Tankların Tarihi Günceli

SA 15

Kasım 27, 2016

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Çeviri: Haşirwara Düzenleyen: Ratel

Bölüm 15: Ben Zeus’um!

Melodik sesler bölgede yankılandı. Bakanlık rezisdansına giden yola kırmızı halı serilmişti ve etrafı çiçeklerle kaplanmıştı.

Çiçekli yolun iki tarafında, beyaz örtülü sandalyeler sıralanmıştı. Tek boş sandalye bile yoktu ve burada oturan misafirlerin bazıları bu önemli olayı kameralarla kaydediyorlardı.

Austin ailesi Hristiyan iken Bakan Zhou’nunkiler ateistti. Sonuç olarak düğün Austin ailesinin inancına saygı gösterilerek düzenlendi. Bir papaz çoktan topluluğun önünde duruyordu ve  iki kişiyle birlikte sessizce dua ediyorlardı.

Richard Austin papaz dua ederken onun yanında duruyordu. Düğün başlamak üzereydi ve onun tek isteği gelinini görmekti.

Törenin Yöneticisi hoş bir ses ile ”Düğün başlasın!

Bir müzik sesi duyulur duyulmaz, Tianshan Dağının diğer tarafında bulunan mecha’lar havada kendilerini göstermeye başladı.Sol taraftakiler kırmızıya bürünmüşken sağ taraftakiler mavi renk içindeydiler. 24 mecha hepsi havada uçuyorlardı.

Onlar gökyüzü içinde spiralleştiler, sonra her biri birbirlerinden ayrılarak iki farklı tarafta bir küme oluşturdular. Bu işlem mükemmel bir şekilde yapıldı.

Şuan mechaları kullananların önceden Mecha pilotları tarafından çalıştırıldığı açıkça belli oluyordu.
Bu kümeler kendi aralarında birleşmeye başlayarak kalp şekline büründüler.

Tam o anda, altın renginde müthiş bir ışık bir anda fırladı ve altın bir ok bu iki kalpte delik açtı. Tam delinme anında iki kalp altın bir renge bürünüp birleşti ve gökyüzünde harika bir desen oluşturdular.

"Bayanlar ve baylar, saygın konuklar; Bugün, Tanrı'nın ve sizlerin şahitliğinde Richard Austin ile Zhou Qianlin’i evlilik bağı ile birleştirmek için burada toplandık. Evlilik değerlidir, Rabbimiz tarafından emredilmiş bir törendir. İncil'de İsa Mesih'in Galile içinde Cana'daki düğünlere katıldığı kaydedilmiştir. Ayrıca yazılmıştır: ne olursa olsun evliliğin kutsal bağı, en büyük öneme sahiptir. Ve bu yüzden acele etmeyin ya da ihmal etmeyin, bunun yerine saygı ile, dindarlığa ve inanc ile Rabbimizin iradesine uyun. O zaman evliliğiniz gerçek olacak." dedi. Papazın sesi hafifçe havaya yankılandı.

 “Şimdi, gelinin girişini yapmasını rica ediyoruz.”Tören Yöneticisi seslendi.

Mekanda koro sesleri duyulmaya başlandı, 8 ila 12 yaşlarında olan 36 kız çocuğu, ‘Biz Aşk’ın Bağı İçinde Bir’iz  şarkısını söylediler.

Bakan Zhou Xue, kar-beyazı bir takım elbisesi ile giriş yaptı. Zhou Qianlin, onun yanındaydı ve koluna girmiş yürüyorlardı. Onun yüzü duvağın içinde gizlenmişti. Duvak, onun güzel mavi gözlerinin görünmesini engelliyordu. Muhteşem elbisesi, doğal ışıkta yüzbin ışık patlaması ile parlıyordu.

Gelin her düğünün herzaman odak noktası olmaktaydı ve bu gelenek bu düğünde de bozulmadı. Zhou Qianlin ışıl ışıl ile parlıyordu,eşsiz bir gelindi.

Bakan’ın yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Kırmızı halının diğer tarafında duran papaz ve Richard’a doğru ilerlerken nazikçe kızının elini okşadı.

Eğer mümkün olsaydı, Richard çoktan onları beklemek yerine gidip babasının elinden karısını çekip alırdı. Zhou Qianlin’in gelinliğindeki her elmas onun güzelliği yansıtıyordu. Ona bakmak bile gözlerini kamaştırıyordu.

Ama o yapamadı tabikide. Onun sabırsızlığından dolayı bu güzel düğünün kutsallığını bozulabilirdi. O Batı İttifakının bir temsilcisiydi ve bu yüzden o sadece beklemeliydi.

Bakan Zhou Xue, her adımı bir öncekiyle aynı şekilde, yüzünde samimi ve sakin bir ifadeyle istikrarlı bir şekilde hareket etti.

Böylece, koro güzel şarkı söylemeye devam ederken, Bakan Zhou kızıyla yürümeye devam etti. Richard onların yaklaştığını gördüğünde istem dışı öne çıkacakmış gibi davrandı, ancak babasının sert bakışları karşısında geri adım attı.

Yaşlı Sylva çaresizdi. O akıllı bir adamdı ve oğlunun gözlerinden onun ne hissettiğini anlayabiliyordu. Oğlundan kızı kontrol altına almasını istemişti ama oğlunun bu halini gördükten sonra, Bakanı, kızını ve servetini kaybetmeye zorlamak o kadar kolay değil gibi görünüyordu.
Bakan Zhou kızını sunağa doğru götürdü, ve Richard’a 2 metre kala durdu.

"Richard, bu günden itibaren kızımı sana emanet ediyorum. Umarım onu gerçekten sevecek, ona dikkat edecek ve onu koruyacaksın. "

 “Kesinlikle, Size söz veriyorum.”Richard’ın cevabı çok acele bir şekilde verdi. Onun kalbi sanki göğsünden fırlayacak gibiydi.

Ona anlamlı bir şekilde bakarak, Bakan Zhou kızının elini sonunda Richard’a teslim etti.

Çabucak Richard 2 adım ilerledi, bir eli arkada ve diğer elini kızın eline uzatarak, Batı soylularının en geleneksel görgü kuralını sergiledi.

İki el birbirine yaklaştıkça, bunun izleyen misafirler kameralarını açıp bu anı kaydetmeye başladılar.
İki el sonunda birleşti!

Zhou Qianlin'in hafif ve narin yapısı gözle görülecek şekilde titredi. Bakan Zhou şaşkın görünüyordu. Yüzü kızaran Richard da aptalca davranıyordu.

Zhou Qianlin’in elmasla süslenmiş ince bir örtüyle kaplanmış elini tutan Richard değildi.
Açık tenli,ince ve güçlü bir eldi.

Hiçkimse onun nereden ,nasıl geldiğini sezememişti. Herkes Richard’ın yarım adım yanında aniden belirdiğinde onu görebilmişlerdi.

Adam nazikçe kızın çift sarmalı siyah saçını okşayarak yumuşak ve kibar bir şekilde dedi.”Evimize gidelim.

S-sen kimsin? Bırak onu!” Richard bağırdı, elini kaldırarak saldırganın omzunu tuttu.

Adam hareket etmedi, onun kendisini tutmasına izin verdi. Mavi elektriğin kıvrımlı dalgaları birden ortaya çıktı ve Richard aniden yüksek voltajlı bir akımın kendisinden delip geçtiğini hissetti. Tüm vücudu göz kamaştırıcı bir elektrik kemerinin içine girmişti, elektrikler vücudunda fışkırıp duruyordu.

Adamın ellerinden biri, Zhou Qianlin'in belini kucaklamak için uzandı ve onu kaldırdı.
Şimdi, olanlar karşısında sersemleyen insanlar, adamı yakından inceleme başladılar.

Uzun boylu ve ince biriydi. Parlak bir altın cüppe içindeydi, boynunu gizleyen ve yüz hatlarına uyan bir yaka giymişti. Bir maske gözlerinin altındaki özelliklerini gizliyordu. Ama en dikkat çekici şey, o maskenin içinde gözüken iki parlak, puslu mavi gözlerdi.

Sol elini kaldırıp başının üstünden gökyüzüne doğru bastırdı.

Thrummm!

Güneşli gökyüzü ani gök gürültüsüyle sarsıldı, gökyüzü kararana kadar biri bitmeden diğeri başlıyordu. Kızgın bulutlar her bir taraftan toplandı ve dünyanın sonuna gelmişiz izlemini yaratan şimşekler serbestçe rastgele çakmaya başladı. 

Bakan Zhou tepki vermeye başladı, Doğu İttifakı Başbakanı şaşırdı ancak sarsılmadı. Bir adım bile geri atmadan, derin sesiyle "Sen kimsin!" Diye bağırdı.

Ben ZEUS’um!

Yorum Yap "SA 15"