Otto Von Bismark Günceli

Wgo 8

Ekim 02, 2016

Çeviren: YuusHa – Düzenleyen: 1ghostdreamer – Yayıncı: F5 Tarikatı Lideri Useless…




Bölüm 8: Ödüller


“Aaaaah!”

“Hey! Biri bu çocuğu durdursun!”

“Bizde yakalamaya çalışıyoruz!!!”

“Buna çalış!”

Lucas etrafında her yerden gelen telaşlı gürültüyü duyarak uyandı.

Ne olduğunu görmeye çalıştığında, bir başağrısı acısı onu vurdu bu yüzden alnını ovmak istedi. O zaman sağ kolunun orada olduğunu fark etti.

Vücudunu daha fazla kontrol etti, sağ el...kontrol edildi, sol bacak….kontrol edildi, sol el…. sol el….

“S-Sol elim…”

Nereye bakarsa baksın sol elini artık göremedi. Bu hala oyunda olduğunu doğruladı.

Daha sonra etrafını fark etti, tanıdık bir odadaydı, bu daha önce Sebastian’ın ona açtığı odaydı ki onun evinde olduğu anlamına geliyordu.

Sol ayağının dengesini yeni kazanmasına rağmen yataktan kalkıp daha öncesinde tüm o gürültünün ne olduğunu görmek için evden çıktı.

“Yolumdan çekil! Yoksa senide yakmakta tereddüt etmem!”

“Lütfen bir saniye bekleyin Efendi Denneth, onları öldürmeden önce bu aptalları hala sorgulamak zorundayız.”

Lucas kasabanın ortasında görkemli bir şekilde duran ihtişamlı bir siyah ejderha gördü ve Sebastian’la karşı karşıyaydılar, dahası Sebastian’ın arkasında hafifçe mavi parıltı yayan zincirlere bağlanmış soyulmuş şahıslar gördü.

“Af edersiniz, tüm bu olanlar nedir?”

“Ah, Lucas. Demek sonunda uyandın.”

“Çocuk... iyi önce konuşalım. Ama onları öldüreceğim.”

Lucas’ı fark edince hem Sebastian hem de Denneth sakinleşti.Başta Lucas Denneth’e karşı tedbirliydi ama gereksiz gibi görünüyordu.

Soyulmuş şahıslara bakarken ileri yürüyüp onlara yaklaştı, hepsi onları daha önce bir yerde görmüş gibi his veren sırtında tanıdık göz logolu aynı cübbeleri giyiyorlardı.

“Ah evet, bu çocuklar… kızımı kaçıran yarı-vampirler olmalı.”

“Oh… Anlıyorum…”

“Çocuk, nasıl hissediyorsun?”

Denneth başını Lucas’a yaklaştırıp sordu.

Lucas gerçek bir ejderhayla konuşmaya hala alışık değildi bu yüzden biraz tereddütlüydü.

“Şey… sol elimi bir kenara bırakırsak, iyi hissediyorum.”

“...Üzgünüm Lucas, Geri çekilirken sadece sağ kolunu ve sol bacağını almayı başarabildim…. sol kolun çoktan yanmıştı bu yüzden ….”

“Ben de bunun için çok üzgünüm.”

“Y-yok sorun yok, zayıf elimdi her halükârda.”

Belki de sadece şimdi Sebastian tarafından Lucas’a seslenildiğinde ya da saf-kan vampirlerin lideri ve bir ejderha önünde boynunu eğdiğinden fark etti, Lucas cevaplarken biraz gergindi.

“Yani… ben bilincimi kaybettikten sonra tam olarak ne oldu?”

Sebastian ve Denneth önce birbirlerine baktılar ve daha sonra hikayelerini anlatmaya başladılar.

“Geri çekildiğimizde… kayıplarımızı sayarken Denneth kasabamıza geldi.”

Başta tedbirli davranıp Denneth konuşana kadar savunmada kalmışlar. Denneth onlara içeriden nasıl kontrol edildiğini söylemiş ve yarı-vampiri ve Lucas’ı tükürmüş. Lucas’ı gördükten sonra Sebastian hemen çok geç olmadan önce uzuvlarını bağlamalarını emretmiş. Yarı-vampir içinse çoktan öldüğünden ekipmanlarını çıkartıp cesedini yakmışlar.

Daha sonra sonra Denneth kendi durumunu anlattı ve Sebastian ve diğer vampirler dikkatle dinledi. Ama daha sonra başka bir sorun kendini gösterdi, yarı-vampirler mağaraya Lilith’i satmak için gelmiş olmalıydı.

Ejderhanın kontrollerinden kurtulduğunu öğrendiklerinde hemen geri çekilmeye çalışırken kolaylıkla Sebastian ve diğerleri tarafından yakalandılar.Bu yarı-vampirler zayıf olduğundan değildi, normalde 10 yarı-vampirin onlara karşı ayakta kalma şansı vardı ama Denneth’in yardımıyla Hiç sorun değillerdi. Onları bağlamak amacıyla [Anti-büyü Zinciri] kullandılar ve büyü yapamaz hale getirdiler. Kölelerin sahiplerine sorun olmasını önlemek amacıyla tasma şeklinde bu tür bir ekipmanları var gibi görünüyor.

Asıl sorun Denneth’ti. Yarı-vampirlere karşı kini olduğundan onları hemen arkada külleri kalmayana kadar yakmak istiyordu. Aynı zamanda Sebastian şimdiki durumu öğrenmek için önce onları sorgulamak istiyordu.

“Anlıyorum… Sanırım önce onları sorgulamak daha etkili olur uhm….Efendi...Denneth?”

“Bana sadece Denneth de çocuk, beni kötü durumumdan kurtaran insan için saygı eklerine gerek yok.”

“Denneth o zaman, lütfen bunu bir düşün, onları şimdi öldürürsen, üsleri nerede öğrenemeyiz, onlardan öfkeni çıkarmak istiyorsan, o zaman bütün bir yarı-vampir şehrini yakmak onları birer birer öldürmekten daha kolay olmaz mı?”

Dürüst olmak gerekirse, Lucas birilerine saygı eki eklemeye alışık değildi, bu yüzden istememesine gerçekten minnettardı. Yapması gerektiği zamanları bilmesine rağmen yine de yapmak istemiyordu.

“Ben...biliyorum… Özür dilerim, öfkem beni benden aldı.”

“Sakinleştirğin sürece, herşey yolunda.”

Hala önünde bir ejderhanın başını eğmesine alışık değildi, Lucas elini salladı… daha doğrusu hiç umursamadığını ima etti.

Sonunda kararlaştırılmasıyla, hafifçe mavi parlayan [Anti-büyü Zinciri]’yle bağlanmış yarı-vampirlere döndüler.

“O zaman şimdi… Siz çocuklarla ne yapacağız….”

“İlk olarak, siz pisliklerin geri kalana nerede söyleyin.”

Sebastian yarı-vampirlerden birinin boğazını tuttu kapüşonunun düşüp yüzünün açığa çıkmasına neden oldu. Önceki kişide sonuna kadar bir kapüşon giydiğinden Lucas başındaki acıdan dolayı yarı-vampirlerin nasıl göründüğüne odaklanamamıştı.

Şimdi ona bir bakınca, yarı-vampirlerin derisi saf-kan vampirlerinkinden farklıydı. Saf-kan vampirler kar gibi soluk bir yüze, çeşitli çekici gözlere ve karanlıkta parlıyor gibi görünen parlak saçlara sahipti, çok güzellerdi.Yarı-vampirler bunun yanından bile geçemese de bunun yerine daha çok canavar gibi görünüyorlardı. Vücutları boyunca kırışıklıklarla dolu solgun mavi derileriyle. Boncuk gibi gözleri bir kertenkelenin parlıyor gibi görünen sarı ve dikey göz bebeklerine gibi görünüyordu.

Hatta bir yarı-vampir bir saf-kan vampir ve farklı bir ırkın yavrusu olduğundan, bazılarının havan kulağı, kuyruğu ve fazladan kürkü vardı. Bazıları bir buçukluk ya da bir cüce kadar kısa, bazıları bir elfin sivri kulaklarına ve daha fazlasına sahipti.

“Demek bu yüzden kapüşon giyiyorlar…”

Onlara bakmak daha önceki acıyı hatırlayıp baş ağrısına neden oluyordu.

“...Çocuk, bunları dinlemene gerek yok. İstersen dinlene bilirsin.”

Lucas’ın elini acı içinde şakaklarına bastırdığını görünce, Denneth anladı ve dinlenmesini teklif etti.Şuan oda tecrübe ettiğinden yarı-vampirlere karşı onları öldürme isteğine tekrar direnmenin onun için ne kadar zor olduğunu biliyordu.

“Teşekkürler ama bu iyi. Bu kadarıyla baş edemezsem daha sonra geleceğim oldukça sıkıntılı olur.”

Lucas buna direnmek zorunda olduğunu biliyordu. Şimdi bu engelin üstesinden gelemezse daha sonra hiç bir zaman yapamaz.Kendini korkularından kurtarmak için onlarla kafa kafa yüzleşmek zorundaydı.Bu aynı zamanda Denneth içindi.

Onunla yüzleştiğinden ondan korkuyordu. Hepsi bu kadardı.

Sebastian hala sorgulamanın ortasındaydı, hala yarı-vampirlerden cevapları almayı başaramamıştı.

“Heh! Bu sıkıcı şeyleri bize sormanızın faydası yok, nasıl olsa  hepiniz öleceksiniz.”

Sebastian’ın tuttuğu yarı insan gibi görünen yarı-vampir güldü ve bu yüzden hala yerde oturuyordu.

“Bana cevap vermezseniz ölecek olan sizsiniz.”

Sebastian’ın gözleri kırmızı parladı ve etrafındaki hava değişti.

Bu [Terror Stare](Ç.N terror=korku, dehşet: Stare= dik dik bakmak, gözünü dikmek anlamına geliyor tam bir karşılık bulamadım böyle bıraktım aklınızda bişi varsa yazın hoşuma giderse öyle yaparım :D) olarak bilinen bir yetenekti. Rakibin en büyük korkularını, söylemek gerekirse bir kabusu içine aşılardı. Ama onlar için bunun hepsi gerçekti,bir oyuncuya kullanılırsa sonuç ölümcül olabilirdi, en kötü durumda komaya bile girebilirlerdi. Neyse ki oyuncular şimdiye kadar sadece yarı-vampirlerle karşılaştılar.Bu tüm saf-kan vampirlerin bunu kullanabildiği anlamına gelmiyor, bu sadece vampir lordlarıyla sınırlı bir yetenek.

“A-aah...hayırr...dur...HAYIRRR!! BENDEN UZAK DUR!! HAYIR LÜTFEN!! S-söyleyeceğim! S-sadece durdur bunu…...lütfen….konuşacağım...sadece… durdur bunu….”

Yarı-vampirin korkudan yüzü buruştu ve göz yaşları akmaya başladı.Be tür bir ‘korku’ gördüğünü bilmiyorlardı ama bu şekide baskıya dayanamayacak kadar inanılmaz olamazdı.

Orada ve o zaman Lucas kendini Sebastian’ın kötü tarafına getirmemeye yemin etti. Asla.

“Tekrarlıyorum, yarı-vampirlerin üssü nerede?”

“Ben- Orası-!”

Yarı-vampir kasıldı. Yüzü şişti ve vücudunun şekli bozuldu.

“He-hey! Dikkat edin!”

Kötü bir şey olacağını hissedince, Lucas Sebastian’ı yakaladı ve yarı-vampiri uzağa tekmeledi. Hemen sonra yarı-vampir patladı ve kanı her yere sıçradı.

“Bu… gizli bilgileri ortaya çıkaracağı zaman mı tetiklendi?”

“Bir güvenlik önlemi mi?... Böyle bir sistem olduğunu düşününce.”

Konuşmalarını duyunca diğer yarı-vampirlerin yüzü soldu, böyle bir sistem bilmiyorlar gibi görünüyordu.

“Diğerlerine sormak anlamsız olacak gibi görünüyor. İzin verin hepsini yakayım.”

“Haa, tamam.”

Sebastian ve Lucas geri çekildi.

“Y-yo bekl- AAAHHHHHH!!!!!!!!!!!!!!!”

Bir yarı-vampir ardım için yalvarmaya çalıştı ama acı çığlıkları tarafından hemen kesildi.

Denneth her şeyi yakan siyah alevlerini kullandı. Ateşin çatırdama sesiyle Lucas ve Sebastian Denneth’e doğru yürüyüp işlerine devam ettiler.

“Peki… bu planlandığı gibi gitmedi. Ama Lucas hala ödüllendirilmedin.”

“Sonunda geldi!”

Lucas ilk görevini tamamlayınca, ilk ödülünü alacağından heyecanlıydı.

Sebastian adamlarına evin içinden bir şey getirmelerini işaret etti. Adamlar döndükten sonra, Sebastian onu Lucas’a verdi. Üzerine gömülmüş kırmızı bir taş olan tanıdık bir siyah kılıçtı.

Bu şüphesiz Sebastian’ın önceki savaşta ona ödünç verdiği kılıçtı. [Draughtbane]

“Öncesinde, bunu sana ödünç verme niyetindeydim… ama sen kendini bunu kullanmaya kanıtladın, lütfen izin ver bu kılıç sana yolculuğunda eşlik etsin.”

Lucas elindeki kılıcı aldı, buna aşina hissetti ve sadece içten bir şekilde boş boş bakabildi.

İsimDraughtbaneRütbeS
Hasar80~120Dayanıklılık300/350
Gereksinimler
Kılıç ustası, Savaşçı sınıfı
Sebastian’ın onayı
AçıklamaBir saf-kan vampir klanının asil yadigarı. Bu kılıç düşmanının yaşam gücünü kurutmaya ve her kesişte kullanıcısına geçirme yeteneğine sahip.Aldığı yaşam miktarı ne kadar güçlü kesildiğine bağlı olarak farklılık gösterecek.

(Ç.N vampirlere yaraşır vampir kılıç “Draughtbane” BANZAİİİ :D)

Lucas artık ödünç alınmış olmadığından neden kuşanabildiğini merak ediyordu ama gereksinimleri karşıladığından endişe edecek bir şey yok gibi görünüyordu.

“Kasabamız eskisi gibi zengin olmadığından , korkarım sana sadece bu kadarını verebilirim… mümkün olsa daha fazlasını verecektim ama….”

“Bu iyi, hiç silahı olmayan benim için bu zaten gereğinden fazla.”

“O zaman en azından izin ver senin için zırhta hazırlayalım.”

Sebastian başka bir ödül teklif etti.

“Öncesinde nereden zırh alabileceğini sormuştun ama… burada para değersiz olduğundan cevabı yoktu. Ama daha önce topladığın derilerden sana hafif bir zırh hazırlayabiliriz, ilk olarak ödemeye gerek yok.”

Şimdi sen bahsedince…

Şimdi bunu söyleyince Lucas daha önce sormadığına pişman oldu. Başta bu bir oyun olduğundan aklına gereken şeyleri almak için her zaman paraya ihtiyacın olduğu kazınmıştı. Lucas burada ne kadar değişik NPC'lerin olabileceğini unutmuştu bu yüzden satın almak yerine bir zırh yaptırmak, istemeyi unutmuştu.

“B-bu, bunun için çok minnettar olurum.”

Biraz utanırken Lucas hala teşekkürlerini Sebastian’a sunuyordu.

“Şimdi de benim ödülümün sırası çocuk.”

“Eh?”

Lucas Denneth’inde ona bir ödül vereceğine şaşırmıştı.

Ona bir görev verdiğinden tek ödül verenin Sebastian olacağını düşünüyordu. Ve hatırladığı kadarıyla Denneth’ten bir görev almamıştı.

“Bu...kolun için bir özür ve beni şeytani büyüden kurtardığın için bir teşekkür.”

Denneth devasa sol kolunu tuttu ve koparttı!

“Ne-he-hey!”

Kanayan sol kolunu göz ardı ederken Denneth sol kolunu Lucas’a verdi.

“Sol kolunu göster bana çocuk.”

Biraz tereddüt ederken Lucas razı oldu ve kopmuş sol elini Denneth’e gösterdi.

Denneth kendi sol kolu ile Lucas’ın ki arasına Lucas’ın kaçınmak için geriye sıçramaya hazırlanmasına neden olan yoğunlaştırılmış bir siyah alev üfledi ama içinde bilinmeyen bir şeyler onu durdurdu.

(Ç.N itiraf edin burayı sevdiniz:D)

Bir sebepten ötürü Lucas ateşin onu incitmeyeceğini hissetti ve kaçınmadı. Yeterince doğru olursak sol kolu ateşle sarıldığında bile HP’si tek bir rakam bile düşmedi.

Çok geçmeden, ejderha kolu bir insan kolu boyutuna küçüldü, daha doğrusu, Lucas’ın kendi kolu boyutuna. Siyah ateş kaybolduğunda sol kolunun tamemen siyah olduğunu fark etti. Pençe ya da öyle şeyler yoktu, sadece siyaha sarılmış normal bir insan kolu gibi görünüyordu.

Sadece buda değil, çimdiklediğinde insan derisiyle hiç bir farkı yoktu. Lucas ne olduğunu merak ederken tanıdık bir pencere göründü.

İsimDenneth’in KoluRütbeSSS
Etki
+200 INT
+100 VIT
DayanıklılıkN/A(Yok)
Açıklama[Gecenin Denneth’i] ejderhasının kolu, bu kol çıkartılamaz ve kullanıcının kendi kolu gibi hareket eder.

Bildirim
Yeni bir yetenek öğrendiniz, (Aktif) [Ejderha Pençesi] Başlangıç LVL 1 (0.00%)!
Bir ejderha koluna sahip olmanız nedeniyle , ejderha ırkına özel yetenekleri kullanabileceksiniz.Bir ejderha kolu çağırır ve vücudun bir uzantısıymış gibi özgürce hareket ettirilebilir.
MP Harcanımı: 100 puan

“Bu…”

Denneth kopmuş sol kolunu iyileştirirken Lucas’a açıklamaya başladı.

“Bu benim kendi kolum, sol kolunun yanması ve yenilenememesi benim suçum”

“Ama...Kontrol ediliyordun…”

“Öyle olsa bile. başta dikkatsizce kontrol edilmek benim suçumdu. Ne olursa olsun kendimi affedemem.”

Denneth gururla ayakta durdu. Bu gerçek bir ejderha, asil, korkusuz ve gururlu.

Lucas önündeki varlığa boş boş bakmaya deva ederken saygı duydu.

“O zaman şimdi bu özür kısmıydı, sıradaki ödül kısmı çocuk. [Gece Görüşünü] limite dayadığını görüyorum izin ver onu daha muhteşem bir yetenekle değiştireyim.”

Denneth Lucas’a tüm vücudunu saran başka bir siyah alev üfledi.

Bildirim
[Gece Görüşü] kaldırıldı.

Bildirim
Yeni bir yetenek öğrendiniz. (Pasif) [Ejderin Gözleri] Başlangıç LVL 1 (0.00%)!
[Gece Görüşü]’nü limite dayayarak ve bir ejderhanın onayını alarak daha ileriyi görmenize izin veren daha muhteşem bir yetenek elde ettiniz.

“Teşekkürler… Cidden ne söyleyeceğimi bilmiyorum…”

“Hayır sana teşekkür eden ben olmalıyım çocuk.”

Bunu kaç kere gördüğü önemli değildi, Lucas büyük bir ejderhanın onun için başını eğmesine alışamayacaktı.

Lucas oradaki herkes başını eğmeye başlamadan önce konuyu değiştirmeye karar verdi.

“Y-yani umm, şimdi özgürsün… ne yapmayı planlıyorsun?”

“Kefaret olarak … saf-kan vampirlere yaptığım şeyler için.... yarı-vampirlerin geri gelmesi durumunda onları korumayı düşünüyordum ama…”

Gene kefarete gidiyor.

Tam Lucas bir şeyler söyleyecekken Denneth cümlesine devam etti.

“Sanırım gidip bu iğrenç vampirleri kendim yok etsem daha iyi olacak. Gazabım daha yeni başladı!”

“B-bekle…”

“Ne oldu çocuk? Sana hayatımı borçlu olmama rağmen izin ver öğreteyim bunun hakkında fikrimi değiştirmek için yapabileceğin hiç bir şey yok. O haşerelerin gazabımı hissettiklerinden emin olacağım!”

Denneth bunu tamamen kafasına koymuş gibi görünüyordu.

Lucas, Denneth ayrılırsa bunun kötü bir durum olacağını düşündü.Daha belirgin olursak bu Lucas için daha sorunlu olacaktı.

Neden? Çünkü prensesi alması gereken adamlar geri dönmeyince yarı-vampirler bir şeylerin yanlış olduğunu anlayacaklarını ve saf-kan vampirlere saldıracaklarını ve kesinlikle bir kez daha kazanacaklarını biliyordu.

Sadece bu da değil, yarı-vampirler zaten bir defa Denneth’i kontrol etmeyi başardılar, bunun tekrar olmayacağını kim söyleyebilir? Eğer Denneth giderse, tarih kendini tekrarlayacak ve Lucas’ın emekleri boşa gidecek. Görevi çoktan alıp tamamladığından başta buna aldırmıyordu ama Lucas’ın çoktan onlara karşı bir şekilde ilgisi artmıştı ve önceki duruma geri döneceklerini düşününce…

“Affedilemez…”

Oyunda olmasına rağmen, görevler başka oyuncularında etkinleştirebilmesi amacıyla kendini tekrarlayabilmesi gerekiyordu ve bu muhtemelen olması gereken şeydi ama hala Lucas bunun olmasına izin veremezdi.

Bunu durdurmak için iki yol vardı. Biri Denneth’in burada kalıp korumasından emin olmak. İki Lucas korurken Denneth’in gitmesine ve sağı solu birbirine katmasına izin vermek.

Lucas’ın neden ikinci seçeneği seçemeyeceğine gelirsek, ilk olarak bu mağarada sonsuza kadar kalmak istemediğindendi.Onlardan etkilense bile oyunun başından beri bir maceraya çıkmak istediğinden hala gidip bir maceraya başlamak istiyordu. İkinci olarak, sonuçta hiç mesleği olmadığından hala zayıftı. Becerisiz, itemsiz. Şu anki durumuyla bir yarı-vampir ordusunu alabileceğini düşünmüyordu.

Bu yüzden tek seçenek Denneth’in kalmasıydı.

“Anlamak zorundasın, burada kalmalısın Denneth.”

“Söylediğim gibi çocuk. Fikrimi değiştirmeyeceğim.”

Denneth Lucas’a onu korkudan küçülmesini istetecek güçlü bir bakış attı. Ama, Lucas’ın zaten bunun için kendi iradesi vardı ve o da dik dik baktı.

Bunu görünce Sebastian elinde olmadan araya girdi.

“Sorun yok Lucas, kendimiz bir şekilde başaracağız.”

“Hayır, hepimiz bunun iyi bir sonuca gitmeyeceğini biliyoruz.”

“O zaman ne öneriyorsun çocuk! Sabrım sadece buraya kadar dayanabilir!”

“İzin ver ben yapayım.”

Tüm bölge sessizleşti.

Vampir izleyicilerin duyduklarına inanamadıklarını gösteren geniş gözleri vardı. Sadece onlarda değil Sebastian ve Denneth’te şaşırmıştı.

“Çocuk… ne söylüyorsun!?”

“Lucas, düşündüğüm gibi, bizim için çok ileri gitmemelisin!”

Sebastian’ın durması için yalvarması dışında, Lucas sadece kendine güvenen bir gülümsemeyle geri dönmeyeceğini gösteren bir çift kararlı gözünü gösterdi.

“Denneth… izin ver gazabını ben taşıyayım.”

Bu tek cümleyle, atmosfer bir kez daha sessizleşti.

Az sonra, sessizliği bozan kişi ortada görkemli bir şekilde duran büyük siyah  ejderhaydı.

“Kuku…...haha…...HAHAHAHAHHAHAHAHAH!!!”

Ejderhanın kahkahası mağaranın içinde yankılandı.

Herkes ejderhanın kahkahasını duyunca şaşırdı, tamamen ciddi olan Lucas bile aniden güldüğünde geri adım attı.

“Hahahaha, tamam çocuk! Sen kazandın! Burada kalacağım ve kefaret olarak bu yeri koruyacağım ve intikamımı unutacağım.”

“Kahkaha atma gerekliliğini anlamama rağmen… peki her neyse, anladığını görmek güzel.”

Lucas önce surat astı daha sonra sonunda kuru bir gülümseme yaptı.

Bununla Denneth kalacak ve Lucas çıkabilecekti.

Denneth’in İntikamı
[Gecenin Denneth’i] yarı vampirler üzerine olan intikamını sana emanet etti.Bunun arkasında kim varsa bul ve öldür.
Hatırlatma öldürdüğün her yarı-vampir için , Denneth’in sana ilgisi artacak
Gereksinimler: Yarı-vampirlerin arkasındaki kişiyi yenSüre Sınırı: N/A
Zorluk: S
Ödül: ???

“O zaman bana eğlenceli bir şeyler gösterdiğin için  teşekkür olarak izin ver sana sonra bir hediye vereyim.”

Denneth bir kez daha Lucas’a tüm vücudunu saran siyah alevi üfledi.

Bildirim
Yeni bir yetenek öğrendiniz, (Aktif) [Ejderhanın Kükremesi] Başlangıç LVL 1 (0.00%)!
Bir ejderhadan hediye olarak , ejderha ırkıyla sınırlı olan bir yetenek elde ettiniz.Bunu duyanlara korku ve lanet aşılar.
Tüm parti üyelerine +10 STR.
MP Harcanımı: 200 puan

“Başka bir ejderha ırkı yeteneği… bir şekilde, yavaşça bir ejderhaya dönüşüyorum değil mi? Aslında, hala insan mıyım?”

Lucas sıradan düşüncelere dalmışken başını yana eğdi.

Peki, bunun için hala minnettardı ve Denneth’e bir kez daha teşekkür etti. Daha sonra Sebastian’a döndü.

“Zırh hakkında, ne zaman alabilirim?”

“Şey… zırh bu akşam bitiyor olmalı ama … hemen ayrılmayı mı planlıyorsun?”

Sebastian bu soruyu sorduğunda bir şekilde yalnız göründü.

Belki Lucas gibi onunda ona ilgisi artmıştı ve hemen ayrılmak istemiyordu.

“...Hayır… Denneth’e bir kaç soru sorarak dışarısı hakkında bilgi almayı düşünüyorum , ejderhalar yüksek zekalarıyla biliniyorlar değil mi? Bu yüzden… Bir kaç gün daha size sıkıntı olacağım…”

Şey, görev bittiği gibi ayrılması garip olacağından Lucas bir kaç gün daha kalıp Denneth’ten bir şeyler öğrenmek istiyordu.

Bilgi her zaman önemlidir.Lucas bu dünya hakkında iç bir şey bilmediğinin yeni farkına vardı.

Yarı-vampirlerin arkasında kim vardı?

Vampirlerin anlaşmazlığının arkasındaki sebep tam olarak neydi?

Bu dünya gerçekte ne zamandır var?

Ejderhaların geri kalanı nerede?

İlk olarak bu görev hikayesine neden gerek vardı?

NPCler konuşmalarda nasıl bu kadar esnek olabiliyor?

Bilmek için çok fazlaydı. Daha da önemlisi gizemli bir şekilde gerçek dünyaya ve görünüşe göre diğer dünyalara da yolculuk edebilen [Dünya Anahtarı] vardı.

“Tamam… Her seferde bir adım atalım…”

Lucas iç çekti ve bununla sonunda çıkış yaptı.

+++++++++++++++

[Denneth... izin ver gazabını ben taşıyayım]

Lucas bu kelimeleri söylediğinde, şaşkınlıktan donanlar sadece ejderha ve vampirler değildi, onları izleyen insanlarda şaşırıp kalmıştı ve sadece hayretle boş boş bakabilmişlerdi.

Her birinin aklında tek bir şey vardı.

“““Bu kesinlikle başka bir görevi tetikleyecek!”””

Ve tabi ki haklılardı ama hiç düşünmedikleri bir şey görüldü.

“Bir S sınıfı görev!!! Böyle erken bir zamanda S sınıfı görevle karşılaşmak, sadece Lucas’tan beklendiği gibi diyebilirim!”

Görevlerin yönetiminden sorumlu kişiye rağmen Lucas’ın aldığı görevi görünce Pearce haykırdı.

Hepsinin bildiği kadarıyla Lucas’ın aldığıda dahil böyle S sınıfı görev sadece 2 tane olabilirdi.

Ama diğeri [World Gate Online]’daki en güçlü kişi olarak bilenendeydi, bu kişi Lucas’tan hem seviye hem de yetenek olarak güçlüydü.Şey, bu her halükarda sayıların gösterdiğiydi.

Kim ya da ne görevi olduğuna gelince, bu başka bir hikaye olacak. Ve eğer karşılaşırlarsa o durumda ne olacağını biri sadece tahmin edebilirdi.

“Sadece buda değil…. ama bu [Denneth’in Kolu]... böyle bir şeyin var olduğuna inanamıyorum…. bir ejderhanın bir insana kolunu vermesi için…”

Trask, Lucas’a verilen ejderha koluyla ilgilendiğini gösterdi. Oyunda bu organ naklinin olduğunu bilmediğinden daha doğrusu kimsenin bilmemesinden bu son derece doğaldı.

Bazıları protez uzun yapımında uzmanlaşmış bir NPC koyarak kayıp uzuv sorununu çözecekti.Bunun kayıp uzuvların yerini almasının tek yolu olduğunu düşünüyorlardı.Şey, hepsi hatalı çıktı.

Lucas çıkış yaptıktan sonra besleme durdu.

(Ç.N burdaki besleme normal yemek yeme anlamında değil videoyu izliyorlar ya işte o video akışından bahsediyor:D)

Gereksiz konuşmaları ve öylelerini hızlıca geçtiklerinden gerçek zamandan sadece bir kaç dakika geçmişti.

“Efendim, sizin için bir telefon araması var.”

Bir çalışan heyecanlı ir ifadeyle bir telefon verdi.

“Bir telefon çağrısı, kimden?”

“Lucas”

Odadaki her biri haberi duyunca şaşırdı. Başından beri onu izlediklerinden çoktan binada bir şekilde ünlü olmuştu. Bu bazılarının neden telefona sokulmak istiyor gibi göründüklerini açıklıyordu ama Trask’ın hala onların patronu olduğu gerçeği tutuyordu.

Bunu fark edince, Trask elinde olmadan kuru bir gülümseme gösterdi.

“Evet merhaba? Lucas seni hoparlöre almam sorun olur mu?... teşekkürler.”

Herkes şaşırdı, tabi hepsi çıktıktan sonra ne söylemek istediği için aradığını duymak istiyordu ve konuşmaları bittikten sonra kesinlikle sorular soracaklardı, ama Trask bunu yasaklarsa hala kendilerini dizginleyeceklerdi bu yüzden şimdi onu hoparlöre koyması boş yere endişelenmiş gibi görünüyorlardı.

Trask sadece kuru bir gülümseme gösterdi ve telefonun hoparlör seçeneğine bastı.

“Tamam, Ne için aradın Lucas? Her neyse, sanırım görevi tamamladığın için seni tebrik etmeliyim, itiraf etmeliyim şüphelerim vardı ama… hatalıymışım gibi gözüküyor.”

[[Ah e-evet teşekkürler kendimde böle bir sona ulaşacağımı beklemiyordum. Her neyse… Çoktan sözleşmeyi ve hepsini imzaladığımı biliyorum ama başka bir istek eklemek sıkıntı olur mu?]]

“Tabi, söyle gitsin”

[[Aldığım ödülleri göstermemeniz mümkün mü?]]

“Şey, tabi, bunu ayarlayabilirim ama … nedenini söyleyebilir misin?”

Trask neden Lucas’ın gelecekte ödülleriyle övünebilecekken diğerlerinin bunu bilmesini reddettiğini merak ediyordu.

[[Şey, ismimin bilinmez kalmasını istemiştim hatırladın değil mi? Şey, çok nadir eşyalar aldığımdan… Eşyalarımı görürlerse hala beni tanıyabileceklerini düşünüyorum. .. artık gerçekten daha çok sıkıntılı olaylarla karşılaşmak istemiyorum...]]

“Ah, haha, anlıyorum…. Tamam , hepsi bu kadar mı?”

[[Şey, diğerleri bu süre boyunca orada burada adımı söyleyip durdular gibi görünüyor… oraları da atlayabilir misiniz?]]

“Evet, ilk başta bende öyle yapacaktım.”

[[Teşekkürler, son olarak, şimdi video beslemesini kessem olur mu? Yani film için geri kalanına ihtiyacınız olduğunu sanmıyorum.]]

“Ah evet evet, bu en iyisi olacak. Yani video devam ederse çalışanlarımın işe başlayabileceklerini sanmıyorum. Bilmelisin ki sana oldukça hayran oldular.”

Trask’ın bahsettiği gibi çalışanların Lucas’a karşı ilgileri çoktan büyümüştü.

“Lucas! Orada iyi iş çıkardın!”

“Lucas çok havalısın!!!”

“Ara sıra parti yapalım Lucas!”

“Lucas! Oyunda buluşalım!”

“Lucas! Evlen benimle!”

Seyirciler telefonun diğer ucunda olan Lucas için tezahüratlar yaptı.

[[B-bu, desteğiniz için çok teşekkürler… Sanırım? Sizinle parti yapmaktan mutlu olacağım.. ama şimdilik, önce geri dönüş yolunu bulmam gerekiyor sanırım.]]

Lucas’ın sesi utanmayla doluydu. Daha önce normalde böyle tezahüratlar alan bir tip olmadığından, nasıl tepki vereceğini bilmiyordu ve sadece onlara teşekkür edebildi.

[[Şey… Şimdi okula gitmem gerekiyor.]]

“Evet, güle güle Lucas.”

Ve bununla hat kesildi, bir süre amfiyi sakin bir sessizlik kapladı.

“Tamam, siz çocuklar neyi bekliyorsunuz? Hala yapılacak işler var.”

“””Evet!”””

++++++++

“Hah...Buna cidden alışamayacağım…”

Lucas telefonu kapattıktan sonra iç çekti.

“...Sanırım, ‘Lütfen evlen benimle’ diyen biri bile vardı...yoo, sanırım benim hayal gücümdü.”

Lucas başını salladı ve gereksiz şeyleri düşünmeyi bıraktı. Şuan da daha fazla sorunu vardı.

Geç kalacaktı.

Defalarca bayıldığından çoktan zaman kavramını kaybetmişti.

Okul için giyindikten sonra Lucas dairesinden çıktı ve okul yolunu gitmeye başladı.

İlk devrenin çoğunluğunu zaten kaçırdığından dersleri eklemeyi ve henüz kahvaltı yapmadığından kafeterya da ikinci devreyi beklemeye karar verdi.

Orada kahvaltı yapan Gavin ve arkadaşlarıyla karşılaştı.

“Hm? O Lucas mı? Bugün dersin var sanıyordum?”

“Evet şey, geç kaldım bu yüzden asmaya karar verdim.”

Yorgun görünürken siparişlerini verdikten sonra masalarına oturdu.

“Duyduğumu sandığım şeyi mi duydum!?”

“Lucas astı!!!”

“Karanlık tarafa hoş geldin kardeş!”

“S-siz çocuklar ne yapıyorsunuz, Bu sizin ‘sonraki sefere geç kalma’ demeniz gereken kısım! Neden beni gerçekten cesaretlendiriyorsunuz?”

Lucas dersi astığı için aldığı övgülere şaşırdı şey yani belki de bu tür çocuklardan beklenen budur.

“Haha, bu geç kaldığın ilk sefer değil mi? Ne yapıyordun?”

“Hiç bir şey… sadece gece geç saatlere kadar kaldım…

Lucas gözlerini çevirdi ve yemeğine odaklandı.

Bunu görünce Gavin elinde olmadan meraklandı.

“Şüpheli, tamamen şüpheli.. olmadıkça… ahhh, anlıyorum, anlıyorum, bizim Lucas çoktan büyümüş. Evet, evet sorun yok Lucas sadece zamanı geldiğinde sorumlu olmayı aklında tut yeterli.”

Her nasılsa, Gavin bir sonuca varmış gibi görünüyordu ve sırtını sıvazladı.

Gavin’in ne demek istediğini fark etmiş gibi görünen diğerleri de thumb’s up yaparken  Lucas’ın sırtını sıvazladı.

(Ç.N “thumb’s up” tabirinin tam bir türkçe karşılığı olmamakla beraber (varsa da ben bilmiyorum söylein öğreneyim :D) beğenme, afredin, güzel anlamlarında kullandığımız baş parmağı havaya kaldırıp elin geri kalanını yumruk yaptığımız olay kısaca şu Thumb's up)

“...Sorun nedir çocuklar?”

Yani, Lucas olaydan habersiz tek kişiydi ve sadece başını kaldırabildi.

“Her neyse az önce siteyi kontrol ettim, bakın, Ünlüler Salonunda yeni yüklenmiş bir video var, ve şirketin kendisi tarafından yüklenmiş.”

Konuyu değiştirince, Kanin [World Gate Online]’ın resmi sitesinin Ünlüler Salonu sayfasını herkese göstermek için laptobunu gösterdi.

Sadece Gavin ve Kanin oynayan kişiler olmasına rağmen, ayrıca Lucas, herkes hala meraklıydı ve heyecanla izlemek istiyorlardı.

Video başlığını gördükten sonra yüzü solan bir kişi dışında.

[Beyaz Saçlı Maceracı: Ejderha Görevi(Fragman)]

(Ç.N Evet arkadaşlar şimdi diyeceksiniz bölüm neden geç geldi şuandan geç geldi bu bölümün çevirisi 3724 kelime orjinal metni 5013 kelime tutuyo :D (Not: am is are I bunlarda kelime sayılıyor çıkıpta nerde geri kalan 2k kelime demeyin sonraki çeviriler gelmez ona göre uyarmadı demeyin :D) kısaca 1500 kelimeden sonra sıkmaya başlıo sıkılan bir çevirmenin çeviriside uzar HAHAHAHAHA.. neyse bölüm bitti epey uzun bir bölümdü :P bu bölümden itibaren artık olaylar başlıyacak şuana kadar olan kısım sadece girişti. her neyse diğer bölümü ne zaman atarım bilmiyorum :P yaşasın kötülük bekleyin beni ZUHAHAHAHAHA unutmadan ORKUNA NOT GDAW VERDİN DİYE BİTiRDİM BAK YOKSA DAHA BEKLEYECEKTİ CİDDEN FENA SIKIYO BUNUN ÇEVİRİSİ)


Yorum Yap "Wgo 8"