Otto Von Bismark Günceli

Wgo 6.2

Ekim 02, 2016

Çeviren : YuusHa, Düzenleyen : 1ghostdreamer, Yayıncı : Useless


World Gate Online–6.Bölüm – Part 2
“ikinci birim, dikkatini sağa çekin! Dördüncü, birim sihir desteği sağlayın! Beşinci birim, gözlerini kapatmaya devam edin! Üçüncü birim, etrafında dönün ve saldırın! Birinci birim, önden saldıracağız! Hadi! Hadi! Hadi!”
Lucas Dennet’e saldırırken karmaşık duygular içinde  vampir topluluğuna emir verdi.
Vampirleri bu şekilde ayırdı:
  • Savaşa en yatkın Lucas ve 10 vampirden oluşan birinci birlik. Ejderhaya maksimum hasarı vermekten sorumlu kişiler.
  • Gruptaki En hızlı ve en çevik 10 vampirden oluşan ikinci birlik. Ejderhanın dikkatini diğerlerinden uzağa çekmekle sorumluydu.
  • Rakibin zayıflığını bulmakta uzmanlaşmış 10 vampirden oluşan üçüncü birlik. Birinci birlikten farklı bir görevi vardı ve ejderhanın zayıf noktalarına saldırıyorlardı.
  • Büyüde sivrilmiş 15 vampirden oluşan dördüncü birlik. Ayrıca saldırı büyüsü kullanan bir takım ve destek ve iyileştirme büyüsü kullanan bir takım olarak ikiye ayrılmışlardı.
  • Beşinci birlik geri kalan savaşta az deneyimi olan vampirlerden oluşuyordu, söylemek gerekirse yeni acemilerdi. İşleri yarası formuna dönüp düşmanın görüşünü kapatmak ve onu rahatsız etmek.
Kalan 50 vampirde tabi ki üslerinin bariyerini korumakla sorumluydu.
Bu Lucas’ın bir orduya ilk kez önderlik edişi olduğundan sürekli bu dizilişin ne kadar dayanacağından endişeliydi ve hep gözetim altında tutuyordu.
Ayrıca emirlerini böyle bağırarak söylemenin iyi mi olduğunu merak ediyordu çünkü ejderha da onları duyabilirdi. Fantezi romanlarında, mangalarda ve animelerde ejderha türü en akıllı ırk olmalarıyla bilinir bu yüzden her seferinde gerçekten endişeleniyordu. Fakat, ejderha ona aklı varmış izlenimi vermiyordu ve rastgele saldırmayı sürdürüyordu.
Ejderha ayağını yere vurmaya ve kuyruğunu vampirlerin üstüne sallamaya devam ediyordu ama yarasalara ayrılıp kolaylıkla kaçıyordu. Şey, Lucas yarasalara ayrılamadığından şimdiye ölmüş olacaktı, neyse ki ejderhanın saldırıları düşmanın kızgınlığı çekmekten iyi iş yapan ikinci birimin üstündeydi.
Sert ejderha pulları içine işlemesi için çok sert olmasına rağmen, üçüncü birimin bulduğu boşluklar ve zayıflıklar sayesinde yavaş ama sürekli hasar verebiliyorlardı. [Draughtbane]’ninin de bir etkisi vardı, sadece küçük bir hasar vermesine rağmen hala kaybolan HP’sini hızlıca dolduruyordu.
Vampirlerinden ona saldırmasından tedirgin olan Denneth derin bir nefes aldı.
“K-kahretsin, herkes geri çekilsin!!! Bariyeri kapatın!!!”
Kötü bir önsezi hissedince, Lucas orduya hızlıca bariyere dönmeyi emretti.
Kötü hissinin doğru olduğundan yeterince emindi, ejderha mağarayı sarsan ve bir depreme bile sebep olan sağır edici bir kükreme saldı.
RRROOOOOOOOOOOOOOOOOOAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAARRRRRRRRRRRRRRRRR!!!!!!!!!!!!!!!
“Gh-!? V-vücudum…”
Bu daha önce [Crypt Baykuşu] ve [Alfa Gri Kurt]’ta gördüğü gibi bir felç yeteneğiydi, ama bu sefer farklı hissetti.
(Ç.N Crypt Baykuşu tıkla ve gör:D)
Korku hissetti, diğerleri gibi olmayan bir korku, karşı saldırı için bir yol olmasına rağmen, hala vücudu hareket edemiyordu, daha doğrusu, bunun için anahtar kelimeyi bile söyleyemiyordu. Bariyerle örtülmüyor olsa sonraki gelecek saldırıyı atlatamayacağını biliyordu.
Zamanında başaramayanlar vardı ve bariyerin dışında felç olmuşlardı, herkes onları içeri sürüklemek zorunda olduklarını bilmelerine rağmen, yapacak cesareti toplayamıyorlardı.
Bu korkunun anlamıydı.
Ejderha geniş çenesini açtı ve nefes saldırısını kullandı.
“—!!!”
Korkudan dolayı acı içinde çığlık bile atamıyorlardı, Bariyerin dışında kalan vampirler siyah alevle ölümüne yandılar. Ama Lucas sınırdaki [Gece Görüşü]’yle siyah ateşin içinde olan her şeyi gördü. Bu beynine derinlemesine kazındı. Arkadaşlarının yavaşça erimesinin görüntüsü. Ve daha kötüsü izlemekten başka yapabileceği bir şey yoktu.
“Ç-Çocuk…”
Lucas’ın yüzüne bakarken yanındaki Sebastian mırıldandı. Lucas muhtemelen onu fark etmedi. Ama gözlerinden kristal berraklığında damlacıklar döküldü.Lucas duygularını tutarken sertçe dişlerini sıktı. Sonunda biraz sakinleşti. Sebastian’a gözlerini olay yerinden kaldırmadan sordu.
“Bu… Yarı-Vampirler nasıl bu canavarı kontrol edebilirler?”
Bir acemi olmasına rağmen, Lucas ejderhaların evcilleştirilmesinin ya da kontrol edilmesinin bu kadar kolay olmadığını biliyordu, bu yüzden sormak zorundaydı.
“… Onun beynini yıkamaları ve onu kontrol etmeleri mümkün olmasına rağmen… bu büyücünün yakınlarda olmasını gerektirir, ama…”
“Burada kimse yok…”
Sebastian Lucas’ın büyük ihtimalle ne düşündüğünü çoktan tahmin etmişti ve sıkıntılı bir yüz ifadesi açığa çıkartmıştı.
Düşman onu kontrol ediyorsa yakınlarda olmak zorundaydı, ama madem burada yarı insanlar yok sadece tek bir sonuç olabilirdi.
“Saf kan vampirlere ihanet eden biri var…”
Bunu düşünüyor olsa da hala hiç kanıtı yoktu ve hala kimin yaptığı hakkında fikri yoktu.
İçinde yarı vampirlerin Denneth’i kontrol etmelerinin başka bir yolu olduğunu söyleyen bir parçada vardı.
Peki, doğru ya da yanlış olsun hala öyle ya da böyle ejderhayı yenmek zorundaydılar.
“Millet, savaşın! Taktik öncekiyle aynı!”
Lucas bağırdı ama yanıt yoktu. Arkasını dönüp orduya baktı ama hareket etmekte tereddüt ettiklerini gördü. Bazıları hala korkuyla titriyordu.
Bunun geldiğini çoktan görmüştü. Başlangıçta o bile bu canavardan kaçmak istemişti.
Ama Lucas bu yerden çıkmanın tek yolunun onu yenmek olduğunu biliyordu. Ve bunu vampirlerde biliyordu.
“Tch, iyi.”
Lucas kendini azmettirdi ve bariyerden dışarı adım attı ve önündeki canavara doğru koştu ve umutsuz saldırılarına başladı.
(Ç.N azmettirdi demek yerine kendini gaza getirdi diyesim geldi bi an behhh :D neyse efsane için ikinci adım atılır:D)
Sağdan kendisine ejderhanın kuyruğunun geldiğini gördü ve zıpladı. Daha sonra kuyruğunun Lucas’ın üstüne kaldırdı ve aşağı indirmeye başladı.
Havadaki üstüne yaklaşan kuyrukla Lucas’ın kaçınma şansı yoktu ve basit bir şekilde kılıcıyla savuşturmaya çalıştı. Ama, ejderhanın ağırlığı Lucas’ın gücünü fazlasıyla aştığı için kuyruğuyla yerde ezildi.
(Ç.N ve efsane  bitti diyormuşum :P)
Bununla işi bitmemiş gibi ejderha ayağını Lucas’ın üstüne kaldırdı.
“K-Kahretsin!”
Ayağın yaklaştığını hissedince Lucas kenara yuvarlandı ve zar zor kaçınmayı başardı. Ayağını yere vurduktan sonra yer sarıldı ve en yakında olan Lucas havaya sıçradı.
Ayağını basacak yeri kaybedince ejderha eliyle vurup onu yakında duvara çarptı.
“G-gh…”
Lucas’ın Hp’si çoktan %10’un altına inmişti. Aldığından başka darbe alırsa kesinlikle ölecekti ve görev başarısız olacaktı.
Ejderha bariyerin içindeki vampirlere bir bakış attı ve onlara ilgisini kaybetmiş gibi burnundan üfledi, Lucas’ın çarptığı yere doğru yürümeye başladı.
“K-kahretsin, bu şekilde mi bitecek?”
Yaklaşan ölümünü hissederken Lucas sadece beklerken gözerini kapatabilirdi.
boom
Bir patlama duyuldu ve Lucas gözlerini bir kez daha açtı ve patlamanın kaynağını görmek için etrafına baktı.
Bariyerden dördüncü birliğin ejderha’yı büyüyle bombardımana tuttuğunu gördü.
Daha sonra ordudaki kalan vampirlerde bariyerden çıktı ve önceki taktiklerine göre saldırdı.
Ani saldırının şaşkınlığıyla ejderha dikkatini Lucas yerine vampirlere verdi ve saldırmaya başladı.
Çok geçmeden Sebastian yanına geldi ve elini Lucas’a uzattı.
“… Neden? Beni bırakabilir ve hala bana odaklanmışken çıkışa doğru koşabilirdiniz!”
“Ailelerimizi nasıl kasabada arkada bırakabiliriz? Ayrıca muhtemelen bizim için elinden gelen en iyi şekilde savaşan çocuğu terk edemeyiz. Soylu vampirler olarak. böyle basit bir şeyi yapamayız.”
Sebastian Lucas’ın eleştirisine kuru kuru güldü.
“…tch… Siz çocuklar ne inatçı bir ırksınız. Yarı vampirlerin neden gittiğini anlayabiliyorum.”
“Haha, öyleyiz.”
Çelişkili duygularla Lucas ayağa kalkarken destek için önündeki eli tuttu.
Dördüncü birimdeki birinin iyileştirmesinden sonra ikisi de birinci birime katıldı ve karşı saldırılarına başladı.
+++++++++++++++++++++++++++++++
Aldcrest kasabasının içinde geride kalan vampirler girişin önünde ejderhayı yenmek için giden sevdiklerini bekliyorlardı.
“…Baba…”
Geride kalan vampirlerin arasındaki Lilith Tanrıya dua ediyormuş gibi ellerini birleştirmiş babasının geri gelmesi için dua ediyordu.
“İyi olacak canım… baban güçlüdür.”
Emma kızının düşüncelerini fark edince onu sakinleştirmek için Lilith’in saçlarını okşadı.
İyi olacak. Şu anda bu her birinin düşünebildiğiydi. Bu inanabildikleri tek şeydi. Kendilerini buna inandırmaktan başka bir şansları yoktu.
“İyi olacak…”
+++++++++++++++++++++++++++++++
Yer üstünde arazi arada sırada sallanıyordu.
“Oh, başka bir tane daha mı? Burada ne oluyor?”
“Bana sorma, neden bu depremler olmaya devam ediyor hiç bir fikrim yok.”
“Biliyorum ama yine de sadece soruyorum.”
En yakındaki kasabaya ulaşmak için yolculuk yapan Geeves ve Rice depremlerle ilgili huzurlu tartışmalarını yapıyorlardı.
Başta ani depremle şaşırmışlardı ama olmaya devam edince ilgilerini kaybetmişlerdi ama yine de sebebini merak ediyorlardı.
“Haha, Belki de aşağıda devasa bir canavar vardır.”
“Haha belki de ne tür bir canavarın böyle bir sarsıntıya sebep olduğunu merak ediyorum.”
“Hmmmm, bir ejderha?”
“Ne diyorsun Geeves? Başlangıç kasabasının yakınlarında bir ejderha olmasının imkanı yok.”
“Belki zindan girişi uzaktadır?”
“Belki ama birileri bir ejderhayla savaşıyorsa o zaman bu çoktan baş konulardan biri olurdu.”
Rice’ın söylediği gibi oyun çıktığından beri hiç kimse hala bir ejderha görmemişti. Hepsi ejderhaların kesinlikle var olduğunu hissetse de kimse birini görmemişti.
Bu yüzden canavar gerçekten bir ejderha ise o zaman birinin savaşta ölmüş olsa bile çoktan bunun övünüyor olması gerekiyordu.
“Sanırım haklısın, o zaman belki de bir golemdir?”
“Ya da bir dev?”
“Beli ki de bir Hydra!”
“Onun sadece bir ejderha olmasının mümkün olmadığını söyledim…”
Bunun gibi, ikisi yolcuklarını yaparken hiç bir şey yapmamış gibi huzurlu tartışmalarını sürdürdüler.
O anda aniden omurgalarında biri onları lanetliyormuş gibi bir soğukluk hissettiler, tabi ki bu kişi Lucas’tı ama bu başka bir hikaye.
(Ç.N unutanlar için hatırlatma bu iki avanak Lucas’ın mağaraya hapsolmasının ardındaki nedendi :D)
+++++++++++++++++++++++++++++++
RAAAAAAAAAAAAAAHHHHHHHHHHHHHHH!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Ondan daha küçük saldırganlar tarafından rahatsız edilen ejderha etrafında bir şok dalgası oluşturarak herkesi kendinden uzağa uçurdu.
Bundan dolayı Lucas Sebastian’dan ayrıldı ve ona doğru uçan bir kayayla yere sabitlendi ve sol bacağının ezilmesiyle hareket edemez hale geldi.
Etrafına bakınca, Bir kaç vampirin aynı durumda olduğunu gördü ve bazıları hala ayakta durmakta sorun yaşıyordu.
Sonunda görüş alanında Sebastian’ı gördü.
Ejderhaya en yakın olandı ve ayakta durmakta sorun yaşıyordu. Ejderha ona yaklaşırken Lucas’ın rengi attı.
“K-kahretsin! Kımılda!”
Tüm gücünü sol bacağının üstündeki kayayı itmek için kullandı ama ne kadar çok denediği önemli değildi itemiyordu.
Gücüyle büyük ihtimalle hareket ettirebilse de şimdiki dayanıklılığı çoktan sonuna ulaşmıştı.
Herhangi bir şey yapmak için çok yorgundu ama pes etmedi kayadan kurtulmaya ve Sebastian’a ulaşmaya ihtiyacı vardı.
“Kahretsin! En azından biri! En azından bir kişiyi kurtarmama izin ver!!!”
Sebastian ona yemesi için, reddetmesine rağmen uyuması için, savaşması için bir şeyler veren, yalnız gitmiş olsa da savaşta ona destek veren ve sonunda Lucas sıkıntıdayken kaçmayan kişiydi.
Bu sefer onu kurtarmak için ona karşılığını ödemek istedi.
En büyük nedeniyse NPClerin onun gibi bir oyuncunun aksine sadece tek bir hayatı vardı.
Ayrıca ejderhanın ona yaklaştığını hissedince Sebastian zayıf bir şekilde ayağa kalmayı başardı ve kaçmak için vücudunu zorladı.
Ama çok yavaştı ejderha onu yakalamış ve yemek için geniş çenesini açmıştı bile.
“K-kahretsin! Sana izin vermeyeceğim!!!”
Kayayı kımıldatmaktan vazgeçip Lucas Sebastian’ın ona verdiği kılıca uzandı ve kurtulmak amacıyla sol bacağına sallayıp bacağını kesti.
Sonunda özgürlüğünü elde edince Lucas Sebastiana ulaşabilmek için kalan ayağıyla mümkün olcuğunca tekmeledi.
(Ç.N burada tekmeledi derken herhalde zıpladı demek istiyor yeri tekmeleyip zıplamak anlamında yani )
Bunun uygun olmadığını bilmesine rağmen, eksik bacağı yerine bir baston olarak kılıcını kullanırken böyle bir şey hakkında endişelenecek zamanı yoktu.
Önündeki Sebastian için zıpladı ve ileriye ivmesini azaltarak Sebastian’ı dışarı itti ve havada kaldı.
(Ç.N biliyorum saçma bi betimleme ama şöyle anlatayım zıplayıp sebastiana bir tane çakıyor kendisi orada sebastianın yerinde kalırken sebastian dışarı uçuyor :D Malum eylemsizlik kuralı )
Lucas için zaman yavaşlamış gibi görünüyordu. Sebastian’ın adını söylüyormuş gibi ağzını açıp kapattığını gördü ama artık Lucas’ın beyni bunu anlayabilmek için çalışmıyordu.
Gerçekten adını söylediyse o zaman bu Sebastian’ın onu adıyla çağırdığı ilk sefer olacaktı.
“Bu his… Bunu nerede hissettim?”
Lucas gözlerini kapatıp ölümünü beklerken merak etti.
“Ah, doğru… o zamandı… bu mağaranın içine düştüğümde…”
Daha sonra ejderhanın ağzının kapanma sesinden sonra tüm sesler durdu ve Lucas karanlık tarafından yutuldu.



Yorum Yap "Wgo 6.2"