Tankların Tarihi Günceli

Tng - Prolog

Ekim 02, 2016


Prolog
Diğer dünyaya açılan kapının derinliklerinde THE NEW GATE
Orada, iki figür birbiri ile kavga etmek için hazır bekliyordu.
Bir tanesinin görünüşü canavara benziyordu.
Bekçinin {kapıyı koruyan bu canavarın} adı Origin】’di, THE NEW GATEolarak bilinen VRMMORPG en sonundaki en güçlü canavarıydı.
ÇN: VRMMORPG – Virtual Reality Massive Multi-player Online Role Playing Game yani Sanal Gerçeklik Devasa Çok-oyunculu Online Rol Yapma Oyunu
İnsanımsı ejder tipindeydi, insan vücudu ile birlikte ejder kafası, kanatları ve kuyruğu vardı.
Toplam uzunluğu yaklaşık 20m idi. Gözleri gökyüzü mavisine boyanmıştı ve boynuzları ve vücudunu kaplayan pulları altın gibi parlıyordu. Ayrıca altın da zırhı sahip olduğu eğitimli savaşçı vücudunu sarıyordu. Elinde tuttuğu sade görünümlü mızrağı da aynı şekilde altındandı.
Renk düzeni gayet çirkin kabul edilse de vücudundan yayılan görkemli ilahiliği ve ezici basıncını hissedebilirdiniz, ortada hiçbir düşmanlık yoktu.
Onu kutsal bir yaratık olarak adlandırmak hiç de abartılı olmazdı ve ‘en güçlü’ lakabını hak eden bir canavar olduğu söylenebilirdi.
Diğer figür ise bir insandı.
Oyundaki adı Shin’di ve gerçek adı ise Kiritani Shinya’ydı.
En üst seviye dövüş yetenekleri olan deneyimli bir oyuncu.
Boyu 180 cm den biraz daha uzundu. İri yapılı ve sıska arasında bir seçim yapmak gerekirse o ikincisi olurdu. Siyah gözler ve Siyah saç Origin ile karşı karşıya olmasına rağmen ne yakışıklı ne de çirkin sayılabilecek sıradan suratında endişenin en ufak bir parçası bile hissedilmiyordu.
DN: Kaç levelsin kardeş söyle de bilelim😀
ÇN: Max level yani 255😀 Adam Oyunun son Bossuna tek giriyor sen ne soruyosun😀
Boynunda üzerinde kırmızı zig-zaglar olan siyah renkli bir atkısı vardı. Üzerine giydikleri ise aynı dizayna sahip uzun bir ceket ve pantolondu. Kollarında ve bacaklarında kızıl renkte tekkou [手甲, el/kol zırhı] ve kyakkou[脚甲, ayak/bacak zırhı] giyiyordu ama onların dışında zırhı andıran hiçbir şeyi yoktu.
ÇN: tekkou çevirisine mtl sonuç olarak eldiven veriyor hadi o olabilir ama kyakkou nun çevirine ayak tırnakları diyor😀 WTF? Gerçi mantıken doğru sayılır😀
Silah olarak ise sadece sağ elinde duran siyah katana’sı vardı. Kabzası ve tsuba’sı ikisi de siyahtı fakat kılıç kısmı ise sönük kırmızı parlıyordu, sanki içerisine yakut parçaları karıştırılmış gibi.
ÇN: tsuba –https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/6/6e/Japanese_sword_and_koshirae_glossary.jpg Türkçesini aradım ama bulamadım ondan bu resimdeki 14 numaraya bakıp ne olduğunu anlayabilirsiniz.
Shin bir adım ileri attı. Karşılık olarak Origin ise savunmasını hazırladı. Kol ve bacakları dışında hiçbir zırhı olmayan Shin’e kıyasla Origin tepeden tırnağa silahlanmış ve zırhlanmıştı. Dışarıdan bakan birisinin bakış açısı ile bu tam anlamıyla bir pervasızlıktı. Origin’in mızrağı ile yaptığı tek hamlede Shin’i kıyma haline çevirmesi dışında bir sonuç hayal bile edemezdiniz.
Shin bir adım daha attığı zaman, Origin mızrağını ileri doğru savurarak karşılık verdi. Boyutu ile bağdaştırılamayacak bir hızla, mızrak ile yapılan saldırı aşırı sürat ile duvara yaklaşmak gibiydi.
Mızrak tuğla zemine saplandı. Mızrak ucunun deldiği noktada yalnızca taş tuğlalar uçuşmuyordu aynı zamanda mızrak tuğlaların altındaki zemine de saplanmıştı.
Fakat Shin’in figürü orada değildi.
Shin Origin’in ayaklarının oradaydı.
Saldırıdan hemen önceki anda, Shin Destek Tipi Dövüş Yeteneği Shingan [Zihin Gözü]’ı saldırının gerçekleşeceği konumu belirlemek için kullanmıştı ve dahası Hareket Tipi Dövüş Yeteneği Shukuchi[*]’yi kullanarak yüksek hızda yer değiştirmişti.
ÇN:[*] dedim çünkü emin değilim MTL küçülme olarak veriyor ama küçülünce hızlı mı oluyor yani saçma geldi bana ondan yazmadım
Origin’in sağ bacağını hedef alarak, onun görüş açısından çıkıp, Shin Toujutsu Tipi Dövüş Yeteneği Kogetsusen [Hilal Ay Parlaması]’i aktive etti.
ÇN: Toujutsu – katana stili
Yeteneğin aktive edilmesi ile birlikte katananın kılıç kısmı kırmızı renkte ışıldamaya başladı. Bir anlığına kılıcın keskinliği ve atak hızı 1.5 katı kadar yükseldi ve tüm gücü ile Origi’e doğru savruldu.
“Shii!”
Tek bir çığlık ve saldırı.
Geride kırmızı bir iz bırakarak kılıç zırhı ve Origin’in sağ bacağını ikiye ayırdı.
Kılıç yarı yolda takılmadan bacağı kesmeye devam etti ve akan kırmızı kan altın rengi pulları kırmızıya boyadı.
Origin’in HP Göstergesi 1/50 azaldı. En güçlü canavara karşı olduğu düşünülürse bu şok edici bir hasar miktarıydı.
“■■■■■■■■■■■■■■――!!”

Diye bağırdı Origin bacağına hücum eden acı ile.
ÇN: orijinal dilde de ■ şeklinde yazıyor
Metalin metale sürtünmesinden çıkan ses gibi tiz bir ses yankılandı odanın içerisinde. Shingan’ın saldırı öngörüsü dolayısıyla anında tepki gösteren Shin hemen kenara zıpladı. Sahip olabileceği en üst limitine kadar güçlendirilen bacakları Shin’i o kadar hızlı yaptı ki arkasında bir yanılsama bıraktı.
Shin oradan ayrıldıktan hemen sonra mızrağın sapı yanılsamayı ezmeye çalışırmışçasına yere vurdu. Zayıfladığı için olsa gerek ki önceki saldırıya kıyasla etrafta daha az ezilmiş tuğla vardı. Öyle bile olsa şurası tartışılmazdı ki saldırının ardındaki güç normların üzerindeydi.
“Ne kadar da hızlı. Tamda son Boss’dan beklendiği gibi.”
Mızrağın korkutucu gücünü gördükten sonra bile Shin’in hayran kalmak için yererli zamanı vardı. Son kapının koruyucusu, Shin’in düşman olmaya değer şekilde, mücadele ruhu ile doldu.
Shin’in harcayacak onca boş vakti olsa da, kesinlikle dikkatsiz davranmıyordu.
Eğer görüş açısının köşesinde asılı duran HP Göstergesi boşalırsa, ölürdü. Shin bunu çok iyi anlamıştı ve buraya kadar gelebilmişti.
THE NEW GATE bir ölüm oyununa dönüşmüştü, Shin oyunu bitirebilmek için şuanda buradaydı.
Önceden birlikte savaştığı dostları artık orada, ölüm oyununda, değillerdi fakat ona destekçileri oradaydı.
Shin’in kullanmakta olduğu ekipmanların neredeyse hepsi kendi üretimiydi ve Boss Dövüşü için kendisine verilen ekipmanların çoğu onun için değersizdi. Fakat öyle bile olsalar onu destekleyenlerin yanında olduğun hissetmek onun için önemliydi.
Ailesini özlediği için ağlayan bir kız vardı. Abisini kaybettiği için ne yapacağını bilemeyen bir oğlan vardı. Kaybetmeyi reddeden ve kendisine meydan okuyan bir adam vardı. Sıkıntıda olanlara yardım etmek için koşuşturan bir kadın vardı. Hepsi de çabaladılar, pes ettiler, meydan okudular, savaştılar ve birçoğu yok oldu.
Burada mahsur kaldıklarından beri bir yıl geçmişti. Shin bu sürenin uzun bir süre mi yoksa kısa bir süre mi olduğundan emin değildi.
Fakat şuanda Shin’in kalbinde tek bir kelime vardı …
Zafer.

Origin’i yenmeli ve ona destek olan ve onu ileri gitmeye zorlayanları bu oyundan kurtarmak zorundaydı.
Tam da bu sebepten ötürü…
“Senin kelleni alacağım!!”
Kendisine gözlerini dikmiş olan Origin’e karşı Shin bir kez daha kılıcıyla pozisyon aldı.
“Ohhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh!!”
Bağırarak, savrulan kılıcı Origin’in kanatlarını kökünden kesti.
Tuojutsu Tipi Dövüş Yeteneği Hazan [Dağ Deviren].
ÇN:  – parçalamak/patlamak/vs. ,  – dağ. Tam devirmek olmuyor sanki ama eh işte olduğu kadar:D
Yukarıdan aşağı doğru çok güçlü bir kesişti.
Ve adından da anlaşılacağı gibi dağları bile kesemeye yetecek güce sahipti; kullanıcıdan daha büyük hedeflere 2.5 kat hasar veriyordu.
Tek kanadı kalmış olan Origin maruz kaldığı hasardan ötürü tek dizinin üstüne çöktü.
Shin ‘Tamam!’ diye düşündü kendi kendisine. Yeteneklerinin bekleme süreleri rakibinin yere düşüşü sırasında dolmuştu.
Origin’in giymekte olduğu Zırh artık parçalanmıştı ve her yerinde çatlaklar vardı.
Kayıp olan sadece bir kanadı değil aynı zamanda sol kulu da kopmuştu ve hatta altın boynuzunun ucu da kırılmıştı.
HP göstergesinde sadece ufak bir miktar HP kalmıştı.
“Hahh, hahh, hahh.”

Origin’in her yerinde yaralar vardı ama Shin de hiç hasar görmemiş değildi. Ekipmanının dayanıklılığı hala iyiydi fakat Origin’in saldırılarını karşılamış, geri çevirmiş ve kimi zamanda engellemişti. HP göstergesi hala güvenli bölgede olsa da zihinsel olarak yorulmuştu dolayısıyla gerçekten yorgunmuşçasına derin-derin nefes alıyordu.
“Hahh, hahh, suuuuuu haaaahhh…”
Nefes aldı, sonra verdi.
Oyun sistemi dolayısıyla gereksiz de olsa bu Shin için gerekli bir davranıştı.
Huzursuz kalbi sakinleştikçe Shin de nefesinin kontrolünü eline aldı.
Her şeyi bitirmesi için Hazan’ı sadece bir kere daha kullanması yeterli olacaktı fakat bu yeteneğin bekleme süresi oldukça fazlaydı. O kadar uzundu ki en uzun olmasa bile en azından ikinci en uzun bekleme süresine sahip olan yetenekti. Muhtemelen bu savaşta tekrar kullanamayacaktı.
(Çok da kolay bir düşman değil. Sonuçta, bu gibi devasa vuruşları birbiri ardına karşılayabilir. Ama sonuçta bu sahip olduğum yeteneklerden sadece birisi. Endişelenmek için hiçbir neden yok.)
ÇN: İngilizce çevirisi de Japonca MTL si de sıkıntılıydı bende uydurdum bir şeyler kusura bakmayın😦
Yüksek hasar için tek sahip olduğu Hazan değildi. Eğer kalite olarak yetersiz kalıyorsa o da sayıyı arttırarak arayı kapatabilirdi.
“Aceleci olma Shin.”
ÇN: kendi kendisine konuşuyor.
Origin’in çok az HP’si kalmış da olsa sonuçta sıfır değildi. Son anda dikkatini kaybettiği için kaybederse bu çok acınası olurdu.
Shin’e bakan o gözlerin içerisinde hala mücadele ruhu vardı. Gerçi o sadece grafik de olsa Shin o şekilde hissediyordu.
Hemen ardından monoton bir kadın sesi duyuldu Shin’in kulaklarında.
—- Hayatta Kalma İçgüdüsü Aktive edildi: Atak ve Hız arttırıldı.
—- Altın Dalga Aktive edildi: HP, zarar gören organlar ve hasarlı zırh giderek onarılıyor.
Shin’in otomatik yeteneği Analiz – Ⅹ】[‘Analiz 10’] aktive oldu ve Origin’in kendisini güçlendirdiğini söyledi.
ÇN: skill adı yani 【】 arası kanji ile yazılmış ufak olan da açıklaması gibi bir şey o da kanamoji ile yazılmış
Tam da Origin’in HP’sinin azar-azar tekrardan dolmaya başladığı anda. Kaybettiği kolunun ve kanadının kökünden altın rengi ışıklar saçılmaya başladı ve yavaşça kolunu ve kanadını tekrardan oluşturdu.
Eğer Origin’i kendi başına bırakırsa bu hızla orijinal haline geri dönebilirdi.
Tabi ki Shin öyle yapmazdı.
Analiz – Ⅹ】 tarafından bilgilendirildikten hemen sonra Shin Shukuchi’yi kullanarak hala dizleri üstünde olan Origin’e doğru hızla yaklaştı.
“■■■■■■–!!”
Shin’in hareketine karşı Origin kükredi ve aynı anda sağ elindeki mızrağını o tarafa doğru hareket ettirdi.
GOU-!! Sesi çınladı mızrak havayı kesip Shin’e doğru yaklaştıkça.
Hiçbir duraksama olmadan, Shin Toujutsu Tipi Dövüş Yeteneği Shiraha Nagashi [Çekilen Kılıç Saptırma]  ve Çıplak-el Tipi Dövüş Yeteneği Hagane Hiki [Çelik Geri Püskürtme]’ni aktive etti.
Ağırlık merkezini alçaltarak Shiraha Nagashi’i kullanarak mızrağı kılıcı ile engelledi ve kılıcının üst kısmını kaydırarak mızrağın saldırı gücünü saptırdı. Ayrıca sağ eli ile kılıcı destekledi ve Hagane Hiki’yi kullanarak mızrağın gücünü azalttı.
Fakat saldırı Hayatta Kalma İçgüdüsü  tarafından güçlendirildiği için Shin darbeyi tam anlamıyla sönümleyemedi ve HP göstergesinin bir kısmı kesildi.
“Hu-!”
DN: Kırmızı pot iç hacı ölmezsin bizzat test ettim😀
ÇN: Spoiler verme lan😀
Hasarı alır almaz çömeliş pozisyonda kılıcını bir anda mızraktan ayırması ile birlikte Shin hemen üzerindeki mızrağın saldırı gücünü attırmış oldu.
Bu nedenle mızrak Origin’in hedeflediğinden daha hızlı bir şekilde saplandı ve sonuç olarak Origin’in duruşu bozuldu.
Shin anında Toujitsu Tipi Dövüş Yeteneği Gekkou Zanmai [Ay Işığı Kesim Dansı]’yi aktive etti. Sanki ayın ışığıymışçasına gümüş rengi bir ışık sardı kılıcın etrafını ve kılıcı gümüş bir kılıca dönüştü. Kılıcın uzunluğu kısa süreliğine iki katına uzadı.
“Sehhhhyaaaaaah!”
ÇN: enteresan bir sfx😀
Işık saçan kılıç Origin’in savunmasız göğsüne vurdu.
Bir!
İki!
Üç!
Arkasında illüzyonlar bırakarak, hızla kılıcın her savruluşunda, gümüş rengi bir iz çiziliyordu havada. İlk üç saldırı Altın Dalga’nın yenilemiş olduğu HP miktarını tekrardan boşalttı.
Dört!
Beş!
Altı!
Yedi!
Sekiz!
Dokuz!
On!
Takip eden yedi saldırı da Origin’in kalan HP’sini tek seferde boşalttı.
On adet gümüş iz havaya kazındıktan sonra, kılıcın taşıdığı ışık kayboldu ve böylece Shin’e yeteneğin tamamlandığı haberini verdi.
Gekkou Zanmai on saldırı boyunca saldırı hızını ve erişim mesafesini arttıran bir yetenekti. Saldırı hızını 1.3 kat ve erişim mesafesi de 2 kat arttırıyordu.
Saldırı başına verilen hasar o kadar da yüksek değildi fakat artan erişim mesafesi ve saldırı sayısı sebebiyle bu saldırıda verilen toplam hasar basit bir güç arttırma yeteneğine kıyasla çok daha fazlaydı.
Gerçi Hazan’a yetişemezdi ama Shin’in sahip olduğu STR, silahlar ve saldırı gücü ile ona yakın bir derecede hasar verebiliyordu.
Ve Gekkou Zanmai’nin tam anlamı ile yoğun on-vuruş saldırısının kombinasyonu ile Origin’in HP göstergesinde neredeyse hiçbir şey kalmamıştı.
“Bu son olacak!!”
Shin Gekkou Zanmai‘nin hasarından dolayı çökmüş olan Origin’e doğru koştu. Bu durumda bile Origin’in HP’si yavaşça doluyordu fakat başarabileceği hükmünü verdi.
Son bir umut olsa gerek, Origin’in sağ eli mızrağını bıraktı ve elinin tersi ile yumruk attı. Shin ise onun üzerinden atladı ve kılıcını havaya kaldırdı.
ÇN: Elinin tersi ile yumruk derken hani şu hafif dönerek olan Türkçe terim ne bilmiyorum – https://www.google.com.tr/search?q=backfist
ÇN: ‘kılıcını havaya kaldırdı’ dedim ama nasıl yazsam bilemedim burada kenjutsu(özellikle kendo) da temel bir pozisyon aslında –https://www.google.com.tr/search?q=Jodan+no+Kamae
Gözleri devrilmekte olan Origin’kilerle karşılaştı. Bu saldırının onun sonunu getirecek olmasına karşın, nedense Shin gözlerinde hiçbir öfke belirtisi hissetmedi onun yerine gayet sakinlerdi.
Gözlerinde hiçbir düşmanlık hissetmemesine rağmen Shin’in kılıcının sahip olduğu güçte hiçbir değişim olmadı.
Çoktan kazanmayı kafasına koyduğu için hiç tereddüt etmedi.
“Yolun sonu!”
Bu sözlerle birlikte Shin kılıcını Origin’in kafasına doğru indirdi.
 ◆◆◆◆◆◆

—- kapının koruyucusu Origin’i yendiniz ve buna sebep Boss’u yenme ödüllerini kazandınız! 』
—- 『【Sınır Tanımaz】, 【Başarılı Olan ve Özgürleştiren ünvanlarıi ile ödüllendirildiniz! 』
—- 『【Karanlık Hükümdar’ın Dalgası】, 【Odaklanma Dalgası】 ve 【Dağıtma Dalgası】 yeteneklerini öğrendiniz! 』
—- 『【Koruyucunun Cesedi】, 【Koruyucunun Ruhu】 ve 【Kuruyucunun Kalbi】 eşyalarını kazandınız! 』
ÇN: Bu yazarın skill isimlerine hastayım ya neresinden uyduruyor acaba. Çevirirken çok zorluyorlar😀 Zaten her yerde Japoncası yazıyor oradan anlamışsınızdır skilleri çevirmeyi hiç istemediğimi zaten😀
Duyurunun sesini duyunca Shin sadece olduğu yerde durdu.
Etraf ışıkla doldu.
Origin’in vücudu ışığa dönüştü ve kayboldu ve odayı ışıkla doldurdu.
Işık bir süre parladı ve ardından kayboldu. Bunu ardından paramparça olan odanın içerisinde kalanlar sadece hiç hasar görmemiş bir kapı ve Shin’di.
Işıklar söndükten sonra bir duyuru daha duyuldu.
Öbür Dünyaya Açılan Derinliklerin Kapısının Koruyucusu, Origin, yenildi ve zindan temizlendi! 』
Shin’in zaferini yoldaşlarına duyurdu.
Bu sebeple, artık bütün oyuncular artık oyunu terk edebilir! 』
The New Gate’te hayat mücadelesi veren her oyuncuya artık özgür olduklarını duyurdu.
“Bitti…”
Evet, bitmişti.
Bir yıl boyunca mahsur kaldıkları ölüm oyunu sonunda bitmişti.
Sadece emin olmak için, Shin menünün en alt kısmını kontrol etti, ÇIKIŞbutonu kesinlikle oradaydı.
Shin arkadaşlar menüsünü açtı ve o anda bile herkesin durumunun Online danOffline  a döndüğünü gördü.
Görünüşe bakılırsa herkes güvenli bir şekilde çıkış yapabiliyordu.
“Sözümü tuttum. Değil mi, Marino?”
Göğsü başarmışlık hissi ile doldu.
Bu dünyada düşmüş olan o kız burada olsa onu över miydi?
Diye düşündü Shin.
“Pekala… Herkesin çıkış yaptığından emin olmak için beklesem mi?”
Bunaltıcı şeyler düşünmeyi bırakmaya karar veren Shin ruh halini değiştirdi ve yere oturdu.  
Shin, kendisi çıkış yapmadan önce geri kalan herkesin çıkış yaptığından emin olmaya karar verdi.
Shin eşya kutusundan rulo yapılmış parşömen gibi bir şey çıkardı ‘Hayatta Kalanlar Listesi’ ve sessizce açtı. Bu hayatta kalan oyuncuların isimlerini gerçek zamanlı olarak gösteren bir listeydi.
Shin ile aynı düşünceleri paylaşan simyacı bir dostu yedi gün ve yedi gece uğraşarak bu eşyayı oluşturdu. Eğer bir oyuncu ölürse yada çıkış yaparsa adı bu listeden yok oluyordu.
Simyacı arkadaşına minnettar hisseden Shin kısa bir süre daha bu listeye bakmaya devam etti.
Yaklaşık olarak üç dakika aldı. Sonunda listede geriye kalan tek isim Shin’di.
“Sonuncu benim, heh?
İster istemez bu kelimeleri söyledi.
Savaşırken sadece ilerisinde ne olacağına bakıyordu fakat şimdi her şeyi sonlandırmak üzere iken olanlar derinden etkiliyordu onu.
Çıkış yaptıktan sonra muhtemelen bir daha asla buraya dönmeyecekti. ‘Ölüm Oyunu’na dönen  bir oyunun, üzerinde ne kadar düşünürse düşünsün, çalışmaya devam etmesi mümkün değildi.
(Sonunda bir ‘Ölüm Oyunu’na dönüştü ama onun dışında eğlendiğim zamanlar da oldu.)
Shin’in The New Gate’e harcadığı zaman ömrünün tam olarak üçte birine eşitti. İyi günde yada kötü günde bu oyunda çok zaman harcamıştı.
“Hoşça kal The New Gate.”
Vedalaşma sözlerini mırıldanırken Shin çıkış yapıyordu fakat tam o anda önde duran kapı gıcırdamaya başladı.
“Hh?”
Kapıya odaklandığında çıkış tuşuna basmakta olan parmağı durdu.
Görkemli bir şekilde dekore edilmiş ve ağırbaşlı kapı gıcırdayarak yavaşça açıldı. Açıklıktan bir ışık parlıyordu ve Shin’in bulunduğu pozisyondan kapının arkasında ne olup bittiğini görmek imkansızdı.
“Bu da ne? Daha fazla etkinlik olmamalı…”
Shin şaşkına dönmüştü.
Shin’e rağmen kapı açılmaya devam etti ve göz alıcı ışık odayı tamamen beyaza boyadı.
“Yanlış olan bir şeyler var!”
Bir anormallik hissi ile Shin’in parmağı ‘Çıkış’ butonuna dokunmadan önce ışık biraz daha hızlı davranarak odayı tamamen doldurdu.
Işık tarafından yutulmuş gibi, Shin bilincini kaybetti.

Yorum Yap "Tng - Prolog"