Dünyanın Oluşumu Günceli

Kumo 24

Kasım 12, 2016

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Çeviri: Kharsmi

Kumo 24: Zayıf

Haaah. Kırkayaklar korkunç. Cidden neydi bu böyle? Adamım, çoğunluğun ezici gücünü sonuna kadar hissettim. Ugh. Mahvoldum. Sarı stamina barım,  kısa süreli enerjimi gösteriyor, bitti ama ben koştum ve koştum. Bacaklarım titriyor! Biraz dinlenmem gerek gerçekten.

Kırkayak ordusu beni takip ediyor mu diye kontrol etmek için bir kere daha arkama baktım. İyi, kimse yok. İpliğimle kendime başka bir ev yaptım. Evimin savunma ağlarını yeni bitirmiştim ki tüm gücüm tükendi.

Ahh, bu çok travmatikti. Tek tek güçsüzler, ama bir araya geldiklerinde cidden tehlikeli oluyorlar. Felç edici zehirlerini söylemiyorum bile! Her biri bir kere bile ısırsa felç olmaktan kaçınmam mümkün olmazdı. Sonra da beni canlı canlı yerlerdi. Düşünmek bile korkunç.

Gerçekten merak ediyorum. Burada neden bu kadar çok kırkayak var? Hayır, daha iyi bir sorum var. Neden kırkayaktan başka canavarlar yok burada? Kırkayaklar acınası derecede zayıf. Başka canavarların bu elemanlarla beslenmemesi garip değil mi? Belki felç edici zehirleri yüzündendir, ama bu zindan zehirli yaratıklarla dolu. Hiç mantıklı değil.

Burada iki seçeneğin var; ya kırkayak sürüsünden sakınır ve uzun bir hayat yaşarsın, ya da kırkayak sürüsünün avı olursun. Ben, yüksek hızımla bile ucu ucuna kaçabilmiştim. Başka canavarların kaçması mümkün olmayabilir. Yüzlerce kırkayağın arasına düşmek mi? Ah! Bu kabuslarıma girecek!

Zayıf canavarlar bir araya gelerek çok daha güçlü hale gelebiliyorlar. Aynı benim ağıma takılan benden çok daha güçlü canavarları öldürebilmem gibi. Bu hikayeden çıkarılacak ders şu: Bir şey zayıf olması onu küçümsemeyi gerektirmez. Gerçek görünenden çok daha farklı olabilir.

Sonuçta bir şekilde hayatta kalmaya başarmıştım. Kolayca seviyemi yükseltmemi sağladıkları için kırkayaklara müteşekkirim. Tatları gerçekten güzeldi.

Oh, hatırladım! Tüm o kırkayak sürüsünü değerlendirince Değerlendirmenin seviyesi yükselmişti! Düşeş attım resmen. İlk olarak kendimi bir değerlendireyim. Kırkayaklar sürüsünden kaçmakla çok meşgul olduğum için şimdiye kadar bunu yapacak zamanım yoktu.

|Küçük Ezik Taratect — SV 7 — (isim yok) İstatistikler: Zayıf

Şaka mı yapı.. “İstatistikler: Zayıf”?! Bu çok kabaca! Bende biliyorum zayıf olduğumu, ama yine de…  sen çok patavatsızsın!  Adamım, eğer Değerlendirme beni zayıf olarak çağırıyorsa, bu dünyanın standartlarına göre zayıfım demek galiba. Haaaaaah. Hala bir kaybedenim.

Bekle, hayır daha demin zayıf rakiplerimi bile küçümsememekten bahsetmiyor muydum? Benim ipliğim var! Fiziksel olarak olarak güçsüz olabilirim, ama ipliğim güçlü! Kaybetmek diye bir sözcük bilmiyorum. Cidden ama, ipliğim varken beni neden zayıf diye çağırıyorsun ki? Belki olaya taraflı bakıyorum ama avantajı ele geçirdiğimde çok güçlüyümdür! Ağımla düşmanımı yakaladığımda ya da gizlice arkasına geçtiğimde kolayca etkisiz hale getirip, zehirli dişlerimle işlerini bitirebilirim. Evet, gerçekten pis dövüşüyorum. Acaba beni yüz yüze bir savaştaki potansiyelime göre mi değerlendiriyor?

Olay gücü neyin üzerinden tanımladığımızda. Rakibimle yüz yüze savaşta “zayıf” olduğumu bende kabul ederim. Bu yüzden her zaman dikkatli olmalıyım. Hayatım avantajımı korumama bağlı.

Yoruldum. Biraz uyumam lazım.

Uyandım ama hala biraz yorgun hissediyorum. Neden uyandım ki? Bu histe… ne? Ne olduğunu bilmiyorum ama kötü hislerim var bunun hakkında.

Çabucak kalktım ve koşup ağımı güçlendirmeye başladım. Akabinde sorunlarımın kaynağı kendini gösterdi.

|Elro Baldarad — SV 9 — (durum değerlendirme başarısız)

Devasa bir yılandı, bir insanı kolayca sarabilecek uzunluktaydı. En azından on metre uzunluğunda. Sadece bakarak bile güçlü olduğunu söyleyebilirim. Üstelik, seviye 9. İlk kez seviyesi benimkinden daha yüksek olan bir canavar görüyorum! Şimdiye kadar gördüğüm en yüksek seviyeli canavar seviye 4’tü. Ama bu seviye 9!!!!!

Açıkça besin zincirinde benden daha yukarıda bir yerde, ayrıca seviyesi de daha yüksek. Ona karşı kazanma şansım yok. Korkudan nefesim kesilmiş, soğuk soğuk terliyordum.

Aynı yılan görmüş bir kurbağa gibi dondum kaldım. Örümcek gibi diyelim. Bedenim kaskatı olmuştu ama bir şekilde hareket etmeyi başardım. Yavaşça yılanla arama mesafe koymaya başladım.

Yılan bunu yapmama izin vermedi.

Ağlarımı umursamadı bile, doğrudan üstüme atıldı! Elbette yapıştı ama bir silkinişte ağlarımı duvardan koparttı! Elimden gelen her şeyle kaçmaya başladım. Ağlarım arasındaki boşluktan dışarı çıktım ama tam o anda benim aralarından geçtiğim ağlara yapışıverdi.

İç güdülerim kaçmam için çığlıklar atıyordu. Ama bunu görünce daha fazla kaçmadım. Yılan ağıma yakalanmıştı. İlk ağımı sökmüştü ama belli ki tam anlamıyla sökememiş. Birinci ağımın da yardımıyla ikinci ağım yılanı yakalamayı başarmıştı.

Bunu yapabilirim! Bu dövüş benim uzmanlığım!

Kıvranmakta olan yılanın üstüne atlayıp ısırmaya başladım. Bir yandan da daha sıkı bağlamak için iplik üretiyordum. Bir şekilde kalın pullarını aşıp zehirli dişlerimi yılanın etine sapladım!
Bedenine giren zehrimin etkisiyle, yılan çılgınca çırpınmaya başlamıştı. Gücünü tahmin ettiğimden çoktan ipliklerimle yılanı sıkıca sarmıştım. Beni defalarca duvarlara ve tavana vurdu, ama tutundum. Tüm cesaretim ve irademle savaşmaya devam ettim!!!

Sarı stamina barım boşalıyor. Duvara vurduğu her seferinde yeşil hayat barım biraz daha azalıyordu. İplik üretmek görünüşe göre kırmızı stamina barımı düşürüyor. Eğer tamamen biterse daha fazla iplik üretmem imkansız olacak. Bu olursa yılanın kurtulması sadece zaman meselesi olur. Bundan önce yılanı yenmeliyim.

Çıldırmışçasına ısırmaya ve ipliğimle onu sarmaya devam ettim. Gitgide kıvranışları zayıflamaya başladı. Sarı barım uzun süre önce boşalmıştı, ve kırmızı barımın sadece %10’u kalmıştı ama sonunda yılan hareket etmeyi tamamen kesti.

Zayıf olabilirim, ama bu beni hafife alabileceğini göstermez!


Yorum Yap "Kumo 24"