Tankların Tarihi Günceli

USAW 9

Kasım 08, 2016


Çeviren: 8DeadTheKid8 Düzenleyen: bebebiskuvisi

Bölüm 9: Değişim

Bu günlerde, Yükseltme Tekniği’ni araştırmak için birçok şey satın almıştı. Özellikle o mücevherler en düşük kalitede olsa bile hiç de ucuz değildi. Üstelik yemekleri de hesaba katarsak, Bai Yunfei artık çok da tutumlu değildi. Eskiden oldukça yetersiz besleniyordu. Ama artık gelişim yapması gerektiğinden buna uygun, bedeninin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak bir beslenme biçimi uygulaması doğaldı.

Parası bittikten sonra ne yapacağına gelince, Bai Yunfei çoktan bir plan yapmıştı.

Yaşadığı bu küçük ücra sokaktan çıkıp, şehrin merkezindeki en gelişmiş ana caddeyi hedefleyerek birçok caddeden ve ara sokaktan geçti.



“Lütfen… Lütfen gitmeme izin verin. Eve dönüp karımı ve çocuklarımı doyurmak için bu paraya ihtiyacım var. Lütfen merhamet gösterin ve her şeyimi almayın…”Bir ara sokağın girişine ulaştığı zaman, soldaki o loş ara sokaktan korku dolu ve yalvaran bir ses geldi.
“Zırvalamayı kes! Hâlâ bedeninde sakladığın değerli bir şeyin var mı? Hemen çıkart onu! Yoksa bacağını kırarım.” 

Devamında acımasız bir ses geldi. Buna birilerinin kıkırdama sesleri eşlik etti.
Bu, yine zayıfları hedef alan bir zorbalık ve hırsızlıktı.

Bu tarz olaylar şehirde hiç de yeni bir şey değildi. Özellikle bunun gibi fakir ve ücra yerlerde. Önceden Bai Yunfei de sıklıkla bu tarz olaylarla karşılaşmıştı. Ardından o gün zar zor kazandığı parayı teslim etmekten başka seçeneği kalmıyordu. Bu tarz şeyler her zaman üç ya da beş kişiden oluşan silahlı gruplar tarafından yapılıyordu. Bu nedenle direnmek imkânsızdı ve kimse de seni kurtarmaya gelmezdi.

Bai Yunfei bilinçaltında ayrılmak istedi. Ama tam ayağının yarısını kaldırdığı zaman aniden orada kalakaldı. Ardından oldukça kasvetli bir ifadeyle arkasını döndü ve dar sokağa doğru yürüdü.
“Ben… Eski korkaklığımdan tamamen kurtulamadım mı? Bai Yunfei, hey Bai Yunfei, sen beklenmedik bir şekilde, kaçmayı bile düşündün. Eskiden güçsüz olduğun için kendini ikna edebiliyordun. Ama şimdi kaçarsan nasıl temiz bir vicdana sahip olabilirsin? Dünyadaki bütün adaletsizlikleri düzeltmek gibi bir saçmalığı unut. Ama en azından yanlış bir şeyle karşılaşırsam oturup izlemeyeceğim!”
Oldukça karanlık olan dar sokağa girdikten sonra Bai Yunfei önündeki durumu hemen gördü: Üç acımasız görünüşlü, iri adam, her biri ellerinde hançerlerle, uzun boylu ve zayıf, orta yaşlı bir adamın etrafını sarıyorlardı. Bunlardan biri elinde bir para çantası tutuyor ve orta yaşlı adamın üstünü arıyordu…
Bai Yunfei hiç kendini gizlemeye çalışmadı. Beklenmedik bir biçimde onu ilk fark eden etrafı çevrilen orta yaşlı adam olmuştu. Ayak seslerini duyduğunda çok mutlu olmuştu ama sıradan bir genç görünce yüz ifadesi soldu. Büyük adamlar da birinin yaklaştığını duyduklarında korkmuşlardı. Ama Bai Yunfei’yi gördüklerinde rahatladılar ve birbirlerine bakıp seslice güldüler.

“Hah! Birinin zorlama olmadan bizim yanımıza geleceğini hiç beklemezdim!”
“Velet! Kendini şanssız sayabilirsin. Üstündeki tüm parayı çıkart! Biz de gitmene izin verelim!”
Cüsseli bir adam yüzünde acımasız bir ifadeyle Bai Yunfei’ye doğru yürüdü. Bir diğeri kaçmasını önlemek için hemen arkasına geçti.

Belki de Bai Yunfei’nin tamamen sakin olan ifadesi adamı şaşırttığından, yumruğunu kaldırıp Bai Yunfei’nin yüzünün önünde salladı: “Piç, ne söylediğimi duymadın mı? Bütün paranı çıkart! Aksi hâlde sana yapacaklarımdan dolayı beni suçlama!”

Bai Yunfei bu tarz adamları çok iyi biliyordu. Bu tarz sözleri ve böyle bir ses tonunu… Eğer tekrar duraklarsa, önündeki adamın onu acımadan döveceğini ve bütün parasını alacağını biliyordu.

Ama artık eskiden olduğu o zayıf genç değildi. Bunun yerine… Güçlü bir ruh geliştiricisiydi!

Bu insanlarla lüzumsuz yere konuşacak havada değildi. Bai Yunfei çabucak sağ elini kaldırıp önünde sallanan bileği tuttu ardından biraz güç uyguladı…

“Çat!”
“Aaaahhh!”
Kırılmış kemiklerin çıtırdama sesi, sessiz ara sokakta çınladı. Herkes şaşkına dönmüştü. Adam kesilen bir domuzun çıkardığı sese benzeyen acınası bir çığlık atmıştı. Eli gevşedi. Bai Yunfei hemen elindeki hançeri kaptı, ardından ayağını kaldırıp adamın midesini tekmeledi. Adam iyi bir mesafe yuvarlandı. Bileğini tutarak kıvrıldı ve durmadan feryat etti.

“Üçüncü Kardeş!”
Etraftaki insanlar geçici bir süreliğine bu ani olaya tepki veremediler. Ancak o koca adam Bai Yunfei’nin tekmesiyle uçtuktan sonra Bai Yunfei’nin arkasındaki adam yaşadığı şoktan dolayı bağırıp hançerini Bai Yunfei’nin arkasına saplamak için savurdu.

Adam ses çıkarttığı sırada Bai Yunfei kendini hazırladı. Hafifçe bedenini kenara çekti. Adamın kolu aniden omzuna hafifçe dokundu ve önünde uzandı. Bai Yunfei adamın bileğini tuttu. Kemiklerin kırılma sesi yeniden duyuldu ve yere düşen hançer de Bai Yunfei tarafından yakalandı.

Adamın acıdan yere düşmesini beklemeden dirseğiyle arkaya doğru saldırdı. Tersten yakasını tuttu. Kollarındaki kaslar şişti ve adamın kocaman bedeni umulmadık bir biçimde bir çuval gibi atıldı. Ardından önceki adamın yanına düştü.

Sadece birkaç göz açıp kapama süresinde, iki tane kötü adam yere yapıştırılmıştı. Ama Bai Yunfei’nin bedeni hiç hareket etmemişti.

Bir elinde hançer, diğerinde bir para torbası tutan son herif orta yaşlı adamın yanında ayakta duruyordu. Bai Yunfei’ye sersemlik içinde bakıyordu.

Bai Yunfei ona doğru yürüdü ve elini uzatıp dedi: “Onu bana ver.”
Adam boş gözlerle elindeki hançeri Bai Yunfei’ye uzattı.


“Para!”Ancak şimdi koca herif sıçrayarak uyandı. Tıpkı önceden soyuyor oldukları orta yaşlı adamınkiler gibi gözleri korku doluydu. Aceleyle elindeki para torbasını Bai Yunfei’ye verdi. Biraz düşündükten sonra, titreyerek belinden bir tane daha para torbası çıkartıp onu da verdi.
Bai Yunfei, hâlâ büyülenmiş hâlde duran orta yaşlı adama iki para torbasını da uzatırken şunları söyledi: “Artık gidebilirsin. Bundan sonra eve giderken daha dikkatli ol.”

Adam ancak o zaman bilincini geri kazandı. Bai Yunfei’ye biraz korkulu bir bakış attı ve para torbalarını aldı. Yine uzun bir süre düşüncelere daldıktan sonra sonunda sakinleşti ve eğilerek Bai Yunfei’ye yürekten bir selam verdi: “Teşekkürler… Teşekkürler…”

Bai Yunfei orta yaşlı adamın hızlıca ara sokaktan çıkışını izledi. Ardından önündeki koca herife bakmak için döndü.

Bai Yunfei tarafından kendisine bakılınca, adam içten içe korktu. Ellerini arkasına koydu ve belli belirsiz bir şeyler söyledi:“Ben… Ben çoktan parayı sana verdim. Bana zarar verme…”
“Ama ben sana eğer bana parayı verirsen seni bağışlayacağımı söylemedim. Üstelik iki kardeşin de yaralı. Eğer sen hiç zarar görmeden kaçarsan daha sonra onların yüzüne nasıl bakacaksın?”
Bai Yunfei ara sokaktan çıktığında, sanki hiç değişmemişçesine hâlâ eskisi gibi görünüyordu. Ama gözlerindeki bakış biraz daha parlaktı ve ağzının köşelerinde belirsiz bir gülümseme vardı.

Biraz önce, orta yaşlı adam ona teşekkür ederek eğildiğinde, kalbindeki bir engel parçalanmış gibiydi. Bu nedenle tatmin olmuş ve aydınlanmış hissediyordu…


“Demek başka insanlara yardım etmenin hissettirdiği buymuş…”
… … … …


‘Hazine Silah Dükkânı’ Luoshi Şehri’ndeki en iyi silah dükkânıydı. Dükkândaki bütün silahlar birinci sınıftı. Şehirdeki birçok zengin insan buradan gerek ince işlenmiş süs silahları, gerekse dayanıklı ve keskin silahlar almayı seviyordu.
Bai Yunfei dükkâna girdi ve tezgâha doğru yürüdü. Tezgâhın arkasında duran ve kısa bir kılıcı cilalayan satıcıya söyledi: “Patron, bir silah satmak istiyorum.”
Satıcı kafasını kaldırdı ve Bai Yunfei’ye bir göz gezdirip ardından cilalamaya devam etmek için kafasını indirdi ve üstünkörü söyledi: “Başka dükkâna git. Burada kusurlu şeyleri almıyorum.”
“Önce bir baksan iyi olur.”Bai Yunfei bunu söylediği gibi tezgâhın üzerine bir hançer koydu. Bu +9’a yükseltilmiş bir hançerdi. Hançerin şu anki keskinlik düzeyiyle biraz para karşılığı satılabilmesi gerektiğini düşündü. Aslında ek etkiyle birlikte bir +10 hançere de sahipti. Ama onu satacak kadar aptal değildi.
Satıcı hiç de nadir olmayan sıradan görünümlü hançere bakmak için tekrar kafasını kaldırdı ve biraz sabırsızca söylendi:“Sadece sıradan bir hançer. Bunda görülecek hiçbir şey yok. Yan taraftaki demirci tanesini 20 bakır paraya satıyor. Velet, sen buraya bela çıkarmak için geldin, değil mi?”
Bai Yunfei tartışacak havada değildi. Bu yüzden hançeri aldı, ucunu aşağı çevirdi ve tezgâhtan yaklaşık otuz santimetre yüksekliğe kadar kaldırdı. Ardından elini gevşetti.



“Pu” Yumuşak bir ses duyuldu. Hançer, sanki yumuşak bir toprağa girercesine, en iyi kalite demir tahtasından yapılmış tezgâha kabzasına kadar saplandı!
“Oh? Bu…” Hançer tezgâha saplandığı an satıcının yüzündeki sabırsız ifade hayret ve inanmazlığa döndü. Dili dolaştı: “Bu seviyede bir keskinlik, bu nasıl mümkün olabilir?!”
Bai Yunfei hançeri çektikten sonra, satıcı onu aldı ve uzun bir süre inceledi. Ardından çentiklerle ve saplama izleriyle kaplı bir test taşı çıkarttı ve üzerinde çizik olmayan bir yere hançerle güçlü bir vuruş yaptı. Taş bir sesle kesildi.
“Bu nasıl mümkün olabilir? Bu nasıl mümkün olabilir? Bu hançerdeki işçiliği düşünürsek kesinlikle bundan daha sıradan olamazdı. Ayrıca yapıldığı maddede özel herhangi bir şey de gözükmüyor…”


Satıcının tekrar ve tekrar onu incelediğini görünce Bai Yunfei biraz sabırsızca tezgâha tıklatarak söyledi: “Ee, alıyor musun, almıyor musun? Eğer istemiyorsan, başka bir dükkâna gideceğim.”
Satıcı sersemledi. Ancak şimdi karşısındaki adamın buraya bu hançeri satmak için gelmiş olduğunu anımsadı. Tekrar Bai Yunfei’yi ölçüp biçti. Gözleri cinlikle parlıyordu. Gülerek Bai Yunfei’ye dedi: “Ha ha, bunun için ne kadar istiyorsun küçük dostum?”
Bai Yunfei kaşlarını çattı. Onu ne kadara satması gerektiğini gerçekten de bilmiyordu, bu yüzden üstünkörü cevapladı: “Sen teklifini söyle, eğer yeterince iyiyse sana bunu satacağım.”
Satıcının yüzündeki gülümseme derinleşti: “Küçük dostum, sanıyorum ki acil bir ihtiyacını karşılamak için acilen paraya ihtiyacın var. Bu yüzden aramıza mesafe koymayacağım. Bu seferlik bu hançeri alarak sana yardım edeceğim, ama…” Sanki hançeri sadece Bai Yunfei’ye yardım etmek için almak istiyormuş gibi konuştu. Ardından konuyu değiştirdi:“Ayrıca biliyorsun ki küçük dostum, benim Hazine Silah Dükkânım sadece iyi kalitede şeyleri alır. Benim dükkânımdan alışveriş yapan insanlar da önemli insanlar. Senin bu hançerin oldukça keskin olsa bile, bunun işçiliği ve tasarımıyla ilgili hiç özel bir şey yok. Eğer bunu satın alırsam, büyük ihtimalle bunu iyi bir fiyata satamam. Görüyorsun benim hançerim orada. Onun işçiliği…”
“Yeter! Benim üç yaşında bir çocuk olduğumu mu sanıyorsun?”



Satıcının konuştukça heveslendiğini görünce, Bai Yunfei sinirlendi. Anlamsız konuşma selini kesmek için adama gözünü dikip bağırdı.

Satıcı elindeki hançerin fiyatını mümkün olduğunca düşürmek için onu küçültme konusunda elinden gelenin en iyisini yapıyordu. Bai Yunfei ona bağırınca, bir anda kısmen dili tutuldu. Ama kafasını kaldırıp Bai Yunfei ile göz göze geldiğinde bütün vücudu titredi. Geriye doğru sağlam olmayan birkaç adım attı ve ancak arkasındaki bir kızaklı çekmeceye çarptığında durabildi.
“Sen… Ah, hayır… Beyefendi, siz bir Efendi Ruh Geliştiricisi misiniz?” Satıcı hafifçe kekeleyerek sordu.
“Oh? Nereden anladın?” Bai Yunfei şaşırdı. Bir ruh geliştiricisini tanımak çok kolay olabilir miydi?
“Efendi… Efendi Ruh Geliştiricisi, lütfen benim hatamı bağışlayın… Bir yarasa kadar kör olmamı bağışlayın. Lütfen benim gibi aşağılık bir insan için canınızı sıkmayın…” 
Bai Yunfei’nin itirafını duyduğunda, satıcı aceleyle ellerini öne bağlayıp durmadan eğilip tekrar tekrar özür diledi.

O büyük bir yeteneği olan birisi değildi. Sadece sıradan bir insandı. Ama bu sebeple ruh geliştiricileri gözünde çok büyütmüştü. Şehirdeki bu silah dükkânını açmıştı, böylece zengin ailelerin çocuklarıyla epeyce iletişim kurabilecekti. Ve bu insanlardan ruh geliştiricisi olmayan da yoktu. Bunların hepsi Ruh Çırak Âlemi’nin veya Ruh Kişilik Âlemi’nin düşük seviyeli ruh geliştiricileri olsalar bile, sıradan insanların gözünde onlar çoktan eşsiz güçte varlıklardı.

Ruh Geliştiricileri, ruhlarını eğitmiş kimselerdi. Güçlü bir ruh sıradan insanların üzerinde karşı konulamaz bir baskı kurardı. Tıpkı Zhang Yang’ın kızgın bir şekilde Bai Yunfei’ye gözünü diktiğinde ya da Zhang Zhenshan’ın ona bir bakış attığında olduğu gibi. O zamanlar Bai Yunfei boğucu bir baskının altında olduğunu hissetmişti.

Biraz önce, satıcı Bai Yunfei ile göz göze geldiğinde, gözlerindeki biraz kızgın bir bakışın ardında, ruh geliştiricileri tarafından uygulanan o baskıya benzer bir baskı hissetmişti.
“Saçma sapan konuşma. Bana sadece adam gibi bu hançerin fiyatını söyle.”

“Evet, evet, evet… Sana yalan söylemeye cesaret edemem, Efendi Ruh Geliştiricisi. Bu hançer en azından üç altın para eder…”

“Yanımda toplam dört tane hançer var. On altın para ver, hepsi senindir!”


… … … …

Bai Yunfei dükkândan dışarı çıktığında, oldukça memnundu. +9 hançerlerin böyle yüksek bir fiyata satılabileceğini hiç düşünmemişti. Görünüşe göre gelecekteki harcamaları konusunda endişelenmesine gerek yoktu.

Şimdi tekrar parası olduğundan, Bai Yunfei Yükseltme Tekniği’yle ilgili araştırmalarına devam etmek için biraz daha iyi şeyler satın almaya karar verdi.

“Küçük kız kardeş Liu Meng, duyduğuma göre yukarıdaki Mücevher Köşkü yakın zamanda yeni bir grup değerli taşlar ve mücevherler getirmiş. Bir göz gezdirmek için gitmemize ne dersin? Belki de senin beğeneceğin bir şeyler vardır…”

Kendisinden çok uzakta olmayan bir kalabalıktan, kendisini sevdirmeye çalışan bir ses geldi. Bai Yunfei sanki kendisine bir durdurma büyüsü yapılmışçasına bir meyve standının yanında hareketsiz kalakaldı. Ardından tüm bedeni durmaksızın titredi ve gözleri kanla dolmuş gibi göründü.

“Zhang Yang!”

Yorum Yap "USAW 9"