Tankların Tarihi Günceli

Tmw 68

Kasım 12, 2016


Çeviri: bebebuskivisi

True Martial World 68 - Dev Hayvanlar Birliği

Karanlık gecenin içinde, vadide ateşten bir yılan gibi hareket eden bir meşale dizisi vardı. Yi Yun bu sıranın dağlar boyunca yürüyen devasa hayvanlardan meydana geldiğini görebiliyordu. Meşaleleri tutan insanlar bu hayvanların üzerindeydi.

“Bunlar Jin Long Wei’nin hayvanları, Jin Long Wei ordusu!”

Yi Yun bir bakışta seksen tane dev hayvan görebildi, böyle bir ordunun savaş yetenekleri hakkında detaylı bilgiye sahip olmak gerekmezdi.

Sürünün en önündeki dev hayvanın sırtında bayrak dalgalanıyordu.

Bayrak altın sarısı rengindeydi ve üzerinde güzel bir ejderha vardı.

(ÇN: Jin Long, güzel ejderha anlamına geliyor. Daha önce de not etmiştim sanırsam.)

Bu, Jin Long Wei’nin bayrağıydı.

Yaşlı adam Su ve Lin Xintong’dan ayrıldığı zaman, Yi Yun krallık seçmeleri hakkında sorular sormuştu. Ayrıca Jin Long Wei’nin, Bulut Çölü’nün detaylı bir haritasını hazırladığını da biliyordu.

Elbette, yaşlı adam Su, Yi Yun’a son birkaç aydır meydana gelen mor bulut fenomenleri hakkında hiçbir şey söylemedi. Söyleseydi Yi Yun’un düşünceleri taşkın bir hâle gelirdi.

“Sonunda buradalar. Bu birliğin Bulut Çölü’ne girme amacı krallık seçmeleri olsa gerek! Zamanı geldi sanırım!”

Bulut Çölü fazlasıyla genişti ve çok sayıda ufak kabile barındırıyordu. Krallık seçmelerini organize etmek için her kabileye sınav yapma amacıyla gidemezlerdi. Bu nedenle adayların tümünü büyük bir kabilede toplayacak, ayrıntılı bir standart belirleyip onlara topluca değer biçeceklerdi.

Jin Long Wei’nin gideceği yer Tao kabilesiydi. Tao kabilesinin topraklarını, krallık seçmeleri için sınav merkezi seçmişlerdi. Tao kabilesi birkaç mil çapında bir alanı kontrol ediyordu. Bu en büyük kabilenin, toplam insan sayısı bir milyona denk gelen, yüz binlerce hanesi vardı.

Bulut Çölü’nde nüfus sayımı, en anlamlısı bu olduğundan güçlü erkeklerin sayısına göre belirleniyordu. Güçlü kuvvetli erkekler ana iş gücüydü ve bir savaş sırasında da asıl savaşçılardı. Yaşlı ve hasta adamları da dahil etmek, kabilenin esas gücünü yansıtmayı anlamsız hâle getirirdi.

Güçlü kuvvetli bir adamın, bir karısı, bir ailesi ve birkaç çocuğu olurdu. Güçlü kuvvetli bir erkekleri olmayan aileler ise, Yi Yun ve Jiang Xiaorou gibi, hane halkı olarak bile sayılmazlar, bu yüzden bir nüfus sayımı yapılırken Jiang Xiaorou dahil edilmeyecektir.

Büyük kabileler için bir hane halkı yedi-sekiz kişiydi, bu yüzden yüz binlerce hane halkı, yaklaşık bir milyon kişi ederdi.

Bulut Çölü’nde bir milyon kişiden oluşan bir kabile epey şaşırtıcıydı.



Bulut Çölü, Tao kabilesi…

Tao kabilesi, Bulut Çölü’nde bin yıldan fazladır hayatta kalmıştı. Uzun bir tarihe sahip olduklarından kendilerine ait bir dövüş sanatları mirası oluşturmayı başarabilmiştiler.

Lian kabilesi gibi küçük kabilelerin onları çevreleyen çitleri yoktu ama Tao kabilesini güçlü, sağlam çitler çevreliyordu…

Bu ahşap çitler, yan yana yerleştirilmiş kalın, yuvarlak kütüklerden yapılmıştı. Her biri on metreden yüksekti. Bu kütükler, Bulut Çölü’ndeki belli ağaçlardan sağlanmıştı. Gövdesi son derece kalın ve sağlamdı, birkaç yüzyıllık bir süre yaşadıktan sonra bile çürümeyecekti.

Tao kabilesinin tüm bu yıllar boyunca ayakta kalabilmesinin asıl nedeni kabilenin harikalar diyarı, Tao Dağı’ydı. Metruk hayvanlar buradan kaçınıyor ve sadece Metruk Topraklar’da yaşıyorlardı; ama şu anda Tao Dağı’nın koruması altında bulunan Tao kabilesinin kontrol ettiği alanda birkaç metruk hayvan ortaya çıktı.

Ayrıca Tao kabilesinde, Mor Kan olsun Mor Kan’ın zirvesine ulaşmış olsun savaşçılar eksik olmazdı. Üstelik Tao kabilesi atadan kalma kıymetli bir silaha sahipti; güçlü bir metruk hayvan saldırsa bile, temel olarak bu yadigâr silah ile, çok sayıda Mor Kan savaşçıya savaş gücü vererek bir nizam oluşturabilirdi.

Bu sebeplerden ötürü Tao kabilesi uzun yıllar boyunca varlığını sürdürdü ve güçlendi.

Ama geniş ve güçlü bir kabile Tai Ah Kutsal Krallığı gibi muazzam bir oluşumla karşılaştırılamazdı. Bu karşılaştırma dağın dibindeki çakıl taşı veya ağaç köklerinin altındaki toz zerresi gibi olurdu. Bahsetmeye değmez.

Tao kabilesi haberleri şimdi almıştı. Öğle zamanı Jin Long Wei gelecekti. Tao kabilesinin lideri ve çok sayıda kabile büyüğü onları karşılamak için oradaydı.

Bahsedildiği gibi dakikası dakikasına tam öğle zamanı Jin Long Wei ulaştı.

Jin Long Wei konvoyunun lideri, kırmızı zırhlı bir adamdı. O, Jin Long Wei’nin kırmızı gömlekli lideri Zhang Tan idi.

“Tao kablesi, buraya gelme lütfunda bulunan Bin Hane Zhang’a yaşam boyunca minnettar kalacak!” Zhang Tan’ı gören kabile lideri, hemen son derece hürmetkâr bir tutumla onu karşılamak için öne çıktı.

Jin Long Wei’de kırmızı gömleklerin lideri bin kişiye kumanda ediyordu, bu yüzden sıklıkla Bin Hane olarak hitap edilirdi. Tabii ki bu ‘Hane’ kalıbı, güçlü kuvvetli erkekleri ifade ederdi.

(ÇN: Yukarıdaki açıklamadaki gibi aslında binbaşı adam ama biz işleri boka sardıralım diye düşünüp böyle yazmışlar. Aslı Thousand Households, bu yüzden Bin Hane olarak bırakıyorum, nasıl çevirirsem çevireyim adam gibi bir şey çıkmıyor zaten. Binbaşı olarak bırakırsam da anlam kayboluyor. Çünkü bu hitapları binbaşını tam olarak karşılamıyor.)

Jin Long Wei’nin Tai Ah Kutsal Krallığı içinde bulunan ordularında hiç kadın yoktu. Kadınlar kendi birliklerini oluşturmuştu.

Sıradan bir Bin Hane hiçbir şeydi ama Jin Long Wei’nin Bin Hanesi farklıydı. Tao kabilesine göre böyle bir kişi gücendirilebilecek biri değildi.

“Bunlar, kabilemizin yeni kuşak adaylarıdır. Gelin, Bin Hane’yi selamlayın!” Tao kabilesi lideri söylerken elini salladı. Arkasında yaşları on üç ile yirmi arasında değişen yüz genç savaşçı vardı. Uyum içinde Bin Hane Zhang’ı selamladılar.

Bu insanların tümü, Tao kabilesinin sonraki neslinin elitleriydi ve krallık seçmelerine katılıyorlardı.

Kabile lideri, genç savaşçıların Zhang Tan’ı selamlaması sırasında bir iki tanesinin Zhang Tan’ın gözüne girerek seçilme şanslarını arttırmasını ummuştu.

Ama yazık oldu, Zhang Tan ilgilenmemişti. Aslında Jin Long Wei’nin subayları son derece elitist idi. Krallığın başkentinden gelen bu insanların Bulut Çölü’nden bir savaşçıyı takdir etmeleri nadir bir şeydi. Onları aşağı gördüklerinden de değil, Bulut Çölü’nün savaşçılarının yetersizliğinden.

Zhang Tan’ın bakış açısından, Jin Long Wei’nin Bulut Çölü’ne gelme nedeni, Bulut Çölü’nde ortaya çıkan fenomeni araştırmaktı. Krallık seçmeleriyse sadece yarar meselesiydi, Bulut Çölü’nde bir dahi keşfetmeyi kimse beklemiyordu zaten.

Zhang Tan önündeki genç gruba ufak bir bakış attı ve ciddi bir tavırla konuştu: “Buraya gelmemin nedeni resmi işlerdir, bu yüzden aşırılığa gerek yok! Şehre girin!”

Zhang Tan elini salladı ve Jin Long Wei hemen ardından içeri girdi.

Tao kabilesinin genç savaşçıları aslında titizlikle hazırlanmıştı ve beklentiyle doluydular ama Jin Long Wei’nin gelmesi için tüm gün bekledikten sonra göz ardı edildiler.

Genç savaşçılar bu yüzden bunalımdaydı.

“Bin Hane Zhang, bize tepeden baktı!”

“Bu çok fazla. Kabilemiz bölgedeki en büyük kabile. Yabanda bulunduğumuzdan kaynaklarımız zayıf olsa da, yabanda yetişmiş olsak da, savaşlar deneyimleyip kan görerek yetiştik. Bu sera çiçekleri, gerçek savaş tecrübemize karşı nasıl ayakta kalabilir?”

“Yakında seçmeler olacak, Jin Long Wei subaylarının bizi yanlış değerlendirdiklerini anlamalarını sağlayacağız. Biz beceremeyebiliriz ama Tao kabilemizin birinci genç ustası Beden Sertleştirmesi’ni tamamlamak ve Ejderha Nabzı’na ulaşmak üzere. Savaşçı seçmelerinde kesinlikle parlayacak!” Bu genç savaşçılar meydan okuyan bir ses tonuyla gizlice konuştular.

Kabilenin birinci genç ustasının adı Hu Ya idi ve kabilenin her tarafında iyi tanınıyordu. Bunun nedeniyse Beden Sertleştirmesi durumuna ulaşmaya çok yakın olmasıydı. Engin yabanda bu duruma ulaşmak çok zordu.

Zhang Tan, Jin Long Wei’yi doğrudan kamplarına götürdü. Kısa bir dinlenmeden sonra üzerini değişti ve gecenin ortasında yalnız kaldı.

Hiç takipçisi olmadan ve hiç fark edilmeden.


Yorum Yap "Tmw 68"