Dünyanın Oluşumu Günceli

Tmw 25

Ekim 01, 2016





Kendini Sakatlayıcı Yetiştirme 



Metruk kemikleri arıtarak geçen tüm bir geceden sonra, Yi Yun kısıtlama olmadan metruk kemiklerin içindeki tüm enerjiyi özümseyemedi.


Özümseme sınırı olduğunu anladıktan sonra doygunluk hissetti. Yemek yerken, artık yiyemeyeceğin bir noktanın olması gibiydi.

Özümsemeye devam ederse bedenindeki enerjinin çalkantılı akımını hissederdi, bedenini uyuştururdu.

Yi Yun, bu noktada güçle dolu olduğunu hissetti ve onu kullanması gerekliydi.

Gelişmek için dağa gitmeye sabırsızlanıyordu!

Sabırsızlıkla şafağa kadar bekledikten sonra, gündüz vardiyası yerlerini almaya geldi. Yi Yun çabucak arka dağlara koştu. Aslında dağ girişine kadar yavaş bir tempoda koşmuştu ama etrafta kimse kalmayınca rüzgar gibi koşmaya başladı.

Basit bir atlamayla beş altı metre ilerleyen çevik bir antilop gibiydi.

3 metre yüksekliğindeki kayayı bir sıçramayla aşıp, 5 metrelik ağacın ortasından geçiyordu. (ÇN: Yeşili koruyun, doğayı sevin, ağaçlara zarar vermeyin.)

Yi Yun koşmuyordu, yerden ayrılmadan uçuyordu. Dağ arazisi karışıktı ama Yi Yun’un keskin hisleri engellere takılmamasını sağlıyordu.

Dağın tepesine koştu ve dağın arkasına ulaşmak için diğer taraftaki vadiden indi.

Bu aralıkta, bir kere bile dinlenmemişti. Seyahat ederken derin nefes hızını sabit tuttu. Kalp atışlarının aralığı da sabit, yavaş ama güçlüydü.

Yi Yun bir saat koştuktan sonra nihayet durdu. Böyle uzun süre koştuktan sonra bile ne yüzü kızarıyordu ne de kalp atışları hızlanıyordu. Koşmak da bir kendini geliştirme biçimiydi. Bir mesafe koştuktan sonra, Yi Yun koşarak zorlanmanın tadını çıkardı.

Bu konum köyden en uzak noktaydı ve oldukça güvenliydi. Korunmanın da ötesinde harikalar diyarıydı, büyük hayvanlar veya metruk hayvanlarla karşılaşabilirdi.

Gerçi şimdiki gücüyle bir metruk hayvanla karşılaşırsa ölüme mahkumdu.

Bitki örtüsü burada zengin değildi. Sağda solda etrafa dağılmış siyah kayalarla kaplı bir araziydi.

Bu siyah demir taştı. Siyah demir taş, çelik kadar ağırdı ve normal kayalardan birkaç kat daha güçlüydü. Hatta kayaların kırılmasına neden olabilen likenler, siyah demir taşta yetişmezdi. (ÇN: İçime sinmese de ironstone’u demir taş olarak bıraktım.Ayrıca https://tr.wikipedia.org/wiki/Likenler şunu da alın.)

Yi Yun’un durduğu yer uçurumun aşağısındaki düz bir alandı. Genişliği yaklaşık 30 metreydi.

Uçurumun yukarısında bir şelale vardı. Çok sayıda su damlacığı havada uçuyor ve güneşle yıkanarak sisin içinde bir gökkuşağı oluşturuyordu. Bu manzara dünyada büyüleyici bir turistik alan olurdu.

Şelale geniş sayılmazdı ama döküldüğü nokta çok yüksekti. 100 metreden daha yüksekti. Vahşi su akışı acımasızca aşağıya dökülmeye devam ediyordu. Epey uzaktan bile duyulabilen bir gürültü çıkarıyordu.

Yi Yun geliştirme yeri olarak bu şelaleyi önceden seçmişti.

Derin bir nefes aldı ve bedenindeki enerjiyi dolaştırdı. Zorlu antrenmanı tekrar başlamak üzereydi.

On millik alanda kimsenin olmadığı vahşi doğanın içinde kendi halinde bir dağda, Yi Yun, Ejderha Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu’nun her bir duruşunu çalıştı.

Dağın arkasındaki kayalar eksikti. Yi Yun özellikle siyah bir demir taş ile düz bir alan seçmişti.

Siyah demir taşın önünde durdu ve yumruklamaya başladı.

Nasıl etten ve kandan yumrukları böyle cansız bir siyah demir taşı parçalarına ayırabilir ki?

Yi Yun dişlerini sıktı ve yumruklamaya devam etti, bir yumruk, iki yumruk, üç yumruk…on yumruk…yirmi yumruk!

Her bir yumruğunda tüm gücünü kullandı.

İlk birkaç yumruğunda elleri yaralandı. Ellerinden kan akarken kalp burkan bir acı duydu. Sonrasında da yumrukları uçmaya devam ederken eklemleri tıngırdamaya başladı.

Duyduğu tarifsiz acı yüzünden parmaklarını kalbine götürdü.

Ama Yi Yun dişlerini sıktı ve acıya katlandı. Yüzü terden sırılsıklamdı. Yüzü solgunlaşırken dudakları da beyaza döndü.

Yi Yun, yumruklarının yüzeyinde etinin yerine kemikleri görünene kadar durmadı.

Bunu takiben kayayı tekmelemeye başladı. Bacakları yaralarla kaplanana kadar devam etti. Zar zor ayakta duruyordu. Bir moladan sonra omuzları ve sırtıyla kayaya vurmaya devam etti.

Kullanabileceği tüm uzuvlarını kullandı ama sonuçta hala siyah demir taşa bir şey yapmaktan acizdi. Bunun yerine bedeni kesikler ve morluklarla doluydu.

Acı!

Yi Yun yerde dinlendi. Vücudu güçten yoksundu, hatta görüşü bile bulanıktı.

Nefesi üzerine odaklandı ve Ejder Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu’nun enerji dolaştırma tekniklerini izledi.

Bu, Yi Yun’un daha önce denemeye cesaret edemediği kendini sakatlayıcı bir gelişim metoduydu.

Ancak bir kaç saat önce, Yi Yun doyana kadar Donmuş Piton’un metruk kemiklerinin enerjisini yemişti.

Metruk kemiklerin içinde bulunan enerjiye, metruk gücü denirdi. Bu herhangi bir yetiştirici için büyük bir hediyeydi.

Metruk gücü ile kıyaslandığında Lian kabilesinin bitki dağındaki bitkisel öz önemsizdi.

Yüz yıllık bitkilerde bile bu güç bulunmuyordu.

Metruk gücünün desteğiyle, Yi Yun böyle kendini sakatlayıcı bir antrenmana devam etmeye cesaret edebildi.

Bu egzersiz, Ejder Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu’nun ‘Kaplan Pençesi Kaya Vuruşu’ olarak kaydedilmişti ve kemikleri güçlendirme metoduydu.

Kemikleri güçlendirmek için kayaları kullanmak, olağanüstü derecede acı vericiydi ve süreç çok zordu. Güçlü bir azme sahip olmadan imkansızdı.

Azim olsa bile destekleyecek kaynaklara ihtiyaç vardı.

Yoksa, kemikleri güçlendirmek yerine sakat kalmakla sonuçlanabilirdi.

Sınırlı kaynaklar nedeniyle, savaşçı hazırlık kampı üyeleri Kaplan Pençesi Kaya Vuruşu’nu denemeye cesaret edemiyorlardı.

Sadece büyük kabilelerin yeteneklileri metruk hayvan eti tüketerek ve metruk hayvan kanı içerek böyle yaralanmalara dayanabilirdi.

Metruk gücü, Yi Yun’un bedeninde hızla dolaştı. Yaraları kaşınmaya ve iyileşme belirtisi göstermeye başladı.

Metruk kemikler, mor kristalin arıtmasıyla beraber aslında birinci sınıf olmuştu. Bedenini iyileştirmek için kullandığı enerji muazzam bir hıza sahipti, çıplak gözle bile görülebilirdi.

Birinin kemiklerini güçlendirmek için Ejder Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu tarafından kullanılan yöntem, metruk gücün yaraları iyileştirmesine izin vererek demir dövmeye benzer bir geliştirme yöntemiydi.

Kılıç oluşturma metodu, sıcakken kılıç çeliğine tekrar tekrar vurarak eşsiz kılıçlar oluşturmaktı.

Yi Yun’un şimdi yaptığı şey de kılıç dövmeye benziyordu.

Bedenine ham çelik, demir taşına da örs olarak muamele etti. Tekrarlanan darbeler sayesinde, yetiştirme biçimi gibi bedeni de işlendi.

Altı saat dinlendikten sonra, iyileştiğini hissetti. Ellerinin üstü kabuk bağlamıştı, yani hareketleri etkilenmedi.

Bezle yaralarını sardı ve tereddüt etmeden şelaleye daldı.

“Foş!”

Su, bin poundluk balyoz gibi bedenini ezdi. (DN: 1000 pound yaklaşık 455 kilodur.)

Şelalenin altında derin bir dalış havuzu vardı.

Şelalenin sürekli darbesinden, dalma havuzu bilinmeyen bir derinlikteydi. Karadan, dalma havuzunun dibi açıkça zümrüt yeşili görünüyordu.

Bu, Yi Yun’un Lian kabilesi bölgesinin çevresinde bulabildiği en derin su kütlesiydi.

Yi Yun Ejder Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu’nun bir başka duruşunu uyguluyordu, ‘Engin Suda Ejderha Dansı’.

Aslında, Engin Suda Ejderha Dansı böyle geliştirilmezdi. Engin suyla okyanus kastediliyordu ama bu uçsuz bucaksız vahşi doğada okyanus yoktu. Yi Yun sadece şelalenin dalma havuzunu kullanabilirdi.

Engin Suda Ejderha Dansı, iç organları eğitmek için kullanılan bir teknikti.

Daha fazla çalıştığı Ejder Kaburgası Kaplan Yumruğu’nun inceliklerini daha fazla anladı.

Savaşçının gücü ve enerjisi kolayca geliştirilir ama tendonları, kemikleri ve iç organları geliştirmek daha zordur.

Ejderha Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu duruşu ile savaşçının gelişimi, Vahşi Kaplanın Dağa İnişi ile yay kirişi gibi tendonların gerilmesi sayesinde tendonlar harika bir biçimde güçlendirilirdi.

Kaplan Pençesi Kaya Vuruşu kullanarak tekrar tekrar çeliğin dövülmesi gibi kemikler güçlendirilirdi.

Organları geliştirmek daha zordu. Organlar, bir savaşçı organ gelişimini kolayca kontrol edemeyeceği için tendonlarla kıyaslanamaz.

Bu yüzden, Ejder Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu tekniğinin yaratıcısının aklına Engin Suda Ejderha Dansı gelmişti.

Engin Suda Ejderha Dansı’nın pratiğini yapmak için okyanusa atlamak ve tek nefesle 200 metre derinliğe ulaşmak gerekliydi. O derinlikteki basınç son derece yüksek ve insanların kulak zarlarını ve organlarını patlatmak için yeterli olurdu.

Su basıncı kişinin organları üzerine uygulanacaktı. Böyle bir basıncın uzun süre altında kalmak, kişinin organlarını daha dayanıklı bir hale getirecekti.

Yi Yun derin bir nefes aldı ve ağır bir kaya tutarken dalış havuzunun derinliklerini atladı.


Yorum Yap "Tmw 25"