Otto Von Bismark Günceli

SA 13

Kasım 27, 2016

Çeviri: Haşirwara Düzenleyen: Ratel

Bölüm 13: Güzel Gelin

Tianshan Dağı, Batı Skyfire'ın en yüksek zirvesi olan Skyfire Şehri'nin 50 kilometre dışındaydı.
İnsanlar Skyfire topraklarında sınıf ve zenginliklerine göre konumlandırılırdı. Batı'da soylu sınıfındakiler ile Doğu’da zenginler yaşıyordu. Fakirleri Güney’e yerleştirilmiş ve Kuzey ise getto*'lara bırakılmıştı. Tahmin edileceği üzere Skyfire Şehri, Batı bölümünde bulunuyordu. 

[CN: Getto*, bir kentin herhangi bir azınlıkça yerleşilen bölümüne genel olarak verilen ad]

Tianshan Dağı'nın Batı'nın en yüksek zirvesi olduğu söyleniyordu, ama gerçekte yüksekliği sekiz yüz metre civarındaydı. Bu dağın bu kadar ünlü olmasının nedeni, yüzeyinde bulunan 60’dan fazla lüks villalardı. Skyfire'ın en seçkin kısımları burada ikamet ediyordu. Bu dağda ne kadar yüksek kısımda oturuyorsan, statün o kadar yüksek oluyordu.

Tabandan tepeye kadar tek bir yol vardı, diğer yüzü uçurumun ucuydu. Bugün özel bir gün gibi görünüyordu, çünkü yirmi metrelik geniş caddenin tamamı pembe renklerle kaplanmıştı.
Rengin bu şekilde olmasının nedeni yola serpilmiş olan birkaç inç kalınlığındaki  kelebek orkide yapraklarıydı. Bu orkide yapraklarından dolayı çıkan ve yüzlerce metre boyunca yayılan koku, sarhoş ediciydi.

Yol kenarındaki ağaçlar ... gelinliklerle süslenmişti. Evet, gelinlik, beyaz gazlı bez değil. Her ağaç, kar gibi beyaz bir el yapımı elbise ile donatılmıştı ve lüks beyaz incilerle harika bir görünüm oluşturuyorlardı.Onlar adeta kusursuzluğu simgeliyorlardı.

Dağın etrafındaki üç kilometrelik alan çoktan kordonla kapatılmıştı. Açıkçası, bunu başarabilmek için tek başına para yeterli değildi. Önemli bir siyasi kimliğin de olması gerekiyordu.

Binlerce temizleyici-robotlar geceden beri alanı süpürüyorlardı, bundan dolayı etrafta hiçbir pislik bulunmuyordu.

Birbirinden farklı 10 farklı iklimi içeren İklim Kontrolü uçakları, havadaki bulutları dağıtıp gökyüzünü bir safir kadar şeffaf hale getirdi, böylece dağın tepesindeki güneş son derece parlak bir şekilde ortamı aydınlatabiliyordu.

Kordon hattının diğer tarafında dağınık halde bulunan birçok sayıda insan toplanmaya başlamıştı. Yarısı dağa doğru bakarken, diğer yarısı kendi aralarında konuşuyorlardı.

Daha başlamadı mı? Bu kesişen ittifakları birbirine bağlayan bir düğün olacak. Beklendiği kadar muazzam! Baksana oraya, İklim Kontrolü uçaklar bulutları dağıtıyor!

Evet! Bu önemli bir gün, duyduğuma göre iki taraf birleşerek mechalarıyla birlikte askeri bir geçit töreni yapacaklarmış.Düğün ilk olarak burada olacakmış ama daha sonra Batı İttifakında da bir düğün daha yapılacakmış.

 “Ugh... şanslı batılılar. Bu düğünün Doğu İttifak Şefinin kızı ile Batı Başbakanın oğlu arasında olduğunu duydum. Bu yüzden bu kadar gösterişli.

Nasıl bu kadar acınası olabilirler? Bu politik ilişkiler için yapılan bir düğün, bunlar sadece gösteriş amaçlı. Hiç kimse Şef’in kızının nasıl göründüğünü bilmiyor. Belki ben bile ondan daha güzelimdir.

Hmph! Şef’in kızı belki bir gizem olabilir ama Batı Başbakanın oğlu herzaman Yıldızlararası Ağ Kanalında boy gösteriyor.O kendi jenerasyonda genç bir kahraman. Politik birliğe gelirsek, bu iki ailenin imajında büyük bir farklılık oluşturmayacaktır.

Yeter bu kadar yalama, bu akşam beni arama zahmetine girme!

“………”

İnanılmaz derecede, puslu gökyüzüne yaklaşan dağ zirvesinde, katmanlı mimariden oluşan bir saray yapısı yükseldi. Bu tarz, doğu ile batı karışımıydı, günün anlamını belirten beyaz rengine bürünmüştü  ve binanın kendisi bir gelinlik giymiş gibi görülüyordu.

Bina yedi hektarlık bir alanı kaplıyordu, iç tesisleri kesinlikle abartılıydı. Açık mavi bir sudan oluşan açık havuz, sarayın alt seviyesine akan bir şelale oluşturuyordu.Bu dev havuzda 108 gümüş arowana* yüzüyordu.

[ÇN: Arowana: pahali ve nadir bulunan bir akvaryum balığı]

Havuza bitişik çimlerin üzerinde, saf beyaz çiçekler arasında, gelen misafirler, üst düzey lüks mechaların geçişini ve resmi kostümlü bir insan kuyruğu binanın içine girişini izlediler. Bunların arasında birçok tanıdık yüz vardı. Politikacılar, ünlüler, iş dünyasının önemli simaları...

Doğu İttifakının geleneklerine uygun olarak, düğün sabah yapılmalıydı.Bu yüzden yüzyılın en büyük düğünlerinden biri olacak bu düğün de haliyle sabah saatlerinde yapılması kararlaştırıldı.
Sarayın içinde, 2 stilist abartılı bir odada gergin bir şekilde çalışıyorlardı. Ayrıca bu ikisine yardım eden 2 hizmetli de vardı.

Bunların tam ortasında bir bayan oturuyordu.

Kadın stilist, bu bayanın derin yüzüne makyaj yapmakla meşgul iken erkek stilist bayanın arkasında durmuş onun siyah saçlarını yapıyordu. 

 “Hehn...” Adam parmakları arasında pembe bir orkideyi tutarken ‘yumuşak’ça konuştu.”Tatlım, sen imkansız oluyorsun ama! Eğer sen saçını topuz yapmama izin vermezsen, onunla ne yapmam gerekiyor? Bu kadar uzun saçı olan bir gelinin kesinlikle bir topuza ihtiyacı vardır.

Genç bayan başını iki tarafa salladı.“Hayır, topuz olmayacak. Eğer başka bir fikrin yoksa,böyle kalsın. Doğal bir şekilde dalgalansın.

 “Bu...” adam mızmızlanmaya başladı.”Eğer bu şekilde olacaksa, ben seninle konuşmayacağım. Nasıl topuz istemezsin kızım ya? Bugün senin en önemli günün!

Kadın stilist mırıldandı.”Bunda garip olan bir şey yok. Bayan Qianlin doğal güzel. Hemde çok. Şuana gördüklerim arasındakilerin en güzeli. Biz stilistler hiç elimizi sürmesek bile, sen yine de onun güzelliği karşısında sersemlersin.

Adam dırdır etmeye devam etti.“Hey! Sen ne saçmalıyorsun, iyi bir stilist güzeli daha da yüceltir. Herneyse, tamam tamam.. durun biraz daha düşüneyim. Çift sargılı ejder tekniği işe yarayabilir.

Genç bayan gülümsedi.”Teşekkürler!

 ζ

Yarım saat sonra.

Kadın stilist elmasla kaplanmış tacı genç bayanın saçının üstüne koydu ve elleriyle alkışlarken konuştu."Ah! Tatlım, sen kesinlikle gördüğüm en güzel gelinsin. Kalk ayağa ve bir göz at kendine."

Genç bayan yavaşça ayağa kalktı, onun saçları çoktan örülmüştü, iki katmandan  oluşan saç onun sırtına kadar uzanıyordu. ve bir dizi rengarenk değerli taşlar bunların ortasında parıldıyordu.
Çift sargılı ejder tekniğinin en önemli özelliği, saça güzel bir görünüm verirken saçın boyutunda oynamalar yapmamasıydı.

Zambak beyaz elbise, Samanyolu gibi parlıyordu, üzerinde Van Cleef & Arpels tarafından üretilmiş elmaslar bulunuyordu. Her bir elmas kusursuz, ve her biri bir kırattan daha büyüktü.Bu elbisede bu elmaslardan 1001 tane vardı. En büyüğü göğüsün ortasına yerleştirilmişti ve bu elmas bir kalp şeklinde kesilmişti. Bu elli karatlık elmas küçük güvercinlerin kan yakutları tarafından çevriliydi.

Ayaktayken, onun vücudu uzun ve kıvrımlıydı, onun gelinliği ona eldiven gibi tam oturmuştu, tamamıyla kusursuzdu. Aşağıya doğru indikçe, onun elbisesi daralıyordu, bir deniz kızı gibi görünüyordu.

Kafasındaki taç, elmas ve safir arasına gömülmüş platinden yapılmıştı. Ancak yakından bakıldığında her bir son derece sert olan elmasın ve safirin, özel bir teknik kullanılarak çiçekler içinde oyulduğu anlaşılıyordu.

Aynada kendi yansımasına bakarken, Qianlin’in güzel mavi gözleri buğulanmaya başladı. Kaşını kırıştırdı, endişeli bir ifadeye büründü.

Narin dudakları ayrıldı.”Ben güzel miyim?

Yorum Yap "SA 13"