Kilimanjaro Günceli

Tmw 49

Ekim 05, 2016
Çeviren: bebebiskuvisi
Düzenleyen: bezald35







True Martial 49 - Bir Şey İstiyorum


 Yi Yun daha fazla bekleyemedi. Daha önceden hazırlamış olduğu sosları döktü ve sülünün bacağından bir parça koparıp ağzına attı. 

Derisi gevrek, eti ise suluydu. Aynı zamanda yumuşaktı. Ve her lokmada yağı sızıyordu. Rayihası ağzını sulandırıyordu. 

Şişman, yaşlı adamın gizemli sülününün kesinlikle lezzetli olduğunu söylemek gerekiyordu. Hatta böyle etkileyici bir şekilde pişirdikten sonra bundan zevk almasına da şaşmamalı.

Ayrıca et, saf bir enerji akımı barındırıyordu. Yi Yun’un midesine girdiğinde bu enerji Yi Yun'un bedenine yayıldı ve yaydığı sıcaklık duyusu ona tarifsiz bir rahatlama verdi.

Yaşlı adamın şarabı da epey özeldi. Tuzla pişirildiğinden alkollü tat buharlaşmamıştı. Sülün etine sızıp ona sarhoş edici bir aroma vermişti. Şarapta da saf, canlandırıcı bir enerji bulunuyordu, Yi Yun’un bedenine girdiğinde gözenekleri açıldı.

 Lin Xintong, Yi Yun’a dikkatlice baktı. Sadece koku ve görünüşten bile tadının harika olduğunu tahmin etmek kolaydı.

Bu çocuk en fazla on iki yaşında ve böyle becerilere mi sahip?

 “Peri kardeş, biraz ister misin?” Yi Yun’un sözleri nazikti. Kızın durumunun sıra dışı olduğunu biliyordu.

Yi Yun onun ismini bilmediği için peri kardeş diye seslenmesinde bir sorun olmadığı yaşlı adamın gözlerinden anlaşılıyordu.

“Eh…” Lin Xintong tereddüt etti ama Yi Yun’un, onun için bir but kopardığını görünce ne yapacağını bilemedi. Bir anlık tereddüdün ardından kabul etti ve küçük bir ısırık aldı. 

Sahiden de lezzetliydi!

 Karşılaştırıldığında, ustasının yaptığı ‘kömürleşmiş sülün’ü iştah kaçırıcı bir hâle getirirdi. 

Kız, bir mendil çıkarıp ağzını sildi ve gülümseyerek teşekkür etti. 

Kız, pişirmenin böyle bir yolunu hiç denememişti ve böyle eşsiz bir tata sahip olabileceğini de düşünmemişti.

 Lin Xintong, sade bir hayat sürdüğünden yemeğe saplantılı değildi ama vahşi doğada eğitim yapıp her gün ‘kömürleşmiş sülün’ yediğinden artık sınırına ulaşmıştı. 

Kız bunu takdir etse de övgüsünü abartmak istemedi. Ama şişman, yaşlı adam farklıydı.

Açgözlü bir oburdu. Birkaç senedir tahıldan uzaklaşmasını gerektiren bir durumda olsa da, buna karşı koyamamıştı. Günde dört öğün yemeyi aksatmıyordu: kahvaltı, öğle yemeği ve iki kez akşam yemeği.

Genellikle evdeki yiyecek içeceklerle ihtiyacını giderirdi. İyi bir tat onun damak tadını tatmin etmeye yeterliydi. Ama şimdi öğrencisiyle beraber dışarıda olması, onu bu yönden zorluyordu. Sürekli barbekü külünden yediği için hasta bile olmuştu.

Açgözlülüğü, salyasını akıtmıştı ama Yi Yun’dan istemeyi gururuna
yediremedi. Yi Yun’un ona bir parça sülün vermeye niyeti yok gibi göründüğünden yaşlı adam üzgündü. Bu çocuk, ona sülün ve şarap verenin kim olduğunu unutacak kadar nankör mü?

“Yemek yapabileceğini sanmıyordum. Dünyanın tüm lezzetlerini tattım, yani konu tada gelince ben kesinlikle otoriteyim! Hadi evlat, seni değerlendiririm ve böylece aşçılık becerilerinin ne kadar iyi olduğunu görürüz. Düzeltilmesi gereken bir konu varsa, sana tavsiye veririm.” Bunu söylerken yağlı, şişman, külle kaplı elini uzatmıştı bile. Kızarmış sülün yediği ellerini silmemişti!

Yi Yun sezgileriyle kaçınmak istedi ama bazı sebeplerden dolayı, şişman el hızlı olmasa da kurtulmayı başaramadı. Sonunda sülünden küçük bir parça kopardı. En iyi parçalar, kanatlar gitmişti!

Hay ben böyle işin! 

Yi Yun içinden küfretti. Ama yaşlı adam kanatları ağzına atmıştı bile, Yi Yun’a alaycı bir ifadeyle bakarken yüzünden, “Küçük yeteneklerinle hareketlerimden kaçabileceğini mi sandın?” diye düşündüğü okunuyordu.

Ama kanatları yediği gibi sülünün yağı patladı ve ağzına rayiha doldu. Şişman, yaşlı adamın gözleri parladı! Et, elbette lezzetliydi ama asıl önemli olan şey, içinde alkol tadı olmasıydı. Aslında yaşlı adam birçok muhteşem lezzeti denemişti ama böyle bir yaklaşımı ilk defa görüyordu. 

Etin alkolü emmesi, onu daha da lezzetli yapmış!

(DN:Sevgili yazarımız oldukça fazla Shokugeki no Soma izlemiş.) 

Sadece obur değil, aynı zamanda alkolikti de. Alkolün bu şekilde kullanılabileceği aklından dahi geçmemişti. Alkol ve sülün, iki farklı ve hoş tadın birleşimi anca bu kadar akıl almaz olabilir! 

Daha önce yaptığı kızarmış sülünle karşılaştırıldığında, kızarmış sülün sadece köpekler için uygun olurdu!

Yaşlı adam daha önce bir sülünü zaten bitirmiş olsa da, kaldı ki Yi Yun’un ne olduğunu bilmediği sülünün boyutu epey büyüktü de, Fil Yutma Tekniği’ni öğrenen Yi Yun etin sindiriminin epey zor olduğunu biliyordu. Normal bir insan, bir butla, açlık hissetmeden günlerce yaşayabilirdi. 

Bir buçuk sülün yemiş olan yaşlı adamın doyduğuna dair hiçbir işaret yoktu.

Yediği sülünü sindiriyor gibi görünse de yaşlı adam şaşırtıcı derecede
hızlıydı.Yarım sülünü, yaklaşık bir dakika içinde, geriye sadece bir kemik
yığını bırakarak bitirdi.

Kemikler ve hatta hassas kaburga kemikleri bile köpekleri dahi utandıracak
şekilde tertemiz edilmişti.

Yaşlı adam, Yi Yun’un şaşırmış bakışlarını pek sallamadı ve sakince ağzındaki yağları silerek konuştu: “Tadı fena değil. Daha da geliştirmek istersen, kızarmış sülünümü yakalaman lazım.”

Yi Yun, yaşlı adamın pişkin iddialarını duyunca neredeyse boğuluyordu. Nasıl bir insan lan bu? Olağanüstü derecede önemli olduğunu hissettim ama nasıl bu kadar rezil biri olabilir?

Yi Yun’un hor gören bakışlarını fark etmemiş gibi davrandı ve Yi Yun’un elindeki tuzda pişmiş sülüne bakarak söyledi: “Neden yemiyorsun, doydun mu?”

 “Hayır!” Yi Yun şok oldu, hızla kafasını salladı ve ellerinde tuttuğu tuzda pişmiş sülüne saldırdı. Hay böyle işin. Bir saniye daha  yavaş olsaydı veya gözlerini kırpsaydı, ellerindeki sülün kemik yığınına dönüşebilirdi.

Et, lezzetli olmasının yanında vücut için de büyük bir besin kaynağıydı.Yi Yun, boş bedeninin kısa sürede enerjiyle dolduğunu hissetti. Bu enerji, kanına karışmaya başladı ve daha da arttı. 

Bu sülün, bazı antik kuş türü metruk hayvanların soyundan olabilir mi? 

Yi Yun’a, zengin insanların bu tür yemekleri günlük tüketerek güçlerini hızla arttırması normalmiş gibi geldi. 

Başlangıçta Vücut Sertleşmesi tamamlandığından neşeli hissediyordu ama çoktan sakinleşmişti.

 Başlangıç noktasının düşük olduğunu göz önünde bulundurmak gerek. Küçük bir kabilede bu kadar hızlı yükselmiş olduğuna bakarsak büyük bir kabilede olsaydı muhteşem bir şey olurdu. Yine de önünde uzun bir yol vardı. 

“Hey, gördüğüme göre, bazı aşçılık becerilerin var ve birbirimizle karşılaşmamız kader olarak kabul edilebilir…” Şişman yaşlı adam, bunları söylerken yüzüğüne dokundu. 

Yi Yun bu sözleri ikinci kez duyduğundan bağışıklık kazanmıştı bile. Yaşlı
adamın bir şeyler çıkarmasını beklerken sakince ağzını sildi. 

“Hehe, evlat, al bunlarla şeker alırsın.” Şişman, yaşlı adam yüzüğünden iki külçe altın çıkarırken bunları söyledi. Ağırlığı yarım pound gibi görünüyordu. 

(ÇN: Yanlış okumadınız, çocuğu iki  külçe altınla kandırmaya çalışıyor. İKİ KÜLÇE ALTIN!) 

Bu, Yi Yun’un altın külçesini ilk kez görüşüydü. Dünya’da sadece bankaların vitrinlerinde sergilenen altın plakaları görmüştü ama onlar, bu kadar büyük değildi. 

Yi Yun, bakmadan da duramadı. 

“Gel, bende hâlâ yirmiden fazla tavuk var. Bunları pişirirsen iki altın külçeyi sana vereceğim. Sonra, kendine biraz şeker alabilirsin.” Yaşlı adam mutlulukla söyledi. Sözlü olarak kabul etmese de aşçılık becerilerinin Yi Yun’la karşılaştırılamayacağını biliyordu.Yi Yun’un tuzda pişmiş sülünü, özellikle alkol ve et kokusunun birleşimiyle, şişman, yaşlı adamın ağzını sulandırmıştı. 

Bunu duyduktan sonra Yi Yun’un ağzı kıvrıldı. Bulut Çölü’nde altın külçeler sadece göze hoş gelirdi, kullanılamazlardı. 

Dünya’da bu iki büyük altın parçası, ömür boyu yetecek kadar gıda almaya yeterli olurdu. Ama bu dünyada yemek çok pahalıydı, özellikle de Bulut Çölü’nde. Altın külçelerle bile bir şey satın alabilmek mümkün olmayabilirdi. Lian Chengyu’nun yemeğiyle takas için bu altın külçeleri kullansaydı, kurtları kendi başına toplardı. 

(ÇN: İçim rahat etmedi. Kendi bacağına sıkardı ile aynı anlamda. ) 

“Altın istemiyorum.” Yi Yun istifini bozmadan söyledi. Yaşlı adam başlangıçta ona bronz paralar vermişti, şimdi de altın verdi. Yi Yun’a dövüş sanatları çalışan biri gibi değilde şanslı bir çocuk gibi davrandığı aşikârdı.  “Efendim, bir çocuğun sokaklarda altınla dolaşmasının felaketle sonuçlanacağını bilmiyor musunuz?” 

“Eh?” Yaşlı adam tıkandı. Yi Yun’un onları kullanamayacağı  durumları düşünmüş olsa bile, yaşlı adamın aklından geçen asıl düşünce  onları ailesine verebileceğiydi.


Yaşlı, şişman adamın yanında duran Lin Xintong, şaşkınlıkla Yi Yun’a baktı. Saf bir adam ilkeleriyle sorun yaşardı, çünkü serveti basit olurdu ama on iki yaşındaki bir çocuğun altın karşısında heyecanlanmaması durumunda gerçekçi/duygusuz olduğu söylenebilirdi. Oldukça etkileyiciydi. 

“O zaman ne istiyorsun?” Yaşlı adam altını elinde tutarken sordu. 

Yi Yun bu sözleri güvenle söyledi. Yavaşça söylemiş olsa da şişman, yaşlı adamın kulaklarına doğrudan girerek onu şaşırttı. Yaşlı adam ilgiyle konuştu: “Söyle.” 

“Efendim, sizin sıra dışı birisi olduğunuzu söyleyebilirim. Olağanüstü bir mevkide ve itibarlı biri olmalısı…” 

“Tamam, yalakalığı kes.” Şişman, yaşlı
adam, Yi Yun’a küçümseyen bir bakışla baktı. Bu çocuk, kesinlikle garip. 

“Oh...size yalaklanmıyorum, sadece size karşı olan hayranlığımı ifade ediyorum. Ben dahil, birçok kişi tarafından takdir edilebilirsiniz, çünkü... güçlüsünüz efendim!” 

“Bu çölde, güçlü olanlar, başkaları tarafından onurlandırılırlar!” 

“Yani, küçük ben, bir şey için çok büyük bir cesaretle istekte bulunacağım; yani, güç!” 

Yi Yun bu sözleri güvenle söyledi. Yavaşça söylemiş olsa da şişman, yaşlı adamın kulaklarına doğrudan girerek
onu şaşırttı. 

Lin Xintong, güzel gözlerini kırptı ve şaşkınlıkla Yi Yun’a baktı. Yi Yun epey basit şeylerden konuşmuştu ama ustası ona ne istediğini sorduğunda güçlü olma arzusunu bu sözlerle ifade etmişti. Çocukların düşünmeden konuşması nasıl bu kadar farklı olabilir?

Bu sözler, bir çocuğunkinden farklıydı.

ÇN:  lemlerin en obur karakterlerini barındıran serimiz, yepyeni yemek tarifleriyle, güzel atışmalarla devam edecek. Bazı bölümlerde de güçlenecek mi ne yapacaksa onlar olacak. Her hafta cumartesi 3 bölüm gelecek bundan sonra, bu cumartesi hariç. Okuyun, okutturun.


Yorum Yap "Tmw 49"