Dünyanın Oluşumu Günceli

Wgo 7

Ekim 02, 2016
Çeviren : YuusHa, Düzenleyen : 1ghostdreamer, Yayıncı : Useless




Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm



Bölüm 7: Ejderhanın Gazabı

…Ah, işte burada…”

Pearce  yorgun bir yüzle Lucas’ın ejderha tarafından yenildiğini gördükten sonra mırıldandı.

Yorgun görünen sadece o değildi, Liliane ve diğer çalışanlarda sonuca iç çekti. Başından beri bu sonucu tahmin etmelerine rağmen aslında göründüğünden daha yorucu görünüyordu.

Lucas ve Denneth arasındaki savaşı başından beri izliyorlardı. Lucas’ın uygun bir taktik düşünerek geldiği görmüşlerdi ve bununla ilk yarıda ejderhaya başarılı bir şekilde saldırdığını gördüler.

Ama nefes saldırısından sonra izleyiciler arkadaşlarının ölümünden ağlayacakmış gibi olan ve düşlerini sıkan Lucas’ı gördüklerinde ona sadece acımayla bakabilirlerdi. Lucas’ın [Gece Görüşü]’nün ne kadar yüksek olduğunu ve ateşin içini görebildiğini hepsi biliyordu ve bazıları, Pearce gibi, bu olaya ağlıyordu. Vampir ordusu hala korkuyla titrerken Lucas tek başına ejderhaya saldırdı.

Vampirler kaçmak yerine hala Denneth’ten korkmalarına rağmen Lucas’a yardım ettiler.

Sebastian Lucas’a elini uzattığında izleyiciler bunu sulu gözlerle seyretti.

Ama ne yazık ki, bu sevgi dolu duygu hali çok geçmeden parçalandı.

Ejderhanın bir şok dalgasıyla Tüm vampir ordusu ve Lucas etrafa dağıldı.

Ejderhaya en yakın olan Sebastian neredeyse yenecekti. Bunu endişeyle yakından gören seyirciler bunu görmemek için arkalarını dönüp gözlerini kapatmaktan kendilerini alamadılar.

Daha sonra aniden Lucas devasa kayaya yakalanan bacağını kesti ve Sebastian’a doğru tüm hızıyla koştu.

Sebastian’ı uzağa itip yerini alırken yerine Lucas yenildi. İleri uzanan kolları ağzın dışında kaldı bu yüzden tamamen ısırıkla kesildiler.

Öncesinde gözyaşı dökenler şimdi açıkça ağlıyordu. Dürüst olmak gerekirse, böyle bir olaya ağlamak saçmaydı. Lucas’ın yeniden canlanacağını biliyorlardı ve vampirler sadece birer NPC’ydi. Ama bunu düşünmelerine rağmen kendilerini bunu söylemeye ikna edemediler.Savaş dostluk, trajedi, dram ve gerçeklik doluydu. Her şey bunun gibi bir şey söyleyemeyecek kadar gerçek hissettiriyordu.

[[Hayır! Milord!]]

[[Bırak beni! Az önce kendini benim için feda etti! Nasıl intikam almam!!!???]]

(Ç.N: Hehe :P Yenebilecen mi :D)

Vampir generali tarafından tutulan Sebastian’ı izliyorlardı.
Lucas yenilse bile hikaye devam etti.

[[Biliyorum! Ama bilmelisiniz Milord! Hayatını sizin için riske attı çünkü sizi kaybetmek bunların hepsini kaybetmek anlamına geliyor! Buna dayanmalısınız! Güçleneceğiz ve intikamını alacağız! Lütfen şimdilik geri çekilme çağrısında bulunun.]]

Vampir general Sebastian’ı geri tutarken yalvardı.

[[…Anladım…Anladım ama………….]]

[[Milord]]

(Ç.N: Anlamayanlar için [[]] bağırıolar :D Olayın heyacanı işte naparsın daha acemiler)

Bir süre için Sebastian parlamasını durdurdu ve aşağı baktı yumruklarını kan akmasına yetecek kadar sıktı.

[[…..Tamam….Geri çekilin! Herkes geri çekilsin!!!]]

Emir verildikten sonra general rahat bir nefes aldı.Geri çekilirken Sebastian Lucas’ın ısırıkla kopan sağ kolunu aldı. Sol kolunu da almayı istedi ama o önceki nefes saldırından dolayı savaş alanının etrafına dağılmış ejderhanın siyah alevinin içine fırlamıştı.

Neyse ki ejderha saldırmaya ilgisini kaybetmiş ve çıkış yolundaki pozisyonunda duruyor gibi görünüyordu.

Diğer vampirlerden bir çiftin yardımıyla Lucas’ın kopmuş sol bacağının üstündeki kayayı kaldırmayı başardılar. Sebastian’ın ona verdiği kılıç hiç bir yerde bulunamadı bu yüzden büyük ihtimalle Lucas’la birlikte yenildiğini varsaydılar.

[[Şimdi….Geri dönelim…]]

[[Evet]]

Bu görevin sonuymuş gibi onaylarcasına bölüm liderleri emirlerini vermeye başladı.

Tamam millet bunu film yapma zamanı.

Bu kısmı vurgulamak istiyorum…evet…. daha sonra bu kısmı…. bunun gibi.”

Lucas’ın Sebastian’ı ittiği kısım için, o zaman ismini bağırdığı için trajediyi vurgulamak amacıyla burayı susturacağız.

Lucas’ı arkadaşlarını yanarken izlediğinde ona yakınlaştığınızdan emin olun, bu daha fazla duygu dışarı çıkartacak.

Böyle ve benzeri.

Aralarında nasıl fragman ve film düzenleyeceklerini tartışmaya başladılar.

Bazı çalışanlar hala ağlıyorlardı ama liderlerinin emirlerini başarıyla dinlemeyi başardılar.

Savaş kısmı hakkında mutlu bir şekilde tartışan bir kaç kişi de vardı bunların çoğunluğu genç yaştaki erkeklerdi.

Efendim yanlış bir şeyler mi var ?

Neredeyse odadan çıkan ve işine başlayacak olan Liliane kıvrılmış kollarıyla hala koltuğunda oturan Trask’ı görünce şaşırdı ve sormaya karar verdi.

Hm? Ne demek istiyorsun? Ya da daha doğrusu, herkes nereye gidiyor?

Nereye diyorsun… savaş bitti bu yüzden film üzerinde çalışmaya gittiler.
Liliane patronuna karşı sağduyulu olması gerektiğinden bir şeylere cevap verirken sıkıntılı oluyordu.

Fakat Trask’ın sağduyusunun onunkinden iyi olduğunu biliyordu.

Ne diyorsun, video hala devam ediyor. Böyle bitmesinin imkanı yok.

!?

Bunu duyduğunda, Liliane anında ekrana döndü, yeterince doğruydu, video hala oynuyordu, şuan da sadece ejderhanın uyuduğunu göstermesine rağmen hala bağlantı vardı.

İ-İmkanı yok…

O-oi-oi… benimle dalga mı geçiyorsun ?

Pearce konuşmaya kulak misafiri oldu ve şaşkına döndü.

Hemen çıkışa koştu ve herkese seslendi.

Hey çocuklar!!! Video daha bitmedi!!!!!!

Her zamanki gibi oldukça yüksek sesliydi. Seslendiğini duyduktan sonra bir kaç çalışan meraklı bir görünüşle döndü bazıları söylediği kelimelerin anlamını biliyordu ve gözleri genişlemişti.

İ-imkanı yok… o zaman o….

Hala….

…..Aman tanrım…

Hepsi kendi fikirlerini onaylamak için birbirlerine baktı.

“““Lucas hala hayatta mı!!!???”””

+++++++++++++++++

Karanlık…. etrafındaki dünya karanlıktı.

Maksimum [Gece Görüşü] olmasına rağmen Lucas karanlıktan başka bir şey göremiyordu.

Sonra karanlıkta kırmızı bir ışık belirdi ve boşlukta bir ses yankılandı.

[…öldür…lanet…vampirler…bütün…ırk….gazabımı…]

Rahatsız olmuş gibi görünüyordu, ses zayıfladı ve Lucas sadece birazcık duyabiliyordu.

Aklı hala durumu kavrayamamış olsa da duyduğunu anlamadı.

Çok geçmeden ışık sesle birlikte kayboldu ve Lucas bilincini kazandı.

Ne…redeyim!?

Etrafına bakındı ama hiçbir şeyi hatırlayamıyordu.

Zeminin her yeri yapışkan bir madde ile yapış yapıştı.Duvarlarda kendisine yapışık gibi duran damarlar vardı ve titreşiyor gibi görünüyordu.

Ah, doğru…Öldüm…burasıda cehennem mi ?

Hala şaşkınken Lucas titreyen duvara baktı.

Titreşiyor….titreşiyor…

Bekle!!! Duvar neden titreşiyor!!!???

Lucas eliyle duvarı hissetmeye çalıştı, işte o zaman vücudunun farkına vardı.

Kollarının olması gereken yerde boşluk vardı.

Sadece kolları değil sol bacağı da gitmişti.

[World Gate]’te kopmuş uzuvlar iyileştiğinde geri büyümezdi. İyileştirme sadece yaraları, lanetleri ya da hastalıkları kapsar.Biri kopmuş uzvunu bağlamak istiyorsa onu vücuduna bağladıktan sonra iyileştirmek zorunda.

Uzuvları olmasa da vücudunun kopmuş kısımlarını iyileştirirse yaralar kapanır oyuncu hala maksimum Hp’sini geri kazanabilir.

Ayrıca kişi uzvunu kaybettikten sonra 12 saat içinde ölürse tekrar giriş yaptığında geri gelir, çıkış yapsa da aynı etkiyi göstermez.

12 saat zaman sınırı biterse uzuv kaybolur ve artık bağlayamazsın.

(Ç.N: Kolun bacağın kafan kopsun, geber, geri gelince uzvunu verecem ama yok gebermez çıkış yapar ya da oynamaya devam edersen o uzvu unut dio kısaca:P)

D-doğru… Oyundaydım…Sonra Sebastian…

Sonunda kavradı, Lucas nerede olduğunu sonunda öğrendi.

Ejderhanın karnında.

(Ç.N: Hancı, bana bir porsiyon dilimlenmiş Lucas.)

H-haha…bu da ne… şaka yapıyor olmalısın…

Vücudunun aslında vücut sıvıları ve tükürükle kaplı olduğunu fark etti ve neredeyse kusuyordu.

Lucas bunun gibi iğrenç şeyler karşı gerçekten zayıftı.Bir yaranın, kanın ya da kopmuş uzvun üstesinden gelebilse de garip şeyler imkansızdı.

K-kahretsin, buna inanamıyorum…

Bunu söylemesine rağmen bunun gerçek olduğunu ve kaçamayacağını biliyordu.

Bu tip bir durumda, kişi bağırsaklarda kendi yolunu açıp yaratığın arka tarafından kolayca kaçabilir.

Sadece bunu düşünmek bile Lucas’ın midesinin allak bullak olmasını sağladı.

Uzuvlarını geri almak ve dışarı çıkmak için kendini öldürebilirdi ama bu şekilde sona ermesiyle görevi kaybetmek istemiyordu. Eğer bunu yaparsa o zaman öncesinde kaybedilen vampirler boş yere ölmüş olacaktı. Bunu istemiyordu. Ejderhayı yenebileceğini düşündüğünden onları bencilce yönetmesinden değildi. Gururu buna izin vermezdi.

Kılıcım… orada…

Lucas zayıf bir şekilde etrafına baktı  ve Sebastian’ın ona ödünç verdiği kılıcı gördü.

Tek ayak üstünde kalkmaya çalıştı ama başaramadı ve yüz üstü yere düştü. Yüzü kılıcın yanında olduğundan sürünerek ilerlemeye çalıştı ve kılıcı dişleriyle ısırıp tuttu.

Bu şuan ki durumuyla kılıcı tutabilmesinin tek yoluydu.

Kılıcın ucunu yerdeki ete sapladı ve üstünden sağır eden bir çığlık duydu.

GRAAAAAAAAAAAAAHHHHHHHHHHHHHHHH

Ejderhaya [Draughtbane] ile zarar verdiğinden hayatını emebiliyordu, ama Lucas buna dikkatini vermedi ve kılıcı ayakta durmak için destek olarak kullandı.

Epey sıkıntıdan sonra sonunda ayakta dengesini kazandı.

Bir canavarın poposundan kaçmamın imkanı yok.”

Lucas bunu söylerken kendini onun yerine ağzından kaçmaya ikna etti ve yürüdü.

Yürürken atlamaya devam etmek zor olmasına rağmen başka seçim şansı olmadığından sadece devam edebilirdi. Daha sonra tanıdık bir pencere belirdi.

ting
tek ayak

Lucas sadece bu pencerelere inanamayarak boş boş bakabildi.

Böyle becerilerin bile olduğunu düşünmek…”

Tamam, bunun için minnettardı ve tekrar yürümeye başladı.

Aniden hareket eden bir şey gördü.

[Gece Görüşü]’yle yanlarında yarasa kanadıyla altında sivri bir iğne olan basketbol topu büyüklüğünde siyah bir küre gördü. Dahası arkasını döndüğünde uçan kürenin aslında uçan bir göz küresi olduğunun farkına vardı.

Büyük göz küresi Lucas’ı görünce ona hücum etmeye ve saldırmaya başladı.

“Bir [Göz Yarasası]!!!???”

Lucas kılıcıya savunmaya çalıştı.Ama hala ağzıyla kullanmaya alışmamış olduğundan çok fazla gereksiz hareket, ve açığı vardı.

Epey mücadeleden sonra göz sonunda yenildi. Sadece bir Lvl 50 olduğundan Lucas için gerçekte bir ayak takımıydı, bu kadar uzun sürmesinin tek sebebi Lucas’ın uzuvlarının olmamasıydı.

Bir kaç tane daha gözle karşılaştıktan sonra sonunda geniş bir odaya vardı.

….Bu….

Lucas hemen odaya girmek yerine girişin yanında vücudunu duvarda gizledi.

Nedeni bu odada başka birisinin olması ve verdiği aurayı değerlendirmekti, o hiç bir şekilde bir dost değildi. Üstünde bir kaç tane gümüş süslemesi olan kapüşonlu bir pelerin giymiş biriydi.Sırtında bir göz gibi görünen bir sembol vardı ve Lucas ona baktıkça daha fazla rahatsız oldu. Yüzünü kapüşonla gizlediğinden kim ya da kız mı erkek mi bilmenin yolu yoktu.

Her elinde üç olmak üzere farklı renkli taşlar gömülmüş 6 yüzük giyiyordu.Kırmızı, Mavi, Yeşil, Kahverengi, Beyaz ve Siyah. Lucas’ın ellerine odaklanmasının sebebi kapüşonlu figürün ellerini kalp şekilli oldukça oval bir nesneye karşı uzatması ve ellerinden ona doğru durmaksızın büyü akıtmasıydı.

Evet, bir kalp….bir kalp….

Lucas sürekli daralıp genişleyen atan nesneye batı, kesinlikle nasıl baktığın önemli değil bu şey sadece bir kalp olabilir. Ve bu büyüklükte bir şey bunun ejderha Denneth’in kalbi olduğunu varsaymak mantıklı olacaktır.

Bir kalp!!!!????

!? Kim var orada!?

Bir aptal gibi Lucas bilmeden bağırdı ve yerini ortaya çıkardı.

Ses oldukça erkeksi olduğundan Lucas onun bir erkek olduğunu varsaydı, fark edildiğinden kendini açığa çıkardı ve kapüşonlu kişiye doğru hücum etti.

Ejderhanın içinde ve kalbinde de olan bir kişi için… Bu Lucas için tek anlama geliyordu.”Bu ejderhanın beynini nasıl yıkadıklarıydı!!!??? İçerden beyin yıkamak!!!???

Onun kalbinde olmak zorunda olmasının nedenine gelince, Lucas sadece bir tahminde bulunabilirdi.Hangi dünyada olursa olsun hala hisler ve duygular, bilgiler ve hatıralardan daha güçlü gibi görünüyordu. Eğer bu hisleri ve duyguları mühürlerlerse o zaman bilgiler ve hatıralar gereksiz bilgiden başka bişi olmaz. Yani beyin yıkamak çok fazla kolay olacaktı.

Lucas bir bacağını kullanamadığından rakibi kolaylıkla atlatmayı başardı.

Kalbe her zaman mana aktarmasına gerek yok gibi görünüyor ve özgürce hareket edebiliyordu.

Lucas ne kadar süreceğini bilmemesine rağmen düşmanın daima serbest olmayacağını biliyordu ve bir yerde geri gidip mana aktarmak zorunda kalacaktı. Sonuçta büyüyü yaptıktan sonra kişi ayrılabilseydi o zaman bu herifin burada kalmasına gerek olmazdı.

Bunu düşününce Lucas saldırısına devam etti. Her saldırıda tek ayak ve kılıcıyla ağzını kullanarak saldırmasına alışkanlığı arttı. Çok yakında azar azar adamı yaralayabilecekti.

Tch, yeter!”

Düşman sağ kolunu Lucas’a uzattı ve bir büyü mırıldandı.

Lucas saldırmakla meşgul olduğundan, büyüyü duymadı, ama büyüyü tetikleyen son kelimeyi duydu.
“[Wind Cutter!]”
(Ç.N: Rüzgar bıçağı anlamına gelip rüzgardan oluşan bir bıçaktır rakibi kesmeye yarar falan fistan çok uzun bu seri T.T saçmalamaya başladım :P)

Yeşil taşlı yüzük parladı ve düzinelerce saydam bıçak önünde Lucas’a doğru fırlarken önünde ortaya çıktı.

B-büyü!?

Lucas rüzgar bıçaklarını atlatmak için yana atıldı ama düşmanı bu saldırıyla durmadı ve diğer büyüyü zincirledi.

“[Tornado]”

Rüzgar Lucas’ın etrafında dönmeye başladı ama bu ona hasar vermeye yeteri değildi Lucas bunu düşünerek basitçe büyünün bitmesin bekleyecekti.

Ama bu bir hataydı, öncesinde atılan rüzgar bıçakları hortumla taşırken bıçakları döndürüyor ve farklı yönlere gönderiyordu. Yörüngesinin okunması mümkün değildi, Lucas şeritler halinde kesilmekten başka bir şey yapamıyordu.

Bu artık [Wind Cutter] ve [Tornado] adlı ayrı büyüler değildi, şimdi daha çok bir [Tornado Blade]’ydi.
(Ç.N: Hortum bıçağı)

B-bir birleşmiş büyü!? Bu mümkün mü!?

Büyü kaybolduktan sonra bir pat sesiyle yere ilk Lucas’ın yüzü düştü ve dizlerinin üstüne düştü.

Hmph, nasıl beni, bir yarı-vampiri rahatsız etmeye cesaret edersin. Sen aşağılık insan.Bu senin sonun.

Bu söylerken düşman bir bıçak çıkarttı ve Lucas’a saplamaya hazırlandı.Tek bir swooshla, Lucas kafatasına kazınmış gibi şiddetli bir acı hissetti.
(Ç.N: Swoosh bir ses efekti cuk die girmiş dio Tr karşılığını bilen varsa söylesin ben bilmiyorum :D)

Che, bu sana bir ders olsun, seni öldürmek çok kolay olacak. Onun yerine kanamayla ve acıyla öl.

Lucas yarı-vampirin ona arkasını dönerken güldüğünü hissetti.Ama başındaki acıyla düzgün düşünemiyordu.

Bu bir oyun olara yaşam Hp gibi sayılara dönüşmüştü, kötü bir bıçakla yapılan bunun gibi tek bir saldırı çok fazla hasar vermezdi. Bu yüzden Lucas’ın Hp’si sadece sürekli olarak azalıyordu.

Tabi ki başı kesmek kesin ölümdü ve kalbe yada beyne yapılan bir saldırı da aynı şekildeydi. Ama bıçak beyninden sadece bir inç uzaktaydı. Bu yüzden kesin bir ölüm almadı. Ama onun yerine yoğun bir acı çekti. Aşırı acı gerçekten bunun yerine ölmeyi dilemesini sağladı.

Oyunda acı belirli bir seviyede kontrol ediliyordu. Aşılırsa sağlık önlemleri için çıkış yapmak zorunda kalacaktı.Ama bu şekildeki sürekli bir acı için geçerli değildi. Sadece iğne oluyormuş gibi hissediyor olsa da başına saplanmış bir hançerin olduğunu bilmesinin yanılsaması ayrıca yalnız olmanın çaresizliği ve korkusu Lucas’ın daha fazla acı hissetmesini sağlıyordu.
(Ç.N: Ben bu cümleyi yazan …. neyse sakin ol cümle değil paragraf neyse düzenleyicinin elinden öper devrik bi cümle olduysa :D )
(D.N: Mişyın Komplet)
Acıyor….acıyor….birisi….yardım edin………

Hissettiği bu yoğun acıdan çoktan ağlamaya ve yardım istemeye başlamıştı.

Bir süre çaresizlikten sonra yardımın hiç gelmeyeceğini biliyordu, onu bu duruma sokan kişiye lanetler savurmaya başladı.

Acıyor…….

Kahrolası…..Yarı-Vampir…..

……Bunun hepsi onun suçu….

…..Yarı-Vampir piçleri…………………….size lanet olsun….

Size lanet olsun!…. bu kahrolası Yarı-Vampirler………………Cehenneme gidin!!!

[…Çocuk….]

!?

Lucas başının içinde farklı bir ses duydu. Buraya gelmeden önce duyduğu kişi.

Doğru, bilinçsiz olduğu zamankiyle aynı sesti.

[Demek sonunda beni duydun… Bir süredir sana sesleniyorum, şimdi….ama görünüşe göre acı hala zihnini gölgeliyor…]

…Kimsin?

[Denneth… Gecenin Denneth’i]
(Ç.N: “Nocturnal” kelimesi “Gece” anlamına geliyor bu yüzden Denneth the Nocturnal siz düşünün :P)

Cevap Lucas’ı bir an için acıyı unutturacak kadar şaşırttı.

[Çocuk… kalbim mühürlendi… Sonsuza kadar kalamam…benim yerime … kalbimi mühürleyen bu piçi yen…}

Yapamam… Kollarım ve bir bacağım yok…hareket bile edemem…

[İzin ver sana…Gazabımı geçireyim….]
(D.N: Burada fesat düşünen bir benmiyim acaba ?)
Daha sonra Lucas bir pencere eşliğinde tanıdık bir ses duydu.

ting

öfke
[Bununla… bir şansın olacak…]

Lucas bu pencerelere bir süre daha bakmaya devam etti.

Bir iyilik istenmesine rağmen görünen görev penceresi yoktu.

Ama bunu kabul ederse, daha sonra kılıcını ejderhaya çevirebilir miydi?

Onu öldürmezse görev bitmeyecekti.

Ama asıl suçlu çoktan biliniyordu deği mi?

S…. et görevi.
(Ç.N: Bu bölümle beraber bir oylama sizi bekleyecek arkadaşlar. Bu Ln’de sık sık ARGO kelimeler geçiyor. Olduğu gibimi yazayım yoksa sansürleyip mi yazayım :D)

Şimdi bu piçi öldürmez ve sessizce ölürsem….Bunu bir daha asla oynamayı başaramayacağım!

Bu piç saf kan vampirleri hapsetti.
Bu piç Denneth’in kalbini mühürledi ve onu kontrol etti.
Bu piç onlarca vampir askerini sadece özgür olmak istedikleri için öldürdü.
Bu piç bu berbat bıçağı kafama sapladı.
Bu piç beni köşeye sıkıştırdı!
Bu piç bana acı çektirdi!
Bu piç küçük bir yavru balıkmışım gibi benimle oynadı!

Etrafında siyah bir aura oluşmaya başladı ve onu lanetlediği her sefer daha da büyüdü.
BU PİÇ BENİ ÖLDÜRMEYE CESARET ETTİ!!!!!!!!
Siyah aura  daha da büyüdü ve Denneth’in daha önce kullandığı şok dalgasıyla kıyaslanabilir bir güce neden oldu.

(Ç.N: Hehe BERSERK uyanıyor:D)

B-Bu da ne!?

Yarı-vampir kalbe mana aktarmayı bıraktı ve savunma durumuna geçti

Lucas ne zaman olduğunu bilmiyordu ama çoktan [Ejderhanın Öfkesi]’ni aktifleştirmişti.

Yavaş bir şekilde kalkarken, Lucas başının hala kanamasına ve Hp’sinin azalmasına aldırış etmedi.

Ağzındaki [Draughtbane] ile kanlı görünümüyle önündeki düşmana bakarken yoğun bir öldürme isteği ortaya çıkartı.
H-hiii- ş-şeytan! Uzak dur!

Yarı-vampir korktu ve geri gitmeye çalıştı, ama felç olmuş gibiydi, adımları kısa kesildi ve arkasına düştü.

Öncesinde üstün ve güçlüymüş gibi davranıp şimdi kendi yarattığı canavarın korkusuyla çömelmesini ve titremesini izlemek oldukça eğlenceli olmasına rağmen Lucas azda olsa gülmüyordu. Aklı sadece derin bir nefret,sinir ve düşmanından intikam almakla doluydu.

Yavaş adımlarla Yarı-Vampir’e doğru yürümeye devam etti. Attığı her adımda vampir korkudan büzülmeye devam etti.

RRRRRRRRAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHH!!!!!!!!!!!!!

H-hayır,lütf-!

Lucas elindeki her şeyi kullandı ve vampirin yalvarmalarını gözardı edip kılıcını Yarı-Vampir’in kafasını kesmek için savurdu.

Kan yarı vampirin boynundan bir fıskiye gibi fışkırdı, Lucas üstüne yağmur gibi yağan kandan sırılsıklam oldu.

Şaşkınlık içinde orada durmaya devam etti.

Haah…..hah….haah….

ting
gecenin denneth

Sonunda görevini tamamlarken bir düğme gibi Lucas tekrar bilincini kaybetti.

+++++++++++++

Trask, Lilianei, Pearce ve bir kaç çalışanın Lucas’ı izlemek için toplandığı amfide odayı yoğun bir sessizlik kapladı.

Sonunda sessiz kalamıyormuş gibi kalabalığın içinden birisi mırıldandı.

Başardı…

Seyirciler gerçek olduğunu onaylarmışçasına birbirlerine baktı.

“””BAŞARDI!!!”””

Alkış ve kahkaha sesleri odayı doldurdu, bazıları sevinçten ağladı. Oyundaki zaman gerçeklikten üç kat daha hızlı olduğundan Lucas 6 saatliğine bilinçsiz olduğunda gerçek zamana mümkün olduğunca yakın olmak için zamanı hızlandırdılar.

(Ç.N: Oyunda 3 saat dünyada 1 saate eşit olduğundan videoyu yavaşlatılmış izliyorlar anlayacağınız 6 saat mal mal bakmak yerine videoyu hızlandırıp uyandığı zamana gelecekler :D)

Lucas’ın tek ayakta kalma mücadelesini, ağzıyla savaşma mücadelesini ve hayatta kalma mücadelesini izlediler.

Bazıları Lucas’ın beyninden sadece santimetre kadar uzakta olan bıçaktan acı çektiğini gördüklerinde sanki birisi kendi kafalarına saplamış gibi onu hayatta tutmak için acı içinde ağladı.

Bazıları daha fazla dayanamadı ve tuvalete kusmak için koştu.

Bazıları artık dayanamasalar bile kalmaya karar verdi.
(Ç.N: Bu sefer olmadı yazar kardeş ilk cümle çok uzun kaçtı :D)

Düşünce filtresini açarak Lucas’ın kendi düşüncelerini olduğu gibi duyabildikleri gibi Lucas’ın zihnindeki feryatları ve lanetleri duyabiliyorlardı.Ayrıca ejderhayla konuşmayı da. Tabi ki gizli tutmak için çoğu zaman kapatmışlardı ama Trask Lucas’ın duygularının bir noktada değiştiğini fark ettiğinden geri sardı ve düşünce filtresini açtı.Bu yüzden sonunda tüm resmi gördüler.

Sadece buda değil görevi takip etmiyor olmasına rağmen tamamlayabildiğini ve farklı bir sona ulaştığını da öğrendiler, Ödülleri bilinmiyordu. Bu bir macerada olması gerekendir.

Çocuğun gerçekten başardığına inanamıyorum.

Fufufu, Sana başarabileceğini söyledim… demek isterdim ama,ben bile bunu beklemiyordum.

Pearce ve Liliane beyaz saçlı çocuğu görevinden başından beri izleyenlere gururla güldüler.

Haha, bu çocuk muhteşem olacak. Dünyayı sallayacak bir kaç kişiden biri olacak hem gerçekte hem de oyunda.

Trask bir gülümsemeyle düşüncesini söyledi.

Liliane ve Pearce Trask’ın neden “gerçekte” bile demesi üzerine başlarını kaldırdılar.

Tamam o zaman, Fragmanın bugün tamamlanmasını ve yarın sabaha kadar yüklenmesini istiyorum ve film sonraki gün yüklenecek.Dağılabilirsiniz.

“””Evet efendim!”””

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "Wgo 7"