Tankların Tarihi Günceli

SA 5

Kasım 12, 2016

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Çeviri: Haşirwara Düzenleyen: DunklesPlatz

Bölüm 5: Cennetsel Hazine

İçki kadehlerine dökülen kırmızı şarap, çok sakindi, ufak bir dalgalanma bile yoktu. Şarapın güzel kokusu çok güçlü değildi. Sanki tüm lezzet köpüren, yarı saydam, kan-kırmızı şarabın içine sıkıca kilitlenmiş gibiydi.

Şarap Ustasının eli titrememişti bile. O şarabı 4 içki kadehine de eşit seviyede doldurdu. İçki kadehlerine baktığında birbirleri arasındaki fark belirlenemiyordu.

Lan Jue şaraba bakarken Gurme önünde duran muazzam domuz buduna göz gezdirdi. Her ikisininde gözleri büyülenmişti.

20 mum kare servis tepsisi içine muntazam bir şekilde yerleştirildi. Gurme, sağ elini mumların fitiline doğru salladı ve aynı anda 20 mumun hepsi yandı. Ateşler çok yüksek değildi ama çok parlak görünüyordu.

Servis tepsisinin kenarından tutan Gurme, mum ateşini belirli bir seviyede tutuyor mum ateşi ısısının aynı miktarda kalmasını sağlıyordu.

Kahve Ustası dedi. ”Bu fazla zahmetli değil mi? Niye sadece kendi ateşini kullanmıyorsun? ”

Gurme ona bakma zahmetine girmeden konuştu. ”Biz sana bu yüzden damak tadın olmadığını söylüyoruz. Eğer sen bu kadar inanılmaz derecede şansa sahip olmasaydın, bu kalitede bir şarabı içme şansını elde edemezdin ya da bunun gibi bir domuz budunu. Benim ateşlerim, sert ve patlayıcı türü pozitif enerji ateşleridir. Mum ateşleri ise nazik,yumuşak ve eşit oranda dağınık. Bu yüzden benim ihtiyacım olan mum ateşi.”

Kahve Ustası bir çeşit eleştirici bir şekilde dedi. ”İnanmıyorum. Şarap Ustası bu doğruyu mu söylüyor?”

Şarap Ustası bir kelime bile etmedi. O önündeki uzun saplı şarap kadehininin kristal sapından tutarak kaldırdı.

Kahve Ustası, Lan Jue’ye doğru döndü. ”Gurme beni küçümsüyor! O neye dayanarak beni böyle eleştiriyor? ”

Lan Jue’nin bakışları da kendi şarap kadehindeydi. Onun hareketleri neredeyse Şarap Ustası’nınkiler ile aynıydı. O şarap kadehini kaldırmış kırmızı şaraba bakıyordu.

“O doğruyu söylüyor ve onun çok iyi bir sebebi var. Şarap Ustası’nın bir şey dememesinin nedeni seni kırmak istemediğinden. Ancak ben sana sebebi söyleyebilirim. Önceden olayları karıştırmanın intikamı olarak. ”

“Tamam. Söyle bana.” Kahve Ustası hoşnutsuz bir şekilde dedi.

Lan Jue sakince güldü. “Eğer birşey öğrenmek istiyorsan, bunun ücretini ödemelisin. Bana kendi içki kadehini verirsen sebebini söylerim. Yoksa nerede bunun ‘intikam’ kısmı?”

Kahve Ustası bir parça öfke ve bozuntuyla dedi. ”Tamam. Eğer söylediğin sebep benim bu Romanêe-Conti’yi içmeye yaraşır olmadığıma ikna ederse kadehimi sana vereceğim. ”

Lan Jue kendi kadehini indirdi, ardından Şarap Ustasına doğru döndü. ”Sen bunun için benimle mücadele etmeye iznin yok. O bana soru sordu. Önceden sana sorduğunda birşey söylememek senin kendi suçun.”

Şarap Ustası bir iç çekti. ”Onun kendi kadehindeki Romantêe- Conti den vazgeçiyor olması bile başlı başına bir sebep zaten.”

Lan Jue konuşurken gülümsedi. ”Ama bu onu ikna etmeye yetmez, çünkü o herzaman arzuladığı lezzet sınırını aşmak için bu bahaneyi uydurur.”
Lan Jue bir bardak suyu kaldırır ve Kahve Ustasına bakmadan yudumlar.

“Aslında, sebebi çok basit. Çünkü sen Kahve Ustası’sın. Her ne kadar şaraba nasıl davranılacağını bilsen de sen ayrıca yiyeceklerden de aynı derecede anlıyorsun. Sonuçta sen Kahve Ustası’sın.”

Kahve Ustası, bir çeşit şaşkın bir ifadeyle dedi. ”Bunu nasıl bir sebep sayılabilir?”

Lan Jue dedi. ”Tabikide bu bir sebep. Kırmızı şaraba oranla sen kahveyi daha çok seviyorsun. Sorabilir miyim, her gün kaç fincan kahve içiyorsun?”

Kahve Ustası dedi. ”Üç fincan.”

Lan Jue dedi. “Kahve içmek çoktan seni hayatındaki en önemli alışkanlık olmuş. Kahve ne kadar iyiyse lezzeti o kadar süre sende etkisini bırakıyor. Ancak bu ayrıca senin damak tadına da hükmediyor. Üst-sınıf bir kırmızı şarabı tatmadan önce onun lezzeti tam kavrayabilimek için en az 3 gün boyunca güçlü aromalı şeylerden kaçınmalısın. Kahve, Çay, Çikolata... bunlar kesinlikle yasak. Yoksa bunlar, senin damak tadını etkisi altında bırakır. Her ne kadar bunların güçlü aromasını ağzından atmak için beyaz ekmek kullansan da, her zaman az da olsa kalır ve içtiğin şarabın senin ruhuna işlenmesine engel olur. Bu da şaraba bir küfretme şeklidir.”

Bir an durakladı ve Lan Jue Kahve Ustası’na gülerek sordu. ”Son üç gün içinde kahve içtin değil mi?”
Kahve Ustası acı bir şekilde gülümsedi. ”Tabii ki de içtim.”

“Teşekkür ederim.” Lan Jue incelikle Kahve Ustasının önündeki kadehindeki şarabı kendi kadehine döktü, ardın boş kadehi Kahve Ustasına geri verdi.

Şarap Ustası iç çekti. O nazikçe elindeki şarabı salladı ve burnuyla kokladı. Anında yüzündeki ciddi ifade, mest olmuş/büyülenmiş bir ifadeye dönüştü.

O kadehinden koca bir yudum aldı ve yutmadan ağzında bir süre çalkaladı.

Lan Jue de aynı şekilde Şarap Ustasının yaptığı gibi şarabı ağzında çalkalayıp yuttu.

Şarabı içtikten uzun bir süre sonra Şarap Ustasının yüzündeki ifade normale döndü. ”Romanee-Conti'nin klasik güzel ve hoş kokusu nazik ve ahenkli. Ağızda onun güçlü aromasını tattıktan sonra uzun bir süre tadı kalıyor.”

Konuşurken, bakışları Lan Jue’ye doğru döndü. ”Sen çok iyi seçmişsin. Romanee-Conti içmek için şuan çok doğru bir zaman.”
Kahve Ustası imalı bir şekilde bakarak konuşmaktan kendini alıkoyamadı. ”Gerçekten o bu kadar iyi mi? Şarap Ustası bana biraz daha versene. ”

Şarap Ustası iç çekti. ”Ben beyaz ekmek tabağını özellikle senin için hazırlatmıştım. Ağzındaki aromadan bir nebze kurtulman için. Bu şekilde ağzındaki kahve aromasından az çok kurtulmuş olup Romanee-Conti nin lezzetini alabilecektin. Ancak sen bu şansı kendi kadehinden vazgeçerek kaybetmiş oldun. Ben başından beri herkese sadece bir kadeh vermeyi planlamıştım. Bu yüzden üzgünüm, bugün, sana daha fazlası yok.”

Gurme tepsi üzerindeki mumları masaya yerleştirdi ve Kahve Ustası’nın omuzlarına hafifçe vurarak. ”Buna Mücevher Ustasının intikamı diyebiliriz. Bu eleman gerçekten de nasıl intikam alınacağını biliyor. ”

Kahve Ustası başını Lan Jue’ye doğru döndürdü ve sert bir bakış attı.

Lan Jue bir kez daha şarabından yudum alarak, ”Geçen gün Bayan Camille benim dükkanıma geldi. Her ne kadar bir şey almasa da, gözlerine bakarak ne sevdiğini çoktan söyleyebilirim.”

Kahve Ustası’nın yüzü dondu ve hüzünlü bir iç çekerek. ”Sen kazandın.”
Lan Jue ona doğru kadehini eğdi. Yavaşça Kahve Ustasının yüzü eski sakin haline geri döndü. ”Ama bu şekide ayrılmayacağım. Her ne kadar bu güzel şaraptan içme fırsatını kaçırsam da ben hala bu domuz budundan yiyeceğim.”

Gurme ince, uzun ve son derece keskin olan bıçağı eline aldı. Yavaşça domuz budunu kesmeye başladı.

Onun eli bir anda çok hızlı hareket ettiğinden bulanıklaştı. Ve kısa bir süre sonra domuz budunu birkaç düzine kesimle parçalara ayırdı ve tabaklara koydu.

“Neden ilk olarak biraz da olsa kızartmadın?” Şarap Ustası, Gurmeye sordu.

Gurme dedi. ”Bu siyah-domuz diye adlandırılsa da aslında İberico domuzudur. Genel olarak konuşursak, önceki çağda İspanya’nın orta doğu ormanlarında yetiştiriliyordu. O yer en klasik ve doğal çevrelerden biriydi. Geniş çayırlar, meşe ağaçları ve palamut ağaçları ile İspanyadaki en yeşillikli alandı. Domuzlar bu geniş çayırlarda, meşe ve palamut ağaçlarının tohumlarını yiyerek yetiştiriliyordu.”

“Bu yapım aşaması; domuzu dilimle, 6 C derecede soğut, temizle, baharatlarla besle, beslemenin bir bölümünü tamamladıktan sonra, soğuk suyla budda kalan tuzları yıkayıp temizle, ardından 2 ay boyunca depola. Daha sonra en az 24 saat boyunca hiç rahatsız etmeden onu as. Bu işlemler bittiğinde yemek için hazır olmuş olacak. En iyi İberico domuz budu aslında en az 48 ay boyunca beslenmesi gerekir. ”

“Bu domuz butu, İberico butları arasında en seçkinlerinden biri. Sadece %100 saf İberico domuzu dağlarda 72 ay boyunca sadece meşe kökleriyle beslenir. Önceki çağda bile bunları parayla alamazdın.”
“Ama bu tarz damuz butlarının bir sorunu var. Sorun bunların doğal yağı çok kalın. Her ne kadar lezzeti saf ve güzel olsa da, kokusu yağ tarafından birçeşit maskeleniyor. Ben ilk, tepsinin ısısını arttırıyorum sonra butu dilimlere ayırıyorum. Bu yüzden tepsinin sıcaklığı yağın erimesini sağlıyor ve bu şekilde etin içine işliyip tamamıyla kokusuyla lezzeti ortaya çıkıyor. Bak. Beyaz yağ çoktan yarı saydamlaştı."
Gerçekten de, orjinal beyaz ve kırmızı but içinde, beyaz yağlı kısımlar çoktan yarı saydam oldu ve güzel/nazik bir koku yayılmaya başladı.

Lan Jue bir dilimi aldı ve ağzına attı. Anında yüz ifadesi değişti. Lezzeti çok güçlü ve saftı ve ağızda dağılıyordu. Romanee-Conti’den bir yudum daha aldıktan sonra o tam anlamıyla kendinden geçti.

Şarap Ustası da bir dilim aldı ve onun reaksiyonu da hemen hemen Lan Jue’nin ki gibiydi. Sonra gülerek iç çekti. ”Görünüyor ki önceki yiyecekleri bu şekilde yemeyerek tamamıyla ziyan etmişim.”
Gurme şarabıyla butu beraber yiyerek gülümsedi. ”Ben senin yemeğini yiyorum, senin şarabından içiyorum ve yetmezmiş gibi bide övgü alıyorum. Ne kadar da mükemmel.”

Lan Jue sakince iç çekti. ”Cennetsel hazine, en üst seviye İberico domuz butu. Şarap Ustası, gelecekte buraya sık sık uğrayacağım.”

Şarap Ustası ona bakmadı bile, ama gözlerinde onlara bakarken acımsı bir ifade belirdi. O biliyordu ki Mücevher Ustası özünde edepsiz biri değildi, ama edepsizmiş gibi davranmaya karar verdiği zaman...

Kahve Ustası’nin suratında acı bir ifade vardı. İberico domuz butunun aroması beklentilerinin çok üstüne çıkmıştı, ama ne yazikki ona eşlik edecek ‘Cennetsel Hazinesi’ yoktu.


Yorum Yap "SA 5"