Tankların Tarihi Günceli

Tmw 29

Ekim 01, 2016




Meridyenlerin Açılması


Günler geçtikçe Lian kabilesinin arka dağında, Yi Yun’un basmadığı yer kalmıyordu. Yi Yun geceleri kemikleri arıtır, gündüzleri savaşçı hazırlama kampını gözetler ve sonrasında günün geri kalanını kendini geliştirmeye harcardı. Sadece alacakaranlıkta 2 saat uyumak için eve dönerdi.

Yi Yun’un gelişimi oldukça sertti ama aynı zamanda gücünün hızla yükselmesine neden oluyordu.

Arka dağ, bitki dağından biraz ayrıydı ve bulunduğu yer köye çok uzak olduğundan gün içinde azıcık insan gelirdi. Geceleri ise burada gölge bile olmazdı, bu yüzden rahatça antrenman yapabiliyordu.

15 gün sonra–

“Ha!”

Yi Yun’un bedeni gökyüzüne ok gibi fırlarken bağırdı. On metre yükseklikteki kayadan da öteye sıçramıştı. 

Kulaklarında çınlamayla, bedenindeki her ekleminden ejderha veya kaplan kükremesi gibi bir çatırdama gürültüsü geldi.

“Vahşi Kaplanın Dağa İnişi!”

Bir yumruk göndermeden önce ayaklarıyla bedenini gergin tutarak kalçasını sıkıştırdı.

“Çın!”

Yi Yun’un bedeninden berrak bir ses yayıldı. Bu ses güçlü bir yayın çınlama sesiydi. Yi Yun’un tendonlarından geliyordu. Yao Yuan’a kıyasla bu ses çok daha yoğundu.

“Ka-cha!”

Büyük kaya, yumruğuyla doğrudan çarpıştığı gibi Yi Yun’un önüne ufalandı.

Kayanın her tarafında örümcek ağı gibi çatlaklar göründü.

Bu sıradan bir kaya değildi, siyah demir taştı. Sıradan kayalardan daha sağlamdı ama bugün Yi Yun’un yumruğuyla parçalanmaktaydı.

“Cik! Cik! Cik!”

ÇN:Cibili cibili şak şak şak diye devam etmemek için kendimi zor tutuyorum:)

Ormandaki bazı kuşlar korkuyla uçtu. Tüm böcekler ve kurbağalar şaşkınlıktan dolayı sustu.

Tüm dağ sessizleşti. Sadece yapraklar ve kuş tüyleri yere ya da Yi Yun’un başının ve omuzlarının üzerine düştü.

Dokuz buluttan meydana gelen gök gürültüsü, Sürpriz Yay Düşüş Akını!

Yumruklarım böyle bir aşamaya ulaştı!

Yi Yun tüm enerjisini kullandığı şu anda, bir gök gürültüsü sesi gibi eklemleri çatırdıyordu. Sürpriz Yay Düşüş Akını’na gelince sadece yalnız kazları yaralamak mümkün olurdu. Hatta dokuz-shi güçlü yay bir sürüyü düşürüp, başlarını belaya sokabilecek kadar korkuturdu.

ÇN:Nine-shi strongbow’un ne olduğunu bilen söylesin.

Yi Yun’un bedeni gündelik hareketlerinde “Ka ka ka” sesi çıkartıyordu. Kemikleri metal gibi dövülüyor, tendonları ejderha kaburgası gibi güçlü oluyordu.

“Şimdiki seviyem tamamen sağlamlaştı. Kanallarımı açıp ölümlü kanın dördüncü seviyesi Meridians’a girmeyi deneme zamanı!”

İnsan bedeninde meridyenler vardı ama sıradan insanlarda açık değildiler. Bu yüzden gökteki ve yerdeki Yuan Qi’ye uyum sağlayıp dolaştırmaktan tamamen acizdilerdi.

Bir dövüş sanatı çalıştığında; bedeni tamamen eğitir, ardından meridyenlerini açmayı denerdi. Bu dövüş sanatları yolunda ilk adımdı.

İnsan kanalları, on iki normal ve sekiz özel meridyenden oluşurdu.

On iki normal meridyen kişinin uzuvları boyunca yayılırdı. Bunlar kollardaki üç yin(akciğer, kalp, kalp zarı) ve üç yang(ince bağırsak, kalın bağırsak, üç ısıtıcı), bacaklardaki üç yang(mide, safra kesesi, idrar kesesi) ve üç yin(dalak, karaciğer, böbrek) meridyenleriydi.

ÇN:Tüm novel serilerinde değişiyor durumları ama bizde böyle:)http://parksante.com/hizmetlerimiz/akupunktur-2/akupunktur-meridyen-ve-bu-meridyenlerin-fonksiyonlari/ Birçok kaynak var, bu ne la deyip bakmak isterseniz buyrun, üç ısıtıcı ise oldukça garip bir şey, o yüzden biraz zorlandım, idare edin.

Sekiz özel meridyene gelince, onlar vücuda baştan başa yayılırdı. Özel meridyenlerin en önemli ikisi, Ren Du Er Mai idi.

Ren Du Er Mai’nin pozisyonu, kişinin merkez ekseni hizasındaydı ve önünden itibaren düz bir hat olarak görülürdü.

Du damarı arkadayken, Ren damarı önde bulunurdu. Bu iki hat Dan Tian ve Hui Yin’in içinden geçerek, insan bedeninde bir daire içinde toplanıyordu. İki ip gibi kişinin kasıklarından geçerek insan bedenini desteklerdi.

ÇN: Dan tian karnın altında, hui yin apış arasında, anüs ile cinsel organ arasında bulunuyormuş. Ruhsal olarak arınıp, pozitif enerjiyle hastalıklarınızı yenip, jüpitere falan bir şeyler yollamak istiyorsanız bakmanızı öneririm. Kısıtlı olsa da Türkçe kaynaklar da var.http://community.beliefnet.com/go/thread/view/43861/27477029/Ren_Du_Er_Mai_in_Taoism_and_Chi_Gong bunu da ren du er mai için paylaşayım. Ne yazık ki bu konuda Türkçe kaynak bulamadım.

Ren Du Er Mai’nin arasında kırılmış kanallar vardı. Ren Du Er Mai açıldığında bu kırılmış kanallar iyileşir ve kişinin enerjisinin tümüyle dolaşımı için merkez yollar şekillenirdi. Bu yüzden Ren Dur Er Mai’nin açılabilmesi tüm bedendeki meridyenlerin açılması için ilk adımdı.

Yi Yun, Ren Du Er Mai’yi açmak için birçok yol olduğunu daha önce vuxia novellerinde okumuştu.

Örneğin; Zhang Wuji meridyenlerini açmak için Cennetin ve Dünyanın Büyük Değişimi’ni kullandı. Xuzhu meridyenlerini açtığı zaman Li Qiushui ve Tonglao tarafından miras bırakılan gücü kullandı.

Eski kitaplarda dahi Ren Du Er Mai’nin nasıl açılacağına dair birçok kayıt bulunuyordu. Ren Du Er Mai’nin açıldığı an, kişi gençleşebilir ve güç artışının tadını çıkarabilirdi.

Meridyenlerinin mükemmel sonuçları, gelecekte dövüş sanatlarının yüksek alemleri için önünü açabilirdi.

Yi Yun bacaklarını çaprazladı ve oturdu. Meridyenlerini açmak için enerjisini biriktirmeye başladı.

(ÇN: sukhasana denilen meditasyon oturuşu, bağdaşa benzeyen)

Meridyenlerini açtığı sürece Yi Yun’un gücü, vuxia novellerindeki eşsiz uzmanlarınki gibi olacaktı.

Eski Çin’de, surlara yanaşıp sorunsuzca içeri sızmak ve tüm düşman birliğinin arasında generalin kafasını almak mümkün olacaktı.

Ren Du Er Mai’yi açmak için iki yol vardı. Biri kendine güvenmekken diğeri dış yardımlara güvenmekti.

Novellerde ana karakterler Ren Du Er Mai’yi açmak ve kendi gücünü arttırabilmek için eşsiz uzmanlardan yardım alırdı. Bu ayrıca “Güç Aktarımı” olarak biliniyordu.

Hızlı olabilir ama uygun bir yol değildi. Kendi başına geliştirmek daha iyi olurdu.

Tabi ki Yi Yun meridyenlerini kendisi açabilmek için ikinci yolu seçti.

Ejder Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu’nda meridyenlerin açılması için bir yol mevcuttu. Bacakları çaprazlayıp oturarak her bir nefes mümkün olduğunca uzun süre alınmalıydı.

Bir savaşçı, ölümlü kanın üçüncü seviyesine ulaştığında, bedeninde ateş gibi yayılan ve dolaşan birikmiş enerji ile nefesi karışırdı.

Yi Yun, bu enerjiyi kasten Dan Tian’ına gönderip sıkıştırdı.

Tekrar ve tekrar Yi Yun’un bedeni enerjiyle doldu. Nefesleri hızlandı ama her bir nefesi bir öncekinden daha derin oluyordu.

Güneş ile ayın özünü elde ediyor ve yer ile göğün Yuan Qi’sini soluyordu!

Birisi uzaktan baksaydı Yi Yun’un bedeninin ince bir tabaka soluk ışık ile çevrildiğini görürdü.

Özellikle Yi Yun’un göğsü. Bedeni boyunca yavaşça yayılan mor ışık orada yoğunlaşıyordu.

Mor kristal, bu ışığı, çevredeki Yuan Qi’yi özümsedikten sonra yayıyordu. Yi Yun nefesini verdiğinde, mor kristal çevreden enerjiyi özümseyip Yi Yun’un meridyenleri açma uğraşına yardımcı oluyordu.

Yi Yun’un etrafını çevreleyen mor ışık yoğunluğu yavaşça arttı. Mor ışık, eski Çin efsanelerindeki kutsal“Mor Işık Doğudan Gelir” sembolüne benzerdi.

Enerjinin zamanla birikmesiyle Yi Yun’un bedeni, ejderha ve kaplan kükremesine benzer sesler çıkarmaya başladı. Kan akışı, kısıtlanmadan akan taşkın bir akarsu gibiydi!

Her nefeste Yi Yun’un çevresindeki hava hızla girdap gibi dönüyordu. Balinanın suyu emmesi kadar şaşırtıcıydı.

“Of–Of–Of–”

Yi Yun’un nefesleri ağırlaştıkça ağırlaşmaya başladı. Her bir nefes bedeninde toplanıyordu, bedeni dalgalar tarafından savrulan bir tekneye benziyordu.

Gövdesi aşağı yukarı hareket ettikçe, Yi Yun’un bedenindeki enerji yoğunlaşmaya başladı.

Cildi şişmiş kösele gibiyken, tendonları da tıngırtı benzeri sesler çıkarmaya başladı. Kemiklerinden patlama sesleri yayılıyordu.

Aşırı biriktiğinde, Yi Yun bedeninin patlamaya yaklaştığını hissetti. Yi Yun enerjisini kontrol etti ve Dan Tian’ına kayaları parçalıyormuş gibi dalga dalga ısı akışı gönderdi.

Yi Yun yavaşça sınırına yaklaşmaya başladı. Bedeninin yüzeyindeki küçük damarlar patlamak üzereyken bir “boom” sesi duydu. Merkezinde Yi Yun olmak üzere, enerji dışa doğru patladı. Yi Yun’un oturduğu kaya kırıldı ve beş metre yakınlıktaki ağaçlar parçalandı!

Yi Yun bedeninin güçsüzleştiğini hissetti. Burun deliklerinin, kulaklarının hepsi kanıyordu. Ama bu taze kan değildi, siyah kandı. Gözeneklerinden dahi grimsi bir ter özü çıktı.

Bitti!

Ölümlü kanın dördüncü alemi, Meridians!

Yi Yun biliyordu ki nihayet meridyenlerini açmıştı ve vuxia novellerindeki kahramanlarla eşit hale gelmişti.

Yi Yun gençliğinde novel okurken, yakışıklı, görkemli, sınırlarda gezen, adaleti savunan ve yapılanları ödeten biri olmaya hayal etmişti.

Bugüne gelince, nihayet bu gücü elde etmişti.

Ancak bu garip dünyadaki enerji Dünya’dan daha zengindi. Dünya’da Ren Du Er Mai’nin açılması kişiyi eşsiz bir usta yapardı ama bu sözdeydi çünkü Dünya’da Gök ve Yer Yuan Qi’si yoktu.

Ama bu dünyada sadece Gök ve Yer Yuan Qi’si yoktu ayrıca metruk gücü, psişik güçler ve diğer gizemli güçler gibi Yi Yun’un hala anlamaktan aciz olduğu güçler vardı. Bu enerjiler, Dünya’daki nükleer enerjiler kadar güçlüydüler.

Bu enerjiler kendisince kullanılabilirdi, bu yüzden ölümlü kanın dördüncü alemi, Meridians, dövüş sanatları yolunda sadece bebek adımıydı.

Yi Yun yerden yukarı sıçradı. Çevreyi açıkça görebiliyor ve hissedebiliyordu. On adımlık bir alan içinde meydana gelen her şeyi biliyordu. Yaprakların her hışırtısını, solucanların her kıvrılışını yüksek ve net bir sesle duyuyordu.

Bir bakışta önüne düşmüş olan yaprakları sayabilirdi. Otuz iki yaprak vardı!

Birçok dövüş uzmanı keskin bir akıl ve açık bir bilinç ile fotografik hafızaya sahipti. Meridyenlerin açılması sonucu beyin fonksiyonları gelişiyordu.

Sonuçta Ren Du Er Mai beyinden dönerdi ve beynin içinden geçen enerjiyle kişinin hafızası ve tepkileri gelişirdi.

“Bu his harika! Çok müthiş!”

Vücudu dönüşüm geçiren Yi Yun, fazlasıyla memnun oldu. Ölümlü kanın dördüncü seviyesi, Meridians’ı kusursuzca kırmıştı. Sadece bu da değil, ilik temizliğinin başka bir turunda da deneyim kazanmıştı.

Ölümlülerin yediği türlü türlü tahıllar, bedenlerinin kirlilikle dolmasına neden oluyordu. Mor kan alemine ulaşmadan önce ilik temizliği geçirmek zorunluluktu.

Daha kapsamlı bir ilik temizliği daha iyi oluyordu. Yi Yun’un ikinci seferinde çıkan kir, öncekinden daha az olmuştu.

Yi Yun soyundu ve bir banyo için dalış havuzuna atladı. Düzinelerce metre derinliğe daldı ve yukarı yüzmeden önce nefesini yirmi dakika civarında tuttu.

“Puah!”

Yi Yun su damlacıklarından bir patlama yaratarak büyük bir sazan gibi sudan dışarı çıktı!

Çırılçıplaktı. Kıyafetlerini hiç değiştirmeden, eski ıslak kıyafetlerini giydi.

Giysileri suyla sırılsıklam oldu. Yi Yun’un vücuduna yapıştı ve bedeninin sert kıvrımlarını açıkça gösteriyordu.

Çetin eğitimle geçen günlerin ardından kasları sıkılaşarak büyümüştü ve bedeni günden güne şekilleniyordu. Boyu da uzamıştı, yakışıklı genç bir delikanlı oluyordu.

Yi Yun Meridians alemini kırdıktan sonra yepyeni bir aura yaydı.

Kınındaki bir kılıca benzeyen bedeniyle büyük bir kayanın üzerinde durdu. Baskın bir varlığı vardı. Hafif ayışığı altında Yi Yun’un narin cildi cıva gibi parıldayarak aydınlandı.

Böyle genç bir delikanlı artık hiçbir yemeğe sahip olmayan zavallı veletler gibi görünüyordu.

Oyulmamış bir heykel gibi olsa da işlenmemiş bir elmas gibiydi. Giydiği kıyafetler yalnızca paçavra olarak tanımlanabilirdi ama parıltılı aurasını gizleyemezdi.

ÇN: Yi Yun takip ettiğiniz wuxia novelleri hakkında spoiler verecek olursa baştan uyarırım 

Useless Notu: Takip ettikleri wuxia noveli çok yoktur bence.

Yorum Yap "Tmw 29"