Tankların Tarihi Günceli

Tmw 47

Ekim 02, 2016






True Martial World 47 - Beleş Yemek Otlanmak*



ÇN:Otlanmak, başkasının malına ortak çıkmak. Sigara otlanmak gibi...

Yi Yun, normal bir insan olduğunu biliyordu. Hatta bu beden, iki ay önce, bir tavuk bile yakalayamayacak kadar zayıftı. Şişman, yaşlı adamın ‘fazlasıyla normal’ demesi de çok örtülüydü. 

Yi Yun, yaşlı, şişman adam Cennet’in Gözü’nü açmışsa kalbinde yatanları görebileceğinden endişeliydi…

“Bünyesi normal, fakir doğmuş, daha…” Şişman, yaşlı adam kafa yordu. Yi Yun’un arkasındaki dalma havuzuna baktı ve zihninde bir düşünce belirdi. 

Yi Yun’un tüylerini ürperterek tüm bedenine dokundu.

Bu yaşlı adam ne yapıyor? Erkeklerin birbirlerine dokunmasının uygunsuz olduğunu bilmiyor mu? 

“Şimdi anladım. Bu çocuk bazı değerli yemekleri yemiş ve derin havuzda bedenini eğitmiş olmalı. Değerli yemeklerin şiddetli enerjisi, havuzun soğuk suyunca etkisiz hâle getirilmiş. Böyle bir duruma ulaşarak, tüm bedeni kazara sertleşmiş.” 

Yaşlı adamın sözleri, Yi Yun’u suskunlaştırdı. Bu yaşlı adam çok iyiydi, tahmini tamamen doğru olmasa da gerçeğe çok yakındı.

“Bu yaşta böyle bir başarı elde etmek, şüphesiz kolay değil. Bazı hazineleri yeme şansı olsa da, gelecekte ise...daha fazlası olacağına şüpheliyim. Ama yine de kolay değil!” 

Şişman, yaşlı adamın sözleri, Yi Yun’un gözlerini devirmesine neden oldu. Bu bir iltifat veya hakaretti! 

“Hey evlat, benimle tanışmak kaderin olmalı sanırım…” Şişman, yaşlı adam, bir şey alırmış gibi göğsüne ulaşırken söyledi. 

Yi Yun’un gözleri parladı, olmayacak dua erkenden oluyor muydu yoksa? Yaşlı adam onu takdir etmişti, ona bazı teknik kullanımları veya metruk kemik özü mü vermeyi planlıyordu? Büyülü hap bile yapabilirdi! 

Şişman, yaşlı adamın eli, kalın ve tombuldu. Başparmağında şatafatlı, yeşim bir yüzük vardı. Normal yaşlı adamlarınkilerin aksine eli, sert görünüyordu. 

Bir şey tutup tombul yumruğunu sıkıca kapadı. Buğulanmış bir beyaz çörek gibi Yi Yun’un avucuna koydu ve yavaşça bıraktı. 

Huala, Huala!

Birkaç bronz para, Yi Yun’un eline düştü. Bu bronz paralar, yaşlı, şişman adamın ısısından dolayı hâlâ sıcaktı.

Bronz para mı?

Yi Yun’un zihni, utanç ve kasvetle dolmuştu. 

“Bununla kendine biraz şeker al.” Şişman, yaşlı adam, soyluluk havasıyla ellerini sallarken gülümsedi. Keten giyinen kız da kibarca gülümsedi. Yi Yun’a bir çocuk gibi davranmışlardı. 

“Bu ne lan!” Yi Yun, içinden binlerce kez ettiği “Ananı sikeyim!” küfrüyle  birlikte elindeki yirmi bronz paraya baktı. 

Bu dünyadaki insanlar, para birimi olarak altın, gümüş ve bronz kullanır. Ama Bulut Çölü’nde altın ve gümüş, sadece ödeme biçimine yardımcıydı. Gerçek para; yemek, zırh ve silahtı.

Bu yaşlı adam belli ki bir uzman ama bu dünyada hâlâ yanında biraz para taşıması gerekliydi. 

İnsan dünyasında gümüş külçeler, büyük bir meblağ idi. Tipik hanlarda veya gıda tezgahlarında bronz paralar yeterliydi. 

Bu yüzden yaşlı adamın bronz sikkelerinin olması sürpriz değildi. 

Ama…

Ama uzmanlar için sadece bronz paranın değil ayrıca altının ve gümüşün de değeri azdı. Vermek istiyorsan en azından birkaç altın külçe ver!

Yi Yun konuşamadı.

Aslında yoktan bir şey almak için böyle yaygara yapmayı düşünmek utandırıcıydı. Ne demişler: “Sefalet, yoldaşını tanımanı sağlar.”

ÇN:“poverty acquaints men with strange bedfellows” cümlenin orijinali bu. Daha iyisini çıkartan arkadaşlar bilgilendirirse iyi olur.

Harcadığı gelişim kaynaklarıyla hâlâ Meridians Âlemi’ndeydi. Beden Sertleşmesi harika olsa da Mor Kan Âlemi’ne ulaşmadan engin yabanda avlanmaya cesaret edemezdi. Avlanmadan nasıl yemek yiyecekti? Sadece tahıl lapası mı yemem gerekiyor?

Tahıl lapası için bile fedakarlık gerekiyordu. Jiang Xiaorou defalarca kendisi lapa suyu içerken Yi Yun’a tahıl lapası bırakmıştı. 

Yi Yun açlıktan ölseydi, Jiang Xiaorou’nun da açlıktan ölmesine neden olurdu. 

Yi Yun alaya alındığını hissetti ama yine de bronz paraları topladı. Toplaması iyiydi de. Sonuçta, Jiang Xiaorou’ya verirse biraz yemek için kabileyle veya diğer insanlarla takas edebilirdi. 

Nitekim boş vaatlere karnı toktu. 

Ayrıca şişman, yaşlı adam onu sadece bir çocuk olarak kabul etmişti; bundan dolayı, kendini eğlendirmek için şekerler alması için ona biraz bronz para veriyordu. 

Beden Sertleşmesi’ne sahip olsa da, bünyesi sıradan gibiydi, hazineler sayesinde bu duruma ulaşmış olduğundan özel hiçbir şeyi yoktu.

Küçük, fakir ve güçten yoksundu. Yaşlı adamla da tamamen yabancıydı, neden yaşlı adam ona yararlı bir şeyler versin ki?

Sadece onunla alay etti ve kafa bularak eğlendi.

“Hey elder, nereye gidiyorsunuz?” Yi Yun konuşmaya çalıştı.

Sonuçta yaşlı adamı tanımanın zararı yoktu. 

“Tao kabilesine gidiyoruz.” 

Şişman, yaşlı adam için bu sırını saklamak önemli değildi. 

“Tao kabilesi…” Yi Yun, Tao kabilesinin, Lian kabilesinin yakınındaki büyük bir kabile olduğunu biliyordu ve Lian kabilesinin sahibiydiler!

Lian kabilesindeki silah ve zırh üretimi, Tao kabilesi için yapılıyordu. 

Bu yaşlı adam ve genç kız belli ki önemli insanlardı. Çekinmeden Bulut Çölü’nden geçme kabiliyetine sahiptiler ki, bu da takdire şayandı.

Yi Yun, Lian kabilesinden bahsederken aniden Zhang Yuxian’ın, Bulut Çölü’nde bir şey olmuş olduğundan bahsettiğini hatırladı. Ayrıca Lian kabilesinden geçecek birkaç önemli insandan ve kabile liderinin onları engellememesi gerektiğinden bahsetmişti.

Görünüşe göre, yaşlı adam ve genç kız önemli insanlardı!

Şişman, yaşlı adam zaten ayrılmayı planlıyordu. Ama adım atmadan hemen önce açlığını hissetti. Güneşe baktı ve şişman çenesini ovuştururken konuştu: “Bir şeyler yeme zamanı. Buradaki manzara fena değil. Dağ güzel ve su da temiz. Hadi burada yiyelim.” 

“Yemek?” Bu sözleri duyan Yi Yun aniden hissetti ki...açtı, çok açtı. 

Üst üste iki aydır lapa yiyorken enerji kaynağı olarak metruk kemiklerin özünü ve bitkileri kullanmıştı ama dün akşam derin sudayken, özümsediği tüm enerjiyi sindirmişti. 

Yi Yun’un bedeninin içi bomboş gibiydi.

“Hey, çömez, hadi yiyelim.” Şişman, yaşlı adam Lin Xintong’u çağırdı.

Lin Xintong hareket etti ve Yi Yun’a bakarak seslendi: “Küçük kardeş, neden bize katılmıyorsun?”

“Eh?” Yi Yun şaşırdı. Mutlulukla doldu. Kızın sesinin çok dokunaklı olduğunu hissetti. “Bu...bunu yapmak zorunda değilsin…”

Yi Yun böyle söylemiş olsa da, oturmak için bir yer aramaya başlamıştı bile. 

Bu yaşlı adam ve genç kız fevkalade önemli olmalı, yedikleri yemekler kötü olamaz herhalde, değil mi?

Herhangi bir yemek bile gelişimime epey fayda sağlar!

Şişman, yaşlı adam ateş yakmayı planlıyordu ama Yi Yun’un oturma konusunu ağırdan almayı düşündüğünü görünce, onu küçümseyerek hor gördü. Öğrencisi onu davet etmiş olduğundan,  sadece bunu kabul edebilirdi.

Sağ elindeki yeşim yüzüğe dokundu ve bir büyücü gibi üç yolunmuş sülün çıkardı. Bir çubuk kullanarak onları deldi ve ateşin yanı başına yerleştirdi. 

Yaşlı adamın yeşim yüzüğü, Doraemon’un kesesi gibiydi. Kısa süre sonra, birkaç şişe ve baharatla dolu kavanozlar çıkardı. 

Yi Yun kıskandı. Yaşlı adamın yüzüğünü başlangıçta büyülü bir gösteri gibi görüp dikkate almamıştı ama onun, büyük nesneler tutabilecek bir hazine olduğunu anladı. 

Efsanevi ‘Boyutlar arası Yüzük’e benzer görünüyordu.

“Hehe, şans yıldızına dua et evlat. Çoğu insan benim aşçılık becerilerimi tadamaz!” Yaşlı adam bunu söylerken ellerini ovuşturdu ve bir sülünü ızgarada pişirmeye başladı. 

Ancak o zaman Yi Yun, bunun sıradan bir sülün olmadığını fark etti. Bir sülün gibi görünüyordu ama içinde muazzam miktarda enerji vardı. Çünkü Yi Yun, sülünden süzülen ışık noktalarını görebiliyordu. Bu enerji o kadar saftı ki, gıpta etmesine neden oldu. 

Yi Yun salyasının aktığını hissetti. Bu, iyi bir şeydi! 

İki aydır et yememişti, saf enerjiden ibaret olan bu tombul sülünü gördükten sonra nasıl olur da salyası akmazdı?

Sülünün pişmesini ve midesini doldurmayı bekleyemiyordu.

Yaşlı adamın pişirme metodunu görünce bir anda kedere boğuldu.

Yaşlı adamın mutfak becerilerini...izlemek çok korkunç!


Yorum Yap "Tmw 47"