Tank Tarihi Günceli

USAW 6

Ekim 15, 2016


Çeviren: 8DeadTheKid8 Düzenleyen: bebebiskuvisi

Bölüm 6: Güç mü İstiyorsun?

Zhang Yang’ın emri vermesiyle, ellerinde silahlar bulunan 20-30 kadar hizmetkâr savaş alanının bir tarafındaki girişten fırlayıp Bai Yunfei’nin etrafını kuşattı. Ama kan damlayan tuğlayı hâlâ elinde tuttuğunu görünce hiç kimse ilk davranmaya cesaret edemedi.
Eğer ben kazanırsam, beni serbest bırakacağını söylemiştin.” Zhang Yang’dan gözlerini hâlâ ayırmayan Bai Yunfei, sakin bir sesle söyledi.
Sen!... Ben…” Zhang Yang’ın bir süreliğine dili tutuldu. Kendini tutmaktan bütün yüzü kızarıyordu.
Şimdiye dek, etraftaki izleyiciler çoktan şokun etkisinden kurtulup sakinliklerini geri kazanmışlardı. Onlara göre, kimin öldüğü önemli değildi. Onlar için en önemli şeyler; hoş sürprizler ve heyecandı. Az önceki, Yunfei’nin ‘üstün performansı’ kesinlikle onlara fevkalade bir memnuniyet vermişti. Bu nedenle savaş alanındaki şimdiki durumu görünce, hepsi Bai Yunfei ve Zhang Yang’ı işaret edip aralarında fısıldaştılar.
Bu doğru. O zaten kazanmış olduğundan, ayrılmasına izin vermeli, değil mi? Yoksa bu Zhang Ailesi’nin Kolezyumu, sadece Zhang ailesi üyelerinin istediği her kişiyi öldürebildiği bir yer mi?” Bu beklenmedik kelimeler ikinci genç efendi Zheng’den başka birine ait değildi. Zenginleri ve aristokratları işaret edip devam etti: “Eğer öyleyse, bu insanların hâlâ buraya gelmesi için bir sebep var mı?”
Konuşurken sesini hiç yükseltmemesine rağmen, arena şu anda oldukça sessiz olduğundan, sessizce tartışan izleyiciler kesinlikle bütün bu kelimeleri duymuştu. Hepsi bir onaylama ifadesi göstermişti. Hatta birçoğu Zhang Yang’a oldukça hoşnutsuz bir ifadeyle bakmıştı.
Zhang Yang’ın yüzü renkten renge girdi. Sonunda zorlama bir gülümseme takınıp, ikinci genç efendi Zheng’e saygıyla ellerini kavuşturdu. Ardından özür dileyerek kalabalığa gülümsedi: “Ha ha… İkinci genç efendi Zheng haklı. Biraz önce ben çok saygısızdım. Şimdi onun gitmesine izin vereceğim…” Bunu söylediği gibi, savaş alanındaki adamlarına gözleriyle bir işaret verdi.
Bu sırada ikinci genç efendi Zheng tekrar konuştu: “Yoldaş, ben de ayrılmak üzereyim. Birlikte ayrılabilir miyiz merak ediyorum?” Bu sözler Bai Yunfei’ye söylenmişti.
Zhang Yang bunu duyar duymaz, yüzü tekrar kıpkırmızı oldu. İçten içe çileden çıkmıştı. Ama kızgınlığını belli etmeye cesaret edemedi. Aslında Yunfei’yi serbest bıraktıktan sonra onu öldürmek için başka bir yol düşünmeyi amaçlamıştı ama bu ikinci genç efendi Zheng belli ki onun aklından geçenleri anlamıştı. Bai Yunfei’nin hayatını korumak için açıkça konuşuyordu.
Savaş alanında, Bai Yunfei ifadesizdi. Ama aslında şu anda tamamen aklı başındaydı. Kesinlikle şu anki durumun farkındaydı, bu yüzden hiçbir şey söylemeden biraz önce bu insanların çıkıp geldikleri geçişe doğru yürüdü. Kısa bir süre sonra sahnede belirdi ve ikinci genç efendi Zheng’in arkasında sessizce durdu.
Bai Yunfei başını eğdi ve sadece birkaç metre uzaktaki Zhang Yang’a bakmadı. Ama tuğlayı tutan elinde damarlar belirginleşmişti. Ve neredeyse kanayacak kadar dişlerini sıkıyordu. Kafasını kaldırmaya cesaret edemedi çünkü kendisini tutamayıp düşmanının kafasını tuğlayla ezmek için atılacağından korktu. Biliyordu ki eğer gerçekten atılsaydı, sadece ona yaklaşamamakla kalmaz aynı zamanda burada hayatını da kaybederdi.
O zaman ben ayrılıyorum, genç efendi Zheng.” İkinci genç efendi ilgisizce birkaç kelime söyledi. Ardından, Zhang Yang’ın artık ne düşündüğünü umursamadan ayağa kalkıp çıkışa doğru yürüdü. Bai Yunfei Wu Amca’nın cesedini taşıyarak onu yakından takip etti. Qin Amca arkadan yürüdü ve önündeki Bai Yunfei’ye düşünceli bir şekilde baktı…
… … … …
Luoshi Şehri’nin kuzeybatısındaki ücra bir köşedeki dar sokakta, birkaç kişi Kolezyum’dan dışarı çıktı. Bir süre daha yürüdükten sonra, ikinci genç efendi Zheng, tüm bu zaman boyunca sessizce arkasından yürüyen Bai Yunfei’ye bakmak için arkasını döndü ve gülümseyerek söyledi: “Ben başkentteki Zheng ailesinden Zheng Kai. Sen…”
Bai Yunfei”
Kardeş Yunfei, bundan sonra… Ne yapmayı planlıyorsun?”
Bai Yunfei, Zheng Kai’ya bakarak bir süre sessiz kaldı ardından konuştu: “Bu sefer sana borçlandım. Daha sonra bunu on misliyle ödeyeceğim…”
Ha ha, demek istediğim o değildi… Sadece sana yardım etmek için birkaç sıradan kelime söyledim. Lafı bile olmaz.” Bai Yunfei’nin kendisini yanlış anladığını görünce, Zheng Kai gülümseyerek kafasını salladı: “Demek istediğim, bundan sonra Zhang Yang’ın karşısına tekrar çıkmamak için elinden gelenin en iyisini yapmalısın. Senin çıkmana yardım edebildiğim halde, ben çok yakında ayrılıyorum. O zaman, seni tekrar bulup başına bela açmaya çalışabilir. Bence, burayı terk etsen daha iyi olur.”
Bai Yunfei tekrar sessizliğe gömüldü. Başını eğip Wu Amca’nın cesedine gözlerini dikti. Uzun bir süre sonra…
Teşekkürler…”
Sonra usulca söyledi. Artık Zheng Kai’yi umursamadan başı eğik olarak sokak boyunca yürüyüp dışarıya doğru yöneldi.
Bugün sen bana yardım ettin. Bunu kalbimde hatırlayacağım. Günün birinde yeteri kadar güçlü olursam, sana kesinlikle on misliyle geri ödeyeceğim!”
Bai Yunfei’nin yavaş yavaş gittiğini görünce, Zheng Kai kafasını sallayıp iç çekmesine engel olamadı…
… … … …
Wu Amca, ailesinin şehrin kuzeyindeki küçük bir caddenin bir tarafında olduğunu söylemişti. O yer buradan hiç de uzakta değildi. Şansına yolun üzerindeki caddeler canlı değildi. Öyle olsaydı, bütün vücudunun şu anda kanla kaplı olduğunu ve kollarının arasında ölü bir beden taşıdığını göz önünde bulundurursak, belki de çoktan belediye başkanının ofisine götürülmüş olurdu.
Art arda 3-4 kişiyi korkutup kaçırdıktan sonra, titreyen bir kişinin cevabı sağ olsun sonunda Wu Amca’nın ailesini buldu. Wu Amca’nın bedenini ailesine teslim ettikten sonra bu korkmuş, şok olmuş ve üzüntü dolu insanları umursamadan dönüp gitti.
Eve geldikten sonra, hemen vücudundaki kan lekelerini temizledi ve kalan tek kıyafetini giyindi. Bai Yunfei on sekiz yıldır yaşadığı bu eve son bir bakış attı. Ardından kararlı bir şekilde dışarı yürüdü…
… … … …
Loş ay ışığının altında, Luoshi Şehri’nin dışındaki ücra bir koruda, annesinin ve dedesinin mezarları önünde diz çökmüş kısık sesle bir şeyler söylüyordu.
“… …”
Sonra, Zheng Kai bana yardım etti ve orayı terk ettim…”
Anne… Şimdi artık anlıyorum. Zorbalığa uğramak ve küçük düşürülmek istemiyorsam, karınca muamelesi görmek istemiyorsam, özgürce yaşamak istiyorsam; çok güçlü olmalıyım… Kimsenin beni kışkırtmaya cesaret edemeyeceği kadar güçlü!”
Anne, dedem temiz bir vicdanla yaşamam gerektiğini söyledi…”
Wu Amca beni korumak için öldü… Ben… Onun intikamını almak istiyorum! Kesinlikle Zhang Yang’a yaptıklarının bedelini ödeteceğim! Wu Amca için, onun torunu Xiao Yu’er için ve bir de kendim için!”
Şimdi ben özel bir güce sahip oldum. Hissediyorum ki, eğer bunu dikkatlice araştırırsam ve iyi bir şekilde kullanabilirsem, kesinlikle daha güçlü olabilirim…”
Bai Yunfei yüzündeki göz yaşlarını sildi. Tam kalkmak istediği sırada, yaşlı bir ses aniden arkasında çınladı:
Güç mü istiyorsun?”
Kim?” Sesin ani ortaya çıkışı Bai Yunfei’yi korkuttu. Süratle yanındaki tuğlayı kaptı ve arkasındaki kişiyle yüz yüze gelmek için arkasını döndü.
Oh? Ruh gücün çoktan uyanışa geçti mi? Gerçi hala çok zayıf…” O sesin oldukça şaşırmış olduğu duyuldu. Ardından gülerek devam etti: “Ha ha, korkma küçük dostum. Seni incitmeyeceğim.”
Ay ışığının yardımıyla, Bai Yunfei kendisine doğru yürüyen gri bir cübbe giyen, kibar görünümlü, yaşlı bir adam gördü. Ses tonu dost canlısıydı ve yüzünde bir gülümsemeyle Yunfei’yi tartıyordu.
Sen kimsin? Ne yapmak istiyorsun?” Bai Yunfei hemen en önemli iki soruyu sordu. Bu adamın kötü niyeti yokmuş gibi göründüğünden Bai Yunfei biraz rahatladı. Ama hâlâ elindeki tuğlayı sıkıca tutuyordu.
Az önce söylediklerini aşağı yukarı anladım. Ruh gücünün uyanışa geçtiğini göz önüne alırsak, belki de bahsettiğin özel güç budur. Doğru mu?”
Bununla birlikte, bu kadar küçük bir güçle intikam almanın imkânsız olduğunu söyleyebilirim. Şu anda bir ruh geliştiricisi bile değilsin. Zhang Yang veledi sadece Orta Ruh Savaşçısı Âlemi’nde olsa bile, senin baş edebileceğin biri olmaktan çok uzakta.
Sana söylemek istediğim şey… Seni daha güçlü yapabilirim ve istediğin gibi intikam almanı mümkün kılabilirim. Kabul etmek istiyor musun?”
Aslında yaşlı adam, bu kelimeleri söylediğini duyduktan sonra, önündeki genç adamın kesinlikle çok sevineceğini ve ısrarla nasıl güçlü olacağını soracağını düşünmüştü. Ama…
Sana nasıl inanabilirim?”
Ee…” Yaşlı adam bir süreliğine şaşkınlığa uğradı ardından söyledi: “Benim için yeterince değerli bir şeyin var mı ki seni kandırayım? Öyle olsun, Seni bana inandıracağım...”
Yaşlı adam konuşmayı bitirir bitirmez, Bai Yunfei aniden çevresinin yandığını hissetti. Bir ısı dalgası yüzüne vurdu; Bai Yunfei ve yaşlı adamın etrafındaki geniş bir alanda birden bire şiddetli alevler belirmişti!
Dahası, bu alevler yerde yanmak yerine, havada süzülüyorlardı!
Alevlerin parlaklığı altında, yaşlı adam gülerek kendisinden çok da uzakta olmayan bir su tankı boyutunda büyük bir kayayı işaret etti. Hafif gürlemeler eşliğinde, büyük kaya beklenmedik bir şekilde yavaşça yerin içinden havaya doğru hareket etti. Yaşlı adam hafifçe beş parmağını hareket ettirdi. Çatırdama sesleri duyulduğu gibi, büyük kaya birden bire düzinelerce parçaya ayrıldı. Ardından bu parçalar havadan yere düştü…
ÇN(Adam Avatar mübarek)
Bai Yunfei önündeki her şeyi şaşkınlıkla izledi. Aniden kısa süreliğine başı döndü. Bilincini geri kazandığında, kendisinin de… Havada süzüldüğünü fark etti!
Ancak yüzündeki şaşkın ifadeyi gördüğünde, yaşlı adam memnuniyetle gülümsedi. Elini sallamasıyla Bai Yunfei yavaşça yere indi. Etraftaki alevler de yavaş yavaş küçüldü. Ama tamamen kaybolmadılar. Bir köşede süzülen lavabo büyüklüğünde bir ateş topuna dönüştüler. Yaşlı adam bunu aydınlatma için özellikle tutmuş gibiydi.
Nasıldı? Evlat, artık bana inanıyorsun değil mi? Tekrar söyleyeceğim. Seni daha güçlü yapabilirim ve intikam almana yardım edebilirim. Kabul etmek istiyor musun?”
Bai Yunfei sessizce uzun bir süre kafasını eğdi. Ardından uzun bir süre yaşlı adama gözlerini dikti. Ancak ondan sonra yavaşça söyledi: “Şartların neler?”
Ee…” Yaşlı adam tekrar bir süreliğine şaşırıp kaldı. Biraz canı sıkıldı: “Bu küçük genç adam önceki kişilerden epey farklı… Eğer başka birileri böyle şanslı bir fırsata sahip olsaydı, heyecanla fırsata atlarlardı. Ama o…”
Bu… Gördüm ki harika bir fiziğin var ve büyük ölçüde yeteneklisin, bu yüzden sana öğretmek istiyorum…”
Buna inanmıyorum.” Bai Yunfei hemen kestirip attı.
Ee…” Yaşlı adamın hâli hazırda nutku tutulmuştu. Bir süre şaşkın kaldıktan sonra, aniden yüksek sesle güldü.
Sen çok özelsin, evlat. Pekâlâ, seni aydınlatacağım. Senin intikamını almana yardım etmenin yanında, sana teknikleri öğretmek için gerçekte başka bir sebebim daha var.”
Ben Kader Okulu’nun bir üyesiyim. Büyük ihtimalle günün birinde okulum harap edici bir felaketle yüz yüze gelmek zorunda kalacak. Bu yüzden şimdi sana yardım ediyorum, ve umut ediyorum ki, eğer gelecekte yetenekli bir usta olursan, okulumun bu felaketin üstesinden gelmesine yardım edebilirsin.”
Kader Okulu ne?”
Ee…” Yaşlı adam karanlıkta yürürken duvardan duvara çarpıyormuş gibi hissetti.
Kader Okulu, bir ruh geliştiricisi okuludur. Dünyadaki en güçlü on okuldan biri olmamasına rağmen, zayıf bir okul da değildir. Bu arada, bir şey söylememe izin ver. Luoshi Şehri’ndeki Zhang ailesinin başı olan Zhang Zhenshan ve oğlu Zhang Yang, Qingyun Eyaleti’nin doğusundaki Buz Okulu’nun öğrencileri. O sadece küçük bir okul ama şu anda sen onlarla başa çıkabilecek kadar güçlü değilsin. Eğer Zhang ailesiyle başa çıkmak istiyorsan, kimliğini gizlemek için çok dikkatli olman en iyisi olur.”
Bai Yunfei sessizliğe büründü. Yaşlı adamın sözleri üzerinde düşünüp taşınıyor gibiydi. Bir süre sonra tekrar sordu: “Ruh geliştiricisi ne oluyor?”
Dünyadaki her yaratık, bir beden ve bir ruhtan oluşur. Herkes bedenini eğitebilir, ama sadece sıradan bir dövüş sanatçısı olabilirler. Bazı insanlar ruhlarını eğitebilir. Ruh güçlerini geliştirerek bedenlerini ruhları ile kontrol ederler ve bedenlerindeki büyük potansiyeli açığa çıkartırlar. Hatta hayal edilemeyecek miktarlarda güç açığa çıkartmak için doğadaki elementlerin güçlerinden bile faydalanabilirler. Ruhlarını eğitebilen bu insanlar ‘Ruh geliştiricisi’ olarak adlandırılırlar.”
Ruhun gücüne bağlı olarak, bir ruh geliştiricisinin gücü dokuz farklı âleme bölünmüştür: 
  1. Ruh Çırağı, 
  2. Ruh Kişiliği, 
  3. Ruh Savaşçısı, 
  4. Ruh Perisi, 
  5. Ruh Atası, 
  6. Ruh Büyüğü,
  7. Ruh Kralı, 
  8. Ruh İmparatoru ve 
  9. Ruh Azizi. 
Her âlem kendi içinde üç seviyeye ayrılır: Başlangıç, Orta ve Son.”


ÇN(Önceden biraz farklı kullanmış olabilirim. Bundan sonra seviyeler böyle geçecek.)
Ruh gücünü geliştirmek aşırı derecede zordur. Zhang ailesinin başı Zhang Zhenshan bir Başlangıç Ruh Perisi. Ve Buz Okulu’nun müdürü sadece bir Orta Ruh Atası.”
Senin ruh gücün çoktan uyanmaya başladı. Tamamen uyandığında, vücudundaki ruh gücünün varlığını hissedebilir olacaksın ve bir Başlangıç Ruh Çırağı olacaksın.”
Sana ruhunu nasıl eğiteceğini ve ruh gücünü nasıl kullanacağını öğretebilirim. Şimdi… Kabul etmek istiyor musun?”




Yorum Yap "USAW 6"