Tankların Tarihi Günceli

Tmw 26

Ekim 01, 2016




Thunderous 


Zümrüt yeşili dalış havuzu yüzeyden yeşil görülebilir ama akla havsalaya sığmayan bir derinliği vardı. Yi Yun önce derinliğini keşfetmeye çalışmıştı ama diplere dalmayı başaramamıştı.


On metre derine daldığında kulaklarının acıdığını hissetti.

İnsan kulakları çok savunmasızdı. Dalgıçların en dayanılmaz basınç deneyimleri aklına geldi. Dövüş ustaları da farklı değil.

Kişi derine dalarken, organlarında basıncı hissetmeden önce kulak zarları yırtılırdı. Yi Yun ağzını havayla şişirdi. Ağzındaki basıncı arttırarak dış basınç farkını dengeleyebilir ve kulaklarındaki acıyı azaltabilirdi.

Bilinmeyen bir derinliğe daldıktan sonra, su altındaki zayıf ışık durumunu tecrübe etti. Sadece su yüzeyine baktığında güzel günışığının su altına iletildiğini gördü.

Yi Yun tehlikeden kaçabilmek için uçuruma yakın durdu. Garip kayalar uçurumun biberiydi. Kayalar derinliklere indikçe tamamen karanlıkta kalıyordu. Bu, korkunç ve dipsiz bir karanlıktı.

Neyse ki, Yi Yun vigor alemine ulaşmıştı. Nefesini uzun bir süre tutabilirdi. Bir nefes ile yaklaşık 15 dakika dayanabildi.

Dünyada su altında nefes tutma rekoru yaklaşık 13 dakikaydı. Tabi ki, bu insanlar profesyonel eğitimden geçmişti, Yi Yun kendini daha fazla eğitirse zamanlaması da uzayacaktır.

Yi Yun basınç arttıkça ciğerlerinin sıkıştırılmış olduğunu hissetti. Karın boşluğu vücut sıvılarıyla doluyordu.

Ciğerlerini çevreleyen kaburgaları yoğun basınç altındaydı. Sanki göğsünün üstünde büyük bir ayı tepiniyordu. Kaburgalarının çatırdama sesini Yi Yun bile duydu.

Kemik eğitimini şimdiye tamamlamasaydı, kaburgaları kesinlikle kırılırdı.

Karın boşluğunu sıkıştırılmasıyla, muazzam basınç Yi Yun’un bedenine aktarıldı, vücut sıvıları ve organları sıkışıyordu.

Yi Yun yavaşça sınırına geldiğini hissetti.

Dalış, tehlikeli bir spordu. Su basıncı yüzünden bilincini kaybettiğin an, kesinlikle ölüme mahkumdun. Ceset yavaşça batmaya başlardı ve tamamen ezilirdin.

Dünyadaki derin dalış meraklıları halatlar, balonlar ve diğer hayat kurtarıcı aletler gibi her tür hazırlıkları yapmak zorundaydılar.

Yi Yun’da ise doğal olarak hiçbiri yoktu. Kendi değerlendirmelerine güvenmek zorundaydı.

“Küt! Küt!”

Su altının sessiz derinliklerinde, kendi kalp atışlarını ve hatta kan akışının sesini bile duyabiliyordu.

Dağlardaki gün ışığı çoktan zayıflamıştı ama bu derinlikte Yi Yun’un tamamen karanlıkla çevrelendiği söylenebilirdi. Sessiz, karanlık ve yüksek basınçlı ortam altında, Yi Yun’un açıkça hissettiği tek şey, göğsündeki mor kristaldi. Kan akışına doğru serin bir duygu yayıldı.

Bu serin duygu, peri masallarındaki ab-ı hayat gibiydi. Son derece zayıf olmasına rağmen, Yi Yun’un hayatta kalmasını sağlayabilir. Bu, Yi Yun’un aşırı koşullar altında bilinçli kalabilmesine imkan sağladı.

Bu durum, dünyadaki mağaranın çöktüğü zamanki deneyime benzerdi. Toprak altında kapana kısılmıştı ve mor kristal ona bu karanlık ve sessiz ortamda eşlik etmişti.

Yi Yun, mor kristal hayatının son sığınağıymış gibi hissetti. Organları muazzam su basıncı altında zarar gördüğünde, mor kristal sessizce organlarını iyileştirdi. Muazzam su basıncı sadece tecrübe kazandırmadı aynı zamanda kısa zamanda iyileşmesinin mümkün olduğunu öğretti.

Yi Yun, su altında zaman mefhumunu kaybetti. Ejder Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu’nun enerji dolaştırma teorilerini uyguluyordu. Nefesinin neredeyse bitmek üzere olduğunu hissedince, yukarıya doğru yüzmeye başladı.

Derin deniz dalgıçları genellikle çok enerjiye veya havaya sahip olmazdı. Yukarıya doğru yüzmek çok enerji gerektirdiğinden dünyadaki büyük çoğunluk, yukarıya çıkmak için balon gibi aletler kullanırlardı ama Yi Yun kendine güvenmek zorundaydı.

Bu, ciğerleri ve kalbi için büyük bir sınav oldu.

Böyle muazzam bir basıncın altında, kalp atışları ve nefesi, yüz kat daha fazla bir gerginlik deneyimledi.

Yi Yun nefesini tuttu, irade gücünün etkisiyle ve mor kristalin yardımıyla yukarıya doğru gıdım gıdım yüzdü.

“Puah!” Kafası sudan çıktığında içine büyük bir nefes çekti. Yüzü solgun, dudakları beyaz ve göz bebekleri küçülmüştü.

Yüz metreden daha fazla bir derinliğe dalmıştı ve 20 dakikadan daha uzun süre su altında kalmıştı. Kaya dışında başka bir aleti olmadan bunu yapabildiğine inanamadı. Engin Suda Ejder Dansı’nı ilk seferinde başarıyla uygulayabildiği için şaşırdı.

Karaya doğru yüzdü. Saçından su damlıyordu. Birkaç uzun nefesten sonra bedeninin artık benzer olduğunu derinden hissetti.

Metruk gücünün sindirimi tamamlanmıştı. Dalış havuzuna gelmeden önce, bedeninin enerjiyle dolu olduğunu hissediyordu ama gelişiminden sonra aşırı aç hissediyordu. Sanki üç gün boyunca bir şey yememişti.

Bu, Ejder Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu’nun etkisiydi. Ejder Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu, metruk kemiklerin enerjisiyle birleşince Yi Yun’un gücü hızla yükselmişti.

“Gerçekten… harika bir duygu!” Yi Yun çığlık atmadan duramadı.

“Ka Ka Ka!” Bu uzun çığlığın ortasında, Yi Yun’un eklemleri çatırdama sesleri çıkarmaya başladı. Yüksek olmasa da son derece anlaşılırdı, çelik toplarının karıştırılma sesi gibiydi.

“Thunderous alemi, ölümlü kanın üçüncü alemi olmalı, Thunderous!” Yi Yun sevindi. Yeterli eğitimden sonra, ölümlü kanın beş seviyesinin de doğal son noktaları vardı. Yeterli enerji sağlayarak sıkı çalıştığı sürece, darboğaza takılmadan herkes ölümlü kanın beşinci seviyesine ulaşabilirdi.

Herkes ölümlü kanın beşinci seviyesine ulaşabilse de hız farkı çok büyük olabilirdi.

Yetenekli biri çabucak gelişmekle kalmaz, temelleri sağlam ve sıradan insanlardan çok daha güçlü olurdu.

Yetenekleri az olanlara gelince, ölümlü kan aleminin seviyeleri arasında 3-5 yıl harcamaları nadir değildi.

Yi Yun, yetenek fakiri olduğunu biliyordu. Bu dünyaya geçtikten sonra, ince ve zayıf sıradan bir insan olmuştu. 30 kilo ağırlığındaki kayaları kaldırabildiği küçük bir gücü vardı.

Böyle bir bedenin yeteneklerinin iyi olması mümkün değildi. Muhtemelen, metruk kemikleri arıtanlardan birinin oğlu, Da Tou’dan uzak değildi.

Ama mor kristalin yardımıyla, Yi Yun yetişimini olağanüstü bir şekilde arttırdı. Yarım ayda, ölümlü kan aleminin üçüncü seviyesine ulaştı.

İki buçuk ayda mor kan savaşçı olup, Tai Ah Kutsal Krallığı’nın savaşçı seçimlerinde seçilebilmesi mümkün olabilir mi?

Bu küçücük kabilede bir mor kan savaşçı insanların çıldırmasına ve heyecanlanmasına yol açar.

Kimin olduğu önemli değil, Lian kabilesi içinden bir mor kan savaşçı çıkabilirse insanlar tapınacaktı!

Kabilenin ölümünü veya yaşamını belirlemek için kullanılacak mutlak güce ve en yüksek prestije sahip olacaktı.

Yi Yun saate baktı. Bu gelişim sürecinden sonra öğleden sonrayı zaten geçmişti. Sabahtan beri çalışmıştı. Daha uyumamıştı.

Ölümlü kan aleminin üçüncü seviyesi Thunderous alemini kırdıktan sonra uyku ihtiyacının belirtisini dahi hissetmedi. İki saat boyunca Ejder Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu metoduna uygun olarak meditasyon yaptıktan sonra 8 saat boyunca deliksiz uyumuş gibi enerjiyle dolduğunu hissetti.

“Metruk kemikleri arıtma zamanı neredeyse geldi. Tüm gün çalıştım. Açlıktan geberiyorum!” Bir gündür yemek yememişti. Daha önce metruk kemiklerin enerjisi onu destekliyordu, bu yüzden aç olmasına rağmen bir sorunla karşılaşmadan bedeni ona enerji sağlayabiliyordu.

Ama Ejder Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu’na aşırı bir şekilde çalıştıktan sonra bedenindeki metruk kemik enerjisi tükenmişti. Bu yüzden açlığı çok daha dayanılmaz oldu.

Gökyüzünün renginden güneşin batmak üzere olduğu anlaşılıyordu. Yi Yun, köye geri döndü.

Tahıl kurutma alanında kazan parlak alevlerle yanıyordu ve vardiya değiştirme zamanı gelmişti.

Da Tou’nun babası, Yi Yun’un döndüğünü görünce odun yığınını işaret etti ve doğrudan söyledi: “Bu odunları benim için kes. Dün gece bir bok yapmadın. Burada gereksiz insanlara ihtiyacımız yok. Bitiremezsen, bugün lapa alamayacaksın.”

Yi Yun bunu duyduktan sonra sessizleşti. Sanki dün lapa yiyebilmişti. Bu adamların hepsi paldır küldür kavgaya girişmişti. Yi Yun’un almış olduğu pirinç taneleri parmakla sayılabilirdi. Pirinç lapası kovası, yıkamaya bile gerek kalmayacak şekilde yalanarak temizlenmişti.

Yi Yun köşeye oturdu ve acele etmeden odunları kesmeye başladı.

Odunlar, yetişkin bacağından daha kalındı. Odunları kestikten sonra, düzgün bir ateş yakabilmek için benzer ve daha küçük boyutlarda tekrar kesmek gerekiyordu.

Yi Yun odun keserken, herkes farkında olmadan kazandan gelen kırmızı ve mavi ışık tabakasıyla kaplandı.

Yi Yun daha önce Lian Chengyu’ya biraz çorba bırakmak için otlardaki tüm enerjiyi özümsememişti çünkü Lian Chengyu’nun yanlış bir şeyler olduğundan şüphelenmesinden korkuyordu.

Bu sefer metruk kemikler için durum farklıydı. Yi Yun metruk kemiklerdeki tüm enerjiyi özümsemeye ve gücünü hızla arttırmaya kararlıydı. O zaman Lian Chengyu’dan korkmasına gerek kalmayacaktı.

Lian Chengyu için biraz üzgün hissetti. Aklından şöyle geçirdi: “Genç efendi Lian, üzgünüm. Mor kan alemine ulaşamazsam, sonrası çok kötü olur. Metruk kemik setini hiçbir şey kalmayana kadar kuruttuğum için sadece özür dileyebilirim.”

“Mor kan alemine ulaşamadan, metruk kemikleri özümsemeyi bitirirsem, sonrasında ben…eee… kuru kuru emmeye devam edeceğim. Sonuçta mor kan alemi, dövüş ustalığı yolunda sadece ilk adım. Önümde hala uzun bir yol var.”

“Bu yüzden lütfen sonuna kadar iyi bir adam ol. Gelecekte seni daima hatırlayacağım.” Yi Yun günah çıkarmayı bitirdikten sonra, metruk kemiklerin enerjisini özümsemeye başladı.

Bedenindeki enerjinin yetersizliğinde, hiçbir kısıtlama olmadan metruk kemiklerin enerjisini özümsemek mükemmel derecede rahatlatıcı bir duyguydu.

Açlık ve enerji eksikliği, iki farklı duygu olmalarına rağmen hayli de benzerdi.

Aşırı açlık durumunda, nefis yiyeceklerden oluşan görkemli bir ziyafetten daha mutlu edici ne olabilirdi ki?

Yi Yun’un Liang Chengyu ile resmi davranmasına gerek yoktu. Metruk kemiklerin enerjisini tamamen özümsemek için çok büyük bir süreye ihtiyaç olduğunu biliyordu.

Sonuçta, metruk kemikleri Lian Chengyu’nun ilkel yöntemleri ile hazırlamak, metruk kemiklerin özünün küçük bir miktarının arıtılabilmesini sağlayabilir. Bu küçük miktar öz, Lian Chengyu’nun mor kan alemine geçmesine yeterliydi.

Ancak Yi Yun mor kristali kullanarak, metruk kemiklerin enerjisini yüksek bir verimle ve tamamen özümseyebilirdi. Yine de Yi Yun’un gelişimi Thunderous aleminin başındaydı, gelişim hızı hiç artmazsa kendini bile korkutabilirdi…

Yorum Yap "Tmw 26"