Otto Von Bismark Günceli

SA 12

Kasım 27, 2016


Çeviri: Haşirwara Düzenleyen: Ratel

Bölüm 12: Clairvoyant

Bu barok döneminin izlerini taşıyan bir binaydı, dış mekanı, her biri benzersiz olan çeşitli zarif ve ayırıcı kemerler sergiliyordu. Yapının tamamı dev açık bir deniz kabuğuna benziyordu.
Binanın tepesinde bir levha asılıydı ve bunda COFFEE kelimeleri güneş gibi parlıyordu.
Güneş, günü temsil ederdi, bu nedenle 18. yüzyıl Fransız sanatının kokusu ile dolu bu çok özel yapının adı "Daybucks Coffee" olarak anılmaktaydı.

İç mekan için asimetrik bir teknik kullanılmıştı, narin görünümlü ve çekici mobilyalarla döşenmişti. Teması konik kabuklar, tepeler, girdaplar ve S-şeklinde kemerler içeriyordu. Yuvarlanan çim ve açan çiçekler, organik bir bütün oluşturuyordu. Tavan ve kubbeli duvarlar kesintisiz olarak birleşiyor, yuvarlak kenarlarda duvar resmi bulunuyordu.

Burada beyaz bir gömlek ve kahverengi tulumlarla kaplı, Kahve Ustası oturuyordu. Elinde bir fincan vardı ve o fincandan şefkatle bir yudum aldı.

Thrummm!

Gök gürültüsü sesi duyuldu ve Usta'nın elinde olan bardaktaki kahve dalgalandı neredeyse yere dökülecekti. Kahve Ustası yüzünde şok bir ifadeyle, penceresine hızla döndü ve gökyüzüne baktı.

 “Gökyüzünü aydınlatan şimşek ile bulutsuz bir fırtına. Ne ezici bir yetenek. Bu onun gücü mü? Bu derece bir güce hükmettiğinden bihaberdim. Onun bu şekilde kontrolünü yitirmesinin nedeni ne acaba?

ζ

Dükkan, yalnızca misafirler için tasarlanmıştı, genel kullanım için uygun değildi. Odanın içinde basit bir yapıya sahip uzun bir masa vardı, dört düz bacak ve kare şeklinde bağlantısız bir yüzeye sahipti ve bu masanın etrafında ağaç kütüklerinden yapılmış on koltuk bulunuyordu.

Masa veya sandalyeler, hepsi aynı dokuyu paylaşıyordu, her biri bin yıllık eski ahşaptan oyulmuştu. Eğer biri dikkatle bakacak olursa, ya çok garip yüzler ya da leopar deriye benzeyen yoğun bir leke topluluğu görürlerdi. Kalın, ince, düzenli, dağınık, düz veya eğri, hepsi mevcuttu. Siyah çizgiler çoğunlukta idi, ancak çikolata kahverengi ve kırmızı çizgiler de görülebilirdi. Önceki Dönem Hai'nan’dan kalma Kokulu Gül Ağacı.

Bununla birlikte masa üstü beş bin yaşın üzerindeydi. Şarap Ustası bir keresinde, sahip olduğu her şeyi - Şarap Mahzeninde olanlar hariç olmak üzere - bu masayı almak için verebileceğini istekli bir şekilde söylemiş, ancak teklif reddedilmişti.

ζ

Antik Gotik Şaraphanesi
Şarap Üstadı pencerenin yanında duruyordu, Eva’da onun yanında duruyordu. Gökyüzüne baktı, Skyfire Bulvarındaki şimşek işareti bulunan dükkana baktı. Nazikçe başını iki yana salladı.

Usta, b-bu...” Eva ürkek bir ses tonuyla sordu.

Şarap Ustası elini kaldırdı Eva’ya dokundu. Sönük gümüş bir ışık parladı ve onun şuan hissettiği olumsuzlukları yok etti. Eva artık titremiyordu, pencereye doğru yürüdü ve Zeus'un Mücevher Dükkanına dikkatle baktı.

Skyfire Bulvarı üzerindeki gökyüzünde çakan bir dizi şimşek, Skyfire Bulvarı çevresindeki gökdelenlerin, altınımsı donuk bir ışığı yansıtmasına neden oldu.

 ζ

Barok stilinde görkemli bir bina daha vardı. Bu Skyfire Bulvarındaki en büyük binaydı.
Bu binada hiçbir tabela yoktu, ancak bir Skyfire Amblemi olan herkes bu binanın Skyfire Müzesi olduğunu bilirdi. Müze, içinde bir amblem ile herkese bir ücret karşılığında görülebilen birçok hazine barındırıyordu. Ancak, yalnızca gün doğumundan gün batımına kadar olan süre zarfında ziyaretçilere açıktı.

İçinde yaşlı bir adam sessizce duruyordu. O gerçek yaşını göstermeyen, uzun boylu sert görünümlü biriydi. Onun gözleri mavi, derindi.

Beyaz ipekten yapılmış müthiş bir elbise giymişti. Değerli taşlarla işlenmiş gümüş nakışlarla kaplıydı. Kafasında tırtıklı bir siperlik, sağ elinde büyük bir yakut yüzüğü vardı.
Gümüşümsü bir ışık göründü ve aniden başka bir yaşlı adam onun yanında belirdi; Asil kıyafetler içindeki Şarap Ustası.

Gerginsin.” Yaşlı adam bir gülümse ile dedi, gözlerini pencereden hiç ayırmıyordu.

Şarap Ustası hafifçe başını salladı. "Korkarım o her şeyi değiştirecek. Üç yıl önce buraya geldiği zaman, yetenek ve lezzet bilgisini ortaya koyduğunda, o neredeyse hemen bizden biri oldu. Bu üç yılda iyice harmanlandı, ama onun gücü ... bu ... "

Sakin bir şekilde yaşlı adam araya girdi.”Çok güçlü, değil mi?

Şarap Ustası sessizce başıyla onayladı.

Yaşlı adam yüzünü Şarap Ustasına döndürdü, onun gök mavisi gözleri parlıyordu.”O bizden biri. Biz onun başvurusunu Skyfire Kurulunda onayladığımızda, o bizim ayrılmaz bir parçamız oldu.O nasıl bir zorlukla karşılaşsa da, biz onun ailesiyiz.

 “Onun geleceğini görebiliyor musun?” Şarap Ustası sordu.

Yaşlı adam başını iki yana salladı.”Hayır. Ama onun şimşek bütünlüğünü hissedebiliyorum.
Şarap Ustası devam etti. "Görüldüğü üzere açıkça çok kızgın, korkarım bazı sorunlarla karşılaşabiliriz. Ona yardım edelim mi? "

Yaşlı adam güldü. "Gerek yok. O yapı gereği sürekli başkalarına sorun çıkarmayı alışkanlık haline getiren biri olsaydı onu içimize almazdık. Her şeyi akışına bırakalım."

Sonunda Şarap Ustasının yüzünde bir gülümseme açtı.”Başının biraz belaya girmesi o kadarda kötü bi'şey değil. En azından şimdi gelip benim el üstünde tuttuğum mallarımı içmeye fırsatı olmaz.

Yaşlı adam güldü. "Bir dahaki sefere beni de çağır. Her ne kadar çok içemesem de tadı bana o eski günleri hatırlatıyor. Ne yazık ki, sana başka bir şişenin nerede tutulduğunu bulmanda yardımcı olup olmayacağımdan emin değilim."

Şarap Ustası'nın gözünde bir ışık parladı, ama kısa süre sonra çaresiz bir ton ile "Şarap bulmak için kehanet kullanmak gerçekten doğru mu Usta Clairvoyant?" diye sordu.

Küçük bir gülümseme ile Clairvoyant ona baktı. "Neden olmasın?"

Yorum Yap "SA 12"