Tankların Tarihi Günceli

SA 11

Kasım 27, 2016

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Çeviri: Haşirwara Düzenleyen: Ratel

Bölüm 11: Bulutsuz Fırtına

Skyfire Gezegeni, Skyfire Şehri, Skyfire Bulvarı, Zeus’un Kuyumcu Dükkanı

Lan Jue kanepeye oturdu, sessizce önünde bulunan siyah metal kutuya bakıyordu. Bunun yanında, Chu Cheng'in kendisine vermiş olduğu şifreleri içeren bir kağıt vardı.

3 yıl önceki Lan Jue, kibirinden dolayı asla kutuyu açmayı düşünmezdi bile. O malı soru sormadan iş verenine teslim ederdi.

Yine aynı şekilde 3 yıl önceki Lan Jue, bu görevi kabul etmezdi. Çünkü bu kutunun sahibiyle kardeşinin bir ilişkisi vardı.

Şimdi ise kutunun içindekileri öğrenmek zorundaydı ki kardeşine ne borçlandığını bilsin.
Kutunun üstüne elini koyduğunda bir ışın demeti ortaya çıktı, ışınlar havada asılı bir klavyenin görüntüsünü yarattı.  Ve aynı anda altmış saniyelik geri sayım başladı.

Lan Jue ilk girişimi sırasında şifreyi girmedi. Sanki üç satırlık şifre bu dakika içinde girilmesi gerektiğinin farkında değildi.

Kırmızı hologram klavyesini izlerken, gözleri derin düşüncelere daldı.
1 dakida hızlıca geçiyordu zamanın dolmasına sadece 10 saniye kalmıştı.
On...

Lan Jue kımıldadı, parmaklarını gerdi. Parmakları kalın değildi, elleri çoğu kadından daha pürüzsüzdü ancak biraz daha büyüktü.

On parmak sanki bir sevgilinin cildini okşamak üzereymişcesine çırpınmaya başladı. Çıplak göz ile parmakların hareketi ayırt edilemiyordu. üç satırlık şifre tek bir işlemle tamamlandı, ve Şifreli Kutunun küçük ekranında göründü.

Beep!

Elektronik bir çınlama ortaya çıktı, hologram klavyesi kayboldu ve metal kutunun iki yüzü ayrıldı ve katmanlara ayrılarak çabucak açıldı. 

Skyfire Bulvarı’nda, Lan Jue Mücevher Ustası olarak biliniyordu. O seçkin ve kaliteli mallara yabancı değildi ama kutunun içinde ne olduğunu farkettiği anda dudakları istem dışı bir şekilde seğirdi ve yüksek sesle mırıldandı ”A-Cheng bu iyiliğini nasıl ödeceğim ben?

Kutunun içinde altın renginde soluk bir metal parçası bulunuyordu. Yirmi santimetre uzunluğunda, on beş santimetre genişliğinde ve on santimetre kalınlığında idi. Nesne altından yapılmış olmasına rağmen soluk mavi bir ışık halkası yayılıyordu.

Ortalama gözlemci güzel olduğunu düşünebilir, ancak Lan Jue tam olarak ne olduğunu biliyordu. Parola ve konvoyla korunduğuna saşmamalı. Onların Şef Rütbeli Mecha Pilot ve 6.Level Adept kiralamaları boşuna değilmiş.Onların taşıdıkları şey...

Refined Technetium! (Arıtılmış/Rafine edilmiş Teknesyum!)

Teknesyum, uranyum fisyonunun nükleer reaktörlerin yan ürünüdür. Doğada bulunmayan bir metaldir ve amonyum perteknetat (Tc2S7) ve amonyum sülfatın 500-600 ° C'de hidrojen gazı içinde ısıtılması, daha sonra metali çıkarmak için sülfürik asit çözeltisinde elektroliz kullanılması ile de oluşturulabilir. 2170 ℃'de erir, 4877 ℃'de kaynar ve yoğunluğu 11.5 g / cm3'tür. Özellikleri aynı kimyasal ailenin içinde bulunan rutenyuma benzer. Yüksek sıcaklıklarda teknetiyum oksitlenerek Teknesyum Heptoxide (Tc2O7) oluşturur. Yarılanma ömrü 2.13 X 10 yıldır. Standart bir beta yayıcı olarak kullanılabilir. Çelik kaplamada kullanılan az miktarda (yaklaşık 5 X 10 mol) teknetiyum amonyum sülfat korozyonu önemli ölçüde azaltabilir. Teknesyum, aynı zamanda süper iletken malzemelerdir. Yalnızca küçük miktarlarda üretilebilir, fiyatlar gram başına 2,800 Yeni Çağ Dolar'ından fazlaydı.

Buna ek olarak, rafine edilmiş Teknesyum, metaller arası galaksiler arası sıkıştırma yapıldığında yaratılır. Bir kilo ham Teknesyumdan on ile yirmi gram arasında rafine edilmiş olan üretebilir.
Rafine Teknesyum herhangi bir alaşıma entegre edilebilmekte ve iki benzersiz özellik kazandırılabilmektedir; Kendini tamir etme ve enerji yükseltme.

Teknesyum tarafından yayılan özel mallar belki de morfolojisinin bir kapasitesi sayesinde, mevcut enerjilerini üç ila beş faktör kadar arttırarak süper iletken bir hale bürünüp kendini güçlendirebilirdi. Arıtılmış Teknesyum  ne kadar safsa , sıkıştırma işlemi o kadar aşırı olup güç ve güçlendirme o kadar büyük oluyordu. Buna ek olarak, tek bir gram rafine edilmiş Teknesyum, on kilo metali kendi başına tamir etme kabiliyetine sahipti. Yalnızca çok spesifik yıkıcı kuvvet türleri onu güçsüz hale getirebilirdi - ancak şeklini asla kaybetmezdi . Rafine Teknesyum topağı kesinlikle ağır görünmüyordu, ancak gerçekte yirmi kilodan fazla ağırlığa sahipti.

Kısacası, bu elementin bir Mechanın gövdesine uygulanması, kendisini tamir edebilme yeteneği kazandıracak, aynı zamanda hayatta kalabilirliğini ve gücünü aşırı bir şekilde artıracaktı.
Lan Jue rafine edilmiş öğenin değerini tahmin edemezdi. Karaborsada bir gramı on bin Yeni Çağ Doları ederdi. Fakat bunun için pazar yoktu. Yeni Çağın Üç İttifakları birlikte sadece yılda yüz kilodan daha az üretebiliyordu. Ve bu metal parçacığı, bir yıllık karın beşte ikisine denk geliyordu.
Genel olarak rafine edilmiş Teknesyum, Mech'lerde nadiren kullanıldı. Büyük hacimleri nedeniyle istenen efektleri üretmek için yeterli miktarda rafine edilmiş Teknesyum olmadığından sonuç olarak, kişisel savaş silahları ve teçhizatında kullanıldığını görülürdü.

Bu rafine edilmiş Teknesyum ürünü kesinlikle A-Cheng'e verilmelidir. Luo Gezegeninin tamamında, onu kullanabilecek tek kişi o.

Kutuyu kapattı ve değerli metal, bir kez daha içeride kayboldu. Lan Jue'nun gözleri duygusal bir şekilde çalkalanıyordu, ama kısa bir süre sonra eski haline döndü.

Lang Jue sol elini hareket ettirdi ve kanepeye bitişik olarak dört boyutlu bir menü ortaya koyan bir ekran ortaya çıktı. İnce ve çevik parmaklarıyla, bir dizi sayıyı hızlıca girdi. Ekrandaki görüntü kaymaya başladı.

Pearl ekranda belirdi, Lan Jue’ye gülümseyerek bakıyordu.

 “Eğer Zeus bir iş yaparsa, olağanüstü bir şekilde tamamlar.” Pearl’in sesi hoştu, fakat Lan Jue ekranından ona bakarken yalnızca soğuk ifadesini gördü.

 “Söyle bana Hera nerede?

Parça?” Pearl’in gözleri Lan Jue'nun önündeki kutuya düştü.

Lan Jue yanıtladı.”Bana nereye göndereceğimi söyle ve ben bunu Yıldızlararası Kurye ile yollayacağım. Hera hakkındaki verdiğin bilginin doğruluğunu onayladığımda, sana şifresini söyleyeceğim. ”

Tamam” o tereddüt etmeden cevap verdi.

Hera nerede?” Lan Jue’nin gözleri parladı, derinliklerinde mavi ışıklarlar fışkırıyordu. Onun sabırsızlığı bugün açıkca görülüyordu.Bu durumu tecrübe etmeyeli uzun bir süre olmuştu. Kontrol edemediği durumu.

Skyfire Bulvarı içinde fazla sayıda dükkan vardı ama insan sayısı fazla değildi. Bilindiği üzere buraya girmek zordu ve girdikten sonra istediğin gibi hareket edemiyordun, kurallar vardı. Buranın huzurunu bozacak herhangi bir davranış affedilmezdi. Eğer birisi huzur bozucu işlere kalkışırsa Skyfire Amblemi ondan geri alınırdı.

Thrummm “ Gök gürüldemeleri başladı ve bulvar aniden şimşeklerle aydınlandı. Gökyüzünde bir bulut bile olmamasına rağmen, rastgele şimşek düşüyordu. Şiddetli gürleyen gök gürlemesi gökyüzünü doldurdu.

Tek bir şimşek ile başlamıştı ama sayısız şimşeğin gökyüzünde çakmasından önce gök gürüldemeye başladı. Gökyüzü mavi dalgalı elektrik denizi gibi görünüyordu.

Bulutsuz bir fırtına. Gökyüzünü aydınlatan Şimşekler!

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


Yorum Yap "SA 11"