Kilimanjaro Günceli

Tmw 74

Kasım 27, 2016


Çeviri: bebebuskivisi Düzenleme: bezald35

True Martial World 74 - Zhao Tiezhu’ya Hunharca Saldırmak

“Bu sözleri sen mi söyledin?” diyerek gülümsedi Zhao Tiezhu. Yi Yun’un onlarca metrelik uçurumdan düştükten sonra neden ölmediğini merak ediyordu. Bu kadar şanslı birinin olabileceğine ve metruk kemikleri arıtan adamlara yanlış bir izlenim vermek için bazı hileler kullanmış olduğuna inanamadı.

Zhao Tiezhu başlangıçta bir savaşçının ona meydan okuduğunu düşünmüştü, bu yüzden karşısına çıkanı öldürmek için ezici gücünü kullanabilirdi. Ama beklenmedik bir şekilde ona kafa tutan kişi, işe yaramaz, küçük maymun Yi Yun idi.

Karşısında Yi Yun varken gösteriş yapamazdı. Göğsüne anca ulaşan bu küçük maymunu öldürerek nasıl caka satabilirdi ki?

Zhao Tiezhu’nun düşündüğü şey, Yi Yun’u en çok korkutacak ve rahatsız edecek hangi öldürme metodunu kullanacağıydı.

“Tabii ki bendim. Saçma şeyler söylemedin mi?” Yi Yun açık bir ifadeyle kollarını arkasında bağladı, böyle aptalca bir soru sorması gerekli miydi?

“Ah!” Zhao Tiezhu, Yi Yun’a bir geri zekalıymış gibi baktı. Yi Yun’un onu bekleyen kaderi öngörememesi için beynini kapıda bırakması gerekip gerekmediğini anlayamadı. “Küçük piç, bugün beni rahatsız ettiğin için artık ölüsün. Kasıklarımın altına yerleşmeden önce bana yüz defa uysalca diz çök ve secde et. Kendin mi yapacaksın yoksa ben mi yapayım.”

Yi Yun ona bir geri zekalıymış gibi bakarken Zhao Tiezhu sırıttı. “Bugün saçmalıklarını dinlemek için değil, yerlerden birini almak için geldim.”

Bu sözlerle birlikte tüm izleyiciler şaşkına döndü.

İnsanlar, Yi Yun’un sahneye çıkış nedeninin Zhao Tiezhu’yu mutsuz etmek veya kışkırtmak olmadığını, krallık seçmelerine katılma amacıyla bir yer elde etmek için dövüşmek olduğunu kavradılar!

Gökler, bu çocuk boyuna bakmayacak kadar delirmiş mi?

Sadece bir aydır eğitim almıştı ve on iki yaşından birazcık daha büyüktü, Zhao Tiezhu ile nasıl mücadele edebilir?

“Kardeş Yi Yun…” Kalabalığın içinde Zhou Xiaoke yürek parçalayan bir an yaşıyordu. Kardeş Yi Yun, Zhao Tiezhu’nun ne kadar güçlü olduğunu biliyor mu?

Lian kabilesinin halkı için savaşçı hazırlama kampı üyeleri bir grup kaplan gibiydi. Yi Yun gibi bir çocuğu geç, sıradan bir insan bile onların dengi olamazdı.

“Hahaha!” Zhao Tiezhu hayatı boyunca duyduğu en komik şakaymış gibi kahkahalar içinde kıvrandı. “Küçük piç, delirdin mi? Lord Zhang’dan bazı beceriler öğrendikten sonra beni yenebileceğine ve krallık seçmelerinde Lian kabilesini temsil edebileceğine mi inanıyorsun?”

Zhao Tiezhu bu sözleri söyler söylemez savaşçı hazırlama kampı üyeleri kahkahalarla kükredi.

“Kardeş Zhao, çocukla çocuk olmayı bırak. Bir bok değil o. Lord Zhang tarafından seçilecek kadar şanslı olduğu için yenilmez olduğunu düşünüyor!”

Birçok insan bunu tekrarladı. O anda kaba bir kadın sesi duyuldu. “Kardeş Tiezhu, çocuğun bacaklarını kır ve kulaklarından as!”

Bu ses, Lian Cuihua’dan başkasının değildi. Yi Yun onun cırtlak sesini nasıl unutabilirdi ki?

Jiang Xiaorou’nun evine inek gübresi yağdırmada köylülere öncülük eden Lian Cuihua idi.

Yi Yun, Lian Cuihua’ya şiddetli bir bakış attı ve alayla gülümsedi.

“Neye bakıyorsun lan, küçük piç? Bana bakmaya gücün yeter mi sanıyorsun? Bakmaya devam et de o boktan gözlerini söküp alayım!” Lian Cuihua zulmediyordu. “Kardeş Zhao, bu küçük piçi katlet!”

Lian Cuihua bunu söylerken Zhao Tiezhu’ya fingirdek bakışlarla baktı.

Zhao Tiezhu belli ki bu oynak bakışla gaza geldi ve yürekten güldü. “Çocuk, hastalığından kurtulamadın sanırım. Aklın hâlâ gidik. Senin gibi çamur ovalarında bile yemek bulamayan küçük bir köle krallık seçmelerine mi katılmak istiyor? Bugün  pisuar olarak kullanmak için başını alacağım!”

Bununla birlikte Zhao Tiezhu, Yi Yun’a doğru hücum etti.

Yi Yun’un kafasını yakalamak için çelik gibi kollarını uzatırken yüzünde alaycı bir ifade vardı. Sadece sözde değil, gerçekten de Yi Yun’un kafasını koparmayı planlıyordu!

Zhao Tiezhu’nun büyük bir gücü vardı, sıradan bir çocuk onun yakalayışına nasıl karşı koyabilirdi ki?

Yi Yun hareketsiz kaldı ve sağlam bir duruşla Zhao Tiezhu’yu yakalamak için iki kolunu da uzattı. Bu, Zhao Tiezhu’nun hareketinin aynısıydı!

Yi Yun’un elleri, Zhao Tiezhu’nun büyük elleriyle karşılaştırıldığında tamamen orantısızdı.

Ellerini uzatmaya cesaret ettiği için Yi Yun’u bir aptal olarak gören Zhao Tiezhu sırıttı ve Yi Yun’un ellerini tuttu. Fikrini değiştirmişti. Yi Yun’un ellerini ezmek istiyordu!

Dört kol çarpıştı ve bir “Kacha!” sesi yankılandı!

Zhao Tiezhu’nun ifadesi donakaldı!

Yi Yun’un ellerine ve kendi ellerine inanmazca bakarken dudakları titredi. Büyük iki eli, Yi Yun’un küçük elleri içerisinde ezilmişti. Taze kan durmadan akıyordu. Başparmağının yanı sıra diğer sekiz parmağı da garip açılarla bükülmüş ve tamamen kırılmıştı.

Elleri Yi Yun tarafından acımasızca ezilmişti!

Ah!

Zhao Tiezhu’nun ağzından kalp parçalayan bir çığlık yükseldi!

Yi Yun, Zhao Tiezhu’ya soğukça bir ifadeyle baktı. “Kime köle dedin? Bu dünyada zayıf olan köleler gibi esir edilir, güçlü olan lordlar gibi görülür. Daha güçlü olan her şeye hükmedebilir. Bugün kimin köle olduğunu söyleyeceğim.”

Yi Yun bunları söyledikten sonra ileriye doğru bir adım attı ve Zhao Tiezhu’nun göğsüne basit bir dirsek darbesi vurdu.

“Peng!”

Bir pat sesi ile birlikte Zhao Tiezhu’nun iri vücudu yırtık bir çuval gibi uçtu. Bilinmeyen sayıda kırık kaburgayla birlikte göğsü içe çöktü.

Ağzından kan sızarken şiddetle yere düştü. Bedeni, omurgası kırılmış bir köpeğinki gibi seğiriyordu.

Bu ani sahne oradaki herkesi şaşkına döndürdü.

İfadeleri saniyeler geçse de tamamen donmuştu.

Ne...Bu da ne?

Yi Yun, Zhao Tiezhu’nun ellerini ezmiş ve onu bir dirsekle uçurmuştu!

Yi Yun’un küçük ve ince bedeni, Zhao Tiezhu’nun iri bedeniyle, son derece güçlü bir görsel etkiye neden olacak şekilde keskin bir zıtlık içerisindeydi!

Bu bir rüya mı?

Hayvan derileri arasında sandalyesinde oturmakta olan Lian Chengyu aniden ayağa kalktı ve parlayan gözleriyle Yi Yun’a baktı.

Normalde yiyecek yemek bulmak için bitki toplayan bir köle olan Yi Yun, bir dilenci gibiydi. Böyle bir insan, Lian kabilesinde endişe kaynağı olmazdı.

Ama kısa bir an içinde Zhao Tiezhu’yu sakatlayabildi.

Dövüş sanatları da nereden geldi?

Zhang Yuxian ile dövüş sanatları çalıştıktan sonra, bir ay içinde Zhao Tiezhu’yu yenebilecek kadar dövüş sanatlarını öğrenebilir miydi?

Bu nasıl mümkün olabilir?

Lian Chengyu yumruklarını o kadar sıkı kenetledi ki tırnakları avuç içlerini deldi.

İzleyiciler sessizleşti. Uzun bir süre boyunca, kimse kendine gelemediğinden ses çıkarmadı.

Yi Yun için endişelenmiş olan Zhou Xiaoke bile iki büyük siyah gözüyle Yi Yun’a baktı. Tamamen afallamıştı, bu gerçek mi? Bu şeytani görünüşlü, kule gibi Zhao Tiezhu, Kardeş Yi Yun tarafından yenilmişti!

Yi Yun normal duruşuna geri döndü ve giydiği yırtık kıyafetler üstünkörü düzeltti.

Bu, Yi Yun’un ilk şiddet eylemiydi.

Daha önce yumruklarıyla kayalara vururdu. Kayalar ellerine acı verecek kadar sertti. Ama bugün insan bedenine vurmuştu, tüm hissettiği yumuşaklıktan sonra bir sertlikti. Bir kişiyi doğrudan sakatlamak, Yi Yun için kabul edilebilirdi. Bu vahşi dünyaya geçtiğinden beri bu dünyanın hayatta kalma kurallarına alışmıştı zaten.

Merhametli biri veya elleri kanla lekelenmemiş bir keşiş olsaydı bu avantajdan yararlanılacağını açıkça biliyordu.

Başını Lian Cuihua’ya çevirmeden önce tüm parmaklarını usulca hareket ettirdi.

“Daha önce bacaklarımı kırıp beni asacağını söylemiştin, değil mi? Ve gözlerimi çıkaracağını.” Yi Yun bunları söyleyerek yavaşça Lian Cuihua’ya doğru yürüdü.




Yorum Yap "Tmw 74"