Tankların Tarihi Günceli

Lms 5.3 Alkolün Gücü

Kasım 05, 2016


Çeviri : Şamil Çevik Düzenleme : Retel

Alkolün Gücü

Geomchiler cidden isimlerini değiştirmeyi düşünüyorlardı.

"Bir aydır buralarda başıboş dolaşıyoruz."
"Evet, bundan sonra 'Kayıp1' olarak anılmaya ne dersiniz?"

Daha önce hiç video oyunu oynamamış şüphesiz acemiler, Royal Road'a çoktan alıştıklarını düşünüyorlardı. Ama yanılıyorlardı.

Geomchiler iyi kötü aşina oldukları bölgelerde yol bulma sorunu yaşamıyorlardı, ama krallığın güneyindeki arazilerde çabucak kaybolmuşlar. Bir yol yahut iz bulmaya çabalıyorlardı. Her şey Weed ile ilgili haberleri duyup Seraburg'a dönmeye karar verdiklerinde başlamıştı.

Ustanın gözleri soğuk soğuk parladı.

"Nihayet öğrencimi oyunda göreceğim."
"Usta, biz de Weed'le buluşmak çok istiyoruz."

Ardından Geomchiler Serabourg'a olan uzun yolculukları için bulundukları yerden ayrıldılar.

"Bence bu yol usta!"
"Buradan gidersek daha hızlı gideriz."
"Huh? Buradan daha önce geçmemişmiydik?"

Geomchiler yola çıktıklarında Weed Serabourg'a henüz gelmiş olmasına rağmen, Rosenheim'ın başkentine dönmeleri haftalar sürdü.

Döndüklerinde ilk gördükleri şey, kan ter içinde çalışan sayısız oyuncuydu.

Geomchi49 onlara bakarak kahkaha attı.
"Güçünü yanlış kullanıyorsun."

Geonchi116 da gülmeye başladı.


"Kazmayı böyle savurmak, bu iş akıl işidir akıl!"
"Şunlara bak, çivi dahi çakamayacak kadar yorgun gözüküyorlar."
"Bunlara yardım etmeliyiz."
"Whoooo OooooH!"

Geomchiler ödülden habersizlerdi! sadece kıyafetlerini çıkarıp, ellerine aldıkları kazmalarla taş çıkarmaya başladılar.

İnşaatta çalışan oyuncuların ortalama seviyesi Geomchilerden daha yüksekti ve çoğu daha yüksek güç, çeviklik ve diğer statlara sahipti. Ama bu Geomchiler için önemsizdi, zaman harcamadan çalışmaya koyuldular.

"Kazmayı savurmak için güç değil beceri lazım."
"Hadi şuı acemilere bu işin nasıl yapılacağını gösterelim."
"Evet, bize bırakın."

* * *

Weed, Pale, Surka, Irene, Romuna ve yakın zamanda onlara katılmış olan Maylon dinleniyorlardı. Lavias'tan sonra bir araya geldikleri ikinci seferdi. geçen sefer Weed'i alıp götüren askerler yüzünden pek de fazla konuşamamışlardı.

Piramitin inşaatında her şey rayına oturmuş olduğundan, nihayet toplanıp konuşma fırsatı bulmuşlardı.

Geçen seferki gibi Weed'den lezzetli bir şeyler pişirmesi istenmişti. Bu yüzden limonlu kimchijeon pişiriyordu.

//kimchi leş gibi kokakn meşhur bi kore lezzeti, jeon da krep anlamına geliyor.

İlk bakışta bu ikisi(limon ve kimchi krebi) birbiriyle pek uyumlu değil gibi gözikse de, diğerleri o kadar hızlı yiyordu ki Weed'in yaptığı yemekler anında yok oluyordu.

Arkadaşlarının böyle iştahla yediğini görünce kendini tutamayıp gülümsedi.

"Daha fazla isteyen?"
"Evet!"
"10 porsiyon daha lütfen!" Maylon iki elini da parmakları ayrı biçimde kaldırıp 10'u işaret ederken bağırmıştı.

Pale ve Surka şaşkın yüzlerle ona baktılar, Maylon gülümseyerek yanıtladı.

"Royal Road'da ne kadar çok yersen ye şişmanlamazsın. Bu yüzden yiyebildiğin kadar yiyorum. Formunu korumak çok zor. Ama Weed gerçekten süprizlerle dolusun. Yetenekli bir oymacı olmakla kalmayıp aynı zamanda harika bir aşçısın. Kızlar arasında oldukça popüler olmalısın."

"Harika bi aşçı olduğuna emin olabilirsin Maylon, şimdiye kadar bizim için çok çeşitli ve lezzitli yemekler yaptı."

"Aw, Pale"

Maylon ve Pale'ı cilveleşirken görmek karınlarının ağrımasına neden oluyordu.

'Böyle olduklarını bilmiyordum...'

Pale'ın tatlı sesi ve Maylonun mırıltıları... Karafatma olarak doğsalardı harika bir çift olurlardı.

"Hasta olacağım."
"Her zaman böyleler."

Kimchijeon bittiğinde ayaklandılar.İyice dinlenmiş ve lezzetli yemekler yemişlerdi, ama oyalanacak daha fazla vakit yoktu. Artık inşaat için bir şeyler yapma veya avlanma zamanıydı.

Son zamanlarda inşaata sızıyorlar, aslan heykelinden faydalandıktan sonra yakınlardaki goblin bölgesinde avlanıyorlardı. Çünkü diğer oyunculara yetişmek için gerçekten çaba harcamak zorundaydılar.

Sıkı bir program hazırladılar, bu sayede her biri 5'er seviye kadar yükselmişlerdi. Irene 225, diğerleri 232 seviyedeydi, Weed'den sadece 20 seviye geride...

Esneyen Pale ironi yaparak söyledi.
"Son günlerde beş kez burun kanaması geçirdim."

"Benim yedi oldu." diye yanıtladı Surka.

"En azından baş dönmesi yok." diye ekleyen Irene devam etti:
"Burnuma pamuk tıkıyorum. Metroya bindiğimde herkesi goblin gibi görmeye başlıyorum... Oyun mu gerçek mi karıştırıyorum bazen."

"..."

Weed ve diğerleri aptalca yüz ifadeleriyle Irene'e baktılar.

'Allahtan rahip.'

Surka bir keşiş olduğundan bu kadar şaşırmıştı. Onun yerinde olsa insanları yumruklayabilirdi. Şükür ki Irene'in sınıfı dövüş tipi değildi. Sadece gruptaki diğerlerini kutsal büyülerle destekliyordu.

Son birkaç gün onlar için çok zor olduğundan gerçek hayatta da bitkin ve dağılmış hissediyorlardı.

Sadece dört saat uyuyup geri kalan zamanda Royal Road oynayacak Weed gibi çok fazla insan yoktu. Weed'e göre bu kadar çok oyun oynamakta hiç bir sorun yoktu.

'Royal Road oynamak, tozlu dar bir odada tüm bir yıl çalışmaktan veya bez bebeklere göz dikmekten daha iyidir.'

O anları hatırlamak bile Weed'i sarsmıştı. O tozlu küçük odada nefes almak bile ne mümkündü. Ve kullandıkları boyalar çalıştıktan sonra derisinde kırmızı lekeler çıkmasına neden olacak kadar tehlikeliydi.

Orada çalışmayı bıraktıktan sonra, uzun ve pahalı bir tedavi görmek zorunda kalmıştı. Ne olursa olsun vücudunu sağlıklı tutması gerektiğini öğrenmesi o zamandı.

Büyük zamanını Royal Road'a ayırıyor olsa da aralarda egzersiza yapmayı da unutmuyordu.

Ve uyumaya gideceği zaman kendi kendine bir çeşit ilahi mırıldanıyordu.

'İyi uyuyabilirim.'
'Güzelce uyuyacağım.'
'4 saat boyunca uyuyup dinlenmiş olarak kalkacağım.'
'Güzel rüyalar göreceğim.'

Dışarıdan bakıldağında manasız gelse de, bu onun için bir çeşit duaydı ve şaşırtıcı olansa güçlü bir etkisi vardı. Güzelce uyuyup enerji  topluyordu. Ardından Royal Road'da yeni görevler bitirmeye devam edebilirdi.

Dürüst olmak gerekirse, Lee Hyun son zamanlara kadar bu kadar rahat uyuyamıyordu. 10 yılı aşkın zamandır tefecilerin korkusuyla yaşıyordu. Bu durumda iyi bir uyku için dünya üzerinde hiçbir yer yoktu.

Ancak borcu ödedikten sonra ailesi için para biriktirme imkanı olmuştu. Lee Hyun korkularından kurtulduktan sonra ancak hayatından zevk almaya başlayabilmişti. Akşam yemeğinden sonra avlanmaya karar verdiler. Bu hayatta güvenebileceğin insanlarla avlanmaktan daha keyifli ne olabilirdi ki?

O sırada beş kişi yanlarına yaklaştı.

"Bizi de yanınıza alın."

Geomchi ve diğer 4 Geomchi inşaata katılmamışlardı. Kıdemlilerin astlarının işlerini yapması iyi değildi. O yüzden direk Weed'le buluşmaya gelmişlerdi. Bu tam da avlanmak için hazırlanmaya koyuldukları sıradaydı.

"Bizim de dahil olmamıza izin verin."
"Ayak bağı olmayacağımıza emin olabilirsiniz."

Kısa zaman önce Geomchiler mesleklerini Dövüş Sanatçısı olarak değiştirmişlerdi. Bu sayede saldırı güçleri gözle görülür seviyede artmış ve oyundaki her çeşit silahı kullanabilme becerisi kazanmışlardı.

Öğrencilerin büyük kısmı 180 seviye civarındaydı, ama usta ve kıdemliler 200 seviyenin üzerine çıkmışlardı. Bu kadar çabuk seviye atlamalarının sebebiyse avlanmak ve güçlenmekten başka hiç bir işle meşgul olmayışlarıydı.

Ayrıca son zamanlarda görevler de almaya başlamışlardı. Gerçi bunlar karışık olmayan, çözmesi kolay görevlerdi. Çoğu kez birini veya bir şeyi öldürmek veya bazı eşyaları toplamak gibi görevler yaptılar.

"Tamamdır. Hadi birlikte gidelim."

Weed onların katılmalarından memnundu. Royal Road her önüne gelenle avlanabileceğin bir oyun değildi.Fare kullandığın eski video oyunlarından farklı olarak grup olarak çalışmak gerekliydi. Hareket ediş şeklin ve değişen durumlara verdiğin tepkiler gruptaki, diğer oyuncuların hayatlarının kaybına veya kurtulmasına sebep olabilirdi.

Bu yüzden grçek hayatta dövüş tecrübesine sahip olanlar Royal Road savaşlarında daha güvenilir oluyordu. Bu konuda yapılacak bir şey yoktu. Akıllı bir adam doğru kararlar almak için beynini kullanabilir, aynı şekilde iyi eğitilmiş bir vücutta sağlam refleksler avlanırken bu insanlara avantaj sağlar.

Bazı yönlerden Sanal gerçeklik gerçek hayata yakındır. Bu yüzden baskı ve stres altında savaşmayı bilmeyen oyuncular grup liderleri tarafından çöp olarak görülürlerdi.

Tabiki çoğu oyuncu tecrübesiz olarak oyuna başlıyorlardı. Ama zaman geçtikçe tecrübe kazanıp daha becerikli savaşçılar halini alıyorlardı.

Bu öğrenme süreci oyun içi ve gerçek hayattaki arkadaşlarının sana karşı davranışlarına seni nasıl gördüklerine etki ediyordu.

Ama baş beş Geomchi için bunların hiç biri geçerli değildi. Bu ilk beş Geomchi hem gerçek hayatta hem de oyunda kılıcın gerçek üstadlarıydı.

Weed dövüş kabiliyetlerinden şüphe etmiyordu. Ek olarak Dövüş sanatçılarının tekniklerini görmeye epeyce hevesliydi.

Geomchilerin de katılımıyla tehlikeli bir grup haline gelmişlerdi.

Avlanma yeri uzak olduğundan at kiralayıp öyle gitmeye karar verdiler. Bu Pale'ın tavsiyesiydi. Royal Road konusunda oldukça bilgili olduğundan ondan şüphe etmesi için bir sebep yoktu.

"Atla iki saat, nereye gidiyoruz ki?"

"Avcıların vadisine gidiyoruz. 280 seviye civarı canavarlar, iki veya üç kişilik gruplar halinde bulunuyorlar. Tehlikeli bir yer. Aslında makaleden okudum daha önce orada hiç bulunmadım."

//Avcı için kullanılan kelime Huntress Hunter kelimesinin dişil biçimiydi. Yani vadideki tüm avcılar kadın. Direk avcı diye çevireceğim ben.

Pale'ın anlattıklarından sonra Weed de avcılarla ilgili okuduğu bazı bilgileri hatırladı. Amazon savaçılarındandılar ve kılıç, mızrak ve kamçıda hünerliydiler!

"Anlıyorum. Peki nasıl bir yer?"

"Bir vadi. Bir kere girdiğimizde av başlayacak. Aslında bu avcılarla ilgili önemli bir bilgi var. Vadiye girer girmez saldırmıyorlar. Bekleyip takip ediyorlar ve sen vadinin kalbine kadar ilerlediğinde küçük gruplar halinde saldırmaya başlıyorlar. Bu yüzden tüm avcılar tükenmeden vadiden ayrılamıyorsun."

"Yani ya biz onları öldüreceğiz ya da onlar bizi?"

"Evet, oldukça tehlikeli bir yer."

Bu şekilde sohbet devam ederken vadinin girişine ulaştılar.

"Hımm tehlikeli gözüküyor." Surka etraftaki kayalıkları inciyordu.

Avcılar siyah parlak cübbeler giyiyorlar, vadinin tepesinde, ağaçlarda veya çalılarda gizleniyorlardı. Gizlenmeye çalışsalar da tüm grup tetikte olduklarından izlerini sürebiliyorlardı.

"Gerçekten de saldırmıyorlar."

"Evet, daha sonra saldıracaklar, etrafımızı tamamen çevirdiklerinde."

"Ya biz şimdi saldırırsak?"

"İşe yaramaz. Eğer onları farketmişsek bu çoktak büyük oranda çevrildiğimiz anlamına gelir."

"Savaş için hazırlanmalıyız."

Weed çantasını yere bırakıp el aletlerini çıkardı.

"Weed, ne yapıyorsun?"

Irene'in sorusuna cevap olarak Weed sadece elini uzattı.

"Silahını ve zırhını ver."
"Huh?"
"Onları savaş başlamadan hazır etmem lazım."
"Eeeeh, ok."

O sırada arkadaşları Weed'in demircilik ve terzilik becerilerini orta düzeye çıkardığını hatırladılar, bir bir yanına gidip ekipmanlarını ona verdiler.

Çalışma zamanı gelmişti. Kılıçları biledi, zırhları parlattı, kıyafetleri ütüledi!

Hareketleri Maylon'a garip geldi, sessizce Pale'a sordu:

"Ne yapıyor?"

Avlanmaya çıktılarında yanlarına bir oymacı almışlardı. Doğal olarak yardıma ihtiyacı olduğundan Weed'in davet edildiğini düşünmüştü. Zanaat mesleklerini yapanların kötü dövüşçüler olduklarından, seviye yükseltmek konusunda zor zamanlar geçirdikleri herkesce bilinirdi.

Ama en başta onu grup lideri yapmışlardı. Onun fikirleri en önemli olandı.

Maylon yayın istasyonunda çalıştığından, değişen durumlara kolayca adapte olabildiğini sanıyordu, ama şaşırmış ve şu an olanlarda hiçbir şey anlamamıştı.

Weed bu değişik hareketleriyle işi daha da karmaşık hale getiriyordu.

Kıyafetleri ütülüyor, kılıçları biliyor, zırhları parlatıyordu!

Pale gülümseyerek durumu açıkladı:

"İnanması güç olsa da, Weed orta düzey bir demirci."
"Ne?"

Maylon'un neden bu kadar şaşırdığı anlaşılabilirdi. Tüm kıtada orta düzeye ulaşmış demirci sayısı pek azdı. Orta düzey bir oymacının aynı zamanda orta düzey bir demirci olması inanılacak şey değildi.

"Şey, bu kadar şaşırmana gerek yok. demirciliğe ek olarak..."

Pale devam etmek istedi ama artık çok geçti. Weed geri kalan tüm ekipmanı elden geçirmiş sıra MAylona gelmişti. Tereddütle de olsa yayını ona verdi.

"Wow! Ne kadar harika bir yay."

Silahı gördüğünde şaşırmıştı. Eşsiz bir eşya!

'En azından on bin dolar eder...'

Weed'in gözlerinde açgözlülük vardı. Royal Road'da eşsiz bir eşyaya sahip olmak kolay değildi.

Maylon epeyce endişeliydi, açgözlülüğüyle mücadele etmeyi bırakan Weed yavaşça kirişi ayarladı, ardından genelce esnekliği üzerinde çalıştı.

Maylon silahını geri aldığında donup kalmıştı.

----------------

Yüksek Elf Venus'un Çift El Yayı

Dayanıklılık: 40/40
Saldırı güçü: 75
Mesafe: 16

Bu yayla yapılan bir atışla talihsizliğin kargalarını başınızdan savabilirsiniz. Kirişi yüksek elf saçından yapılmıştır. İyi şans getirir ve düşmanın moralini düşürür.

Gereklilikler:

Seviye 230
Çeviklik 700
Sadece kolcular kullanabilir.

Etkileri:

Güç +15
Çeviklik +20
Hassasiyet +60
Çabuk atış becerisi %25 güçlendi
Yavaş düşmanlara vuruş oranı %100

Yay becerikli bir zanaatkarın elindeydi. Eklenen etkiler:

Güç +10
Saldırı gücü +9
Çeviklik +15
Hassasiyet +16
Yeteneklerin gücünü %10 arttırır.
Atış mesafesi 5 arttı.

----------------

"Wow!"

Maylon tekrar tekrar yayını kontrol etti.

Weed üzerinde sadece biraz oynamıştı ki tüm statları %20 oranında yükselmişti!

"Demek bu orta düzey bir demircinin yapabildikleri..."

Maylon bu yayı hediye olarak almıştı. Dayanıklılığı biraz düşük olsa da, kılıç gibi canavarlara yay ile vurmadığın sürece bu öenmli bir dezavantaj yaratmıyordu. 

"Şimdi kıyafetlerini ver."

"Ama onlar kumaş."

Maylon şaşkın halde Weed'e bakıyordu. Demirciler sadece zırh ve silahlarla uğraşırlardı.

"Dediğini yap."

Maylon Pale'a güvenmiş olsa da Prizmatik kumaştan yapılmış kıyafetlerini çıkarırken içinden şüpheyle dolup taşıyordu. Aynı nadirlikteki kumaştan yapılmış, gerçek bir terzinin elinden çıkmış kıymetli kıyafetlerdi.

Eline aldığında Weed kendi diktiği, Mapan'ın açık arttırmayla sattığı kıyafetleri hemencecik tanıyıverdi. Kıyafetler bir şekilde Maylon'un eline geçmişlerdi.

Weed kırışıklıkları dikkatle ütüleyerek koruma özelliğini, can yenilenme oranını ve soğuğa karşı dayanıklılığı artırdı!

"İnanılmaz!"

Maylon'un gözleri şaşkınlık içinde açıldı, söyleyecek söz bulamıyordu.

Böylece Weed herkesin ekipmanını iyileştirdi, saldırı gücünü, savunmayı, gücü ve partinin toplam gücünü artıracak diğer statları arttırdı.

Ama Weed bunun üzerine durmadı, gherşeyi toplayıp çantasına koyduktan sonra pişirme gereçlerini çıkardı.

Surka en büyük tepkiyi gösterendi.

"Bu sefer sizin için biftek hazırlayacağım."
"Wow!"

Yemek yiyeli fazla zaman geçmiş olmasa da Surka'nın tepkisi haftalardır hiç bir şey yememiş gibiydi. Yeni lezzetler denemeyi severdi, ama bir o kadar ilgiyle de Weed'in yemek pişirmesini izliyordu.

Weed yemek pişirirken tüm süreç büyü gibiydi. etler kızarırken ateş yükseliyor, tam etleri ziyan edecek gibi oluyorduki, dikkatle izleyen Weed'in maharetleriyle mükemmel şekilde kızarmış bifteklerin kokusu etrafa yayılıyordu.

Bu koku gruptakilere inanılmaz bir haz vermişti. Aslında bu diğerlerinin Weed'le birlikte avlanmaya bu kadar istekli olmalarının asıl sebepleriydi.

'Lezzetli gözüküyor.'
'Ço güzel.'

Irene ve Romuna'nın gözleri bulutlandı. Tadının ne kadar müthiş olacağı ile alakalı hayaller kuruyorlardı.

'Wow! harika kokuyor.'
"Kokusu tek başına arpa ekmeğinden 100 kat daha lezzetli."

"Bizde biraz yiyebilir miyiz?"

Beş Geomchi sesli şekilde yutkunuyorlardı.

"Önden buyrun."
"Biz daha önce çok kez Weed'in yemeklerinden yedik."

Kibar kızlar kendi sıralarını salmışlardı. Weed daha fazla yapabilirdi, bu yüzden Geomchilerin önden yemelerinde bir zarar yoktu. Kızlar ne kadar yanıldıklarını tahmin edemezlerdi...

"Bu biftekler çok küçük."

"Lezzetli! Elit bir yemeğin lezzeti böyle oluyor demek."

Geomchiler bu zamana kadar yedikleri tüm arpa ekmeklerinin acısını çıkarmaya çalışıyormuş gibi yiyorlardı.

Weed başta her şeyi olması gerektiği gibi hazırlayıp tek yemekte toplayacaktı ama Geomchiler o kadar hızlı yiyorlardı ki tüm eti barbekü yapmak zorunda kaldı.

"Daha fazla! daha hızlı!"

"Et az pişmiş olsa da sorun olmaz, bu yüzden acele et."

Geomchi3 çiğ etleri bile yemeye niyetliydi. Bu gerçek kıtlıktı. Bu şekilde Weed'in ellerinde pişen tüm etler Geomchilerin midelerinde son buldular.

Ama bu onları durdurmadı.

"Weed!"
"Evet?"
"Sen harika bir aşçısın."
"Şey, bu pek de gurur duyulacak bir şey değil. Ama acıkırsanız söyleyin yeter, herhangi bir zaman sizin için pişirebilirim."

Geomchi sözllerini kafasıyla onayladı, boğazını demizleyip söyledi:

"Hmm,hmm! Yemek yeterliydi. Ama... böyle lezzetli bir yemek, boğazım çok kurudu."
"Gelirken biraz su almıştım ister misin?"

Weed çantasını karıştırıp bir şişe su çıkardı ama ustaya vereceği sırada kafasını salladı.

"Bundan bahsetmiyorum..."

"Öyleyse ne? Bir ihtimal alkol hakkında konuşuyor olabilir misin?" Weed ustasının ne istediğini anladıktan sonra sormuştu ve üstad kafasıyla onayladı.

"Şey, gerekli değil ama... biraz var mı?"
"Oh, daha önce söylemiliydin."

Çantasının derinliklerinde alkollü içecek stoğu yatıyordu. Çoğu bitki karışım deneyleri sonucunda oluşmuştu. Aşçılık becerisi ileri düzeye ulaştığında likör hazırlamasını sağlayan bir beceri elde etmişti. Weed bu beceriyi mümkün oldukça geliştirmeye çalışmıştı. İçki yapmaya müsait malzemeler bulduğunda derhal tüm eksikleri alıp içki yapıyordu.

Yiyecekler yemeklerden ibaret değildi. Eşlik eden doğru bir içecek yemeğin etkilerini artırabiliyordu! Ek olarak, alkol güç ve dayanıklılık statlarını da artırıyordu.

Maalesef yemekten farklı olarak alkolün hazırlanması uzun zaman alıyordu. Bu yüzden Weed likör ve şarap şişeleriyle dolu bir çantaya sahipti.

"Güzel, işte biraz içki ve atıştırmalık..."

Weed hemencecik çantasına uzanıp, bir şişe ye biraz aperatif oalrak biraz dilimlenmiş ve kurutulmuş balık çıkardı.

"Teşekkürler öğrencim."

Geomchi yanında bir de aperatif olmasını beklemiyordu, keyifle şişeyi açıp içmeye başladı.

Geomchi2 dayanamayıp Weed'e yöneldi.

"KHm khm. Dürüst olmak gerekirse benim de boğazım kurudu."
"Evet, ben de tam senin için de bir şişe çıkarıyordum."

Weed hemen bir şişe daha çıkarıp Geomchi2'ye verdi. Ardından beklemeden kalan Geomchilere de birer şişe uzattı. İçkileri ücretsiz vermeye başladığında sonuna kadar gülümseyerek öyle yapmalıydı.

Aslında Weed şişelerden birini zaten açmayı planlamıştı. Geomchileri hareket halinde görmek istiyordu ve bunun için özelliklerini mümkün oldukça yüksetmesi gerekliydi ki savaşta en yüksek performansı gösterebilsinler.

'Savaş daha iyiye gittikçe avlanmamız daha da kolaylaşacak. Hızlı tecrübe kasmak için partideki herkesin performansı önemli.'

Weed Pale ve diğerlerine de birer bardak uzattı.

"Ne, bizde içebilir miyiz gerçekten?"
"Tabiki, eğer içerseniz canınız ve gücünüz biraz da olsa artacak."

Birer yudum aldıklarında özelliklerinin arttığını gördüler.

Maylon panik halindeydi.
'Nasıl?...Bu... Bu ne biçim bir parti böyle?'

Bir muhabir olan Maylon, çok farklı insanlarla avlanma imkanı bulmuştu.Tanınmış yüksek seviyeli oyuncular veya Loncaların tanınmış üyeleriyle birlikte bulunmuştu. Bu yüzden iş avlanmaya geldiğinde çoğu kişiden daha fazla tecrübeye sahipti.

Ama bu grup tüm temel kuralları reddediyordu!

Bu partide sıradan bir zanaatkar, bir oymacı üyelerin karakteristiklerini yükseltmekle sorumluydu! Ve herkes bunu doğal karşılıyordu! Düşünüldüğünde, yalnızca ozanlar, rahipler ve şamanlar bu işten sorumluydu.

Bu gerçekten sıradışı bir eşleşme. Maylon likörü içip dikkatle gözlemledi.

"Weed..."
"Evet?"
"Başka içkin var mı? Hadi başka şeyler de deneyelim."
"Bu..."

Başta reddedecekti. Bunları hazırlamak için çok çaba harcamıştı. Bunlar onun hazineleriydi.

Ama usta acılı bir sesle

"Birazcık, sadece bir yudum..."

Eğer doğrudan sorsaydı, reddetmek daha kolay olurdu. Ama karşısında acılı yüz ifadesiyle oturan öğretmenini reddetmesi mümkün değildi.

İkinci ve üçüncü Geomchiler ustalarını vazgeçirmeye çalıştılar.

"Usta, bunu yapmamalısın."
"Eminim Weed bunlar için çok emek harcamıştır."
"Sadece tadına bakacağım..."
"Ve seviyemiz de düşük. Bizleri gruplarına aldıkları için şükran duymalıyız."

Ustalarına engel olmaya çalışıyormuş gibi gözükseler de, seslerinde bu yönden herhangi bir niyet yoktu, onlar da tadına bakmak istiyorlardı.

"Bunları deneyin."

Ustanın önüne birkaç şişe koydu. şeffaf, siyah, mor... Hatta birinin içinde yılan bile vardı ve Weed ilk onu açtı.

"Oh, bu sinek sojusu!"
Geomchi şişeyi elinden kapıp içmeye başladı.

"Dayanıklılık biraz daha yükseldi!"

"İçtikçe daha fazla enerji veriyor!"

"İçtiğim en iyi içecek!"



Yılan sojusu azaldıkça Weed daha da fazla üzüldü. Geomchiler hala içmeye devam ediyorlar ve bunu absürt bir hızda yapıyorlardı. Weed bunları yapmak için para harcamış ve şu an paracıklarını kaybetmekle yüzleşiyordu. Ki bu şekilde maliyetini bile karşılamıyordu.

'Hadi ama sadece birkaç sikke harcadın...'

Çoğu malzemeyi kendisi topluyordu. Yılanı da kendisi yakalamıştı. Ve almak zorunda oldukları da çok az tutuyordu. En pahalı olan şey şişelerdi ki onların da tanesi 1 gümüştü ve tekrar kullanılabilirdi.

Endişelenecek neyi vardı ki. Bir atasözünde bahsettiği gibi. 'Zenginler aynı zamanda cehennemdedir.'. Son haftalarda Weed 70bin altını aşan devasa paralar kazanmıştı. Yürürken çantasındaki çil çil altınların sesi duyuluyordu.

Parasının çoğunu inşaatta kazanmıştı. İnşaat sektöründe işler böyle yürüyordu. Devasa meblalar ve taşeron firmalar! Ve ucuz malzeme kullanarak tasarruf etmek!

Hala çocukken yasadışı olarak inşaat işinde çalışmıştı ve yaşlı iş arkadaşlarının sözlerini hatırlıyordu. Şimdi sıra onları kullanma sırasıydı.

Weed'e inşaat için 100,000 altın verilmişti ve Weed bunun 60,000lik kısmını kendine saklamıştı!

'Kullanılmayan bilgi ölü bilgidir.'

Weed tatmin olmuş bir şekilde gülümsedi.

O sırada Geomchiler sözlerini unutmuş diğer şişeleri de gömüyorlardı.

"Oh bu iyi!"
"Usta bunu da dene. Oldukça lezzetli."
"Doğru diyorsun, resmen bağımlılık yapıcı."

Kimse Geomchileri durdurmaya çalışmadı. Gerçek hayatta zorlu savaşçılardı ve oyunda vücutları ölüm makinalarına dönüşmüştü. Hepsinin Pale ve diğerlerini ürküten keskin gözleri ve sert bakışları vardı. Herkes Geomchileri durdurmaları gerektiğini biliyordu ama bunu yapmak için bir yol düşünememişlerdi.

"Hııık... Çok iyi!"
"Usta, bugün daha iyi gözüküyorsun. Oh, neden senden iki tane var? İkiye mi bölündün?"
"Konusana da bakın hele. Senden dört tane var!"
"A-ha-ha-ha!"

Seslice güldüler ve Pale'ı da içmeye zorladılar.

"Hadi ama, gerçek bir adam bir bardak içki içebilmeli."
"Çoktan bir tane içtik bile."
"O zaman, ben aslında iki bardak demek istemiştim! İçki dünyanın en güzel şeyi değil mi?"

Pale Geomchilere daha fazla karşı koyamadığında içmek zorunda kalmıştı. Aslında o da içmek istiyordu. Weed'in içkileri lezzetli ve tatlıydı.

Pale'ı kızlar takip ettiler.

"Neden hep birlikte içmiyoruz? Şerefe!"
"Oh, teşekkürler. Siz çocuklar daha sosyal gözüküyorsunuz."
"Ah-ha! Tabiki, içki masasındakinden daha iyi kiminle arkadaş olabilirsın ki."

Herkes içmeye devam etti.

"Senin ismin Romuna değil mi? Oldukça girişken ve güzelsin."
"Maylon, neden bu kadar solusun?"
"Oh! Teşekkürler, şunlardan birini doldurabilir misin?"

Bir bardak ikiye, iki üçe...Artarak devam etti. Herkesin yüzü kızarmış devamlı olarak gülüyorlardı.

Weed'in korkuları su yüzüne çıkmaya başlamıştı. Uzun sayılmayacak kadar zaman önce Morata'da ciddi zorluklar yaşamıştı, ve şimdi arkadaşlarının davranışları acayipleşti.

'Hey bir dakika... olamaz!'

Olabilecek en kötü şey olmuştu. Onlar hala içmeye devam ettikleri sırada Weed'in bir mesaj penceresi açıldı:

----------------

Partinizdeki astınız olan oyuncular çok içtiler ve şu an ölü gibi sarhoşlar.

Sağlık %70 azaldı.

Güç ve çeviklik yarıya indi.

Oyuncular, zeka veya bilgelik gerektiren becerileri kullanamazlar. Alkolün elkisi geçtiğinde bitkinlik ve halusinasyonlara maruz kalacaklar.

Sarhoş oyuncuların listesi:

  • Geomchi
  • Geomchi2
  • Geomchi3
  • Geomchi4
  • Geomchi5
  • Pale
  • Surka
  • Romuna
  • Irene
  • Maylon


----------------


Avcıların vadisine avlanmaya gelmişlerdi ve şimdi arkadaşları şarhoş olmuş yerde yatıyorlardı.

"Ah! Yıldızlara bak!"
"Ne kadar da gizemli..."
"Ha ha ha! Bu vadiye gelip içki içmek harikaydı. Hayat bu be!"

Geomchi, Pale ve diğerleri yakıcı güneşin altında uzanmaya karar vermişlerdi.

Weed manzaradan dolayı donakalmıştı. Gerçek ustaları dövüşürken görmek istemişti. Ama görünüşe göre bu hayal olarak kalacaktıç Daha da kötüsü o sırada avcıların belirişi oldu.

"Davetsizler? Burası bizim bölgemiz! Canlı çıkamayacaksınız!"

Weed çaresizce hayıflanırken haykırdı:

"Seni çağırıyorum Ölü Şovalye!"

Siyah sisin içinden her zaman güvenebileceği biri belirdi.

"Beni mi çağırdın usta?"
"Avcılara saldır. Bu eğlenceli bir av olacak."
"Anlaşıldı usta! Ama sana bir şey söylemek istiyorum..."
"Ne şimdi mi?!"

"Uzun zamandır omuz omuza savaşıyoruz. Arkadaşlığımızın güçü sayesinde o lanetli büyüden kurtuluabildim ve geçmişimi hatırladım. Ben Van Hawk Kalamor Krallığı'nın bir şovalyesiydim. Seni ustam olarak kabul ediyorum. Bundan sonra beni kolye olmadan da çağırabilirsin. Çağırına cevap vereceğim."

Barr Khan tarafından yapılan kırmızı hayat kolyesi. Kolyeyi takmadan da ölü şovalyeyi çağırabilirsin. Kırmızı kolyenin rengi parlak bir beyaza dönüşmüştü.

"Bekle bir dakika yani kolyeyi artık çıkarabilir miyim? Peki tecrübe puanlarıma ne olacak?"

Eğer ölü şovalye doğruyu söylüyorsa, hiç bir etkisi olmayan bu kolyeden sorunsuzca kurtulabilirdi.

Aslında, kolye takıp takmaması Weed için bir anlam ifade etmiyordu. Yüzükler gibi, kolyeler de oyunda değerli eşyalardı ve etkiler iyi olan bir tanesini elde etmek gökteki bir yıldızı yakalamak gibiydi.

En iyi kolyeler devasa fiyatlardan gittiğinden, Weed kendisi bir şey bulana kadar aksesuarlar onun için hayalde kalacaktı.

O zamana kadar tecrübesini paylaşmak zorunda olduğundan Weed oldukça rahatsızdı. Kazandığı tecrübenin %20'si Van Hawk tarafından alınıyordu!

"Beni kolye olmadan da çağırabilirsin. Seni ustam olarak kabul ediyorum."

Şu sıkıntılı zamanda rahatlamış bir iç çekiş duyuldu. Paylaşılan tecrübe gitmişti. Artık tamamen özgürdü!

Ölü şovalye avcılara yönelerek sordu.

"Onları öldürmeli miyim?"
"Evet, saldır."

Weed'in emriyle ölü şovalye becerilerini kullanmaya başladı.

"Ölümcül Kılıç!"

Tehditkar karanlık enerji kılıçtan fırlayıp avcınıın göğüsüne saplandı. Ama yüksek seviye canavarlar olduklarından tek bir darbe onları öldürmeye yetmedi.

Van Hawk'la birlikte Weed de harekete başladı.

"İlahi kutsama!"

Agatha Kılıcından beyaz bir ışık çıkarak tüm bedenini kapladı. Bu büyü günde sadece 5 sefer kullanılabiliyordu ama korunmayı büyük oranda artırıyordu.

"Oyma Bıçağı!"

Weed Van Hawk'ın yaraladığı bir grup avcıya hücum etti.

"Ahmak çocuk!"
"Biz, kadın savaşçılar size gerçek gücümüzü göstereceğiz!"

Kamçılar avcıların ellerinde yılan gibi dans etmeye ve hücum etmeye başladı.

Weed tüm gücünü toplayıp ileri doğru atıldı.

Pa ra ra rak!

Malesef Weed onlara ulaşamadan kamçılar Weed'e ulaşmıştı. Kamçılardan biri kılıcını yakaladı. Weed kılıcını kurtarmakla uğraşırken bir yandan da gelen saldırılardan kaçıyordu. Takla atark tehlikeli bir saldırıdan sıyrıldı.

Nihayet kılıcını özgürleştirmiş, yakındaki bir avcıya bir darbe indirebilmişti.

Kritik Vuruş!

O andan itibaren Weed aralarındaki mesafeyi hiç açmadı. Kamçılar sadece uzak mesafede işe yarar silahlardı ve bu yüzden kısa mesafede kullanışdılar.

Sağ elinde agatha kılıcı, sol elinde Zahab'ın bıçağı, sürekli avcılara saldırıyordu. Ama rakiplerinin seviyesi yüksek olduğundan ancak bir dizi etkili vuruşun sonucunda öldürebiliyordu.

Weed umutsuzluğa düşmedi. Hayatta kalıp rakibinin zayıf noktasını aramak onun gerçek dövüş tarzıydı! Weed'in seviyesindeki sıradan bir oyuncu böyle bir durumla karşılaşsaydı, muhtemelen ölürdü. Geniş tecrübesi ve iyi eğitimli bedeniyle Weed ancak avcıların saldırılarını atlatabiliyordu.

O sırada Ölü şovalye rakibini öldürdü.

"Ugh! İyi iş, onu öldürebildin Van Hawk!"
"Hayır usta, savaşmayı seviyorum." Ölü Şovalye söylediğinden alakasız bir yanıt verdi.

Kısa zaman önce sürekli dayak yediğinden gurur yapmıştı. Bu yüzden Weed'in karakterine uyun sağlayabilmek için akıllanması gerekiyordu.

Birlikte iki avcıyı daha hallettiler. Tam Weed ganimeti toplayacakken bir grup avcı daha belirdi.

Pale yanılmamıştı. Vadiden tüm düşmanları halletmeden çıkamazdın. Eskiden de savaşlar kolay değildi, ama arkadaşları kendine gelene kadar avcılarla tek başına savaşmak zorundaydı.

Omuz omuza ölü şovalyeyle, iki savaşçı yüzlerce savaşçıya karşı geldi.

//This is spartaaaaaa!

'Bir buçuk saate kendilerine gelmiş olmalılar...'

İlk savaşta Van Hawk canının dörtte birini kaybetmişti. Buna bir çözüm bulmalıydı.

"Van, bundan sonra bire bir savaş geri kalanları ben idare ederim."
"Anlaşıldıı usta."

Weed Ölü Şovalyeye biraz içki verip ileri hücum etti.

Ölü Şovalye bir avcının icabına bakarken, Weed diğerleriyle uğraştı. Kamçılardan kaçarken Avcıların ve Van Hawk'ın konumunu da hesaba katıyordu. Bazen avcıların darbeleri ona ulaşıyordu. Bu darbelerin trajik bir ölüme yol açmayacağını fark etti. Ölümün bedelinin ağır olduğu böyle bir oyunda yalnızca kendi gücüne güvenebilirdin.

Dövüş devam etti.

Weed kılıcıyla saplıyor, bıçağıyla kesiyor, en az hasar almaya çalışırken manasından da tasarruf ediyordu. Her nedar çok çabalasa da avcılar canından azar azar çalmaya devam ediyordu.

Canı 100 puanın altına düştüğü sırada Ölü şovalyenin arkasına saklanıp, hemen kendine bandaj uygulamaya başladı.

Daha önce hiç olmadığı kadar ecele ediyordu. İşi bittiğinde Ölü şovalyenin canı kritik bir noktaya ulaşmıştı. Çabucak savaşa atılıp avcıılarn dikkatini ağır ağır nefes alan Van Hawk'tan kendi üzerine çekmeye çalıştı.

Savaş hala devam ediyordu. Avcılar gelmeye devam etti. Her grup yok olduğunda üç veya dört kişilik yeni bir grup geliyordu. İşleri daha kötüye götüren Weed'in yorulmaya başlaması oldu.

Weed gibi devasa can ve dayanıklılığa sahip bir oyuncu bile çok sayıda düşmanla sonsuza kadar savaşamazdı. Elindeki kılıç gittikçe ağırlaştı ve bacakları hız kesmeye başladı. Ölümü yaklaşıyordu.

Bir şey yapmalıydı.

Ama o noktada Weed ve Van Hawk tüm manasını tüketti. Bu durumda onları kurtarabilecek tek bir şey kalmıştı...

'Bunu kullanmayı hiç istemiyordum.'

Weed zıplayıp çantsından baharat kavanozlarıını çıkardı.

Gerçek aşçıların gizli tekniklerinden biri!

"Yaralara tuz! Gözlere sos! biber ve sarımsak suyu!"

Weed yakınındaki düşmanlarının yaralarına baharak doldurarak savaşıyordu. Hafif yaralara tuz! derin yaralara soya sosu! Güç ve buruna yakıcı baharatlar!

"Ahhhh!"
"Hayır... lütfen tuz kullanma."
"Ahhh! gözümde acı biber var!"

Avcılar acı içinde çığlık atıyorlardı. Yaraları tuzla dolduğunda canları çabucak azaldı. Acı o kadar şiddetliydi ki kelimelerle tarif etmek ne mümkün.

Adi aşçı Weed'in gizli teknikleri! Kıymetli baharatlarını sağa sola savurması gerektiğinden bunu daha önce kullanmamıştı. Ama rakibin düzenini bozuyor, canlarını hıızlıca azaltıyor ve büyük acılara sebep oluyordu.

Tuz! Tuz! Karabiber! Kırmızı biber! Sarımsak!

Weed durmaksızın Çevresindeki avcılara hücum etti.

'Burada ölmeyeceğim, ölemem...'

Weed için bir gün oyundan uzak kalmak sıkıntı değildi. Büyük emeklerle elde ettiği becerilerinden olmak istemiyordu. Tüm becerileri %5 azalacaktı, bu bir kaç seviye kaybetmekten daha kötü bir durumdu.

Kalan tüm gücünü topladı.

Etrafta koşuşturup duruyordu. Düşmanları bir araya getirip kıymetli baharatlarını üstlerine atıyordu. Yapacak başka bir şeyi kalmamıştı. Elinden gelen her şeyi yapmıştı. Agatha kılıcının beş kutsamasının beşini de kullanmıştı.

Öyle ya da böyle sonraki beş dakikada her şey belli olacaktı.

Weed ölüme yaklaştıkça daha çılgınca etrafta zıplayıp dönmeye başladı. Öfkelenmiş avcıların saldırılarından kurtulma çabasını sürdürdü. Usta ve diğerleri kendilerine gelmiş yavaş yavaş gözlerini açıyorlardı. Devam eden savaştan etkilendiler.

"Dövüş becerileri harika."
"Bu Weed, Üzerine ne atarsan at kolay kolay ölmeyecektir."
"Bir karafatma kadar inatçı."
"Herkes böyle olsaydı, oyunda rahip sınıfına gerek kalmazdı."

Pale, Surka, Irene ve Romuna Weed'e imrenerek baktılar. Böyle sıradışı şekilde savaşmayı nasıl öğrenebilirlerdi ki!

Becerileri, teknikleri ve büyüleri doğru kullanmak için çok zeki olmaya gerek yoktu. Ama Weed gibi dövüşmek, sadece basit vuruşlar ve vücut kontrolüne dayalı dövüşmek, gerçekten zordu. Hele bunu böyle savaşlarda da devam ettirmek, dayanıklılık hızlıca düştüğünde tek bir vuruş yapmak bile ölüm gibi oluyordu. Ve dinlenmeden böyle bir ritimle savaşmak çılgınlıktı.

Maylon da gözlerini açtı.
'Ne inanılmaz bir oymacı!'

Diğerleri yatmış imrenerek bakıyor olsa da o şoktan dolayı hareket dahi edememişti. Ne tür bir oymacı böyle dövüşebilirdi?

Şaşkınlığı Weed Van Hawk'ı çağırdığında başlamıştı. Onun bir büyücü olmadığına emindi. Böyle bir şeyi yapabilmek için çok değerli bir eşya elde etmiş olması gerekirdi. Ayrıca dövüş şekli inanılmaz, sayısız teknikle doluydu. Muhabir olmasına rağmen böyle ilginç birini daha önce bırak görmeyi duymamıştı bile.

"Güzel."
"Öğrettiklerinizi gerçekten özümsüyor usta."

Geomchi ve Geomchi2 sakince Weed'in tüm hareketlerini izliyordu. Onu gerçek bir dövüşte gördükleri ilk seferdi.

"Gerçek hayattan biraz farklı ama tepkileri çoktan mükemmeli aşmış durumda."

"Ama, bir kılıç ustası sadece çevreye uyum sağlamakla kalmamalı, her türlü şartta kendini savaşa tam olarak verebilmeli."

"Hyun bunların hepsini öğrenmiş durumda. Bu temel anlayış kafasına yerleşmiş olmasa bu seviyeye ulaşamazdı. Fazlalık hareketleri olsa da, genel hatlarıyla savaş oldukça iyi gidiyor. Birkaç yıllık eğitimden sonra ondan daha güçlü kimseyi hayal edemiyorum."

Aslında Geomchiler kendilerine geleli uzun zaman olmuştu.

Mükemmel savaşçılar kasıtlı olarak sarhoş olmuşlardı... Hepsi en baştan beri planlıydı. Onu gerçek bir kılıç dövüşünde izlemek istemişlerdi. Her şey adil olsun diye.

Ahn Hyundo tatmin olmuştu.

Eğer Hyun korkup savaşmaktan kaçsaydı hayal kırıklığına uğrardı. Eğer kılıcın yolunu takip edeceksen, tüm engellere rağmen sürekli ileriye gitmek zorundaydın.

Royal Road saece bir sanal gerçeklik oyunuydu, öyle olsada oyuncuların içlerinde ne olduğu önemliydi. Cesaret, yiğitlik ve sebat olmadan sadece becerilere dayanmakla büyük başarılar elde etmek oyunda bile imkansızdı.

Weed'in hayatta kalmak için son çırpınışlarını görenler daha fazla dayanamadılar. Geomchi3, Geomchi4 ve Geomchi5 yerlerinden fırlayıp Weed'e yardım için koştular.

"Alevtopu!"
"Ölümcül vuruş!"
"Ölümcül vuruş!"

Romuna büyü yapmaya başladı ve Pale ile Mayon neredeyse aynı anda oklarını avcılara fırlatmaya başladılar.

"Kutsal Ruh! Gücünü kullanarak yaralanmışları kurtar! İyileş! Vucüdunun arınmasına müsade et. İlahi El!"
Irene Weed'in canını iyileştirdi, ve herkesi kutsadı.

Artık gerçek savaş başlamıştı.

Görüşmedikleri zamanda diğer dördü oldukça değişmişti. Artık bir kurttan korkup kaçan ödlek acemiler değillerdi.

Uyumlu saldırılar her yeni gelen grubu karşıladı. Pale ve Maylon'un oklarıyla başlayan saldırı, Romuna'nın yaptığı büyülerle devam etti!

Ardından Surka yumruklarıyla savaşa dahil oldu. Geomchilerin ne yaptığını söylemeye gerek bile yok! Ve hepsi Irene'in kutsal büyülerinin aralıksız desteği altındaydı.

"Yenileri geliyor!"
"Wow, tecrübe çok hızlı artıyor."

Geomchilerin muazzam saldırıları! Pale, Irene,Romuna, Surka ve Maylon'un uyumlu sladırıları! Ve Weed'le birlikte ölü şovalye!

Onları ne durdurabilirdi ki?


Yorum Yap "Lms 5.3 Alkolün Gücü"