Kilimanjaro Günceli

Kumo 15

Kasım 01, 2016


Çeviri: Kharsmi

Kumo 15: Cenneti Kaybetmek

Tembel mutlu bir güne daha merhaba. Ah! Evim öylesine rahat ki! Yemeğim kendi ayağıyla kucağıma düşüyordu ve ağlarım düşmanlarımı uzakta tutuyordu, böylelikle bu tehlikeli zindanda bile huzur içinde uyuyabiliyordum. Sert zemin kayasının üstüne ipliklerimle kendime kabarık bir yatak yapmıştım. Üstünde uyumak çok rahattı. Günlük rutinim basitçe tembellik yapmak ve iplik üretmekte ibaretti. Ah, bu mutluluktu.
\\ Bu paragrafın adını tembelliğe övgü koyuyorum :D

Eski hayatım hakkında düşününce fark ediyorumda günlerim çok yoğun geçiyormuş. O zaman fark etmemiştim ama gerçekten sadece dört saat uyku mu? Okula gitmek için çok erken uyanıyordum. Okuldan geldikten sonra da oyun oynamaktan başka bir şey yapmıyordum. Hayatım bundan ibaretti. Oyun oynamayı gerçekten seviyorum ama şimdi geriye baktığımda merak ediyorum, acaba bunu yapmamın sebebi bir tür sorumluluk hissetmem miydi?

Ben o online oyunda sadece bir bedava oyuncu olsam da en güçlü oyunculardan biriydim. Şöhretime göre yaşamam gerektiğini hissettiğimden kendimi kapasitemin sınırlarına kadar zorlamış olamaz mıyım? Başka insanların beklentilerine göre yaşamak, ha? Ne şaka ama! Bu sadece kendini beğenmişlik. Ben diğer insanları gerçekten umursamıyorum. Düşünce şeklim bu şekilde, ama belki de hala bazı insani duygularım vardır ama ben farkında değilimdir.

Heneyse şimdi yeni bir hayatım var, ve artık yaptıklarımın hiçbiri anlamlı olmak zorunda değil! Kendimi sonunda bağlarımdan kurtulmuş gibi hissediyorum. İlk başlarda çok boş zaman yüzünden çıldıracağım diye endişeleniyordum ama görünüşe göre sadece fazla düşünüyormuşum. Boş zamanlarımı harcayacak bir online oyunum olmayabilir ama bu sıkıntıdan patlayacağım anlamına gelmez.

Görünüşe göre, bir şekilde benim mutluluk standartlarım diğer insanlarla karşılaştırıldığında birazcık düşük. Gerçekten, sadece yaşamak bile müthiş bir şey! Yemek ya da barınma hakkında endişelenmem gerekmiyor. Bu çok müthiş! O kadar mutluyum ki bütün hayatımı burada geçirebilirim. Gerçi örümcekler ne kadar yaşıyorlar gerçekten bilemiyorum.

Maalesef, çokta umutlu olmamak lazım. Kimse bir şeyin beni evimden gitmeye zorlamayacağını garanti edemez.  Bazı beklenmedik olaylar olabilir, çevrenin değişmesiyle ya da korkunç bir şey yuvamı bozabilir. Ne olur bilmiyorum ama bir şeyler yaklaşıyor. Bu kaçınılmaz! Kesinlikle buna kendimi hazırlamalıyım.

Kararımı verdim ama hala çok erken! Daha hazırlanmadım!

Yuvamın girişlerinden biri benim paniklemiş bakışlarım altında alev aldı. Ben tam uykuya dalarken birden alevler yükselmeye başladı. Çok uğraşarak yaptığım evim yavaş yavaş alev denizi tarafından yutuluyordu. Benim o övündüğüm görünmez ipliklerim ateşe karşı zayıf mıymış?!

Ateşi ne başlattı, ama? Cevap kolaydı: bir insan. Alevlerin arkasında elinde meşale olan bir adamı görebiliyordum. Meşalesini benim ağımı tutuşturmak için kullanmış olmalı.

Bu kötü. Alevlerin arkasını pek iyi göremiyorum ama adamın arkasında daha fazla insanın şeklini çıkartabiliyorum. Bu yangın bir kaza olamaz. Onlar kesinlikle örümcek ağlarımı kontrol etmek için gelmiş olmalılar. Olay buysa, onlar ağın içindeki örümcek canavar için gelmişlerdir. Benim için!

Eğer burada kalırsam, sadece iki seçeneğim var: ateşler tarafından yutulmak ya da insanlar tarafından köşeye sıkıştırılmak. İki türlüde ölüm kesin. Neyse ki alevler daha benim olduğum yere ulaşmadı, yani diğer girişlerden birinden kaçabilirim. Eğer bunu yaparsam insanların beni yakalayabileceğini sanmıyorum.

Evime son bir kere daha baktım. Reenkarnasyonumdan beri, hayatımın çoğunu burada geçirmiştim. Burayı inşa ederken ter ve göz yaşı dökmüştüm. Burada hem iyi hem de kötü öyle çok şey keşfetmiştim ki. Beni öyle uzun süre güvende tutmuştu ki! Burada çok fazla zaman harcamıştım burayı önceki hayatımdaki odamdan bile daha fazla sevmiştim.

Ateşlerden uzağa doğru koştum, kurduğum karmaşık örümcek ağı düzeninden ustaca geçtim. İşte bu, son ağ. Onu da arkama bakmadan geçtim. Burayı geçtikten sonra, koşacağım hiçbir yer güvenli değildi artık.

Yine de tereddütsüzce son ağımın altından geçtim. Arkama dönüp bakma içgüdümü bastırdım. Şimdilik, buradan kaçabildiğim kadar uzağa kaçmalıyım.

Ve böylece, evimden kovalanmış oldum.

Belki biraz konudan kopacağım, ama maceracılar beni kaçırttıktan sonra tüm yuvam yanmamış. Merkez büyük oranda yanmadan kalmış, ve orada benim iyi kalite iplik topları stokumu bulmuşlar. Bunları alan maceracılar, ipliklerimle yaptıkları elbiseleri absürt derecede pahalı fiyatlara satmışlar. Oldukça büyük ülkenin kralı bile bu elbiselerden bazılarını satın almış. Hatta bu olay epey süre gündemde kalmış.

Bu gerçeği çok uzun zaman sonra öğrendim tabii.




Yorum Yap "Kumo 15"