‘’Geri dönen savaşçıları düzene sokun, her şey bitene kadar burada durup izleyeceğiz!’’

Sırtından çıkardığı baltayı hışımla toprağa sapladıktan sonra konuşacaktı kabile reisi, bu hareketi emrinden taviz vermeyeceğinin kanıtı olarak görülmüştü.

Soydaşlarını amansızca öldüren dört, yedi ve dokuz numara oldukları yerde önlerinde cereyan eden olayları izliyordu, durmaksızın üstlerine akın eden düşman savaşçıları ardı sıra geri koşmaktaydılar.

Bir süre bunun bir aldatmaca olup olmadığını görmek için tepkisiz kaldılar, orkların ayrılarak insan düşmanlarını yalnız bıraktıklarını gördüklerinde ise kafalarında bir şimşek çaktı.

‘’İlk önce kılıçlı olanı halledelim, ileri!’’

Sıra olarak daha yüksekte olan dört numara yanındaki iki arkadaşına bir sonraki hedeflerini söylemişti, savaş prensibi olarak zayıf halkaları ilk önce yok ediyorlardı.

Hızla altıncının savaştığı yere doğru harekete geçtiler, yedincinin iki ağır kamçısının koşarken yerde sürüklemesi nedeniyle arkalarında büyük bir toz bulutu oluşmuştu.

‘’Durun!’’

Ulaşmak istedikleri yere varmışlardı ki kulakları gür bir sesin çıkardığı titreşimler ile sarsıldı, şu anda havada geriye doğru uçan altıncının sesiydi bu.

‘’Kimse savaşıma karışmayacak, gidin ve kendinize başka bir hedef bulun!’’

Eşsiz mızrağına yaslanarak konuşuyordu siyahlar içindeki ork savaşçısı, sözleri kısa ve netti, nefes nefese hali nedeniyle uzun konuşamıyordu.

Sadece arkadaşlarının gözlerine kararlı bakışlarla bakıyordu, kararını vermişti ve bu konuda çok ciddiydi. Kısa ömründe hiçbir dövüşten bu kadar zevk almamıştı, kan damarlarının içinden çağlayarak akıyordu, bunun biraz daha sürmesi için gözünü karartmıştı altı numara.

‘’Gidiyoruz, beni takip edin!’’

Dört numara olan biteni anlayacaktı, arkadaşı paha biçilmez bir deneyimin tam ortasındaydı, sonucu ölüm dahi olsa onu bu keyiften mahrum edemezdi.

Kalan iki savaş alanına baktığında risk olarak bir fark yoktu, sadece bedensel arkadaşının yorulmuş olabileceğini düşünerek onun yanına gitmeyi uygun gördü.

Düşüncelerinde haksız da sayılmazdı, savaşın başından beri yumruk yumruğa çarpışan iki savaşçının dirençleri iyice düşmüştü. Şu anda savaş alanındaki kişiler göstermemeye çalışsa da, ayrım yapmaksızın hepsinin dayanıklılıkları baştakinin yarısı kadar kalmıştı.

İki bedensel savaşçının hareketleri bir düzene uymak zorunda olmadığından, savaştıkları zaman güzergâhları karmakarışık oluyordu. Büyük bir alan içinde deli gibi dövüşürlerken, Elit On’ un üç üyesi sakince gelip onları bir üçgenin içine almıştı.

Tüm bunlar gerçekleşirken, isyancı kabilenin savaşçıları da saflarına geri dönmüş komutanlarının vereceği emirleri beklemekteydiler.

Dönüş boyunca akıllarına sadece iki seçenek gelecekti ya yeniden organize olup hep birden saldırıya geçeceklerdi veyahut insanlar düşmanı oyalarken Ana Ork Kabilesi istikametine doğru son hız kaçacaklardı.

Kabile reisi de savaşçılarının neler düşündüğünü tahmin edebiliyordu, bu bilinmezliğe son vermek için öne çıktığında, bir süredir yüzünden silinip gitmiş gurur ifadesi geri dönmüş gibiydi.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tarih geçmişte kalmış politikadır, politika ise şimdiden tarih.

John Robert Seeley

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1220

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1053

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 599

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 547

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 345

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14821 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 19495 Bölüm Sayısı


creator
manga tr