Tankların Tarihi Günceli

Tmw 9

Ekim 01, 2016





Tuhaf Beden Dönüşümü

Tutukluluk gittikçe yoğunlaşırken,Yi Yun’un bacakları hareketsiz hale gelmişti.Uyuşukluğun tüm bedenine yayıldığını hissediyordu.Konuşamaz,duyamaz ve göremez hale gelmişti.


Sadece yüzünün Jiang Xiaorou’nun gözyaşlarıyla ıslandığını hissediyordu.

Avazı çıktığı kadar bağırıyordu ama Yi Yun ancak onun ağızının hareket ettiğini belli belirsiz görüyordu.Sesi ise nerdeyse duyulmuyordu!

Yi Yun bunu kabullenemezdi.Bütün kararlılığıyla,dilini oynatmayı başararak “Lian… Lian Chengyu…”dedi.

Yi Yun’un sesi sesi net olmamasına rağmen Jiang Xiaorou ne dediğini çözmüştü, “Lian Chengyu? Lian Chengyu birşey mi yaptı sana?”

Yi Yun artık tamamen konuşamaz haldeydi.Soğuk bir ceset benzeri bir katılığın kalbine doğru yayıldığını hissetti.

Eğer kalbide katılaşıp durursa,hayatı son bulmuş olacaktı!

Yi Yun suyun dışındaki bir balık gibi hissediyordu,ne hareket edebiliyor ne nefes alabiliyordu.Tek yapabildiği ölüm için beklemekti.Aniden,kalbine yayılan katılıktan sonra,soğuk bir hissin gelişmeye başladığını hissetti.

Bu soğukluk hissi nazik ve tanıdıktı.Adeta saf kaynak suyu vücudunu temizliyor gibiydi!

Mor Kristal! Yi Yun birden sevinmeye başlamıştı.Bu his Mor Kristalden geliyordu.En kötü zamanlarda Daima Mor Kristali hissediyordu!

Katılık tüm vücuduna yayılmıştı.Ama kalbine vardığında orda can düşmanıyla karşılaşmıştı.Yi Yun daima Mor Kristali elbisesinin içinde kalbine yakın bir yerde tutardı.

Mor Kristalin aktifleşmesiyle birlikte, Yi Yun kalbinde küçük bir anafor hissetti.

Küçük girdaplar belkide çok fazla değildi ama…

Hafif bir ses duyuldu.Hiçbir çabalama yada tereddüt olmadan Yi Yun vücudunun hafiflediğini hissetti.Mor Kristal meridyenlerine yayılan bütün enerjiyi absorbe etmişti.Vücudundaki bütün katılık yavaş yavaş ortadan kayboluyordu.

Yi Yun tamamen yenilendiğini farketmişti.Kollarını ve bacaklarını hareket ettirdiğinde hiçbir sorunun olmadığını gördü.Sadece gerginlikten dolayı terlemişti.

Bu gerçek mi? Yi Yun buna inanamıyordu.Mor Kristal aktifleşmesiyle birlikte iyileşmesi bir saniye bile sürmemişti!

Bu…

Mor Kristal hakkında ne diyeceğini bilmiyordu.Gerçekten neyin nesiydi bu?

“Yun’er nasılsın.Ablanı korkuttun!” Jiang Xiaorou başta onun vücudunun tamamen katılaştığını şimdide hareket edebildiğini görmesiyle biraz sersemlemişti.Ama son derede endişelenmişti.

“Ben iyiyim, Xiaorou abla.Ben…çok iyiyim” ters birşeyler vardı.Son kelimesiyle birlikte, midesinde patlamak üzere olan birşeyler olduğunu hissetti.

“Eugh!” Aniden, inanılmaz bir bulantıdan sonra Yi Yun kusmaya başladı.

Daha önce midesi boş olduğundan sadece mide sıvısı kusmuştu ama bu sefer farklıydı.Bu sefer kustuğu şey iğrenç kokan siyah kan pıhtılarıydı!

Jiang Xiaorou korkuya kapıldı.Bu dünyada,kusmak ölüme mahkum olmakla eşit birşeydi.

Yi Yun kusmaya devam ediyordu.kusmasının yanında,ter gibi kokan,yapışkan ve siyah çamura benzeyen bir şeyler derisinden çıkıyordu.

Yi Yun’un böyle kusup terlediğini görmesiyle,Jiang Xiaorou evi dolduran kötü kokudan etkilenmemişti.Yi Yun’un ağzını silmeye çalışıyor ve sırtına hafifçe vuruyordu.

“Yun’er,Yun’er,ablanı korkutuyorsun.Ne oldu sana?” Jiang Xiaorou’nun sesi titriyordu.

Yi Yun siyah kan kusmaktan cevap vermek için şansı olmuyordu.Ama tuhaf bir şekilde,kendini zayıf hissetmiyordu aksine gittikçe iyi hissetmeye başlıyordu.Karnı bomboş ve son derece aç olmasına rağmen kendini canlı hissediyordu.

Şuan eğer önüne tüm kızarmış kuzu yada domuz koysalar hepsini yiyebilirdi.

“Abla ben iyiyim.Sadece açım ve… banyo yapmam lazım.”

Yapışkan çamura benzeyen ter tüm vücudunu kaplamıştı ve bu çok rahatsız hissettiriyordu.

“Yun’er,açmısın?” Yi Yun’un kelimeleri Jiang Xiaorou’yu keyiflendirmişti.Böyle dünyalarda sağlıklılığın ölçütü yemek yemekti.

Ne olursa olsun “Lian Bo yaşlı ama onun iştahıda onun kadar yaşlı mı?” yada Zhuge Liang’ın çok fazla yemek yiyerek düşmanı caydırma amacı,bunların hepsi iştahın bir sağlık belirtisi olduğunu gösteriyordu.
.
Bu kriteri referans olarak almaya değerdi.

Jiang Xiaorou gözlerini sildi ve hemen yemek hazırlamaya gitti.Tahıl lapasını haşlarken,Yi Yun’un banyo suyunu hazırladı ve kusmukları sildi.

Yi Yun rahat bir duş aldı.Daha önce hiç bu kadar iyi hissetmemişti.

Banyodan sonra tuhaf birşeyler oldu.Yi Yun görüş yeteneğinin daha iyi hale geldiğini hissetti.8metre ötedeki ağaçtan düşen su damlacıklarını net birşekilde görebiliyordu.

Oh?

Yi Yun biraz afallamıştı.Bu konuda düşünürken birden Jiang Xiaorou’nun bağırışını duydu “Yun’er lapa hazır,gel yemeğini ye!”

“Tamam!” Yi Yun tahıl lapasının kokusu alabiliyordu zaten.

Tuhaf bir şeklilde,daha önce çiğnemekte bile zorlandığı tahıl lapasının tadı güzel ve lezzetli geliyordu.

Yi Yun iki kase lapa yemişti.lapanın midesine girer girmez sindirildiğini hissediyordu.2 kase lapa yemesine rağmen hala açtı.Buna rağmen kendini yenilenmiş ve son derece enerjik hissediyordu.

“Yun’er daha iyimisin şimdi?” Yin Yun’un yanında,Jiang Xiaorou yemek yemeden onu izliyordu.Yi Yun’un daha iyi olduğuna ikna olmuştu.

Jiang Xiaorou belki doktor değildi ama bazı şeyler biliyordu.

Dikkatli düşününce, Yi Yun’un kustuğu kan belki korkunç olabilirdi ama taze kan kusmamıştı sadece siyah kan kusmuştu.

Bu kan belkide karnında şıkışmış kandı.Bu sıkışmış kanı kusmak iyi birşey olabilirdi.

Üstelik Yi Yun’un çıkarttığı ter çok pisti.Şıkışmış kan kusmak ve pis ter atmak,kılık değiştirmiş bir lütuf olabilirmiydi onun için?

“Abla ben iyiyim.Daha önce hiç bu kadar iyi hissetmemiştim…” der demez,yumuşak bir vücudun ona sarıldığını hissetti.

“Bu harika.Beni çok korkuttun…” dedi Jiang Xiaorou hafifçe.Ölümün ve zalimliğin kol gezdiği bu vahşi dünyada,tutunabileceğin tek kişi tanıdıklarındı.

Yi Yun’a sıkıca sarılmıştı.Sanki bırakırsa onu kaybedecekmiş gibi geliyordu.

Ona bir süre sarıldıktan sonra,Jiang Xiaorou gözlerini sildi ve Yi Yun’a şöyle bir baktı.İyi olduğuna iyice tatmin olduktan sonra, “Lian Chengyu demiştin.Sana bunu yapan kişi Lian Chengyu muydu?” dedi.

Yi Yun bir an tereddüt ettikten sonra başını salladı. “Xiaorou abla,sanırım Lian Chengyu sana karşı birşeyler hissediyor!”

Yi Yun’un bu sözleri onu utandırmıştı.”Sen daha çocuksun,böyle şeyler konuşma.”

Gerçektende 12 yaşında bir çocuk için böyle şeyler söylemek tuhaftı.

“Lian Chengyu,o bir canavar!” Jiang Xiaorou’nun konuşurken dişleri gıcırdadı.Lian Chengyu’ya kardeşini incittiği için kızgındı ama onun karşısında çok zayıftı.O tüm savaşçı kampının kontrolünü elinde tutuyordu.

“Pat!” aniden bir ses geldi.Jiang Xiaorou yerinden sıçrayarak arkasına döndü.Avlunun kapısı tekmelenerek açılmıştı.İri yarı bir adam içeri daldı…

Yorum Yap "Tmw 9"