Kilimanjaro Günceli

XN 2

Ekim 04, 2016
Çeviren Rimend – Düzenleyen Aoi Shuu/Ozntyr – Yayıncı: Aoi Shuu


Xian Ni 2 - Ölümsüzler

Araba hızlı birşekilde yol alıyordu. Wang Lin’in vücudu, tekerlekleri dengesiz zeminde yuvarlanan araba ile birlikte sallanıyordu. 15 yıldır yaşadığı köyü terk ederken kollarında, ebevenlerinin bütün hayallerini saklayan bir bohça duruyordu.

Bu yolculuk kısa olmayacak. Wang Lin uzandı ve arabada uykuya daldı. Ne kadar zaman geçtiğini bilmeden, O kibarca dürtüldü. Gözlerini açtı ve dördüncü amcaya doğru baktı, Dördüncü amca ona güler yüzle baktı ve sordu, “Tie Zhu evini ilk terkedişin nasıl hissettiriyor?”

Wang lin arabanın durduğunu fark etti ve gülümsedi. “Söylenecek çok bir şey yok, Ölümsüzler tarafından seçilip seçilmeme konusunda birazcık endişeliyim.”

Dördüncü amca bir kahkaha attı ve Tie Zhu’nun omuzunu okşayarak söyledi ''Tamam ama fazla düşünme. Bu senin Dördüncü amcanın evi. İlk önce biraz dinlen, seni yarın sabah klanımıza götürürüm.’’

Arabadan indikten sonra ,Wang Lin'in önünde kiremit çatılı bir ev vardı. Bir odaya doğru dördüncü amcasını takip etti. Wang Lin sadece yatağa oturdu, uyuyamadı. Ailesinin, köylülerin ve akrabalarının söyledikleri aklına geldi, iç çekti. Kafasında şiddetli bir şekilde ölümsüz müridi olmayı düşündü.

Zaman yavaş yavaş geçti. Bir süre sonra, güneş yavaşça yükselmeye başladı. Wang Lin gece boyunca pek dinlenemedi ancak hala enerji doluydu. Bir parça korku ile, dördüncü amcasını Wang ailesinin ana evine doğru takip etti.

Wang Lin ilk defa kendisini şaşkılığa düşüren, bu kadar koca bir ev görmüştü. Dördüncü amca yürüken “Tie Zhu, bu sefer babanı onurlandırmak zorundasın. Akrabalarının senle dalga geçmesine izin vermemelisin.” Dedi.

Wang Lin daha da gerginleşti. Dudaklarını ısırdı ve başı ile onayladı.

Çok geçmeden, Dördüncü amca onu avlunun ortasına getirdi. Tie Zhu'nun babasının en büyük kardeşi orada duruyordu. Tie Zhu’yu gördüğünde başıyla selam verdi ve dedi ki“Tie Zhu, ölümsüz buraya geldiğinde, aşırı heyecanlanma, sadece ağabeyin Wang Zhuo 'yu takip et. Onun yaptıklarını yap.’’

Yaşlı adamın ses tonu son kelimeleri söylerken oldukça ağırdı.

Wang Lin sesizce durdu. Etrafına bakındı ve Wang Zhou’nun yanında başka bir genç daha gördü. Gencin cildi bir parça karanlıktı, iri yapılıydı ve gözleri zeki olduğunu gösteriyordu. Gömleğinde, içinde birşey saklıyormuş gibi bir çıkıntı vardı.

Tie Zhu’ya baktı ve yüzünü buruşturdu, sonra hızlıca onun yanına geldi ve dedi, “Yani sen benim ikinci amcamın çoçuğusun? Benim adım Wang Hao.’’

Wang Lin kıkırdadı ve başıyla selam verdi.

Yaşlı adam Wang Lin’in onu görmezden geldiğini gördüğünde, çok sinirlendi ve Wang Lin’i azarlamaya kalktı.

Tam o anda gökyüzündeki bulutlar aniden yarıldı. Işıktan bir kılıç aniden şimşek gibi indi. Işık kaybolduktan sonra, zarif bir ruh saçan parlak gözlere ve delici bakışlara sahip beyazlar içinde bir genç duruyordu. Soğuk gözleri önündeki üç genci ezdi özelliklede gömleği şişkin olan genci. Soğukça sordu “Bu üçlü, Wang Ailesi tarafından önerilen üçlümü?”

“Bu bir ölümsüz mü?” Bakışları altında, Wang Lin soğuk hissetmeye başladı, Ölümsüze bakarken kalbi çarpmaya başladı ve yüzü soldu.

DN: Soğuk derken ürperdi demek istemiş onlar anlatamasada biz akıllıyız anlıyoruz :D

Koyu tenli genç, Ölümsüzü gördükten sonra saygılı bir tavır gösterip pantolonunun ceplerinin yanına ellerini yerleştirdi, gözlerinde fanatik bir ifade oluştu.

Sadece Wang Zhuo diğerlerine üstünkörü baktı ve güldü.

Wang Zhuo'nun babası hızlıca ileri çıktı ve saygılı bir biçimde söyledi,''Ölümsüz, bu üç genç Wang ailesinin önderdikleridir.''

Genç adam başını salladı ve sabırsızca ''Wang Zhuo kim?'' dedi

Yaşlı adamın yüzünü bir mutluluk kapladı,  hızlıca Wang Zhou’yu çekti ve ‘’Ölümsüz, bu benim oğlum Wang Zhuo.’’ Dedi.

Ölümsüz genç adam Wang Zhuo'ya derin bir bakış attı, yüzü aydınlandı. Başıyla onayladı ''Wang Zhuo gerçekten yetenekli, Usta-Amca'nın onu beğenmesine şaşmamalı.''

Wang Zhuo gururla Wang Lin'e ve zeki görünen genç adama baktı ve iftiharla söyledi, ''Bu doğal. Ölümsüz olmak için güçlü bir ruha sahip olmak gereklidir.''

Ölümsüz kaşlarını çattı, ama hızla kayboldu. Wang Zhuo'ya doğru hafiften güldü, kollarını salladı ve üç genci gökkuşağının üzerine aldı ve kayboldu.

Dördüncü amca gökyüzüne baktı ve mırıldandı ''Tie Zhu seçilmek zorundasın!''

Wang Lin vücudun hafiflediğini hissetti, yüzüne çarpan rüzgar canını yakıyordu. Gökyüzünün içinde hızlıca uçarken Wang Lin, Ölümsüz Gencin kollarının altında olduğunu farketti. Hızla ileri uçarken köy siyah küçük bir noktaya dönüştü.

Bir süre sonra, rüzgar wang lin’in gözlerinin kırmızıya dönmesine ve yaşarmasına sebep oldu.

Genç ölümsüz soğukça ''Siz üçünüz kör olmak istemiyorsanız, gözlerinizi kapatın,'' dedi. Wang Lin’in kalbi sıkıştı. Bir daha gözlerini açamayacağından korkarak hızlıca gözlerini kapattı.

Kısa bir zaman sonra, Wang Lin genç ölümsüzün yavaş nefes aldığını ve hızının yavaşlamaya başladığını hissetti. Sonra, bir anda, Ölümsüz Genç hızlıca aşağı indi. İnişten bir süre önce, ölümsüz genç kolunu gevşetti ve üç genç yere düştü.

Neyse ki, düşüş sert değildi, üçlü hızlıca ayağa kalktı. Wang Lin'in önünde dağlar, çiçekler ve bir nehir ile cennet benzeri bir manzara vardı. Gerçekten cennetten bir parçaydı.

İleride kocaman bir dağ vardı. Zirveyi kaplayan bulutlarla gerçek görüntüsü saklanmıştı. Hayvanların çığlıklarının ekoları duyulabiliyordu. Dağdan aşağıya yılan gibi kıvrılan bir pakita vardı, bir çizim gibi, farklı bir dünyanın hissiyatını anımsatıyordu.

Çok uzakta dağın tepesinde bir malikane görülebilirdi. Bulutlar ile kaplı olmasına rağmen, parıldayan güçlü ışık insanların ona tapmasını sağladı.

Malikanenin yanında zirveyi başka bir zirveye bağlayan hilal şeklinde gümüş renkli bir köprü vardı.

Bu doğal güzellikleriyle, burası Heng Yue Tarikatının bölgesi olmayı hak ediyordu. Heng Yue Tarikatı birkaç mevcut ölümsüz tarikattan biriydi. 500 yıl önce tüm Elit Xiu Zhen dünyasının gücünü birkaç tarikatla elinde tutan tarikattı. Ancak, okul ulaşabileceği en üst noktaya geldiğinden bu yana zamanla şimdiki boyutuna küçüldü ve zar zor Xiu Zhen dünyasında ayakta kalabilmeyi başardı.

Ancak, Heng Yue tarikatı yakındaki ölümlüler için hala ulaşılması zor bir figürdü.

“Küçük kardeş Zhan, Wang ailesi tarafından önerilen üç aday bunlar mı?'' Siyahlar giymiş orta yaşlı bir adam ölümsüz bir tavırla dağın tepesinden aşağı uçtu.

Genç saygı dolu bir yüz ifadesi ile söyledi “Üçüncü kardeş, evet bunlar Wang ailesinin tavsiye ettiği üç genç.”

Yaşlı adamın bakışları, Wang Zhou’nun üzerinde birkaç kez odaklanarak hepsinin üzerinden geçti. Gülerek “Biliyorum sen seviye atlamak üzeresin. Testi ben hallederim, sen gelişmene bak.”

Genç onayladı, vücudu dağa doğru döndü ve göz açıp kapayıncaya kadar bir iz bırakmadan ortadan kayboldu.


Wang Lin heyecan dolu bir şekilde önündeki sahneyi izledi. Aniden, birisinin kıyafetini çekiştirdiğini farketti ve döndü. Bu Wang Hao idi. Gözleri heyecan ile doluydu. Wang Hao “Burası ölümsüzlerin yaşadığı yer! Büyükannemi S*k! Ne olursa olsun, ben, Wang Hao, seçilmeliyim.” derken gömleğindeki şişkin cisme dokundu.


Yorum Yap "XN 2"