Tank Tarihi Günceli

Tdg 1

Ekim 04, 2016




Devasa Aziz Ata Dağları üzerinde, güneş ışığı, derin kanyonlar içindeki dağların arasındaki boşluktan parladı. Yamacın yanındaki vadide biraz buz kalıntısı kalmıştı.

Yazın başı olmasına rağmen kar hala tam olarak erimemişti. Burada ki soğuk son derece uzundu. Bazen hayvanların kükremeleri bile duyulabilirdi. Vadinin yüzeyinde muhteşem bir şehir duruyordu.

Aziz Ata Dağlarının dışındaki dünya işgal edilmişti. Dağda yaşayan insanlar yüzlerce yıldır dış dünyayla temas halinde değildi. Şehirde yaşayan insanlar, dış dünyanın durumundan emin değiller.

Bu insanlığın en görkemli dönemi olarak kaydedildi, binlerce Efsane seviye Dövüşçü ve Şeytan Ruhcuları. İnsanlar geniş topraklarda birçok imparatorluklar kursu ancak hepside yok oldu.

Coğrafi konumuyla gizli kalan şehir, Karanlık çağından korundu. Onlar Aziz Ata Dağında, Kar Rüzgar canavarlarının saldırılarıyla karşılaşırlar ancak sayısız yıkıcı çatışmalardan sonra şehir yeniden kuruldu.

Bu rengarenk duvarlar baş eğmez bir anıt oldu.

Görkem Şehri olarak adlandırılan bu şehir,  insanlık için bir umut sembolü oldu.

“Kutsal Orkide Enstitüsü, Dövüşçü Çırak sınıfı”

Otuza yakın öğrenci ders anlatan öğretmeni dinlemek için bekliyorlardı. Öğrenciler bir demet Dövüşçü Çıraklardı. Onlar Görkem Şehrinin Kutsal Orkide Enstitüsü’nün öğrencileriydi.

“Ben yeni öğretmen, Shen Xiu’nun, Kutsal Ailenin 3 yıldızlı Gümüş rütbe Şeytan Ruhcusu olduğunu duydum!”

Birkaç öğrenci kendi aralarında sessizce tartışıyordu.

Öğrencilerin dikkati öğretmenin üzerinde durdu. O, uzun boylu bir figüre sahipti, onun göğsüne odaklanan, vücudu sıkıca sarılmış bir lavanta elbise giymişti. Onun narin, bir çift beyaz bacakları vardı ve onu güzel ve zarif gösteren enfes bir makyaj yapmıştı. Gözleri gurur ve kibir doluydu.

Kutsal Aile, Görkem Şehrinin üç başlıca ailelerden biridir. O soylu doğumlu ve 3 yıldızlı Gümüş rütbe Şeytan Ruhçusu olduğu için, o doğal olarak gururla doluydu.

3 yıldızlı Gümüş rütbe Şeytan Ruhçusu olarak o, normal buraya gelip öğretmen olmazdı. Sadece yeğeni bu sınıfta olduğu için kabul etti.

“Şeytan Ruhçuları ve Dövüşçüleri beş farklı rütbeye sahiptir: Bronz, Gümüş, Altın, Siyah Altın ve Efsane rütbe. Her rütbe, 1-yıldızdan 5-yıldız, beş seviyeye ayrılmıştır.”

“Bir Şeytan Ruhçusu bir Dövüşçüden güçlüdür. Biz gerçekten asil bir varlığız. Bir Şeytan Ruhçusu kendi dantianı içinde bir ruh bölgesi oluşturabilir. Onlar kendi ruh dünyasına yakalanan bir şeytanı entegre etme ve daha sonra bir savaşta iblis ile birleşme yeteneğine sahiptir. Bu onlara ile rekabet edebilecek kadar kuvvete ve Dövüşçüler üzerinde eşsiz güce sahip olmamızı sağlamıştır.”

Shen Xiu çenesini kaldırdı ve küstahça konuştu; “Aynen benim gibi! benim şeytanım bir Kızıl Alev Tilkisi.”

Aniden, Shen Xiu’nun yüzü ve elleri köklü değişikliklere uğradı. Onun yüz şekli, dişleri ve tırnakları daha keskin oldu keskin oldu. Son olarak, bir kızıl kuyruk sırtında ortaya çıktı.

“Bir iblis ile birleştikten sonra, onun gücünden yanı sıra yangın tipi yeteneklerini de kontrol edebilirim. İblisler arasında Kızıl Alev Tilkisi, bir Altın rütbe canavarıdır. Bu benim ulaşabileceğim en yüksek seviye Altın rütbe Şeytan Ruhçusu olduğu anlamına gelir. Tabii ki, bir altın rütbe Şeytan Ruhçusu olduktan sonra, ben daha güçlü bir iblis ile değiştirebilirim. ”

Konu onun gelişimine geldiğinde, Shen Xiu’nun yüzündeki gururu kalınlaştı.(ÇN: Daha fazla gururlandı.)

Shen Xiu’nun sözleri bir grup öğrenciyi hayran bıraktı. Altın rütbe Şeytan Ruhçuları, çoğu için ulaşamayacağı bir varlıktı.

Shen Xiu sahnede ders devam ederken Nie Li, arka sırada oturuyordu. Onun aklı transa girmiş gibi ruhu ortalıkta dolanıyordu.

Bir süre sonra, Nie Li yavaşça gözlerini açtı. Önündeki sahne yüzünden şaşkınlığını alamadı.

“Neredeyim ben?” Nie Li sessizce kendine sordu.

Ellerinin küçük olduğunu ve cildinin çok daha yumuşak hale geldiğini anlayınca o tamamen şok oldu.

Shen Xiu sahnede durmadan konuşuyordu. Nie Li açıkça bunun enstitüye katıldığı yıl olduğunu hatırladı. Ders öğretmeni, 3 yıldızlı Gümüş rütbe Şeytan Ruhçusuydu ve son derece kibirliydi. Onun yüzünden Nie Li öğrenmek için isteksizdi.

“Ben aslında yeniden mi doğdum?”

Nie Li derinden şok oldu. O Bilge İmparatoru ve altı Deity rütbe canavarlar çevrilendiğini ve saldırıya uğrayarak savaşta öldüğünü hatırladı. Onun ruhu on üç yaşında olduğu zaman yeniden doğmuş gibi görünüyor.

Ç.N: DEİTY ölümsüzde diyebiliriz ancak ben böyle kalmasının daha iyi olduğunu düşünüyorum. Siz ne dersiniz?

Nie Li yan tarafına doğru baktı ve tanıdık yüzler gördü: Lu Piao ve Du Ze. Bu kardeşlerin görünüşleri çok olgunlaşmamış olması dışında onlarla hayat ve ölüm birlikte paylaştılar.

Ve o, Nie Li sola doğru baktı. Ondan bir kaç metre uzaklıkta, güzel bir kusursuz yüz görüş alanına girdi. Onun adı Ye Zi Yun’du. Onun görünümünü sadece 13-14 yaşında olmasına rağmen, mor renkli saçları beline kadar dökülüp şimdiden ince ve zarif görünüyordu.O kaşları kabardı ve akıllı bir parlaklık gözlerinin içinde görüldü. Ne zaman gülümsese, o derin gamzeler oluşurdu.

O biraz çocuksu görünüyordu, ancak Nie Li, onun biraz daha büyüdüğünde, son derece güzel ve büyüleyici olacağını biliyor. O, ona tarifsiz bir tür zerafet veren ipek beyaz bir elbise giydi. Onun önceki hayatında, Nie Li onun için genç olduğundan beri derin bir sevgi besliyordu.

“O ölmedi!”

Nie Li neredeyse boğulacak kadar son derece heyecanlıydı.

“Ben aslında zamanda geriye mi gittim? Bu gerçek mi? Nie Li kendini çimdikleyerek birkaç defa kendine sordu. Net ağrı bunun bir rüya olmadığını gösterdi. Aniden bir şey düşündü.

“Zamansal Şeytan Ruhu Kitabı. Bu Zamansal Şeytan Ruhu Kitabı olmalı! ”

Nie Li başını indirdi ve hemen onu aradı, ancak Zamansal Şeytan Ruhu Kitabını bulamadı.

Nie Li onun yeniden doğuşuna, bu gizemli olayın ona olmasına inanamadı. Bu Zamansal Şeytan Ruhu Kitabıyla ilişkili değil miydi?

Zamansal Şeytan Ruhu Kitabının yazarı bilinmiyordu. Nie Li’nin yanından ayırmadığı çok gizemli bir kitaptı. O Bilge İmparatoru ve altı Deity rütbe canavarlarla savaşırken kitabın kanıyla kaplandığını açıkça hatırladı. Onu sadece on üç yaşında olduğu zamana geri getiren Zamansal Şeytan Ruhu Kitabı olmalı.

Tüm bu tanıdık yüzleri gördükten sonra Nie Li onun uzak belleğine sürüklendi.

Görkem Şehrinin Kar Rüzgar hayvanları tarafından saldırı altında olduğu zamanı hatırladı. Görkem Şehrinin koruyucusu Efsane rütbe Şeytan Ruhçusu Lord Ye Mo, binlerce insan ve canavarın arasındaki savaşta ölmüştü. Sadece birkaç bin insan hayatta kaldı ve Aziz Ata Dağının doğusundaki çöle kaçtı. Kaçış sırasında, birbiri ardına kurtulanlar çölde öldü. Bir gün, çölde hayvanlar tarafından kuşatılmışlardı.

Daha sonra o gece Nie Li ve Ye Zi Yun birbirlerinin ruhlarında konforu aradılar.( Ç.N: J) (Aoi: Anlamayan yok deil mi🙂 )

O gece Nie Li, nihayet yüreğindeki tanrıçayı kolları arasında kucakladı.

Gece gökyüzünün altında, gümüş mehtap, puslu peçe oldu. Ye Zi Yun nefis fiziği ve onun kristal berraklığındaki derisiyle, o sanki bir yeşim heykel olmuştu. Onlar deli tutku ile birbirlerini kucakladı. Onlar çılgın ihtirasla birbirlerini kucakladılar.

Görkem Şehrinin yıkımı ve korkunç kaçış olmasaydı, o Ye Zi Yun ile bu kadar yakınlaşamazdı. O gülünç derece düşük yeteneğe sahipti ve güçten düşen bir aileden geliyordu.

O geceden sonra,  başka bir grup canavarlarla karşılaştılar ve onu korumak için Ye Zi Yun canavarların birinin elinde öldü. Nie Li o anı asla unutamazdı.

O yaşamını tehdit saldırıdan sonra Nie Li hayatta kaldı ve Sonsuz Çölün üzerinden yürüdü.

Onun yeteneği düşük olmasına rağmen, onun hayatta kalma içgüdüleri Nie Li’nin İlahi Kıta genelinde seyahat etmesini sağladı. O canavarlarla savaşan birçok kişiyle karşılaştı. Aynı zamanda birçok gizemli şeylere rastladı ve tabii ki Zamansal şeytan Ruhu Kitabı da bunun içindeydi. Bu kitap olmasaydı, Nie Li’nin tekrar doğması mümkün değildi.

Bu gizemli Zamansal Şeytan Ruhu Kitabı, aslında zaman içinde onu geri getirdi!

O Görkem Şehrinin yıkımından önce geri getirildi. Savaşta ailesi ve kardeşleri ölmeden önce. Ye Zi Yun ölümünden önce.

“Yeniden geri geldiğime göre, gökler bana bir şans daha verdi. Görkem Şehrinin tekrar yıkılmasına izin vermeyeceğim.” Nie Lie, dişlerini sıkarak nefesinin altında dedi. O kararını verdi.

O bu yıl enstitüye girdiğini ve on üç yaşında olması gerektiğini belli belirsiz hatırladı. Nie Li, mutluca gülmek istedi “Ben geri geldim, ne güzel!”

“Bilge İmparatoru, bundan sonraki karşılaşmamızda, seni katledeceğim ve önceki hayatımın intikamını alacağım!”

Görkem Şehrinin yıkımı olamasaydı, o ve Ye Zi Yun farklı dünyalarda olurlardı. Onların bir arada olması mümkün olmazdı. Ye Zi Yun Görkem Şehrinin Lordunun kızı ve dedesinin Efsane rütbeli Şeytan Ruhçusu Ye Mo olmasından söz etmeye bile gerek yok. Nie Li güçsüz ve güçten düşen bir ailedendi. Her ikisi de, kaçış esnasında birbirlerine derin duygular beslediler.

Ye Zi Yun okula girdiğinde, sınıfta hiç kimse onun kimliğini bilmiyordu. Nie Li ancak daha sonra onun gerçek kimliğini öğrendi.

Görkem Şehri içinde, üç ana aile vardır. İlahi Aile, Kutsal Aile ve Kar Rüzgar Ailesi. Onlar Görkem Şehrinin yüce gücünü temsil ediyordu, soylu ailelerin tepe noktası. Şehir Lordu genelde bu üç aileden seçilirdi. Üç ana aile yedi Soylu aileden biriydi ve onlardan sonra on iki Aristokrat aileler vardı.

Nie Li Aristokrat ailelerin son yerinde duran Cennetsel İşaret Ailesine mensuptu. Onlar biraz statüye sahip olmasına rağmen, üç ana aileler ve yedi asil ailelere kıyasla, statülerinde astronomik bir fark vardır.

Nie Li’nin gücüyle, Ye Zi Yun ile birlikte olmak istemesi imkansızdı.

Nie Li’nin gözlerinin üzerinde bir kesinlik parladı, o yeniden doğduğuna göre bunlar hala bir mu ki? Onun temeli şu anda zayıf olmasına rağmen onun önceki hayatındaki engin bilgi birikimi ile yeteneğini geliştirmesi imkansız değildir.

“Nie Li neden gülümsüyorsun?” Lu Piao, Nie Li’ye şaşkınca bakarak sordu. O deli mi diye merak ediyordu, bazen kendi kendine kıkırdıyor ve hatta çapkın bir bakışla Ye Zi Yuna bakıyordu.

“Sadece mutluyum! İyi kardeşim seni gördüğüm için mutluyum! “Diye heyecanla Lu Piao’ya sarıldı. Bu önceki hayatında bir alışkanlıktı.

Gülünç bir şekilde Nie Li tarafından sarıldıktan sonra, Lu Piao öfkeyle mırıldandı. “Hey, Nie Li! Senin iyi kardeşin kim, sen gay misin?! Çabuk, beni bırak! ”

Lu Piao mücadele etti. Onlar sadece bir süre önce okula başlayıp, yalnızca birkaç gün tanışmış bulundu ve samimiyetleri yeterince yakın değildi.

Nie Li sarılmasını gevşetmedi. O ciddiyetle Lu Piao’ya baktı ve güldü “Ne düşünürsen düşün, kalbimde her zaman benim iyi kardeşimsin!”

Doğal olarak Nie Li, Lu Piao’ya önceki hayatındaki hayat ve ölüm maceralarını anlatamadı.

Nie Li’nin bakışlarına baktığında, Lu Piao şaşırdı ve diyerek tutamadı “garip!”

Ancak, ne olursa olsun, Nie Li’nin daha önce söylediği sözler onun yüreğinin ısınmasını sağladı.

Lu Piao Nie Lie’ye baktı ve “Ben Görkem Şehri asillerinden biri olduğunu biliyorum, ama seni uyarayım o kız için herhangi bir fikir yok. Onun kimliği, son derece gizemli. Ben o enstitüye katıldığında müdürün bizzat kalacağı yeri ayarladığını duydum.”

Nie Li hafifçe sırıttı, Lu Piao hala Ye Zi Yun kimliğini bilmezken o çoktan biliyordu.

“O benim kadınım!” Nie Li uzakta olmayan uzun saçlı güzel kıza bakarak ilan etti. O gece ki tutkuyu düşündü, kalbi son derece sağlamdı. Nie Li yüreğindeki sıcak duygudan kendini alamadı.

Nie Li aniden o ve Ye Zi Yun hala sadece on üç yaşında olduğunu hatırladı!

“Zi Yun, ne zaman o güzel, büyüleyici kadın olacak kadar büyüyeceksin? Seni koruyacağım ve birlikte büyüyeceğiz! “

Çok uzak olmayan Ye Zi Yun bir şey hissetti. Başını çevirdi ve Nie Li’ye doğru baktı. O nazikçe kaşlarını çattı ve Nie Li’nin eğlenceli bir soylu olması gerektiğini düşündü. Ders başladığından beri durmadan ona bakıyordu. Onu kışkırtmaya cesaret ederse, onu bırakmayacak!

Ye Zi Yun arkadaş olmak için statüsünü kullanmak istemiyordu, ama bu zorbalığa uğradığı zaman o aşağılanmaya teslim olacağı anlamına gelmezdi.



Yorum Yap "Tdg 1"