Tankların Tarihi Günceli

St 2.5

Ekim 02, 2016



2-5 METEORİK GÖZYAŞI (1)



Qin klanının insanları planlarını eyleme geçirmeden birkaç yüz yıl boyunca Chu krallığının vatandaşı olmuştu. Birkaç yüz yıl sonra, neden, harekete geçmeye karar verdiler?

Bunun hakkında merakından, Qin Yu Qin De'ye bakar ve şüpheyle sorar: “Baba, Qin klanımız son birkaç yüz yıldır bir şey yapmadı. Neden 5 yıl sonra harekete geçmeli? Gerçekten Xiang klanını yok etmek için birkaç yüz yıl hazırlanmamız gerekli miydi? Savaşacaksak, neden önceden harekete geçmedik?" Qin Yu doğal olarak bunun doğru olduğuna ikna olmamıştı.

"Yu'er." Qin De'nin yüzü aniden biraz üzgün göründü. ''Şimdi bunu sen istedin, sana bir başka sır vereyim.''

Bu noktada, büyük abisi Qin Feng daha bile soğuk görünür. Xu Yuan yelpazesini sallamayı durdururken ikinci kardeşi Qin Zheng'in yüzünde de gülümseyen bir ifade yoktur. Ayrıca Qin Yu gizli odadaki atmosferin tamamen değiştiğini hisseder. Babasının söylediği söz üzerine meselenin olağanüstü önemli olduğunu fark eder.

Qin De'nin yüz ifadesi zamanın geçmesi için katlanıyor gibi gözüküyordu. O belli belirsiz bir sesle söyledi: “Yu'er, 14 yıl önce, abin 10'una girdiğinde, annen öldü. O gün, çok büyük bir yangın çıktı. Geçmişte söylediğim şey... annenizin yangında öldüğüydü. Ama gerçek şu ki... annen öldürüldü!!!'' Qin De'nin yüzündeki kasların tümü titremeye başladı. Gözlerinde sadece üzüntü ve nefret vardı.

"Bang!" Qin Yu sanki kafasında bir dizi patlama var gibi hissediyordu. Birdenbire yüzünün rengi soldu.

''Annem öldürüldü?'' Şu anda, Qin Yu'nun aklı tam bir kaos içindeydi. O annesini kaybettiğinde 2 yaşındaydı. 2 yaşında, o zaman hâlâ çok küçüktü ve açıkça annesinin görünüşünü hatırlamıyordu.

Annesi hakkında düşündü.

Qin Yu'nun zihninde ortaya çıkan ilk şey o resimdi. Doğduğundan bir süre sonra, o sadece bir aylık iken, bir ressamdan o resmi çizmesi istenmişti. Resimde, bir bebek tutan genç ve evli bir kadın vardı. Genç evli kadının kucağındaki bebek gülümsüyordu. Onun sevgi dolu gözlerinden yayılan bir anne ışıltısı vardı.

Qin Yu çok küçükken, sayısız kez, orada resmi seyrederken aptalca durur ve zihninde annesinin görünüşünü zorla hatırlamaya çalışırken, kendi kendine "Bu benim annem." derdi. Birçok kez annesini rüyalarında gördü. Qin Yu Yan Şehrin'deki diğer çocukları anneleri ile gördüğü zaman, annesinin yaşıyor olmasını diledi. Nasıl annesinin de hayatta olmasını istemezdi! O çok küçükken, babasından annesini istediği her seferinde ağlardı.

Qin Yu yavaş yavaş büyüdükçe, artık annesini isteyip ağlamadı. Küçük Qin Yu annesini düşündüğü her seferinde, o yıldızları izlerdi, çünkü Büyükbaba Lian ölen insanların göğe yükseleceğini ve yıldız olacağını söylemişti. Bu aynı zamanda Qin Yu'nun yıldızları seyretmeyi sevmesinin nedenlerinden biriydi.

Şimdi o küçük Qin Yu bir yetişkin haline gelmişti. Fakat şu anda, ona beklenmedik bir şekilde söylenen... annesinin yangında ölmediği ve dahası, öldürüldüğüydü.

"Annemi kim öldürdü?!" Qin Yu Qin De'ye baktı ve bağırdı. Gözleri kızarmıştı.

Onun tek annesi - ruhunun alt tarafındaki bu zonklayan duygu - Qin Yu'nun zihnindeki anne resmi aniden bir cam gibi paramparça olmuştu Bir öfke seli ruhunun derinliklerinden fışkırır ve bir anda göğsüne ulaşır. Bu nefrettir. Bu mutlak öfkedir!

''Kim? Nihayetinde Annemi öldüren kim?!'' Qin Yu'nun kolundaki kasların tümü titremeye başlar. Bütün vücudu galeyana gelmeye başladı!

Qin Feng ve Qin Zheng'in gözlerinden de nefret saçıldı.

''Olabilir mi...'' Bir ışık ışını aniden Qin Yu'nun zihninde yanıp söndüğü gibi, o hemen bir olasılıktan şüphelendi. Babasına baktı: ''Baba, annemin katili Xiang klanı olabilir mi? Evet, öyle olmalı.''

"Evet, Xiang klanı. Dahası, katil bugünkü Chu imparatoru Xiang Guang. O anneni öldüren kişi. Ayrıca, büyük abin, kendi gözleriyle bu olaya tanık oldu.” Qin De buz gibi soğuk bir sesle söyledi. Şu anda, gizli odada tam bir sessizlik vardı.

“Xiang Guang, Jing Yi'yi öldürdükten sonra sahte yangın çıkardığında yaptığı şeyin mutlak gizlilik içinde gizleneceğini düşünüyordu. O bıraktığı olası izi ve ne olduğunu hiçbir zaman keşfedemeyeceğimi düşünmüş. Ama... o dönemde 10 yaşında olan Feng'er'in, Jing Yi'nin odasında olduğunu bilmiyordu.'' Qin De'nin öldürme niyeti kabarır.

''O zaman, Feng Amca olmasaydı, ben ölebilirdim ve kimse annemim ölümüyle ilgili gerçeği bilemez olurdu '' Qin Feng buz gibi bir sesle söyler.

Her şey gün ışığına çıktı.

Her şey açık hale getirildi.

Qin klanının insanları Qin Shi Huang'ın soyundan olmasına rağmen, son birkaç yüz yıldır, Doğu bölgesinin 3 ülkesi üzerinde tam kontrol sahibiydi ve hiçbirşey hakkında endişe duymadan hayattan zevk alıyorlardı. Qin klanı atalarının oldukça azı huzurlu bir yaşamı savundular. Sonuçta, Chu hanedanını ele geçirmek çok zor olacaktı ve muhtemelen bunun yerine Qin klan sona erecekti. Son birkaç yüz yıldır, Qin klanının mevcut yaşam tarzı vazgeçme ve Chu hanedanı devirme üzerine kendi kararını vermesi her zaman mümkün olmuştu. Bununla birlikte, mevcut klan lideri Qin De'nin eşinin ölümü onun kararını vermesine neden oldu. Bu nedenle, 14 yıl önce, Qin De iktidara el koyma hazırlığına başladı ve üstelik birkaç yüz yıl önce hazırlanmış önerge halinde hazırlanan bazı planlar vardı.

''Baba, ben orduya katılmak istiyorum. Ben kesinlikle annemin intikamını alacağım!'' Qin Yu Qin De'ye bakarken kararlı bir şekilde söyler. İntikam almak için onun sadece 2 yolu vardı. İlki suikast yapmak. İkincisi doğrudan Xiang klanını yok etmek için ordu kullanmak ardından Xiang Guang'ı öldürmek kolay olacak.

Xiang Guang'a suikast düzenlemek?

Qin Yu bir süre düşündü sonra vazgeçti. Chu imparator olarak, Xiang Guang sayısız uzman tarafından yakından korunuyordu. Bir Xiantian uzmanın bile onu öldürmek için kesinlikle hiçbir şansı olmayacaktır. Söylemeye gerek yok, Qin Yu dışsal tekniklere çalışıyordu. Bu nedenle, onun Qin De'in planına katılmakdan başka seçeneği yoktu.

"Saçma!" Qin De Qin Yu'ya bakar ve onu azarlar. "Sen sadece bir çocuksun. Sen savaş sanatı ya da iktidar sanatını öğrenmedin. Nasıl orduyu yöneteceksin? "

"O zaman bir öncü asker olacağım. Küçük bir asker olacağım.'' Qin Yu hemen cevap verir. O savaşta öncü askerler hakkında hiçbir şey bilmediğini iyi anlıyordu ama o bir kenarda boş boş dikileceğini düşününce dayanamıyordu. Sonuçta, bu annesinin cinayeti üzerine bir kan davasıydı.

"Bir öncü asker? Küçük bir asker?"Qin De başını sallar ve konuşur, Biz savaşta Xiang klan yok edeceksek, yüz bin kadar askerin seferber edilmesi gerekecek. Savaş alanında, askerler dizildikten sonra temel olarak bir dizinin uçlarını bile göremezsin. Bu kadar çok insan ile yakından savaşırken, ne kullanacaksın? Bir Xiantian uzman olmadığın sürece, büyük bir ordunun ortasında kendi küçük hayatını kurtarman mümkün olmayacaktır!”

Qin Yu suskundu.

''Ama..." O itiraz etmek istiyordu.

Qin De onun yanına yürür, omzunu sıvazlar ve içtenlikle konuşur: “Yu'er, anlaman gerekir, sen Qin klanının bir oğlusun. Qin klanımızın kanı kesinlikle hata kabul etmez. Büyük abin bir general ve aynı zamanda Xiantian seviyesine ulaşmış, bu yüzden onun hakkında kesinlikle endişeli değilim. 2. kardeşin siyasi işleri idare etmek için uzak arka cephe hattında kalacak bu yüzden onun hakkında da endişeli değilim. Bir öncü asker olmak istiyorsun, sen ölseydin, ben bunu atalarımıza nasıl açıklardım? Senin rahmetli annene bunu nasıl açıklardım?”

“Yu'er, inatçı olma. Eğer orduya katılırsan, yalnızca beni senin hakkında daha endişeli yapacaksın. Yu'er, sen bir yetişkin olmalı oldun, büyük resmi göz önüne almayı öğrenmelisin.” Qin De Qin Yu'ya bakarken söyler.

Qin Yu bir süre düşünür.

Kendisinin siyasi olayların ele alınmasında yardımcı olamayacağını anlar. Normal bir öncü asker olursa eğer, kuvvetler dizileceğinde babası olumsuz etkilenecektir çünkü şüphesiz bir bölükteki kendi oğlunu görmezden gelmesi mümkün olmazdı.

Dahası, onun gibi bir bireyin saldırı gücü büyük bir ordu ortasında önemsiz olacaktır.

Qin Yu zihninde bir muhakeme yaptı. O el koyma planına katılırsa, hiçbir faydası olmayacaktır. Daha da kötüsü, planın üzerinde olumsuz etkileri olacaktır.

“Baba, zaten anlıyorum. Hepiniz için bir engel olmayacağım. Qin Yu bir kafa sallamayla söyler. Sonra döndü ve hemen çıktı. Qin Yu'nun çıktığını gören, Qin De mutsuz hissetti. Qin Feng, Qin Zheng ve Xu Yuan ayağa kalktı ve gözleriyle onun sırtını izlediler.

Qin Yu kapıya ulaştığında, aniden durur, arkasını döner, diğerlerine bakar ve der ki: ”Baba, büyük abi, ikinci abi, Xu Amca, lütfen annemin ölümünün intikamını alın.”

"Üçüncü kardeş, merak etme, Xiang klanını kesinlikle yok edeceğiz." 2. ağabeyi Qin Zheng kararlılıkla söyler. Ayrıca Qin Feng de Qin Yu'ya ciddiyetle başını sallar. Aynı zamanda Xu Yuan ve Qin De de ona niyetlerini tamamen anlatacak şekilde bakar.

Qin Yu “Teşekkür ederim!” diyerek bitirdiği gibi, arkasına bakmadan doğrudan gizli odanın dışına çıkar ve koridora varır. Zaten gece geç saatlerdir. Gökyüzü sayısız görülebilen yıldız ile doludur. gece geç saatlerde soğuk rüzgarlar esiyordur, Qin Yu'nun bütün vücudunun kontrolsüzce hafifçe titremesine neden olur.

Qin Yu aniden arkasını döner ve koridorun yanındaki o odaya bakar. Gizli oda o odanın zemini altındadır. "Belki de babam ve diğerleri bazı önemli planlar hakkında tartışıyordur ama ben onlara herhangi bir yardım sunamıyorum.” Qin Yu arkasını döndükten sonra acı acı gülümser ve hemen ayrılır.

Çeviren : Morikas : Düzenleyici Dunklesplatz : Yayıncı Calosa


Yorum Yap "St 2.5"