Kilimanjaro Günceli

Tmw 46

Ekim 01, 2016





Meridyen Temizliği, Ejderha Nabzı



Bir pus içindeki Yi Yun, ondan birkaç santim uzakta duran kızı açıkça gördü.

Soluk beyaz cildi, berrak gözleri, bedeninin yaydığı canlı his ve hafif bilgece aurası onu büyük kabilelerin kızı gibi gösteriyordu.



Ama elbiseleri, aşırı pahalı olan ipekten değil, beyaz ketenden yapılmıştı. Eksik bir nokta kalmadan, temizce yıkanmıştı.



Bu giysiler, engin yabandaki yoksulların giydiği şeylerdi.



Zengin bir çocuk sadece yaşlı bir akrabası ölmekteyken keten kıyafetler giyerdi. Bu, kayıp durumunu belirtirdi, ayrıca matem giysisi olarak da bilinirdi.



Önündeki kız, mizaç veya görünüm açısından fakir çocuklar gibi görünmüyordu, yine de keten giysiler giyiyordu.



Yeşim gibi cildi ve ince figürüyle, keten kıyafetler giydikten sonra ölümlü dünyaya inip dağlarda saklanan bir peri izlenimi veriyordu.



“Sen...sen…” Yi Yun şüphelendi, bu kız kesinlikle Lian kabilesinden değildi, bir yabancı olabilir mi?



Yi Yun gökyüzüne baktı ve çoktan sabahın geç saatleri olduğunu fark etti. Suya girdiğinde gece yarısıydı. Tüm bir gece suda kalmak mı?



Yi Yun, aniden büyük bir şok ile bir şey fark etti!



Normal bir insanın yeteneklerinin ötesine geçerek tüm bir gece suyun altında kalmıştı.



Yi Yun transa geçmiş olmasına rağmen, mor kristalin harika enerji akışının, bedensel fonksiyonlarını korumuş olduğunu, boğularak ölmesine izin vermediğini biliyordu.



Mor kristal, onun en büyük sırıydı.



Bu arada, bu kız dalma havuzunda ne arıyor? Onun su içinde ne kadar kalmış olduğunu biliyor muydu?



Neyse ki, kızın sonraki kelimeleri onun endişelerini giderdi.



“Neden su üzerinde yüzüyordun? Boğuldun mu?”



Su üzerinde yüzme mi?



Kız ortaya çıktığında, yüzermiş gibi görünüyordu zaten.



Yi Yun derin bir nefes aldı ve yumruklarını birleştirerek söyledi: “Kurtardığınız için teşekkür ederim bayan, ehh…”



Yi Yun, daha sonra kızın arkasındaki şişman, yaşlı adamı fark etti. Yaşlı adamın başı, gümüşi beyaz saçlarla doluydu ve genç görünmüyordu. Ama cildi fazlasıyla canlı ve parlaktı. Sadece kırışıksız değildi. Aynı zamanda sağlıklıydı.



Yi Yun’ aklına aniden bir tabir “Kırmızı arasında beyaz, kuvveti olağanüstü” geldi.



Yi Yun bir ürperti hissetti. Bu ifade, güzel kadınları tanımlamak için kullanılıyordu, yaşlı bir adamı tanımlamak için kullanmak saçmaydı.



Yaşlı adamın, sanki ona karşı ilgiliymiş gibi küstahça baktığını fark etti.



Gözleri küçük, yüzü tombuldu. Bir kahkaha, neredeyse gözlerinin kaybolmasına sebep olmuştu. Ama bir çift gözle, Yi Yun’u tümüyle görmesi mümkün gibi görünüyordu. Yi Yun, birdenbire hiçbir şey gizleyemeyecekmiş gibi hissetti ve bu his rahatsız ediciydi.



O...kalbimdeki mor kristali görebilir!



Ama bir sonraki an Yi Yun, aşırı endişeli olduğunun farkına vardı. Şişman, yaşlı adamın bakışları kalbinde(göğsünde) kalmadı ama derin bir anlamla söyledi: “Genç delikanlı, genç olabilirsin ama bir sürü derin düşüncen var!”



“Oh?” Yi Yun ürperdi. Yaşlı adam ne demek istedi?



“Boğulmadın ama yine de bize teşekkür ettin. Seni kurtarmadık bile ama yine de menfaatin için durumdan yararlandın. Bir şey mi saklıyorsun? İfadenden, bir süre önce panik içinde olduğun anlaşılıyordu.”



Bunları söyleyen şişman, yaşlı adam, sanki bir şey yakalamış gibi sırıttı.



Yi Yun’un kalbi sıkıştı!



Bu arada, yaşlı, şişman adamın elleri çoktan Yi Yun’un omuzlarına dayanmıştı. Bu, Yi Yun’u endişelendirdi. Siktir, insanların omuzlarımı okşamasından nefret ediyorum! Lian Chengyu’nun bunu yaptığı son kez, neredeyse hayatını kaybediyordu!



“Yanlış anlama, bedenindeki küçük sırla ilgilenmiyorum.” Şişman, yaşlı adam neşeyle söyledi. Ne şaka ama! Saygın konumdaki bir elder olarak neden engin yabandaki küçük bir kabilede ikamet eden, yaşı ondan biraz fazla olan çocuğun gizli düşüncelerinden beslenmek isteyeyim? Kibar davranmak, küçük bir dilencinin eşyalarını, bir imparatorun çalması gibi olurdu.



Bu nasıl olabilir?



Tabii ki, bunlar şişman, yaşlı adamın düşünceleriydi ama Yi Yun’un gözünde yaşlı adamın gülümsemesi onu...perişan hissettirdi.



“Ben, sadece meraklı...gibisin...oh…” Şişman, yaşlı adamın ifadesi değişti. “Aslında böyle bir seviyeye ulaşabildin, ha?”



Şişman, yaşlı adamın sözleri Yi Yun’a hafif bir titreme verdi.



Bu şeyler aniden olmuştu. Yi Yun, su üstüne çıkmadan hemen önce bu yaşlı ve genç ikilisiyle karşılaşmıştı ve fiziksel durumunu kontrol etmeye zaman bulamamıştı. Kontrol ettikten sonra yetişiminin farkına vardı...ne? Neden hâlâ Ölümlü Kan’ın dördüncü seviyesi, Meridians Âlemi’nde?



Yetişimi gelişmemişti ama derinlerde farklı bir şey vardı.



“Ne oluyor? Daha önce büyük bir bitki yığınından bitki özü emmiştim ve ufak bir miktar metruk kemik enerjisiyle, Ren Du Er Mai’yi açma aşamasına girebildim. Dün gece tüm metruk kemik özünü emip kurutmuştum ve tamamen sindirmeyi başarmıştım. Efsanevi Mor Kan Âlemi’ne ilerleyebileceğimi düşündüm ama ulaşamasam bile Qi Gatherer’ın zirvesinde olmalıydım, neden Meridians Âlemi’nde takılıp kaldım?”



Metruk kemik parçasını tamamen bitirdikten sonra hâlâ Ölümlü Kan’ın dördüncü seviyesinde olmak çok büyük hayal kırıklığı! Bu, Lian Chengyu’nun Mor Kan Âlemi’ne geçmesi için gereken enerjiydi.  



Doğal yeteneğim kötü olabilir mi? Ama...şişman, yaşlı adam, ‘aslında’ böyle bir âleme ulaşmak derken ne demek istedi?



Küçük bir kabileden bir savaşçı için Meridians Âlemi’ne geçmek inanılmaz bir başarı mı?



Şişman, yaşlı adam, Yi Yun’a şüpheyle baktı ve mırıldandı: “Meridyen Temizliği, Ejderha Nabzı, Beden Sertleştirme, Kemik Kan Birleşimi. Bu olamaz. Bu çocuk Bulut Çölü’nde doğmuş ve Lian kabilesinden olmalı, Beden Sertleştirme, Ejderha Nabzı’na sahip olması imkansız olurdu, değil mi?”



Şişman, yaşlı adam, Yi Yun’un giydiği yırtık ayakkabılara ve mat giysilere baktı ve geçmişini tahmin etti. Büyük bir kabilenin öğrencisi olarak Bulut Çölü’ne eğitim için gelmiş olsa bile, onlar keten giysiler giyerlerdi ama yeni olurdu; açıkça yıllardır yıpranmış giysileri olan Yi Yun’dan farklı olurlardı.



“Meridyen Temizliği, Ejderha Nabzı, Beden Sertleştirme, Kemik Kan Birleşimi?”



Yi Yun, yaşlı, şişman adamın sözlerinin anlamını bilmiyordu ama iyi bir şey olduğunu anladı!



Bilmeden büyük bir fayda sağlamış gibi görünüyordu.



“Usta, bu delikanlının Beden Serleştirme’si olduğunu mu söyledin?” Ustasının sözleri üzerine şaşırmış genç kız söyledi.



Bu değerlendirme, sıra dışı bir şeymiş gibiydi!



“Evet...uzun bir geçmişe sahip bir ailenin eliti olsaydın bunu başarman şaşırtıcı olmazdı. Ama engin yabandaki küçük, fakir bir çocuk için Beden Sertleştirme’yi yapmak epey nadirdir.”



Yaşlı, şişman adam, Yi Yun’un böyle bir durumun ne anlama geldiğini bilmediğini söyleyebilirdi ve açıkladı da: “Ölümlü Kan’ın beş seviyesi olsa da yalnızca ilk dört seviyenin beden gelişimiyle ilgisi var. Beşinci seviye, Qi Gatherer ise Ölümlü Kan ve Mor Kan Âlemleri arasındaki ara aşamadır.”



“Dördüncü seviyeye ulaşmak zor değil ama aşırı eğitim ile vücudun her bir santiminin Beden Sertleştirme durumuna ulaşması da kolay değil. Böyle bir insan, tüm meridyenlerini temizler, meridyenleri de normal savaşçılarınkinden daha güçlü olur. Bedenin içinde bir ejderha dans ediyormuş gibi güçlü bir hayat enerjisi olur! Bedenin sertleşmesi tamamlandığında kemikler, et ve kan mükemmelce bir olur. Bir vuruşu kemiklerin ve kanın bir olarak haykırmasına sebep olur!”



Şişman, yaşlı adamın açıklaması Yi Yun’u aydınlattı. Metruk kemiklerin enerjisinin yarısından çoğunu bitirdikten sonra bile hâlâ gelişmemesine şaşmamalı. Tüm enerji, Beden Sertleştirme durumuna ulaşması için kullanıldı.



Gelişiminin ilerleyişi hızlı olmuştu ve Yi Yun, acele işe şeytan karıştığını biliyordu, bu yüzden seviyelerinin hızları arasında artış olması iyi bir şey olmayabilir!



Ama yanlışlıkla su altında derin uykuya girmiş olması herhangi gizli problemler ortaya çıkarmamıştı!



“Ai, bünyen fazlasıyla normal.” Şişman, yaşlı adam gözlerini dikerek söyledi. Zhang Yuxian ile karşılaştırıldığında, onun yeteneği daha üstündü.



Zhang Yuxian bu metodu, Yi Yun’a mor kristalin sağladığı yeteneği test etmek için kullanmıştı.



Bu yaşlı adama gelince, sadece gözleriyle Yi Yun’un gerçek yeteneğini söyleyebildi. Yi Yun şaşırdı, bu şişman adam açıkça “Cennet’in Gözü” tekniğinin açıldığı bir âleme ulaşmıştı.



ÇN:Bu ikili nereden gelip nereye gidiyor? Mor kristali fark edecekler mi? Yi Yun, Qi Gatherer Âlemi’ne ulaşamadı, peki ne yapacak bundan sonra? Köye geri mi dönecek? Bu nanelerle köydekileri yenebilir mi? Yoksa ustam deyip, ayağına mı kapanacak ihtiyarın? Merak ediyorsanız takipte kalın.


Yorum Yap "Tmw 46"