Dünyanın Oluşumu Günceli

Tmw 45

Ekim 01, 2016





Mor Bulutların Doğumu



Bulut Çölü’nde metruk ve vahşi hayvanlar her yerdeyken insanların az olması, birçok küçük kabilenin oluşmasını sebep oluyordu.



Böyle bir durum altında tüm küçük kabilelerin sınavlarını birlikte yapmak, bir çok personel ve kaynak gerektiriyordu.



Krallığın uzun bir geçmişi olsa da, engin yabanda yapılan savaşçı seçmelerinin sayısı tek elin parmaklarını geçmezdi.



Engin yabanda doğmanın bir trajedi olduğundan bahsetmeye bile gerek yoktu. Sadece kaynak eksikliği yoktu. Ayrıca bir dâhi, başkalarınca fark edilemiyordu. Bu yüzden başarılı olması mümkün olmuyordu.



Tai Ah Kutsal Krallığı, bunu biliyordu ama bu duruma çare bulamıyordu. Bulut Çölü dışında, yüz sekiz eyaletten de bazı dâhileri gözden kaçırıyorlardı.



Yıllar geçtikçe, yabanda doğan bu  bilinmeyen sayıdaki dâhiler boşu boşuna ölmüştü. Açlıktan, hastalıktan, bitki toplarken düşerek veya hayvanlar tarafından yenilerek öldüler.



Ileride Büyük adamlar hâline gelebilecekken dilenciler gibi ölüyorlardı. Öldükten sonra da uygun cenaze törenleri yapılmıyor, basitçe toprağın altına gömülüyorlardı. Bazen orada mezar taşları yerine dikilmiş tahta çubuklar olabiliyordu - Yi Yun’unki gibi. Ama bu mezar taşları çürür ve birkaç yıl sonra çökerdi. Bir zamanlar hatırlanan ölmüşlerin de bu dünyadaki varlıkları silinirdi.



Yoksul doğmak ve bir iz bile bırakmadan ölmek, yabandaki insanların kaderiydi. Lian Chengyu, bunu derinden anlamıştı, çarpık hayat görüşünün sebebi de buydu.



Yaşlı, şişman adam söyledi: “Buraya gelmemiz, Tai Ah Kutsal Krallığı’nın savaşçı seçmeleriyle hem ilgili hem de ilgisiz. Daha somut olarak söylemek gerekirse, Tai Ah Kutsal Krallığı’nın ansızın savaşçı seçmeleri yapması ve bizim burada olmamız, muhtemelen aynı sebepten.”



“Oh?” Bu, genç kızın ilgisini uyandırmıştı. Uzun kirpikleri, zayıf günışığına yakalanmış gibi bir çift narin, büyük göz usulca kıpırdandı.



“Bulut Çölü’nde, beş ay önce bazı garip fenomenler vuku bulmuştu. Gökyüzünün açık olduğu bir gündü ama birkaç saniye içinde, Bulut Çölü’ndeki tüm gökyüzü, yüz bin millik bir alan kalın bulutlarla kaplandı!”



“Ve bununla ilgili garip olan şeyse, bu bulutların mor renkte olmasıydı!”



“Bu mor bulut, tüm Bulut Çölü’nü kapladı. Bu tür bir fenomen, açıkça hayret edilesiydi. Tai Ah Kutsal Krallığı’nın astronomları da o gece, bu astronomik fenomeni duyurdu ve adını  ‘Mor Bulutların Doğumu’ koydu.”



“Bu fenomen, iki ay önce tekrar cereyan etmişti. Onun dünyayı maskelemesi ve gök cisimlerini kapatması daha da muhteşemdi!”



“Mor Bulutların Doğumu, Tai Ah Kutsal Krallığı’nı alarma geçirmişti ama Bulut Çölü’ndeki halk hiçbir şey bilmiyordu. Fenomen, geceleri olduğundan, normal görme yetenekleriyle geceleyin renkleri ayırt etmek onlar için zor olurdu. Ne tüm Bulut Çölü’nün mor bulutlarla kaplanmış olduğunu ne de Mor Bulutların Doğumu’nun Bulut Çölü sınırlarında Yuan Qi düzensizliğine sebep olduğunu biliyorlardı.”



“Hatta Bulut Çölü’nün derinliklerinde, yüz binlerce yıldır hareketsiz kalan metruk hayvanlar dahi korkmuştu!”



“Böyle bir fenomenin gerçekleşmesi için sadece birkaç olasılık var.”



“İlki, bazı hazinelerin ortaya çıkmasından ötürü vuku bulması. Ama Tai Ah Kutsal Krallığı, beş ay önce Bulut Çölü’nü aramak için hazine pusulasını kullanmıştı. Hazine pusulası, hazinenin tam yerini bulmaktan aciz olsa da geniş bir çevre içinde hazinenin varlığı tasdiklenmiş olurdu.”



“Ama hazine pusulasının tek bir tepkisi bile olmadı. Ya hazinenin olmadığı ya da pusulanın bulamayacağı kadar gizemli olduğu anlamına geliyordu. Eğer ikincisiyse, bunu hayal etmek zor olurdu! Böyle bir hazine, topraklar üzerinde katliam fırtınaları estirmeye yeter de artardı bile!”



“İkinci ihtimalse, insan ırkı arasında büyük bir atılım yapmış olan münzevi bir lordun varlığı. Ya da antik bir metruk hayvanın kaosa neden olması. Ama böyle bir olasılık pek de muhtemel değil; Bulut Çölü geniş olsa da tüm dünya göz önüne alındığında anca bir zerre olur. Burası hakkında özel hiçbir şey yok, bu yüzden bir münzevi lordun veya antik metruk hayvanın burayı seçmesi pek olası değil.”



“Üçüncü olasılığın ise gerçekleşme ihtimali daha zayıf. Onlar sadece efsanelerdeki söylentiler, bunları konuşmak anlamsız. Seni buraya, Bulut Çölü’ne getirdim; burada bir fenomen gerçekleşti, Yin Meridyeni’ni bağlayacak herhangi bir hazine olup olmadığını kim bilir!”



“Usta…” Kız hafifçe içini çekti. Etkilenmiş olsa da, ölümcül hastalığını tedavi etmek için en ufak ihtimal üzerine bile her yere düşünmeden koşan yaşlı, şişman adamı görmeye dayanamadı.



Ama ölümcül hastalığının bir lanet olduğunu biliyordu, söylentilerde bahsedilen antik imparatoriçe, meridyenlerini kendi gücü sayesinde bağlamayı başarmış olsa da sonuçta bir efsaneydi.



Bunun gibi söylentiler, bu ölümcül hastalık için meridyenleri bağlamanın zorluğunu kanıtlıyordu!



Şişman, yaşlı adam, Lin Xintong’un düşüncelerini biliyordu, bundan dolayı gülümsedi. “Tamam, böyle bir fenomen için buraya gelmemizden sonuç alamasak bile tecrübeni zenginleştirmemiz gerek. Tai Ah Kutsal Krallığı içinde gerçekleşen bu fenomen, Tai Ah kraliyet ailesinin paniklemesine neden olmuştu. Tai Ah Kutsal Krallığı’nın yanı sıra, komşu krallıklar bile araştırmak için Bulut Çölü’ne sızmıştı!”



“Tai Ah Kutsal Krallığı tarafından gönderilen Jin Long Wei, birkaç aydır fenomenin nedenini arıyor. Bazı hazineleri bulmayı arzuluyorlar. Jin Long Wei, Bulut Çölü’nde olduğundan savaşçı seçmeleri de düzenleyebildi.”



Şişman, yaşlı adamın monoloğundan sonra kız birden anladı. Jin Long Wei’nin, Bulut Çölü’nde, bin haneden bile küçük kabilelerin içinde bulunduğu detaylı bir harita düzenlemiş olması sürpriz değildi.



“Pekala, haydi gidelim artık. Dağı aştıktan sonra Lian kabilesinin içinden geçeceğiz ve ardından Tao kabilesinde duracağız. Yüz binden fazla hanesi olan büyük bir kabile. Orada dinlenebiliriz.”



Şişman, yaşlı adam konuşmasını bitirirken kalp atışları tekledi ve durgun bir “eh” sesi çıkardı.



“Usta, neyin var?”



“Önümüzdeki şelalede biri var. Boğulma vakası gibi duruyor. Gidip bir göz atalım!” Sık ormanın içinden ilerlemeye başlarken söyledi. Adımları yavaş görünse de, ayaklarının altındaki yer adımlarının uzunluğunda kısalıyormuş gibi, her bir adımda uzun bir mesafe katetti.



Lin Xintong da takip etmişti. Zirvede yaşayan ve dünyadaki milyonlarca insanın acılarına müdahale etmeyen  insanlar vardı. Aslında tanışmış olsalardı hayatlarını kurtarmak için araya girerlerdi.






Yi Yun, dalış havuzunun altında ne kadar kaldığını bilmiyordu. Önceki gece, tek seferde metruk kemiklerdeki tüm enerjiyi özümsedikten sonra gelişimi trans haline girerken dalma havuzuna atlamıştı. Şimdiye kadar hâlâ tam olarak uyanmamıştı, sanki hâlâ bir rüyanın içindeydi.



Metruk kemiklerdeki enerji, Yi Yun tarafından tek damla bile kalmadan, tamamen sindirilmişti!



Bedeni bir kez daha açlık durumuna girmişti.



Yi Yun, şaşkınlık içinde, onu yakasından tutup yukarı kaldıran yumuşak bir el hissetti.



Yi Yun’un göğsünde bir ışıltı vardı, yumuşak çimin üstünde yatıyormuş ve göğsü yumuşak ellerce sıkıştırılıyormuş gibi hissetti.



“Puah!”



Yi Yun ağız dolusu su püskürttü. Su berrak değil, bulanıktı. Beden gelişiminin sonucu olarak, Yi Yun’un kirliliğiyle karışmıştı.



“Eh?”



Yi Yun’u kurtaran kız herhangi bir hoşnutsuzluk ifadesi ortaya çıkarmadı ama beklenmedik biriydi. Bir Metruk Gök Ustası olarak böyle su püskürtmenin ne anlama geldiğini hemen çözdü.



Yi Yun, uyanıp görüşünü kazandıktan sonra parlak gün ışığından dolayı gözlerini açmakta zorlandı.



------------------------------------------------------------------------------------------------------------



Burada yazar notları vardı, neredeyse bölüm kadar uzundu ama çevirmedim. Daha doğrusu üşendim, o yüzden size kısa bir özet geçeyim. Millet, vay efendim bu adamlar niye balık tutmuyor, sebze yetiştirmiyor, toprağı eşeleyip solucan, böcek falan yemiyor, çekirge yakalayıp yemiyor diye sorular sormuş. Yazar da hepsine tek tek ayar vermiş. Bir tane mantıklı soru vardı, neden Yi Yun avlanmıyor diye, ona da sadece Mor Kan Alemi’ndeki insanların vahşi hayvan avlama yetenekleri var deyip geçmiş. Bunun dışında seri ile ilgili sorulara, zamanı gelince açıklanacak demiş. En alta da sarhoşken yazdım bu notları demiş. Notların yarısını çevirmiştim ki bunu görünce sildim. Bir bok yok zaten. Bu arada hepinize teşekkür etmiş okuduğunuz için. Ben de edeyim. TEŞEKKÜRLER...



Yorum Yap "Tmw 45"