Tank Tarihi Günceli

DE 3

Aralık 01, 2016


Bölüm 3 : Doğum

Ji Ning gözlerini açtığında kendisini beyaz giysiler giymiş bir devin elinde buldu. Daha sonra aslında devin yetişkin biri olduğunu fark etti. Kendisi bu adam tarafından tutuluyordu ve daha bebek olduğu için adam ona bir dev gibi görünmüştü.

“Artık gidebilirsiniz”dedi

“Emredersiniz” üç hizmetçide aynı anda saygıyla eğildi.

Ji Ning kendisini kollarına almış olan adamın babası olduğunu düşüdü. Daha yeni dogmuş bir oğlu olmasına rağmen sanki buz parçası gibi soğuk görünüyordu. Giydiği kürk oldukça güzel ve kaliteli gibiydi, ayrılan üç hizmetçide kürk giyse de adamın giydiği kürk açıkça kaliteliydi.

Oda nerdeyse boştu. Duvar, koltuklar ve yatak hepsi mermerden yapılmış gibi duruyordu. Açıkçası oymalar odaya asil bir hava katıyordu. Yerde ve yatağın üstünde yedi metreden uzun kürkler vardı. Açıkçası dev bir canavarın kürküne benziyorlardı ve de oldukça pahalı gibiydiler. Yatağın içinde kürklere sarınmış kırmızı yüzlü bir kadın yatıyordu. [bu odada harem odasına benzemiş]

“ Sandalyeler ve yatak, hatta odanın kendisi bile mermerden yapılmış gibi görünüyor. adam ve hizmetçileri kürk giydiğine göre bu dünya yüksek uygarlık seviyesinde değil gibi görünüyor” diye düşündü Ji Ning.

“Oğlum”
kollarında oğlunu olmasına rağmen, bu adamın yüzü hala çok soğuk bakıyordu ve yüzünde gülümseme hatta memnuniyete dair bile en ufak bir işaret yoktu. Sadece gözleri biraz heyecandan parlamış gibiydi.

Ji Ning aniden bedenine giren rahatlatıcı soğuk bir enerji hissetti. Oldukça rahatlatıcıydı ama hızlı bir biçimde enerji geri çekildi.

“İshwin, oğlumuz nasıl?” Yataktaki kadın endişeyle sordu.

İshwin usulca cevap verdi. “Beklendiği gibi normal bir vücudu var.”

Yataktaki kadının gözlerinde gözyaşı izleri vardı. “Kucağıma alayım.”

Adam bebeği kadının kollarına bıraktı.

“İyi olacak.” kadın kollarındaki bebeğe sevgiyle baktı. “İshwin bebeğimiz karnımdayken yaralandı. Doğal hazinelerle bu yaraları düzeltsek bile bazı hasarlar kalmış gibi görünüyor. Açıkçası bebeğimizle en iyi şekilde ilgilenemedik.”

Anne karnında yaralandı mı?

Doğal hazineler mi?

Bu dünyadaki anne babası sıradan insanlar değiller sanırım.

…….

Daha yeni bir doğum yapmasına rağmen annesi kolayca yataktan kalktı. O da kalkar kalkmaz üzerine beyaz bir kürk giymişti ve babasının kolunda odadan çıktı.

“Burayı temizleyin” babası İshwin odanın dışında bekleyen hizmetçilere emretti.

“Emredersiniz” hizmetçiler saygıyla cevap verdi

Kapı’nın dışındaki koridorda bekleyen, büyük kar beyazı bir köpek vardı. Onun uzun ve pamukumsu bir kürkü vardı ve uysal gibiydi. Ji Ning’i gördügünde gözleri heyecan ve sevgi doluydu.

Koridorun sonunda ise kapkara dev gibi bir piton avluyu kaplıyordu. Gövdesi koyu ve kalp donduracak kadar soğuk pullarla kaplıydı. Piton kıvrıla kıvrıla başını onlarca metre yukarıya kaldırdı. Dev piton başını yavaşça Ji Ning’e doğru indirmeye başladı.

“Aman Tanrım!” Ji Ning feci bir şekilde korkmuştu. Köpek fazlaca büyük olsa da geçmiş hayatında pek çok köpek görmüştü. Kar beyaz köpek sadece biraz daha büyüktü.

Kıvrılarak hareket eden büyük canavar? Bu gerçekten yılan mı?

Sonsuz gibi görünen uzun bedeni ve sallanarak yükselen başına bakınca bu canavar en az iki yada üc yüz metre olmalı. Böyle bir his uyandıran canavar ailesinin avlusunda ne arıyor du? Bu … bu sadece…

“ Oğlum” İshwin oğlunun duygularına hiç aldırış etmedi, ya da etmek istemedi. Belki de bu dünyadaki insanlara böyle şeyler garip gelmiyordu. İshwin önündeki devasa ve kar beyazı köpeği gösterdi. “Bu amcan White(Ç.N: Köpegin ismi White’mış o yüzden çevirmicem).Babanın yaşam boyu arkadaşı ve senin hayatını o kurtardı. Bana karşı nasıl davranıyorsan ona karşı da aynı şekilde davran."

Kar beyazı Köpek sevgiyle Ji Ning’e baktı. Ji Ning neredeyse fiziksel olarak tazının sevgisini hissediyordu.

Ancak..

Bir köpeğe “White amca “ diye seslenmek zorunda mıydı ?….

“İshwin, bebek yeni doğdu ve söylediklerini anlayamaz. Ona bunları söylemenin ne anlamı var?” genç kadın bebeğini kucağına alırken kocasına sordu.

“Anlamıyorsa bile bu küçük White ile ilk karşılaşması.” İshwin kafasını dev pitona bakmak için kaldırdı. “Kardeşim Black!”

Hiss…..

Onun dünyasın’da sayısız insanı deliye döndürecek kadar büyük olan siyah pitonun bedeni bir anda siyah sise dönüştü ve sonra sisin içinden orta yaşlı ve siyah saçlı bir adam çıktı. Siyah saçlı adam bebeğe doğru gülümseyerek. “İshwin, daha sen yeteneklerini geliştirmeye başlamadan önce seni her zaman takip etmeye karar verdim. Yine de göz açıp kapayıncaya kadar bir çocuğunun olmasını beklemiyordum. Bebek korkma ben senin Amcan Black’ım."

İshwin hareketlendi. ‘’Dışarı çıkalım Büyük babam ve diğerleri dışarıda bekliyor’’. Kardeşim Black en iyisi sen gerçek haline dön. İnsan olarak kalmaktan rahatsız olduğunu biliyorum.

Hisss….

Siyah saçlı adam başını salladı ve bedenini siyah bir sis kapladı sis hızla büyüyerek bir kez daha siyah pitona dönüştü. Siyah piton dışarı doğru ilerledi. Çok hızlı biçimde sürüne sürüne devasa gövdesini kolayca duvarın üzerinden geçirdi. Ve görüş açısından kayboldu.

Ji Ning hala şoktaydı.

Az önce yaşananlar belki bu dünyada yaşayanlar için normaldi , ama Ji Ning için oldukça şok bir gelişmeydi. 300 metre uzunluğunda ki bir piton insana dönüşmüştü ve onun Black amcası olduğunu söylemişti.

Canavar!

“Kar beyaz Köpek’te böyle bir şey olabilir mi?” Ji Ning bu dünyanın hayal edebileceğinden çok daha beklenmedik olabilecegini hissetti.

Karı koca kollarında bebek ve yanlarında beyaz köpekle beraber koridorda ilerlediler . Koridorun sonuna ulaştıklarında bahçeye doğru ilerleyen taş döşeli bir yola geldiler ve taş döşeli yoldan bahçenin içine doğru gittiler. Bahçenin içinde kalın bir kar tabakası vardı. Bir çok siyah zırhlı korumanın ortasında birkaç insan hareketsiz bir şekilde ayakta bekliyordu. Bu insanların çevresinde zehirli haşereler, tuhaf hayvanlar ve binbir çeşit uçan böcek vardı.

Ji Ning hemen durumu anladı. Bu dünyada garip hayvanları evcilleştirmek babasına özel bir durum değildi, Hatta hayvanları evcilleştirmek yaygın bir alışkanlıktı.

“Gelecekte canavarlarla arkadaş olmaya alışmam gerekecek gibi görünüyor” diye düşündü. Ji Ning bu düşüncelerle beraber orada onları bekleyen insanları gözlemlemeye başladı. Bu insanların hepsi bir vahşi kaplan ya da panter gibiydiler. Güzel ipek ya da benzeri bir kumaş giyinmiş üç kadın dışında hepsi güzel hayvan kürkleri giyinmişti.

Bu Ji Ning’i şaşırttı.

Bu dünyada herkesin kürk giyindiğini düşünmüştü. Ama bu üç kadının görünüşüne bakılırsa bu dünyada kumaş giysilerde vardı. Ve bunların kaliteleri kürkten aşşağı değil gibiydi.

Gümüş saçlı yaşlı bir adam öne çıktı. ”İshwin bebeğini bana verinde bir bakayım.”
“Dede.” İshwin başını salladı ve karısının kollarıdan bebeği alıp ihtiyarın kollarına bıraktı.

“Bu bebek gerçekten çok güzel.” Gümüş saçlı yaşlı adamın yüzü mutlulukla ışıdı. Ve ardından övgüyle konuşmaya devam etti. ”İshwin artık bir oğlun var benim endişelerim son buldu. Hali hazırda seksen yıldır klanımızın yönettiği illerin lordu oldum. Klanımızın kurallarına göre bir kişi ancak yüz yıl lordluk yapabilir. Benim lord olarak sadece yirmi yılım kaldı. Daha önce bizim Ji klanımızın batı illerinin lordu olmanı istemiştim ama sen ölümsüzlük yolunda yürümek için eğitimine devam etmekte ısrar ettin. Gördüğüm kadarıyla oğlun sıradaki lord olabilir.”

Bir sonraki lord mu?

Ji Ning oldukça şaşırmıştı. Onun statüsü oldukça yüksek gibiydi bu klan çok güçlü olmalıydı. Son derece itaatkar hizmetçiler ve geldiklerinden beri tamamen hareketsiz duran, siyah zırhlı güçlü muhafızlar klanın gücünün kanıtı olmalı.

“Abi!” Aniden biri öfkeli bir şekilde bagırdı.

Vilayetin lorduna bu kadar saygısızca seslenen kim olabilirdi?

Ji Ning sesin geldiği tarafa baktı. Kızıl saçlı bir adam kızgın bir biçimde buraya yürüyordu. Adamın sağ kulağında kırmız bir küpe … hayır küpe değil küçük parmak kadar kırmız bir yılan vardı. aslında kulağına takı olarak yılan takmıştı.

Kulağında yılan olan yaşlı adam onlara doğru gelip hırıltıyla.” Lordluk makamının mirası ile ilgili bu kadar rahat karar veremezsin, ayrıca bu küçük ne kadar yetenekli kimse bilmiyor?"
“İshwin’in oğlunun yeteneği.” Gümüş saçlı ihtiyar doğal olarak son derece kendinden emin bir şekilde konuşmuştu… aynı anda Ji Ning bedeninde aniden bir sıcaklık dalgası hissetti.

“İshwin!” gümüş saçlı ihtiyar gurur duyduğu torununa şaşkınlıkla baktı.

Nasıl şok olmaz.

‘Raindrop Sword’ olarak bilinen Ji İshwin’in bir oglu olmuıştu. Görkemli Raindrop Sword’un ‘ünlenmesine sebep olan şey tek başına, derin vadilerde, yüksek dağlarda, ve geniş göllerde sayısız korkunç canavarı katletmesiydi. Ji Klanının yönettiği batı vilayetinin bütün illeri ve sayısız küçük klanları Raindrop Sword’un ününü biliyordu. Aslında Lord’un kim olduğunu bilenlerden daha çok Ji İshwin’in kim olduğu biliniyordu. [(Ç.N:RainDrop Sword bir lakap anlaşıldıgı üzere ben özel bir isim olarak gördügüm için çevirmedim çevirimi yagmur damlası kılıcı gibi bişey sanırım yorumlarda nasıl olmasını istediginizi belirtirsiniz)]

Bebek anne karnındayken üzerinde Doğal hazineler kullanıldığı için doğal olarak en iyi olası büyüme koşullarına ve bazı yeteneklere sahip olarak doğması olması beklenirdi.

“Abi” Yaşlı yılan güldü.”İshwin’nin oğlu bayağı ortalama bir bebek gibi görünüyor. Ji Klanımızın batı illerinde bulunan sayısız kabile nasıl zayıf ve küçük bir çocuğun lord pozisyonunu almasına göz yumar? Ji klanımızdan olan insanların bile bunu kabul etmelerine imkan var mı? Klanımızın emri altında bulunan şehirlerin ve kabilelerin bunu kabul etme imkanları var mı?”

(Ç.N: ben bu adamı şimdiden sevmedim)

“Bir vilayetin lordu güçlü olmalı. Öyle görünüyor ki bu küçük, sonraki lord olmak için uygun değil.”
“Vilayetin lordluğu önemli bir makam, gelişi güzel bir hediye olarak sunulamaz."
Bahçede mevcut bulunan birkaç düzine insandan Ji Klanı’nın bölge yöneticisi olanların bir çoğu yüksek sesle konuşmaya başladı.

“Kapatın çenelerinizi!” Ji İshwin kaşlarını çatarak normal ses tonuyla konuştu. Onun buz gibi bakışları altında bahçeyi saran bütün konuşma sesi aniden kesildi.

Ama yaşlı yılan kızgınca. “Ne büyük bir öfke. Bahsettiğimiz konu Ji Klanı Batı İlleri lordluk makamı. Ne yani bunu burada bile konuşamaz mıyız? Senin oğlun lord olacaksa… eğer oğlun Ji klanımız için etkileyici bir eleman olursa ve büyük başarılar elde ederse kendi elinle lordluk makamını versen bile biz kesinlikle hiçbir şekilde itiraz etmeyiz. Ama senin oğlunun bedeni çok ortalama ve sen hala oğlunun Batı İlleri’nin lordu olmasını istiyor musun? Batı Bölgesinin Ji Klanı bayrağı altında savaşçılarla birlikte savaşması gerekecek. Ve ayrıca büyük canavarlara karşı dağların ve vadilerin derinliklerinde mücadele etmesi gerekecek. Klan üyelerimiz nasıl zayıf bir lord tarafından emir almayı kabul edecek? Nasıl diğer kabilelerin ona karşı boyun egmeyi kabul etmesi sağlanacak? Eğer lord insanlarda korku uyandıran biri olmazsa, nasıl çevremizdeki diğer klanlarla mücadele edeceğiz nasıl dağlara ve göllere büyük canavarları yakalamaya gideceğiz?"
“Doğal olarak dağlara ve göllere büyük canavarları öldürmeye ben gideceğim!” Ji İshwin’in buz kadar soğuk sesi duyuldu.

“Şüphesiz zor. Sen itibarın için yaşıyorsun, Ji İshwin. Yani sen gidip dağlarda ve göllerde saklanan bütün canavarları kendi başına öldüreceksin? Öyleyse, ben Ji Lee sana şunu söyliyeyim: eğer sen kendi başına yüz canavar öldürebilirsen, o zaman Sen kimi gelecek lord olarak seçersen seç ben bu konuda bir daha tek bir itiraz bile etmeyeceğim. Lordlugu senin oğluna bırakacagım" diyerek yaşlı yılan onunla dalga geçti.

Ji İshwin ona baktı.

Her canavar çok kurnaz ve oldukça güçlü. Onları nasıl bu kadar kolay öldürebilirim? Eğer on tane öldürebilirsem bile bu bir mucize olurdu, yüz tane ….

“Yeter. Çocuk daha şimdi doğdu bu kadar stresi kaldıramaz” gümüş saçlı ihtiyar konuşmaya başladı. “ Bu kutlama yemeği için herkesi Kar Yağışı Salonuna bekliyorum. Artık herkes ayrılabilir.”

“Tamam.”

Yaşlı yılan ilk cevap veren kişiydi, ve çok yüksek sesle cevapladı. Bahçede bulunan insanların yarısından fazlasına önderlik yaparak hemen ayrıldı, diğerleri de hızlıca biraz da dinlenmek için kendi mekanlarına doğru yola çıktılar.

Yorum Yap "DE 3"