Otto Von Bismark Günceli

Tmw 34

Ekim 01, 2016






Jiang Xiaorou’nun Uyarısı



Yi Yun ve Jiang Xiaorou, hemen hemen tüm köylülerin refakatıyla evlerine döndüler.

Lian kabilesinde, Yi Yun’un sınavı geçmesi büyük haber olmuştu.

Zayıf bir çocuk yüce elçi tarafından seçilmişti ve dövüş sanatları eğitimi verilecekti. Gelecekteki krallık seçmelerine bile katılabilirdi!

Bu, herhangi bir şanslı kehanetle açıklanamazdı.

“Evlat Yun’un büyümesini izlediğimi söylüyorsun. Onun hakkında hiç özel bir şey hissetmedim. Gerçekten dövüş sanatları dahisi mi? Ve krallık seçmelerinde yarışacak. Bu doğru mu?”

“Madem yüce elçinin kendisi söyledi, biraz gerçek olmak zorunda. Ama onu krallık seçmelerine hazırlamak için yeterli zamanı olacağından şüpheliyim. Yi Yun dahiyse bile kesinlikle onun için umut yok.”

Lian kabilesindeki köylüler bile, dövüş sanatlarının bir gecede başarılı olabileceğin bir şey olmadığını biliyorlardı. Krallık seçmeleri, seçkin bir eleme süreciydi. Zhang Yuxian’ın beğenisini kazanmak zaten iyi şanstı.

Krallık seçmelerine katılmak onun için hayale benzer olurdu.

Bir çocuk ne kadar zeki olursa olsun, bilimsel bir toplanmadan önce hiç okumamış bir çocuk vermek anlamsızdı. İki ay içinde eğitim alıp sınavı geçmesinin hiç imkanı olmayacaktı.

Bu, krallık seçmelerine hazırlanmakla aynı mantıktı. Lian kabilesinde kimse kuşkulanmadığından fikir birliğine ulaşılmıştı.

Jiang Xiaorou, epey bir çabayla sonunda Yi Yun’u eve getirdi.

Jiang Xiaorou’nun avlu kapısını kapatmasına rağmen birçok insan eve bakmak için duvarlara tırmanmıştı. Köylülerin kerpiç duvarları kısa olduğundan bir çocuk bile kolayca duvara atlayabilirdi.

Sonuç olarak Jiang Xiaorou’nun evinin duvarlarına bir insan sırası yığıldı. Kerpiç duvarlar yıkılmak üzereymiş gibi gömülmeye başladı.

Jiang Xiaorou bundan dolayı rahatsız olmadı. Düşünceleri karışmıştı. Kardeşiyle gurur duyuyordu, aynı zamanda meçhul geleceğin korkusunu ve keşmekeşini de hissediyordu.

Jiang Xiaorou, Yi Yun’un yeteneğe sahip olduğunu ama güçten yoksun olduğunu fark etti.

Köylüler, Yi Yun’un başına hayatını değiştirecek bir olay geldiğini düşünerek afalladılar. Jiang Xiaorou, engin yabanda gücün çok önemli bir şey olduğunu biliyordu. Yetenekli birisinin bir şeye yaraması için gücünü geliştirmesine izin vermek gerekiyordu yoksa yararsız olurdu!

“Yun’er, Lord Zhang Kusursuz Beden’e sahip olduğunu söyledi, Kusursuz Beden’in ne olduğunu biliyor musun?” Jiang Xiaorou, Yi Yun’un başucunda durarak onun ellerini tuttu.

Yi Yun başını salladı: “Xiaorou abla, ne olduğunu biliyor olabilir misin?”

“Evet… bununla ilgili birkaç şey duydum. Kusursuz Beden’in manası, bedende hiçbir enerji sızıntısı olmamasıdır. Böyle bir bünye dövüş sanatları için son derece uygundur.”

“Kusursuz Beden’in de seviyeleri var. En düşük seviye Ölümlü Kan Kusursuz Beden. Ölümlü kan aleminde sızıntı olmayabilir ama mor kan alemine ulaşıldığında böyle devam etmesi mümkün olmayacaktır. Mor Kan Kusursuz Beden’de hem mor kan aleminde hem de ölümlü kan aleminde hiçbir sızıntı olmaz ama daha yüksek seviyelerde bunu yapmak mümkün olmayacaktır… Şu anda ne olduğunu bilmiyorum.”

Yi Yun, Jiang Xiaorou’nun sözlerine şaşırdı: “Xiaorou abla, bu kadar şeyi nasıl biliyorsun?”

Jiang Xiaorou söylerken Yi Yun’un kafasına dokundu: “Gençken yeteneğim ailem tarafından test edilmişti, böylece bir şeyler öğrenmiştim.”

“Kusursuz Beden’in test adımları aşırı zahmetli. Lord Zhang bir düzen kuramaz ve onun gelişimi sınırlı, bu yüzden seni sadece kabaca test edebilir…”

“Kusursuz Bedeni olan biri, kabilede çok takdir edilir. Sadece Ölümlü Kan Kusursuz Beden olsaydı bu değer kısıtlı olurdu. Halbuki Kusursuz Beden’in yüksek seviyeleri çok nadirdir. Test gününde, Jiang Mingzhe isimli kuzenimin Bilge Seviye Kusursuz Beden’e sahip olduğunun anlaşıldığını hatırlıyorum. Tüm aile çok memnun oldu ve günlerce kutladılar. Bu günler sırasında birçok önemli kişi geldi, ayrıntılara gelince…aslında daha fazlasını hatırlamıyorum…” Yi Yun, Jiang Xiaorou’nun sözlerini duyduktan sonra serseme döndü.

Bilge Seviye Kusursuz Beden mi?

Hangi seviye olduğunu bilmemesine rağmen, gayet güçlü bir etki bıraktı.

Ve… ailede böyle bir karakter yetiştirebilmek için, Jiang Xiaorou’nun ait olduğu kabile ne tür bir kabile olmalı?

Yi Yun, Jiang Xiaorou’nun zengin bir çevreden geldiğini biliyordu. Küçüklüğünden itibaren, ona nasıl yazılacağı öğretilmişti. Çok okumuştu, bu yüzden yetiştirme hakkında bir şeyler biliyordu. Küçük ailelerin çocuklarının bunları yapabilmesi mümkün değildi.

Böyle bir kabilede doğmuş olup, anlaşılamaz bir şekilde engin yabanda kendini bir sığınak ararken bulup, nihayetinde kendi ailesi tarafından kabul edilmek mi?

Yi Yun sormadan edemedi: “Xiaorou abla, seninki ne tür bir aile?”

Jiang Xiaorou kafasını sallayıp konuşmadan önce bir süre düşünürken küçük kaşlarını kırıştırdı: “Artık hatırlamıyorum. Sadece büyük bir aile olduğunu anımsıyorum. Hatırlıyorum ki… genç yaşta okumaya ve yazmaya başladım. Gençken kaldığım avluyu hatırlıyorum. Bundan sonraki hadiselere gelince denesem bile artık hatırlamıyorum.”

Jiang Xiaorou’nun sözleri, Yi Yun’un merakını uyandırdı. Jiang Xiaorou’nun ailesi bazı büyük değişimler mi yaşadı?
Böyle görkemli bir ailenin yıkılmış olması, kabilenin dağılmasına neden olmuş olabilir mi?

Hanedanlar yükselir ve düşer, aileler büyür ve yıkılır. Bu dünyada hiçbir şey ebedi değil.

“Yun’er, bu elbise takımını ben yaptım. Uyup uymadığını görelim.” Jiang Xiaorou konuşurken, eski valizden, yakın zamanda diktiği elbise takımını çıkardı.

Yeşil kumaştan yapılmıştı. Bulut Çölü’ndeki insanlar genellikle ketenden yapılmış kıyafetler giyerlerdi ki, bunlar oldukça kabaydı. Ama onları sağlam ve dayanıklı bulurlardı.

Yi Yun şaşırdı. İkinci bir giysiye ihtiyaçları olmayacak kadar fakirdiler. Ne yazık ki bu bir mübalağa değil, gerçekti. Yi Yun’unki gibi fakir ailelerin yedek giysileri olmazdı. Ve Bulut Çölü’nde ketenden başka kumaşlar çok pahalıydı. O kadar pahalılardı ki, yoksul bir ailenin tüm serveti bile fiyatını karşılayamazdı.

Böyle bir durumda, Jiang Xiaorou ona yeni giysiler yapmak için bir parça kumaş elde edebildi mi yani?

Yi Yun karışık duygularla giysileri kabul etti. Kumaş kaba olsa da şık ve temizdi. Elbisenin kenarları, küçük süsler ile süslenmişti. Bu, Jiang Xiaorou tarafından her seferinde tek ilmek olarak dikilmişti.

Dürüst olmak gerekirse kumaşın dokusu iyi değildi, baya kötüydü. Dünya’da deneyimlemiş olduğu ipek ve pamuk giysilerle karşılaştırdığındaki fark, cennet ile yeryüzü arasındaki fark kadardı.

Ama bu elbise parçası Yi Yun’u oldukça özel hissettirdi.

“Çabuk, giyin. Bunu sana yeni yılda vermek istedim ama bugün eğitim alanında dövüş sanatları pratiği yapacaksın. Bu sevindirici bir durum, iyi bir şey giymelisin. Diğerleri, bu durumda seninle alay edemeyecektir.” Jiang Xiaorou’nun sözleri boğazında bir yumru oluşturdu. Yi Yun, eski püskü kıyafetlerini çıkarmadan önce derin bir nefes aldı ve yeni giysi takımıyla değiştirdi.

Yi Yun’a yapılan giysiler, ata yapılan eyer gibiydi. Jiang Xiaorou’nun giysileri vücuduna tam uyuyordu. Ketenden yapılsa da Yi Yun’un büyüyen bedeniyle ve Meridians alemini kırdıktan sonra elde ettiği aurayla uyumluydu. Bu göz alıcıydı.

Jiang Xiaorou, Yi Yun’u yana çekti ve çok hoşnut bir duyguyla baştan aşağı inceledi.

Bir şey hatırlayarak söyledi: “Yun’er, Lord Zhang tarafından takdir edilmiş olabilirsin ama Lord Zhang üç güne ayrılacak. O, bizle ilgili değil, bu yüzden bize bakması zor olacaktır, gelecekte kendimize güvenmeliyiz.”

“Lord Zhang, sana çok yetenekli olduğunu söylemiş olabilir ama yetenek kendini koruman için yeterli değil. Yetişkin olmadan önce bir felaketle karşılaşabilirsin. Gergedanın boynuzu varken filin de dişleri vardır ve onlar da avlanırlar. Lord Zhang’ın altında pratik yaparken çok taşkın olma. Gösterişsiz şeyler yapıp ihtiyatlı durmak en iyi yol.”

“Özellikle Lian Chengyu gibi dar görüşlü insanlar. Onun ilgi odağını çalarsan canını bağışlamayacaktır.”

“Lord Zhang buradayken, Lian Chengyu bir şey denemeye cesaret edemez ama Lord Zhang gittikten sonra ne olacak? Lord Zhang ne Lian Chengyu’nun ne tür bir insan olduğunu bilir ne de Lian kabilesinde Lian Chengyu’nun sana karşı süregiden düşmanlığını bilir. Lord Zhang’ın muhtemelen bazı konularla eli kolu bağlıdır ve buraya krallık seçmelerinin ön hazırlığı için geldi. Muhtemelen çok fazla ilgilenmeyecek ve Lian kabilesinin içişlerine karışmayacaktır. Onun seni koruyacağını umman güç olacaktır. Anlıyor musun?” Jiang Xiaorou tek nefeste bir sürü şey söyledi ve Yi Yun’u şaşırttı.

Jiang Xiaorou’nun düşünceleri sağduyuluydu. Dünyayı ve insanları anlayışı onun yaşındaki kızları aştı.

Normal bir kız, kardeşinin yüce elçi tarafından övülmüş olduğunu duyunca bayılırdı. Evde kalıp öğüt vermez, bunun yerine komşulara gidip yetenekli kardeşi hakkında böbürlenirdi.

“Xiaorou abla, söylediğin her şeyi anladım.” Yi Yun, Jiang Xiaorou’nun elini tuttu: “Merak etme, Lian Chengyu ile ilgili emin olmasaydım, bugün asla ileri çıkmazdım.”

Yi Yun kaydolmadan önce seçimini dikkatle ölçüp biçmişti.

Yi Yun sorun olmadan Zhang Yuxian tarafından yapılan ön elemeleri geçmişti. Sadece krallık seçmelerine katılmak için gereken bileti almakla kalmamış aynı zamanda beceriler kazandırmaya muktedir Zhang Yuxian’ın ilgisini de çekmişti.

Yi Yun daha önce Yao Yuan’dan dersler çalmıştı, bu nedenle itibarı epey azalmıştı ama Zhang Yuxian seçim yaparken, Yi Yun’un ileriye çıkması gerekiyordu.

Ama Yi Yun sadece yeteneğini ifşa etti, Zhang Yuxian’ın önünde gerçek gelişimini açığa çıkaramazdı.

Zhang Yuxian, Yi Yun’un kozunu bilmiyordu. Lian Chengyu bile bilmiyordu. Yi Yun birkaç gün önce zayıf bir çocuktu, bitkiler veya beceri kazandıran insanlar olmadan, hiç yoktan Meridians alemine ulaşması akıl almazdı!

Lian Chengyu, bununla ilgili Zhang Yuxian’ı bilgilendirirse, Zhang Yuxian şüphelenecekti. Onun gibi gururlu bir insan her gün türlü türlü değerli bitki yese bile bu kadar süratli bir gelişim hızına sahip olamazdı.

O zaman, Zhang Yuxian bile bir sırrı olduğundan şüphelenebilir!

Zhang Yuxian dürüst bir insan gibi görünse de tedbiri elden bırakmamak en iyisiydi. Dürüst bir insan korkunç eylemler yapmak için önündeki büyük hazine tarafından baştan çıkarılabilir. Yi Yun kesinlikle mor kristali ortaya çıkaramazdı.


Yorum Yap "Tmw 34"