Dünyanın Oluşumu Günceli

SA 6

Kasım 12, 2016

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Çeviri: Haşirwara Düzenleyen: DunklesPlatz

Bölüm 6: Mektup, Pearl, Hera!

Antik Gotik Şaraphanesinden ayrılırken, Lan Jue’nin ağzı hala etin ve ‘Cennetsel Hazine’nin tadıyla doluydu.

Kahve Ustası ondan tatmin edici bir cevap aldıktan sonra onlardan önce ayrılmıştı.

Başını çevirdi, yanındaki Gurmeye baktı. Lan Jue ona bakarken kendini gülmekten alıkoyamadı.

Önceki çağda, İberico domuz budu gerçektende oldukça yağlıydı. Ama Gurme onu yemek için değişik bir metod seçmişti. Bu yağ miktarını azaltıyordu. Yağ miktarı azalttıktan sonra doğal olaral biraz daha lezzetli olmuştu.

O anda, Lan Jue’nin aklı hala kalan domuz budunu paketlediğinde Şarap Ustasının gözlerindeki acımsı bakıştaydı.

“Ben gittim.” Gurme ona el salladı ve ardından gecenin karanlığına karıştı.

Lan Jue Skyfire Bulvarı’nın içinden geçti. O dükkanının ışıklarının gecenin bu geç saatlerinde hala yanık olduğu görünce şaşırdı.

Kapıyı sürükleyerek açtı ve içeri girdi. O, bir gülümsemeyle orada duran Xiu Xiu’yu gördü.

“Xiu Xiu neden hala dinlenmek için evine gitmedin? Çok geç oldu.” Lan Jue ona bakarak sorgular biçimde sordu.

Xiu Xiu onu gülümseyerek karşıladı ve elindeki zarfı teslim etti. ”Patron, Bu mektup, o genç bayan Mao tarafından bırakıldı. Önemli bir konu olabileceğini düşündüm. O yüzden sen gelene kadar bekledim. Ke’er de normalde benimle birlikte seni bekleyecekti ama o çok uykuluydu o yüzden onu evine yolladım. ”

Lan Jue ona nazik bir kucaklama verdi. ”Sen her zaman çok düşüncelisin.”

Xiu Xiu gülümsedi. ”O zaman ben eve gidiyorum şimdi?”

“Tamam. İyi geceler. Giderken dikkatli ol.” Lan Jue hafifçe onun yanağından öptü.

Xiu Xiu kapıya doğru yürüdü, başını ona doğru çevirdi güzel bir şekilde gülümsedi. ”Üzerindeki şarap kokusu bugün çok güzel kokuyor. ”

Lan Jue kahkaha attı. ”Eğer her gün bu şekilde kokarsam, Şarap Ustasının beni öldürmeye çalışacağından eminim.”

Xiu Xiu dükkandan çıkarak kapıyı kapattı. Lan Jue gece dükkanda kaldı. Bunun nedeni dükkanı korumak ya da gece saatlerinde de olsa çalışmak için değil sadece burası onun evi olduğu için.

Mektubu tutarak Lan Jue VIP odası içinde dolandı. O VIP odası duvarının bir kenarında bulunan düğmeye bastı ve duvar kayarak arkasında bulunan odayı ortaya çıkardı.

Lan Jue’nin mekanı çok büyük değildi, sadece 100 metre kare civarlarındaydı. Ama içinde her çeşit gerekli araç gereçler vardı.

Odada hala iki kızın arkasında bıraktığı zayıf, doğal koku vardı. Lan Jue güçlü parfüm kokusu sevmiyordu ve bunu Xiu Xiu ve Ke’er çok iyi biliyorlardı.

Lan Jue koltuğa oturdu ve zarfı açtı. O aslında bunu hiç okumak istemiyordu. Çünkü ‘Cennetsel Hazine’nin ona sağladı bu iyi ruh halini mahvetmek istemiyordu. Ama.... her insan gibi merak ediyordu. O da diğerlerinden farksızdı. Ayrıca, bunun basit bir mektup olamadığı konusunda garip bir hissi vardı.

Zarfı açtığında o sadece 3 kelime gördü. Bu 3 kelimeyi görür görmez ona ‘Cennetsel Hazine’nin verdiği lezzet bir anda uçtu gitti.

Lan Jue’nin şarap içtikten sonra hafifçe sarhoş olan gözleri anında maviye döndü ve onların içinde elektrik çatırdadı. Aslında odanın içindeki parlak ışıklar titremeye başladı ve sönükleşti, bu bitmek bilmeyen çatırdamalar devam ettikçe bazen parlak, bazen karanlık oldu.

Hera! Ölü! Değil!
Kağıt parçasında sadece bu üç kelime yazılıydı.

Hera bir isimdi. Önceki çağda, ana gezegen üzerinde, o Yunan mitolojisindeki Tanrıların Kraliçesiydi.

Zeus Tanrıların Kralı. Onun karısı doğal olarak Tanrıların Kraliçesi olan Hera idi.

Yeni Çağ içinde, Hera Mao Lan Jue’nin karısıydı. Karısının ortadan kaybolması onun için tamamıyla bir felaket bir olaydı. Yıldızın tamamını yok eden patlama ile sonlanan olaydan Hera’nın sağ olarak kurtulabileceğini kimse inanmamıştı.

Bu olay 3 sene önce yaşandı. Bu olduktan sonra o buraya geldi ve burada sakinleşti.

Herkesin bir zayıf noktası vardır. Zeus’un bile.

Lan Jue orada çeyrek saat boyunca kıpırdamadan durdu.

Çeyrek saat geçtikten sonra mektubu ters çevirdi. O mektubun arkasında irtibat numarasını buldu.

Sol eliyle havaya baskı uyguladı. Elektronik ekran ve holografik 3D görüntü koltuğun üzerinde anında belirdi.

Onun zarif, çevik parmağı bulanık bir hale dönüşerek kağıtta yazan numaraları girdi ve önündeki holografik görüntü hızlıca hareket etti.

Saniyeler sonunda Skyfire Yıldızı görüntüsü kayboldu. Önceden dükkana gelen kadın, onun önünde belirdi, hala beyaz elbise giyiyordu. Ama tabikide bu onun sadece dijital hologramıydı.

“Zeus şimdi muhabbet edebiliriz değil mi?” Kadının yüzünde konuşurken bir gülümseme vardı. O çok kendinden emindi; belki birazda olsa cilveli gibiydi.

Lan Jue’nin yüzü çok sakindi ve gözündeki mavi renk yok olmuştu. ”Bana yalan söylemenin bedelini biliyorsun değil mi?”
Her ne kadar aralarında büyük bir mesafe olsa da sadece iletişim aracıyla konuşsalar bile bu kelimeleri duyduktan sonra kadının yüzü ister isyemez değişti. Güçlü kalp çarpıntısı başladı ve yüksek bir baskı altına girdiğini hissediyordu. Ama o kısa sürede sakinleşmeyi becerdi. ”Zeus kızdığı zaman, gökyüzü/cennet ve dünya bunu bilecek. Biliyorum. Benim adım Pearl.”

Lan Jue soğukça dedi. ”Bana kanıtını göster.”

“Tamam.” Pearl kolayca kabul etti. İki kolunu kaldırarak havada hareketlerde bulundu ve bir görüntü belirdi.

Bu görüntü bir fotograftı. Bir okuldaki sınıflardan biri gibi görünüyordu. Öğrencilerin hepsi okul üniformaları içindeydi ve bir sıra halinde yürüyorlardı, derse gidip hazırlanmak için.

Aniden Lan Jue ayağa kalktı. Yok olan mavi ışık gözlerinde bir kez daha belirdi.

O birini gördü. Çok uzun süre öce ruhunun derinliklerine kazınmış olan kişiyi.

Gördüğü ilk şey, onun siyah uzun saçlarıydı. Onun siyah saçları bir çeşit doğal olarak olarak dalgalanıyordu, beline doğru dalgalanan saçları tamamıyla siyah ve gösterişliydi. Onun okul üniforması, onun orkide gibi olan uzun, ince, saf beyaz kollarını ortaya çıkarmıştı. Ne yazık ki masadan dolayı onun alt kısmını göremiyordu.

En şok edici olanı ise, onun gözleri diğer sıradan insanlara oranla farklı olmasıydı. Onlar deniz rengi olan gök mavisiydi, hiçbir kirlilik/saf olmama belirtisi yoktu. Onun bu uzun kirpikleriyle beraber gök mavisi gözleri onun zarif özelliklerinin en göz alıcısıydı. Ona bakan her kişi, bu güzel gözler tarafından ruhunun büyülendiğini hissederdi.

Siyah saç, mavi gözler, Bu o idi.

Fotograf kayboldu ve Pearl’in sesi bir kez daha duyuldu.

“Zeus şimdi ortaklığımız hakkında konuşabiliriz miyiz? Hera’nın giydiği okul üniforması, sadece Skyfire Yıldızı içindeki alanı düşünürsek bile iki yüzü geçkin okul tarafından kullanılıyor. Ayrıca bunu sadece Skyfire Yıldızı için konuşuyorum. Belkide Skyfire içinde değildir. Ben sana bir sır daha vereyim. Eğer onu 10 gün içerisinde bulamazsan, o zaman bundan dolayı tüm hayatın boyunca pişmanlık hissedeceksin. ”
Lan Jue ya da tamam olarak ifade etmek gerekirse ‘Zeus’ Lan Jue gözleriyle soğuk bir şekilde bakarak, “Şartlar!”


Yorum Yap "SA 6"