Tankların Tarihi Günceli

SA 9

Kasım 19, 2016


Çeviri: Haşirwara Düzenleyen: DunklesPlatz

Bölüm 9: Dört İlahi Hükümdar

Oda zarif bir şekilde dekore edilmişti, Yüz metrekare boyutunda, fakat karmaşık olmayan ve lüks.

Süslemeler eski Fransız dekorunun güzel örnekleriyle duvarları kaplıyordu. Tavandan sarkan büyük askılı lambanın kendisi bakır ve altın kaplamalıydı, Üstünde yüzden fazla yanan mum bulunuyordu ve her biri hafif bir ateş ile yanıyordu.

Odanın tam ortasında 20 kişi oturabilme kapasitesi olan uzun bir masa vardı. Tablonun başı ve ayağı kavisli, uçlara doğru gittikçe düz oluyordu.

Masanın üstü yalın ve canlı bir algı yaratan basit bir şekilde dekore edilmişti. Daha yakından incelendiğinde aslında, çok çeşitli renklerden oluştuğu, cilalandığı ve klasik desen oluşturmak için kusursuz bir şekilde yüzeyin içine katılan kabuğun çeşitli parçalardan oluştuğu fark ediliyordu.

Masanın iki tarafındaki yirmi sandalye, tek bir ahşap parçadan oluşuyordu; bunların sırtları, insan figürüne tamamen uyması için kasıtlı olarak kemerlere oyulmuştu. İnsanlar uzun süreler boyunca oturduktan sonra bile bitkin ya da rahatsız olmazdı. Sandalyenin boşluklu süslemeleri, iki dikili kartal benzeri şekilde oyulmuştu, gözleri ve tüyleri detaylarıyla mükemmel bir şekilde birleşmişti ve cilalanmış kabuk parçacıklarının bir araya toplandığı masaüstü gibi bir araya getirilmişti.

Masa Francesco ’Siyah Ejder’ hattından geliyordu. Önceki çağda, İtalyan markasıydı, ve sadece Avrupa kraliyet ailesi için üretilirdi.

Şuanda, masayı çevreleyen tüm sandalyeler doluydu. Başlarında ise 60'larında olan uzun gümüş saçlı yaşlı bir beyefendi vardı. Onun siyah resmi giyinimi, ona asillik katmıştı.

Odanın atmosferi baskıcıydı, kimse konuşmuyordu, soluk sesleri duyulabiliyordu. Masanın üstünde yedi bardak su vardı, ama dokunulmamıştı.

“Bang, bang” odanın kapısı tıklandı.

"Girin!" yaşlı adam, derin sesle yanıt verdi.

Kapı açıldı ve beyaz Armani takım elbise giymiş orta yaşlı bir bilgin içeri girdi. O hızlıca yaşlı beyefendinin yanına gitti ve bir kağıt parçasını onun önüne koydu.

“Buldunuz mu?”
Bilgin başını hafifçe başını salladı. "Evet, Başkan Luo."

"Onlara söyle." Yaşlı adam devam etmesi için elini salladı.

Orta yaşlı adam yaşlı beyefendi yanında duruyordu, gözlerini masaya toplanmış olanların üzerinde gezdiriyordu. Acıyan gözlerle solgun yüzlü, güzel bir bayana baktı.

"Selam bayanlar baylar. Ben, Guo Xin, Cennetsel Müzayede Evi İstihbarat Bürosu Başkanı. Şifreli kutunun çalınmasına ilişkin olarak, ön soruşturmamızı tamamladık. "

Bu cümleyi duyduktan sonra, daha önce ilgisiz Leng Lingxi birdenbire ayağa kalktı. Dişlerini sıkarak için "Kim? Kimmiş? "

Guo Xin, Leng Lingxi ye anlayışlı bir şekilde baktı. Bu onun ilk göreviydi ve o soyuldu. Guo Xin, bu özel genç bayanın duygularını çok iyi anlayabiliyordu.

“Lütfen sabırlı olun, Bayan Leng”
Yönetici Luo, Leng Lingxi'ye doğru elini kaldırdı ve oturmasını söyledi. Genç kadın, koltuğuna dönmeden önce birkaç derin nefes aldı.

Gui Xin devam etti. "Sahadaki analizimizden anladığımız kadarıyla Bayan Leng Lingxi'yi ve onun yirmi iki kişili konvoyunu taşıyan T-25 Numaralı Uzay servis aracı, hiçbir zarar görmedi ancak iç kontrollerinde geçici bir arıza yaşandı. Bunun detaylarını dikkatlice titiz bir şekilde inceledik ve bir ön rapor hazırlamayı başardık."

"Suçlu muhtemelen geminin atmosferik giriş için yavaşlamasını fırsat bilerek Mechasının yardımıyla kapağın altına yaklaştı. Daha sonra, bilinmeyen bazı yöntemlerle, mekanlar arası manyetik bir akımı taklit ederek, aracın gövdesine iz bırakmadan girebildi ve Mechasını servis aracının çerçevesine bağladı. "
“Araca bindikten sonra doğruca Birinci Sınıfa doğru ilerledi. Oraya vardığında Bayan Leng haricinde diğer Birinci Sınıf yolcularını, derin uykudayken elektrik akımıyla devre dışı bıraktı. Daha sonra Bayan Leng’i felce uğratıp Şifreli Kutuyu alıp kaçtı.”
"Soygun sürecinde Bayan Leng Lingxi ile dövüştü. Diğer yolcuların hiçbiri bu dövüş sırasında yaralanmadı. Şu anda, kavrayamadığımız tek şey, servis aracının gövdesinden geçmeyi ve gemiye girmeyi sonrasında ise acele etmeden nasıl kaçmayı başarabildiğidir."
Yönetici Luo, Guo Xin'in raporunu parmak işareti ile durdurdu.

“Senin çıkarımını duymak istiyorum.”
Guo Xin durdu, onun cansız ifadesi ciddileşmeye başladı.”Şu anda bizim vardığımız sonuç, Bayan Leng Lingxi’nin söylediklerinide baz alırsak suçlumuz – gerçekten de Zeus. İlahi Hükümdar Zeus.”

Bu açıklama sonucunda odada hakim olan sessizlik bozuldu, hemen hemen herkesin gözlerinde açık bir şekilde şaşkınlık ifadesi görülüyordu.

“İmkansız, Bu imkansız! O piç kurusu... o piç kurusu nasıl Zeus olabilir?” Leng Lingxi bir kez daha yerinden fırladı.”Zeus nasıl böyle aşağılıkça bir şey yapabilir. Sıradan bir Uzay korsanı gibi çalabilir! İmkansız, benim Zeus’um asla böyle birşey yapmaz!”

Onun sesi neredeyse kendini kaybetmişti, herkesin bakışları ister istemez ona çevrildi.

“Senin Zeus’un mu?” Yönetici Luo ona alaycı bir şekilde baktı.

Leng Lingxi’nin yüzü kızardı.”Zeus benim idolüm. O nasıl anlayabilir ki...”

Guo Xin araya girdi. "Zeus'un kontrol alanı elektriktir. Birisi gizlice bir suç işlemesi için bir servis aracına girmek isterse ve baskın yapmak isterse, korkarım ki bu sadece onun seviyesinde birisi tarafından başarılabilir. "

Leng Lingxi’nin gözlerindeki ifade cansızdı. O aniden genç adamın gitmeden önceki sözlerini hatırladı.

……

“Sen bir kız kalitesine ve bir kız vizyonuna sahipsin”
……

Hayır... Kesinlikle bu doğru olamaz? Ama...ama o hep sürekli benim aptal olduğumu söylüyordu. Puşt!!

“Sessizlik” Yönetici Luo’nun sesi odaya sessizliği bir kez daha getirdi.”Şifreli Kutunun çaldırılmasıyla, benim Cennetsel Müzayede Evimin kaybı büyük oldu. Sorumlu elçi, Leng Lingxi 2.Rütbeye düşürüldü. Tüm koruma görevleri iptal edildi ve 3 ay boyunca tüm işlerden askıya alındı. Suçlunun kimliğine gelirsek, onu araştırmaya devam edeceğiz. Dağılın! ”

Yönetici Luo ilk ayrılandı. Onu Guo Xin ve diğerleri takip etti.

Leng Lingxi hareket etmeden oturuyordu.

O sol işaret parmağı ile masaya hafifçe vuruyor ve kalbinden bu düşünceler geçiyordu, O Zeus’tu!

O sol işaret parmağı ile masaya hafifçe vuruyor ve kalbinden bu düşünceler geçiyordu, O Zeus Değildi!

Tekrar, tekrar ve tekrar

Yorum Yap "SA 9"