Dünyanın Oluşumu Günceli

XN 1

Ekim 04, 2016




Bölüm 1 – Evden Ayrılış

Tie Zhu köyün içindeki ufak bir yolun kenarında oturuyor, büyülenmiş gibi mavi gökyüzünü izliyordu. Gerçek adı Tie Zhu değildi fakat küçüklüğünden beri zayıf bir vücuda sahip olduğu için babası onu hayatta tutamayacaklarından korkarak ona bu geleneksel takma adı vermişti.

ÇN: Geleneğe göre eğer çocuğun belli özelliklere sahip olmasını isterseniz ona o özelliği ifade eden bir lakap veriyorsunuz. Tie Zhu “Çelik Sütun” demek yani babası onun sağlam ve güçlü birisi olmasını istiyormuş.

Gerçek adı Wang Lin’di. Wang ailesi bulundukları bölgede büyük bir aile sayılabilirdi, bir marangoz ailesi. Wang ailesi bölgede iyi bilinirdi ve ağaç ürünleri satan bir sürü dükkanları vardı.

Tie Zhu’nun babası ailenin ikinci oğluydu. Bir kumadan doğmuştu ve dolayısıyla ailenin başına geçemezdi, dolayısıyla evlendikten sonra evini terk etti ve bu köye yerleştiler.

Babasının yetenekli bir marangoz olması nedeniyle Tie Zhu’nun ailesinin durumu gayet iyiydi, yiyecek yada giyecek için endişelenmelerine gerek yoktu. Köy içerisinde saygı duyulan bir aileydiler.

Tie Zhu küçüklüğnden beri çok akıllı bir çocuktu. Kitap okumayı severdi ve bir sürü fikri vardı. Köyde bulunan neredeyse herkes onu bir dahi olduğunda hemfikirdi. Babası her hangi birisinin Tie Zhu’yu övdüğün duyduğunda, yüzündeki kırışıklıklar gevşer ve yerini mutlu bir gülümsemeye bırakırdı.

Annesi onu çok önemserdi. Onun ailesinin sevgisi ile büyüdüğü söylenebilirdi. Ailesinin ondan çok ümitli olduğunun farkındaydı, onun yaşındaki diğer çocuklar tarlalarda çalışırken o evde oturup kitap okurdu.

Okudukça fikirler daha da çok gelişiyordu. Köyün dışında bir yaşam arzuluyordu. Tie Zhu kafasını kaldırdı, yolu sonuna doğru baktı, iç geçirerek kitabını kapatıp ayağa kalktı ve evine doğru yürüdü.

Babası ön bahçede oturuyordu. Piposunu tutarak derin bir nefes aldı ve Tie Zhu kapıdan girerken sordu: “Tie Zhu, çalışmaların nasıl gidiyor?”

Tie Zhu yanından geçerken birkaç kelime mırıldandı. Babası piposundaki külleri boşalttı ve ayağa kalktı: “Tie Zhu, dikkatli çalışmalısın. Gelecek yıl Bölge Sınavı var. Bir geleceğinin olup olamayacağı tamamıyla bu sınava bağlı, benim gibi bütün hayatını bir köyün içerisinde geçiren biri olma.”

“Balım, her gün bu konudan şikayet ediyorsun. Eğer bana soracak olursan, bizim Tie Zhu’mun kesinlikle sınavı geçecek!” Tie Zhu’nun annesi yemekleri getirdi ve masanın üzerine yerleştirdi. Eli ile ikisinin de gelip, yemelerini işaret etti.

Tie Zhu cevap olarak ses çıkardı, masaya oturdu ve üstünkörü yemeye başladı. Annesi şefkatle oğluna baktı ve birkaç parça et daha verdi.

“Baba, Dördüncü Amcam yakında burada olur mu?” Tie Zhu kafasını kaldırarak sordu.

“Zamanı hesaplarsak, önümüzdeki birkaç gün içerisinde burada olur. Dördüncü Amcan, babandan daha başarılı birisi. Hey, Tie Zhu’nun annesi, Dördüncü Amca için hazırladığın Dağ yemeklerini paketledin mi?” Tie Zhu’nın babası Dördüncü Amcadan bahsederken yüzünde ufak bir hüzün vardı.

ÇN: Enteresan bi kültür karıcım, hanım falan demektense oğlumun anası diye hitap ediyorlar :d.  Burada Dağ yemeği derken Dağlık bi yörenin mutfağı anlamında ‘ege mutfağı’, ‘akdeniz mutfağı’ der gibi.

DN: Bu bilgiler çok mu çok işime yarayacak

ÇN: İngilizcesinde de var bunlar ondan çevirdim yoksa … aşağa kasımpaşa yani😀

Annesi kafası ile onayladı ve duygulanarak: “Tie Zhu, Dördüncü Amcan gerçekten çok iyi bir insan. Bunca yıl babanın ağaç işlerinin iyi fiyata satılabilmesinin tek sebebi O. Eğer başarılı birisi olursan Dördüncü Amcana olan borcumuzu ödemeyi unutma.”

Tie Zhu’nun annesi konuşurken, kapının dışarısından bir at sesi geldi. Atlı araba sesinin ardından içten gelen bir kahkaha duyuluyordu.

“İkinci Ağabey, kapıyı açın.”

Tie Zhu şaşırmıştı ve hemen açmak için kapıya doğru koştu. Dışarıdan parıldayan gözleri olan güçlü bir orta yaşlı adam duruyordu. Adam Tie Zhu’nun adını söyledi ve gülerek Tie Zhu’nun başını okşadı. Gülümseyerek: “Tie Zhu, seni sadece yarım yıl görmedim ve tekrar boyun uzamış.” dedi.

Tie Zhu’nun ailesi de hemen ayağa kalktı. Babası gülümseyerek söyledi: “Dördüncü Kardeşim, neredeyse gelmek özere olduğun biliyordum, hadi içeri. Tie Zhu, neden hala Dördüncü Amcan için sandalye getirmedin?”

Tie Zhu sevinçle onayladı, hızlıca eve geri girip bir sandalye aldı ve yemek masasının yanına yerleştirdi. Dikkatlice kolu ile üzerindeki tozları silerken umutla orta yaşlı adama bakıyordu.

Orta yaşlı adam köz kırptı ve esprili bir şekilde: “Tie Zhu, ne zamandır beri bu kadar kibarsın? Hatırladığım kadarı ile son gelişimde böyle değildin.”

Tie Zhu’nun babası Tie Zhu’ya baktı ve: “Bu küçük namussuz daha az önce senin ne zaman geleceğini soruyordu.” dedi.

Orta yaşlı adam Tie Zhu’nun yüzünün kızardığını gördü ve gülerek: “Tie Zhu, merak etme Dördüncü Amcan sana verdiği sözü unutmadı.” dedi. Sözünü tamamladıktan sonra iki kitap çıkardı ve onları masanın üzerine koydu.

Tei Zhu heyecanlandı ve kitapların sayfalarını çevirmeye başladı. Heyecanını zorlukla saklayabiliyordu.

Tie Zhu’nun annesi sevecenlikle oğluna baktı ve orta yaşlı adama: “Dördüncü Kardeş, ağabeyin her zaman senin hakkında endişeleniyor. Bu safer birkaç gün daha fazla kalmalısın.” dedi.

Orta yaşlı adam kafasın salladı ve cevap verdi: “İkinci Yenge, bugünlerde aile içerisinde ilgilenmem gereken bir sürü konu var. Yarın sabah acilen yola, eve doğru yola çıkmalıyım. Bu yoğun süreç bittikten sonra sizi görmeye geleceğim.” İkini abisine doğru pişmanlıkla baktı.

Tie Zhu’nun babası iç geçirerek: “Sen karımı dinleme. Eşyalarını dikkatlice hazırla yarın. Aile ile ilgili konular daha önemli. Daha sonra da görüşebiliriz.”

Orta yaşlı adam Tie Zhu’nun babasına bakarak sordu: “İkinci Ağabey, Tie Zhu 15 yaşında, değil mi?”

Tie Zhu’nun babası başı ile onayladı ve cevap verdi: “Bu yıldan itibaren bu küçük namussuz 16 yaşında olacak. Göz açıp kapayana kadar 10 yıl hızla geçti.” Sevgi dolu bir ifade ile oğluna baktı.

Orta yaşlı adam bir süre kafa yorduktan sonra ciddi bir yüz ifadesi ile: “İkinci Ağabey, İkinci Yenge, size söylemem gereken bir şey var, Heng Yue Tarikatı yeni şakirtler alıyor. Bu sene ailemizin üç tane aday gönderme hakkı var ve birini ben seçeceğim.”

ÇN: ‘Şakirt’ kelimesini oldum olası sevmişimdir ‘Mürit’ yerine onu yazasım geldi😀 gerçi ‘Öğrenci’ falan da diyebilirdim ama ‘Tarikata’ ‘Şakirt’ yakışır😀

Tie Zhu’nun babası dondu kaldı ve soluk bir yüzle: “Heng Yue Tarikatı mı? Ama Heng Yue Tarikatı Ölümsüzler ile dolu.”

Orta yaşlı adam gülümseyerek kafası ile onayladı ve ekledi: “İkinci Ağabey, aynen o tarikattan bahsediyorum! Ailemiz hala bölgenin önde gelenlerinden ve potansiyel Şakirtler önermeye yetkimiz var. Benim oğlanı biliyorsunuz öğrenmekle arası pek yoktur ama kılıç ve bıçaklarla iyidir. Tarikatın benim oğlanı kabul edeceğini hiç zannetmiyorum. Ama bu şans çok değerli ve ben biliyorum ki Tie Zhu küçüklüğünden beri çok akıllı ve her zaman öğrenmeyi sevmiştir. Onun bir şansı olabilir.”

Tie Zhu’nun annesi sevinçten havalara uçtu: “Dördüncü Kardeş bu… bu…”

Orta yaşlı adam Tie Zhu’nun başını okşadı ve söyledi: “İkinci Ağabey, İkinci Yenge, benim bakış açıma göre bu mesele tamamdır. Bırakın da Tie Zhu denesin. Eğer kabul edilirse bu da onun kaderi olsun.”

Tie Zhu kafası karışmış bir şekilde ailesine ve amcasına baktı. Neler olup bittiğini anlayamıyordu. Tie Zhu kısık sesle ve çekinerek: “Ölümsüzler mi? Ölümsüzler ne demek?” diye sordu.

Orta yaşlı adamın yüz ifadesi ciddileşti. Tie Zhu’ya bakarak cevap verdi: “Tie Zhu, ölümsüzler gökyüzünde uçabilen varlıklardır ve biz ölümlülerin basitçe anlayabileceği varlıklar değildirler.”

Tie Zhu, ölümsüzler hakkında meraklanmaya başladı.

Tie Zhu’nun babası heyecanla ayağa kalktı, Tie Zhu’nun annesini yanına çekti ve birlikte orta yaşlı adamın önünde saygı ile eğildiler.Orta yaşlı adam hemen onları kaldırdı ve içtenlikle söyledi: “İkinci Ağabey,ne yapıyorsun? Benim annem erkenden öldü ve İkinci Ağabey anne gibi ilgilenmeseydi benimle, bugün burada olmazdım. Tie Zhu benim yeğenim ve en azından bu onun için yapabileceğim bir şey!”

Tie Zhu’nun babası ağlamaya başladı. Orta yaşlı adamın sırtına sertçe vururken kafasıyla onayladı ve sert bir ifade ile Tie Zhu’ya: “Bunu hep hatırla Wang Lin, Dördüncü Amcanın bizim için yaptıkların asla unutma yoksa seni evlatlıktan reddederim!” dedi.

Tie Zhu’nun kalbi ürperdi. Ölümsüzler konusunda ilgisiz de olsa, ebeveynlerinin yüzlerinden bu konuyu ne kadar çok önemsedikleri görülüyordu. Dördüncü amcasını önünde eğildi ve birkaç kere secde etti.

Orta yaşlı adam Tie Zhu’yu çekip kaldırdı ve övdü “İyi çocuk. Git, hazırlan, ben bu ayın sonunda gelip seni alacağım.”

O akşam Tie Zhu erkenden yatağa girdi. Hala babasının ve Dördüncü Amcasının konuşmalarını duyabiliyordu. Babası çok mutluydu. Nadir olarak da içse, bugün Dördüncü Amca ile birkaç kadeh içmek zorundaydı.

Ölümsüzler, onlar da neyin nesi? Tie Zhu’nun kalbi heyecanla çarpıyordu. Kalbinin derinliklerinde bunun önemli bir şans olduğun biliyordu, dış dünyayı görmek için bir şans!

Dördüncü Amca sabah erkenden yola çıktı. Tie Zhu ve ailesi köyün çıkışına kadar onu geçirdiler. Eve dönüş yolunda babası daha da genç görünüyordu, gözleri umut doluydu.

Gözlerindeki beklenti Tie Zhu’nu Bölge Sınavı’nı geçmesini ümit ettiği zamankinden bile daha büyüktü.

Köy içerisinde sır saklamak mümkün değildi, bir köpeğin kaç yavru doğurduğu bile saklanamazdı. Köydeki herkes haberleri duyardı. Ve kısa sürede köydeki herkes Tie Zhu’nun annesinden haberleri aldı ve bütün komşular ziyarete geldi. Herkesin bakışı öncesine kıyasla değişmişti, kimisi Tie Zhu’ya imreniyor kimisi onu kıskanıyordu.

“Wang Ailesi çok iyi bir çocuk doğurmuş. Çocuk Heng Yue Tarikatına Şakirt olarak kabul edildi.”

“Ben Tie Zhu denen bu çocuğun büyümesine şahit oldum! Küçüklüğünden beri çok akıllıydı ve şimdi de bir Heng Yue Tarikatı Şakirt’i oldu. Çok ümit vadeden bir geleceği var.”

“Tie Zhu, çok değerli bir yeteneğe sahipsin! Gelecekte başarılı birisi olduğunda geri gelip de köyü ziyaret etmeyi unutma.”

Tie Zhu’nun kulakları bunlar gibi konuşmalar ile doldu, sanki Tie Zhu çoktan bir Heng Yue Tarikatı Şakirt’i olmuş gibi davranıyorlardı. Ebeveynleri her duyduklarında gülümsemelerini durduramıyorlardı. Yüzlerindeki kırışıklar büyük oranda azalmıştı.

Tie Zhu ne zaman köyde tek başına yürüse, bütün köylüler ona heyecanla şu veya bu konu hakkında sorular soruyordu. Hatta bazı insanlar çocuklarına Tie Zhu’yu örnek almaları söylüyordu.

İki haftalı süre hızla geçti. Tie Zhu’nun Heng Yue Tarikatı’nda Şakirt olacağı haberleri hızla yayıldı. Yakınlardaki bütün köylüler Tie Zhu’yu ziyarete geldiler.

Gelen herkes hediyeleri ile geldi. Tie Zhu’nun ailesi onları reddedemedi, ama onlar gittikten sonra, hediyeleri iade etmeyi planladılar. Tie Zhu’nun babasının görüşne göre: “Oğlumuz gelecekte bir Ölümsüz olacak ve kimseye borcu olamaz. Hediyeleri geri iade etmek için hazırlamalıyız.”

Kısa süre sonra Wang Lin Ailesi Tie Zhu’nun Dördüncü Amcasının, oğlu için olan pozisyonu Tie Zhu’ya verdiğini öğrendi. Birbiri ardına Tie Zhu’yu tebrik etmeye geldiler.

Tie Zhu’nun babası misafirliğe gelen akrabaları ağırlamaya çok önem veriyordu, birçoğu yıllar önce onu hor görüp ailenin dışına iten kişiler olsalar bile. Şimdi hepsi onu ziyarete geliyorlardı ve sonunda içindeki üzüntülerden arınmıştı.

O ve Tie Zhu’nun annesi düşündüler ve gelen herkesi uygun olan şekilde karşılamaya karar verdiler. Çok para harcayarak köyün öğretmenini, akrabalarına göndermek üzere davetiyeler yazması için tuttular.

Köyün öğretmeni parayı almak istemedi, ama Tie Zhu’nun onun eğitimi ile büyüdüğünü onaylamasını istedi. Doğrusu da bu olduğu için Tie Zhu’nun herhangi bir itirazı olmadı.

Davetiyeler çoğu Wang Ailesi mensuplarına gönderildikten sonra, o kadar fazla insan oldu ki Tie Zhu’nun babası parti yerini köy meydanı olarak değiştirmek zorunda kaldı ve orada bir ziyafet hazırlattı.

Köylüler gelen misafirleri ağırlamaya yardım ettiler. Birbirleri ile muhabbet ettikçe, sürekli Tie Zhu’yu övüyorlardı.

Tie Zhu’nun babası, karısı ve oğlunu alarak misafirleri karşılamak için köyün girişine gitti ve Tie Zhu’yu bütün akrabaları ile tanıştırdı.

“Bu, senin Üçüncü Büyükbaban. Baban aileyi terk ettiğinde, Üçüncü Büyükbaban gizlice çok yardımda bulundu. Onun bu kibarlığını unutmamalısın Tie Zhu.” Dedi Tie Zhu’nun babası beyaz saçlı yaşlı adama destek olurken.

Tie Zhu hemen onayladı. Yaşlı adam Tie Zhu’ya baktı ve söyledi: “Lao Er, zaman çok hızlı geçiyor, oğlun şimdiden kocaman olmuş ve senden daha ümit verici.”

ÇN: ‘-Lao’ ve ‘-Er’ birer ek aslında isim değil Japoncadaki ‘-chan’, ‘-san’ gibi düşünün .‘-Lao’, ‘evladım’ gibi bir anlama geliyor, bilenler vardır muhtemelen ama bilmeyenler için gelsin :D‘-Er’ ise yerine göre ‘-kun’, ‘-chan’ ve ‘san’ anlamlarında olabiliyor kısaca yakınlı ifade ediyor.

DN: burada da ben açıklama yapayım ☺ Lao Evladım değil de küçük anlamı taşıyor yani burada ona küçüğüm gibi sesleniyor😀

ÇN: ‘evladım’ = ‘küçüğüm’ bence bi fark yok yane🙂 sırf bana terslik olsun diye yazdın demi la bunu😀

Tie Zhu’nun babasının biranda yüzü parladı. Güldü ve karşılık verdi: “Üçüncü Büyükbaba, Tie Zhu küçüklüğünden beri çok akıllı, benden daha iyi olmak onu kaderi. Acele etmeyin. Karıcım, Üçüncü Büyük babaya yardım et.”

DN: Ne oluyo lan… Bunlar hani karıcım demiyordu onun yerini Tie Zhu’nun annesi diyordu lan😐

ÇN: Dedim ya la ingilizcesinde vardı ondan çevirdim orayı işin gücün bana aykırı gitmek seninde😦

Tie Zhu’nun annesi, hızlıca yaşlı adamın ziyafet yerine doğru yürümesine yardım etti.

Yaşlı adamım uzaklaştığın görünce Tie Zhu’nun babası, burnunu kıvırdı ve Tie Zhu’ya söyledi: “Bu yaşlı pislik babanı aşağıladı ve beni uzaklaştırdı. Şimdide senin geleceğin olacağı için gelmiş beni tebrik ediyor. İşte o bu tarz bir akraba!”

Tie Zhu budala gibi başı ile onayladı ve sordu: “Dördüncü Amca geliyor mu?”

Tie Zhu’nun babası başını salladı: “Dördüncü Amcan bir mektup yolladı, ayın sonuna kadar gelmesi mümkün olmayacakmış.”

Tam o anda köyün girişine başka bir araç yaklaştı. Tahminen 50 yaşından fazla olan yaşlı bir adam indi. Tie Zhu’nun babasına baktı ve söyledi: “Lao Er, Tebrikler!”

Tie Zhu’nun babasının yüzü karmaşık bir ifade aldı ve karşılık verdi: “Abi!”

Yaşlı adamın gözleri etrafı taradı ve Tie Zhu’ya katıldı ve gülümsedi: “Lao Er, oğlun bu mu? Fena değil! Belki gerçekten de seçilebilir.”

Tie Zhu’nun babası kaşlarını çattı, gerilmişti ve söyledi: “Tie Zhu’nun çok özelliği olmaya bilir ama akıllıdır ve kitap okumayı çok sever. Tabi ki de seçilecek.”

“O çok da doğru sayılmaz. Ölümsüz tarikatları şakirtlerini seçerken çok katı koşullar isterler. Gördüğüm kadarı ile bu çocuk gayet salak. Gitmesi zaman kaybı olur.” Dedi kibirli bir ses, 16-17 yaşlarında bir oğlan araçtan inerken.

Genç oğlan çok yakışıklı görünüyordu, eğri kılıç gibi kaşları, Guan Yu gibi yüzü ve küçümseme dolu bakışı ile birlikte.

ÇN: ‘scimitar’ bi kılıç türü ama Türkçede tam karşılığı yok çünkü zaten bizim kılıçlar gibi ondan Frenk kılıçları ile karışmasın diye eğri kılıç dedim. ‘Guan Yu’ Çinli biri google’dan bakın yormayın beni😀

Tie Zhu’nun babası yüzünde derin bir ifade ile Wang Lin’e baktı, ama hiçbir şey söylemedi.

Yaşlı adamın yüz rengi değişti ve bağırdı: “Wang Zhou, nasıl bu kadar kaba olabilirsin!? Bunlar senin İkinci Amcan ve küçük kardeşin Wang Lin, neden onlara merhaba demiyorsun!?” Tie Zhu’nun babasına döndü ve söyledi: “Benim oğlanın konuşması kabaydı. Lao Er, alınma lütfen, fakat …” konuşurken birden arkasını döndü ve devam etti: “Fakat Lao Er, Ölümsüzler için bir şakirt seçmek o kadar da basit değil aksine bir kader meselesi. Bu sefer Heng Yue Tarikatı benim oğlan ile çok ilgilendikleri için onun ki de dahil olmak üzere biz, Wang Ailesi’ne 3 kişilik kontenjan verdiler.”

Tie Zhu’nun babası homurdanarak karşılık verdi: “eğer senin oğlun bunu başarabiliyorsa benim oğlum, kesinlikle seçilecektir!”

Genç yaşlı adamın sözlerini önemsemeden güldü. Küçümseyerek söyledi: “Demek sen İkinci Amcasın. Sana önerim çok hayalperest olmaman. Xiu Xian Sistemi çok karışıktır ve on bin kişiden sadece birisi onu öğrenebilir. Nasıl olurda o benimle, şakirt olmadan bile Ölümsüz bir hoca tarafından seçilmiş bisiyle, kapışabilir ki?

Yaşlı adamın yüzünde gurur ifadesi belirdi, genci ‘azarladı’ ve onu ziyafet alanına doğru götürdü.

“Endişelenme Tie Zhu. Seçilmesen bile çok da önemli değil. Seneye Bölge Sınavı’nın da olduğunu unutma.” Tie Zhu’nun babası sinirini bastırarak içtenlikle söyledi.

Wang Lin özgüvenle fısıldadı: “Merak etme baba, kesinlikle seçileceğim!”

ÇN: Özgüvenle fısıldamak mı olur ya😀 bağıra-bağıra söylersin özgüven varsa

Tie Zhu’nun babası nazikçe oğlunun omzuna dokundu, gözleri umut saçarak.

Birbiri ardına gelen akrabaları karşıladılar. Tie Zhu’nun babası onu alıp tekrar ziyafet alanına götürdü. Önlerinde kutlama yapan insanların telaşlı görüntüsü vardı.

Tie Zhu’nun babası kalabalığa seslendi: “Sevgili akrabalarım, köylü kardeşlerim, ben, Wang Tianshui çok kültürlü bir adam değilim ve söyleyecek çok şeyim de yok ama bugün çok mutluyum çünkü oğlum Heng Yue Tarikatı’nda Şakirt olma şansı kazandı. Bu hayatımın en mutlu anıdır. Söyleyecek başla sözüm yok ama hepinize geldiğiniz için çok teşekkür ederim.” Kadehini kaldırdı ve içerisindeki şarabını tek dikişte bitirdi.

“Lao Er, senin oğlun küçüklüğünden beri oldukça zeki. O da kesinlikle Wang Zhu’nun oğlu gibi seçilecek ve Ölümsüz olacak.”

“İkinci Kardeşim, Tie Zhu gibi bir oğla sahip olarak, hayatını boşa geçirmedin. Gelecekte tek yapman gereken beklemek ve kaderin keyfini çıkarmak olacak.”

“Tie Zhu babanı gururlandırmalısın! Bu sefer ne olursa olsun Heng Yue Tarikatına girmelisin!”

Her yerde ışıltılı görüntülere sahne oldu. Kutlama sesleri her taraftan geliyordu, fakat etrafta, görünürde tebriklerini ileten ama içten içe İkinci Kardeşini ve onun oğlunu hor gören, Wang Zhan’ın babasını destekleyen bir sürü insan vardı. Önce oğluna baktı sonra Tie Zhu’ya baktı. Memnuniyetsiz hissediyordu. Dördüncü Kardeşinin bu davranışı tahminlerinin dışında kalmıştı. Fakat Ölümsüzler kör değildi, Tie Zhu’nun seçilmesi mümkün olamazdı.

İnsanlar birer-birer yanlarından geçiyordu. Tie Zhu’nun babası Tie Zhu’yu kadeh kaldırmak için masa-masa çekiştiriyordu, tanımadığı farklı akrabalar ile tanıştırıyordu.

Bugün Tie Zhu’nun babası çok fazla şarap içti. Önceden bünyesi bu kadarını kaldıramazdı. Ziyafet geç saatlere kadar devam etti ve herkes yavaşça evlerine dağıldı. Wang Zhou ayrılmadan önce, aşağılayan bir ifade ile kimseye çaktırmadan Tie Zhu’nun kulağına fısıldadı: “Seni küçük aptal, seçilemeyeceksin. O yeteneğe sahip değilsin.”

DN: Bir yazar olarak konuşuyorum Wang Zhou. Sana Tie Zhu’nun neden seçileceğini söyleyeyim mi… Çünkü yazardan torpillidir🙂

ÇN: Anaaam adam yazmaktan kafayı yedi hayali karakterlerle konuşuyor😀 sombodi kol nayn van van😛

Yüzünde aşağılayan gülüşüyle babası ile birlikte oradan ayrıldılar.

Eve dönünce Tie Zhu yatağına uzandı. Gizlice, ne pahasına olursa olsun seçilebilmek için kendi kendisine karar aldı!

Kalan iki hafta hızla geçti. Bugün Tie Zhu’nun Dördüncü Amcası bir araç ile birlikte geldi.

Tie Zhu’nun ebeveynleri hemen onu içeri misafir ettiler. Orta yaşlı adam elini yüzünü yıkadı ve hızlıca söyledi: “İkinci Ağabey, İkinci Yenge, bu sefer çok kalamayacağım. Tie Zhu’yu alıyorum ve gidiyoruz. Heng Yue Tarikarı yarın sabah Şakirtleri almaya gelecek.”

Tie Zhu’nun babası dona kaldı, yüzünde mutsuz bir ifade belirdi. Sakince karşılık verdi: “Tamam. Tie Zhu, amcanı takip et. Eğer seçilirsen, Heng Yue Tarikatına gidince çalışmalarına özen göster. Oldu ki seçilmezsen, endişe etme ve evine geri dön.”

Tie Zhu, ailesinden ayrılmak istemeyerek ağırca başı ile onayladı. Annesi odadann  bir koli aldı ve sevgi dolu bir tonda söyledi: “Tie Zhu, Dördüncü Amcanın sözünü dinle ve ona sorun çıkarma, dışarısı ev gibi değildir. Sabırlı olmalısın. Annen sana yeni kıyafetler hazırladı. Ayrıca kutunun içerisinde o en sevdiğin tatlı patateslerden de var. Annen seni çok özleyecek. Eğer seçilmezsen, sadece geri gel.” Tie Zhu’nun annesi konuşurken gözlerinde göz yaşları belirmeye başladı.

Tie Zhu doğduğundan beri köyü hiç terk etmemişti. Bu onun ilk olarak köyden ayrılışıydı.

Dördüncü Amca duygulanarak söyledi: “Tie Zhu, aileni gururlandırmak için seçilmek zorundasın. İkinci Ağabey, İkinci Yenge, ailemiz birkaç gün içerisinde devasa bir kutlama yapacak, o nedenle bu gün doluyum. Yarın sizi almaya geleceğim. Şakirt adaylarının sonuçları o zamana belli olmuş olur.”

Acele ile Tie Zhu’yu araca doğru çekiştirdi, atı kırbaçladı ve yola çıktılar.

Gözlerinde yaşlarla Tie Zhu’nu ailesi hızla uzaklarda gözden kaybolan arabayı izlediler.

“Tie Zhu daha önce evi hiç terk etmedi. Başına bir şey gelmesin?” Dedi Tie Zhu’nun annesi, gözleri hüzünle doldu ve dudağını ısırmıştı

“Oğlumuz artık koca adam oldu ve kendi kaderi ile kendisi başa çıkabilir.” Diye cevap verdi Tie Zhu’nun babası. Piposunu çıkardı ve derin bir nefes aldı. Yüzündeki kırışıklar daha da belirgin hale geldi.


Yorum Yap "XN 1"