Tank Tarihi Günceli

Kumo 17

Kasım 01, 2016


Çeviri: Kharsmi

Kumo 17: Yüz Yüze Savaşta Sinsi Taktikler

“Uzmanlık gereksinimi sağlandı. Yeteneğin, [Değerlendirme (SV 2)], seviye 3’e yükseldi.”

Aha, bu seviye yükselmesi çok hızlıydı! Her yere değerlendirme sallamaya başlayalı daha çok zaman geçmemişti. Demek ki kendimi oraya kapatmasam çok daha kolay yükselecekmiş… Adamım bunun hakkında cidden karışık hislerim var.
Evet, ne olursa olsun, seviyesi yükseldi! Şimdilik umabileceğim en iyi şey bu. Şimdi, şimdi seviye 3 ne gösterebilir? Hemen kendimi değerlendirmeyi denedim.

|Küçük Ezik Taratekt — SV 5 — (isim yok)

Seviyemi gösteriyor! Yaaaay… …hahhh. Şey, artı artıdır, ama…  bu yetenek hangi noktada gerçekten işe yaramaya başlayacak?

Mmm. Gerçekten, benim türümün ne kadar güçlü olduğu hakkında hiç bir fikrim yok. Zindandaki diğer türlerle karşılaştırıldığında acaba Küçük Ezik Taratekt nerede?

Tam bunları düşünmeyi bitirmiştim ki, yeni bilgiler beynimin içine aktı.

|Küçük Ezik Taratekt: Bir Taratekt yavrusu alt türü.

Neydi… o? Demin kendi türüm hakkında düşünürken, değerlendirmenin sonucunu tekrar mı değerlendirdirdim? Çifte değerlendirme?! Oooh. Demin yeteneğimin önemli bir püf noktasını mı yakaladım? Değerlendirmeyi tekrar kullanmayı deneyelim.

|Taratekt: Örümceğimsi bir canavar türü. 

İşe yarıyor! Bu müthiş! Eğer Değerlendirme yaptığımda yeni bir kelime görürsem, onu da değerlendirebileceğim. Elbette açıklamalar çok kısa, ve kesinlikle bilginin tamamını vermiyor ama seviyesi yükseldiğinde acayip iyi olmayacak mı?! Bir şeyi değerlendir ve ardı ardına yeni şeyler öğren! Ha-HA! Değerlendirme Bey sana daha önce yararsız dediğim için üzgünüm.
Tüm gücümle senin seviyeni yükseltmeye çalışacağım.
\\ Bundan sonra Değerlendirme Bey diyeceksiniz diyeceğimde demeye başladı bile :D

Ama Değerlendirmeyi yükseltmeye yoğunlaşmadan önce çözmem gereken iki oldukça büyük problemim var: Ben açım! Ve de yorgun! Bu kadar basit. Mantıklı aslında; evimden tüm hızımla kaçmış ve şimdiye kadar zindanda dolaşmıştım, doğal olarak biraz yemek yemem ve uyumam lazım.

Bir süre daha dayanabilirim ama nihayetinde bir şeyler yiyip uyumam lazım. İkisini de çözmek için aşamam gereken bir engel var: diğer canavarlar. Eğer yemek istiyorsam bir canavar bulmam, onu öldürmem, ve yemem gerekli. Aksine uyumak istiyorsam diğer canavarların beni bulamayacağı bir yer bulmam gerek. Bu bir ikilem, ikisini  aynı anda tatmin edemem.

Ah! Belki de bu iki problemi birlikte çözebilecek bir çözüm vardır: uyumam gerektiğinde, kendime çok basit bir ağ yapar ve içinde uyurum. Sonrasında terk eder ve  zindanda dolaşmaya devam ederim. Aynı göçebeler gibi. Böylelikle tek taşla iki kuş vurmuş olurum: hem nispeten güven içinde uyuyabilirim hemde bazı canavarlar ağıma doğru tökezlerlerse bedava bir kahvaltı yaparım.

Ama, bir süre önce bir karar verdim. Artık kendi avımı kendim avlayacağım tembellik günleri sona erdi! Uyumak için basit bir ev yapmak basitçe bir zorunluluk, ama uyandığımda gidip kendime gerçek bir dövüş aramalıyım. Sonuçta artık evimin amacı avlanmak değil uyumak için güvenli bir yer olmak olacak. Ah, tabii eğer ağıma yakalanmışsa onu yememezlik etmem. :D

Şimdilik, zindanda dolaşıp kendime bir canavar bulayım!

Bir tane buldum!

|Elro Kurbağası — SV 3
\\ Yine mi sen yavru kurt :|

Görünüşe göre kurbağalar benim kaderim. Geçidin ilerisindeydi hemen gizlendim. Tek galiba, daha fazlasını göremiyorum. Şuanda arkası bana dönüktü daha farkıma varmamış gibi gözüküyordu. Onu gizlice öldürebilir miyim ki?

Elbette, tam ben bunları düşünürken, beni gördü. Lanet!
\\ Evime böyle bir örümcek istiyorum :D

Hisssssss!

İlk olarak biraz tehdit edelim.

Piest!

N-!? Hey, bana aniden asit tükürüğü atman adil değil! Zorlukla kaçınabildim bundan!

Piest! Piest! Piest!

Atmayı bırak!! Ahh, aaah, ooof! Hepsini atlatamayacağım! Ow! Oww! Artık biraz direncim var, yani ilk seferki kadar canımı yakamaz, ama bu! Hala! Acıttıyorrrr! Seni pislik, senin bir ağa yakalanmamışken bu kadar agresif olduğunu nasıl bilebilirim ki?

Piest! Piest! Piest!

Bekle, bekle! Gaaah! Bir tane daha yedim! Bu kötü! Bu dövüş aşırı tek taraflı gidiyor! Elimdeki tek seçenek: İntihar Saldırısı!!

Piest! Piest! Piest!

Hah, beni aynı saldırıyla tekrar vurabileceğini sanıyorsan yanılıyorsun! Senin hareketlerini öğrendim: senin limitin tek seferde üç atış! Beni hafife alma kurbağa! Ben gerçek bir oyuncunun analitik gözlerine sahibim, bu yüzden bana Kartikeya derlerdi! Koşarken, attığı  tükürükten sıyrıldım, ve sonra pençelerimi kurbağaya doğru savurdum!

Grr, beklediğim gibi bundan sıyrıldı, zıpladı ve dilini kullandı!

Şlakt!

OWW! Dil saldırısı ezici bir güçle bana vurdu. Ve elbette! Asitle kaplıydı da! Sadece ağır darbenin değil, asitle cızırdayan vücudumun da acısını hissediyorum! Ohhhh, Bu ciddi bir yara. Eğer bir can barım olsaydı şimdi parlak kırmızı olmuştu. Eğer bunun gibi bir darbe daha alırsam işim biter.

Ama böyle bir şey olmayacak.

Çünkü ben zaten kazandım.

Sonuçta, kurbağa zıplamadan önce, ineceği yeri çoktan ağlarımla sarmıştım.

Numaram çok basitti. Asit tükürüğü saldırısından sıyrılırken arkamdaki yere bir ağ bırakmıştım.
Genelde, eğer dikkat etmezsem yürürken arkamdaki yere bilinçsizce beni takip eden bir iplik bırakırım. Gerçi bu sefer bilerek yaptım. Kurbağayı içine zıplamak zorunda bıraktığım iplik çok yapışkandı. Pençe saldırımı özellikle kaçınırken ağımın içine düşeceği şekilde yapmıştım. Gerçi havadayken karşı saldırı yapmasını beklemiyordum.

Kurbağa indiğinde hemen yakalandı. Acımasızca onu ağlarımla tekrar ve tekrar sıkıca sardım, taki içinde ne olduğu anlaşılmayıncaya kadar.

Kart!

İlk savaşım kıl payı bir zaferle sonlanmıştı.




Yorum Yap "Kumo 17"