Otto Von Bismark Günceli

Kumo 20

Kasım 01, 2016


Çeviri: Kharsmi

Kumo 20: Arkanda Bir Örümcek Var!

Kaplumbağayı yenmek gerçekten zordu! Onu başarıyla devirdikten sonra bile, ısırmayı denediğimde bu pislik kabuğuna çekilmişti! Neredeyse kafasını ısırmaya çalışırken dişlerimi sıkıştıracaktı. Elbette, acınası gücümle onu kabuğundan çıkartmam imkansız. Yapabileceğim tek şey zehrimi kafa deliğinden içeri boşaltmak. Bu kesinlikle onun dikkatini çeker! Can acısıyla birden kafasını dışarı çıkartınca dişlerimi savunmasız boynuna gömdüm. Şimdi kaplumbağanın tadı nasılmış bir bakalım. Yeniden doğduğumdan beri yediğim ilk zehirsiz etti. Tadı iyi değildi, samana benziyordu.

Umf. Bu sefer yara almadım! Rakibimin tüm hareketlerinden sıyrılabildi. Elbette, kaplumbağada bana bir geri zekalı gibi sürekli hücum etmekten başka bir şey yapmamıştı. Çokta hızlı sayılmazdı istediğim kadar onunla oynayabilirdim. Bir sıyrılma uzmanı oldum demiyorum, sadece benim için mükemmel bir rakipti.

Hmmmm. Gerçi eskisine göre kesinlikle daha hızlıymış gibi hissediyorum. Tüm bildiğim seviyem yükseldiğinde statlarımın da yükseldiği, ama şimdiye kadar bunun etkisini pekte görememiştim. Görünüşe göre hızım diğer özelliklerimden daha hızlı yükseliyor. Kurbağayla savaştığım zamana kıyasla şuan çok daha hızlıyım. Taratectler hız konusunda aşırı derecede özelleşmiş bir türe benziyor. Yine de, tamamen sıyrılarak savaşmak imkansız.

Evet! Hızım ve ipliklerim benim en büyük silahlarım. Sanki bu ikisi bir amaç için özenle seçilmiş gibi: gizli saldırılar!
\\ Sneak attacks: gizli saldırılar

Hm? Korkakça mı? Ölüm kalım savaşlarında korkaklık diye bir şey yoktur! Bunu ön saldırı olarak düşün. Bu kesinlikle korkaklık değil! Önce saldıran savaşın gidişatına hükmeder.

Ne? İşe yarar savaş tecrübesi kazanamam mı? Bu kesinlikle meşru bir savaş! Yüce tahtında otururken bunu anlaman mümkün olmasa da!

Şunu söylemeliyim eğer gizlice saldırsam bile şansım sadece %50, değil mi? Bu gerçekten tehlikeli! Bu zindanda yaşayan diğer canavarlar dikkatsiz olamaz. Eğer olurlarsa zaten bu zindanda “yaşayan” canavarlar olamazlar. Sinsi saldırımda başarılı olursam bunun bana çok yararı olacaktır… sanırım. Eğer beceremezsem kendimi çabuk karar vermem gereken sıkıntılı bir durumda bulabilirim.

Kaplumbağanın yaptığı gibi başka bir canavarda ipliklerimden kurtulmayı başarabiliyorsa bu büyük bir problem. Gerçekten, şimdiye kadar ipliklerim ateş dışında hiçbir şeye yenilmemişti. Örümcek İpliği yeteneğim seviye 6. Tüm yeteneklerim arasında seviyesi en yüksek olan o. Kısaca ipliğimi yenmek beni yenmeye denk. Neyse ki kaplumbağa benim kalan diğer becerilerimle iyi bir eşleşmeydi. İpliğimden kurtulabilen başka bir canavarla olabilecekleri düşününce titremeden edemiyorum. Belki de ipliklerime fazla güvendiğimden böyle hazırlıksız yakalandım bu duruma. Gelecekte ağlarımın yırtılabileceğini aklımın bir köşesinde tutmalıyım.

Bundan sonra, zindanda biraz daha dolaştım, ama başka bir canavar bulamadım. Uykum gelmeye başladı, öyleyse bugünlük bu kadar yeter. Kendime uyuyacak bir yapayım.

Ah, gün doğumu!... Şey, uh, aslında sabah mı değil mi bilmiyorum ama ben şimdi uyandım. Keşfetmeye devam edelim. Zindanın büyüklüğü tüm tahminlerimin ötesinde. Etrafta dolaşmaya başladığımdan beri labirentin neresinde olduğumu kaybetmiştim ve çıkışla ilgili en ufak bir ipucu bile bulamamıştım. Ne zaman bir dönemece gelsem hep sağ tarafı seçmiştim. Labirentin sağ duvarına elini koyarak ilerlemenin labirentte kaybolmamanın en kolay yolu olduğunu duyduğumu hatırlıyorum. Nereden geldiğini hatırlamaya çalışmaktan daha etkili olduğu kesin. Tabii benim başka bir avantajım daha var: yürürken arkamda istemsizce bıraktığım ipliğim

Labirentin koridorların yürümeye devam ediyordum ama hala çıkışa dair bir işaret yoktu. Gördüğüm her şeyi Değerlendiriyordum, ama hep aynı şeyi söylüyordu: labirent duvarı ve labirent koridoru. Ne kadar yürüdüğümü bilmemin bir yolu yok, ama bir tahminde bulunmam gerekse 30-40 kilometreden fazla yürümüş olmam gerektiğini söylerdim. Ugh, şimdi hakkında düşününce bu çok fazla! Eğer hala bir insan olsaydım, bu kadar mesafe yürümek beni öldürebilirdi.

Ah, günün ilk avı göründü. Oooh, ve daha önce hiç görmediğim bir tür! Kırkayaklara benziyordu, ama bunun çok daha fazla ayağı vardı. İlk olarak: Değerlendirme

|Elro Ferekt — (durumunu değerlendirme başarısız)
Hm? Başarısız? Görünüşe göre Değerlendirme başarısız olabiliyor! Bunun olduğunu ilk kez görüyorum. Bu başarısızlık genelde elde edebildiğim bilgiden pekte farklı değil, bu yüzden gerçek bir önemi yok şuan.

Ah, bekle, bir dakika. Başarısız olmasının sebebi belki de seviyelerimiz arasında çok fazla fark olmasındadır. Eğer durum buysa kırkayak benden çok daha güçlü olmalı. Hmmm? Ondan böyle bir his almıyorum… belki de seviye farkının Değerlendirme üzerinde bir etkisi yoktur. Hepsi buysa güzel, ama ya bu kırk ayak gerçek yeteneğini hatta verdiği hissi bile saklayabiliyorsa?

...Adamım, burada anlamsızca dikilmemin bir bahanesi yok. Kadınlar cesurdur! Hadi gidelim!

Gürültü yapmadan, sessizce düşmanımın arkasına geçtim. Merhaba! Ve güle güle!!

Sinsi saldırım tam bir başarıydı. Öylesine bir başarı olmuştu ki biraz hayal kırıklığına uğramıştım. Kafamda kırkayağın gücü hakkında o kadar şey kurduktan sonra kaplumbağanın yaptığını bile yapamamıştı. Ağımdan kurtulamamış öylece problem çıkartmadan yatıp kalmıştı. Sonrasında hareket etmeyi kesene kadar onu zehirli dişlerimle ısırdım.

Sadece bakarak bile biri kırkayağın tadının ne kadar iğrenç olduğunu anlayabilirsin, ama gerçekten bu kadar kötü olmasını beklemiyordum. Üstüne üstlük garip bir tür zehri vardı, yedikten sonra vücudumda acayip bir his bırakmıştı. Tüm bedenim sanki katılaşmış gibi hissettiriyordu.

Argh! Bir örümcek olarak doğduğumdan beri bir tane lezzetli şey yememiştim! Bunun dünyanın en önemli problemi olmadığını biliyorum, ama lezzetli yemekler istiyorum. Aaaah, bana bir kutu noodle verecek kimse yok mu? Lütfen ama!
\\ Noodle


Yorum Yap "Kumo 20"