Otto Von Bismark Günceli

ST 1.20

Ekim 02, 2016

ÇevirenSteelAlpha – Düzenleyen: Fullbringer – Yayıncı: F5 Tarikatı Lideri Useless… 




20.Bölüm Yaşam ve Ölüm 1

Tüm atlar durmadan kişneyip şaha kalkıyordu. Çünkü sahipleri olan haydutlar ölünce haliyle korkup şaşkına dönmüşlerdi. Hepsi birden dağılıp dörtnala koşmaya başladılar ve savaş olanını tamamen toz bulutuna çevirdiler. Qin Yu toza bulanmış savaş alanın tam ortasındaydı.
Yaşayan tüm köylüler şoka uğramış vaziyette tozlu savaş alanının ortasındaki belli belirsiz görünen Qin Yu'nun vücuduna bakıyorlardı. Esasında onların gözünde, Qin Yu, çok temiz kalpli kibar bir çocuktu. Bu temiz kalpli kibar çocuğun, son derece korkutucu olan bir atlı haydut birliğini tek başına yok ettiğine kim inanırdı ki. Buna ek olarak atlı haydut birliği bu çocuğa en ufak direnç bile gösterememişti.
Tüm herkesin gözü Qin Yu'ya odaklandı. Ama o anda, Qin Yu, kafasını eğmiş nefesini düzenlemeye çalışıyordu.
Kimse Qin Yu'nun ne düşündüğünü tahmin edemiyordu. Çünkü kafası eğik bir şekilde nefesini düzenlerken kimse yüz ifadesini göremiyordu. Qin Yu'nun kalbinin küt küt attığını o an kimse düşünemiyordu. En nihayetinde bu onun ilk kez bir insanı öldürüşü olsa da, o atlı haydutları öldürürken son derece kararlıydı.
İlk kez !
Qin Yu insanlara çok içten davranırdı bu yüzden onun için bir insanı öldürmeye niyet etmesi çok zordu. Ama az önce, sevgili Xiao Lu'nun kesik kolunu ve onlarca saf ve masum köylünün cesedini görünce, öldürme niyeti içinde adeta patlamıştı. Öfkeden delirmiş ve tüm atlı haydut birliğini öldürmüştü.
"Ben gerçekten doğru olanı mı yaptım ?" Qin Yu kafasında biraz korkmuştu.
Her ne kadar güçlü olursa olsun, özünde o 13 yaşında bir çocuktu, sadece bir çocuk. Eğer, normalde insanlara içten ve kibar davranan bir çocuk tek seferde 50 kişiyi öldürmüş olsa ve bu çocuk Qin Yu dan daha olgun bile olsa muhtemelen oda çok korkardı.
Qin Yu vücudun titremesine engel olamadı.
"Xiao Yu." Tie Shan koşarak Qin Yu'nun yanına geldi ve omuzlarını okşadı. Qin Yu kafasını kaldırdı. Gözlerinde kararsız bir ifade vardı.
"Xiao Yu, ne hissettiğin anlıyorum çünkü bu benimde birisini ilk kez öldürüşüm oluyor. Ama onların saldırganlar olduğunu anlamalısın. Eğer sen onları öldürmeseydin, onlar tüm köyü katledeceklerdi. Kötü bir adamı öldürerek 100 insanı kurtardın. Bu tip kötü adamlar öldürülmelidir. Aynı şekilde onlarda yok edilmeliydi." dedi Tie Shan, Qin Yu'ya bakarak. Kalbinin derinlikleri, öncesi gibi hala kinle doluydu. Babasının ölümü ve kardeşinin kolunun kesilmesi, onu, atlı haydutlara karşı acımasız yapmıştı.
Qin Yu'nun bedeni hafifçe titredi.
"Bir kötü adamı öldürerek 100 insanı kurtarmak." Qin Yu kendi kendine mırıldandı. Başı önceki gibi öne eğilmişti.
Tie Shan, Qin Yu başını tekrar öne eğdiğinden ne düşündüğüne tahmin edemiyordu. Bir süre sonra, Qin Yu sonunda kafasını kaldırdı. Gözleri çok parlak bir şekilde parlıyordu. Tie Shan'a doğru döndü ve "Teşekkür ederim, Da Shan. Sanırım.. Artık anladım." dedi.
Aniden, Qin Yu yüzünde sahte bir gülümsemeyle : "Da Shan, niye diğerlerine yardım etmek için acele etmiyorsun ?"
"Ah, Haklısın." Tie Shan'ın aklı tamamen kinle bulutlanmıştı. Qin Yu ona hatırlatınca hemen diğer köylülerle beraber, ağır yaralanan köylülere yardım etmeye başladı.
-----
Xiao Lu'nun evinde,
Bembeyaz bir yüzlü, Xiao Lu yatakta yatıyordu. Qin Yu ise yatağın bir köşesinde onu sessizce izliyordu. Çok karışık bir yüz ifadesiyle düşünüyordu : "Xiao Lu özür dilerim. Geciktim. Özür dilerim. Gerçekten özür dilerim." Prens konağından siyah demir savaş bıçağını ve bez bebeği aldıktan sonra geri dönmeden önce Yan Şehrinde güzel bir gezintiye çıkmıştı.
Eğer biraz daha hızlı dönmüş olsaydı, belki de Xiao Lu'nun kolu kesilmemiş olacaktı.
"Ben çok özür dilerim." Qin Yu, aynı anda Xiao Lu'nun kendisine küçük elleriyle çay yapıp ona içmesi için verdiği anı hatırlamıştı, kalbi acıyla yanıyordu ve gözleri çaresizlikle doluydu.
Aniden -
Qin Yu ayağa kalktı. Gözleri soğukça parlamaya başladı. Pencereden dışarı bakarken, Qin Yu'nun yüzü tarifsiz bir kararlılık yayıyordu : "Babam, büyük abim ve küçük abim demişti, her tür insan dahil olmak üzere, Qian Long kıtasında 10 billion insan var. Kimsenin iyi niyetini suistimal etmeyip ve onlara iyi davranmalıyım. Ama kötü niyetli insanlar öldürülmeli, hiçbiri sağ kalmayana dek hepsini öldüreceğim!!!"
Qin Yu'nun gözleri parlıyordu.
Qin Zheng, Qin Feng ve Doğu Fatihi Prensi Qin De, hepsi de Qin Yu hakkında ve endişeleniyorlardı çünkü çok temiz kalpli biriydi ve Qian Long kıtası üzerinde hayatta kalma konusunda bu onun için çok büyük bir dezavantajdı. Ama Qin De, Qin Zheng ve Qin Feng ayrıca Qin Yu'nun bu sosyal hayata uyum sağlayacağına inanıyorlardı çünkü Qin Klanı'nın tarihi boyunca kimse temiz kalpli biri olarak anılmamıştı. Qin Klanı insanlarının damarlarının derinliklerinde kana susamışlık yatıyordu.
"Ama... dövüştüğümde kanım heyecandan kaynıyor." Qin Yu'nun gözleri parlıyordu. O an kafasında dövüş sahnelerini canlandırıyordu - minimum güç kullanıp, en yaşamsal noktalara vurmak, gücünün her zerresini kullanarak en fazla hasarı vermek ve en yüksek hızıyla düşmanlarını direk öldürmek.
Yakın dövüşte, yaşam ve ölüm bir anda hızlıca belirlenirdi.
"Hepsinin içinde, tek gözlü adam biraz zorluydu. Diğer adamlar çok zayıftı. Sadece kendi seviyemdeki dövüş uzmanlarıyla dövüşerek, dövüş tutkusunu hissedebilirim. En güçlü dövüş gücümü yaşam ve ölümün sınırında, yaşam tutkusuyla kullanabilirim... tıpkı bir meteor gibi." dedi Qin Yu meteorları hatırlayarak.
O anda, Tie Shan odaya girdi. Küçük kardeşinin yüzünü görebilmek için direk Xiao Lu'nun yatağına yaklaştı. Anneleri Xiao Lu'yu doğururken vefat etmişti. Şimdi de babaları ölmüştü artık Xiao Lu, Tie Shan'ın tek ailesiydi.
"Xiao Lu, Ben çok üzgünüm. Abin gerçekten üzgün." Tie Shan nazikçe Xiao Lu'nun yüzünü okşadı. Yüz ifadesi çok çaresizdi.
"Da Shan." Qin Yu, Tie Shan'ın yanına yürüdü. Beraberce derin uykusundaki Xiao Lu'yu izlediler. Bu kadar olan şeyden sonra uyandığında nasıl olacağını hayal bile edemediler.
-----
O anda, Siyah Rüzgar atlı haydut birliği köyün uzağında olmayan Zorba Dağında dinleniyorlardı.
"Büyük kardeş, sanırım yolunda gitmeyen bir şeyler var. Niye hala Bai San veledi gelmedi ? Gerektiğinden fazla uzun sürdü." dedi orta yaşlı vücudu tamamen siyah bir elbiseyle sarılı olan adam kaşlarını çatarak barbar tipli adama yaklaşırken. Bu orta yaşlı adam Gu Ming den başkası değildi, Siyah Rüzgar atlı haydut birliğinin 2 numarasıydı.
İçsel uzmanlığı çok derindi. Houtian seviyesinin sonuna çoktan ulaşmıştı. Siyah Rüzgar atlı haydut birliğin üçüncü kardeşiyle aralarında dağlar kadar fark vardı.
Barbar tipli adamın çok güçlü ve çok büyük bir vücudu vardı. Ayrıca kasları son derece gelişmişti. Teoride, kaslı bir insan kolay inananan, zayıf akıllı biri olurdu. Ama, Siyah Rüzgar atlı haydut birliğinin 2 numaralı kardeşi Gu Min büyük kardeşinden son derece korkardı, sadece gücünden değil aynı zamanda acımasız kalbinden de.
Wu Tuan, Siyah Rüzgar atlı haydut birliğinin büyük kardeşi, Houtian seviyesinin sınırındaydı. İçsel enerjisi çok korkutucuydu. Üçüncü kardeş Bai San ona bir sıyrık bile atamazdı.
"Humph!" Wu Tuan'ın ağzından soğuk bir humph sesi çıktı ve ayağa kalktı. Aniden arkasındaki kayaya bir tokat attı. Bir boom sesi eşliğinde kaya sallanıp parçalarına ayrıldı. Sayısız kaya parçası geniş bir alana dağıldı. Genel güç bakımında, Wu Tuan, Qin Yu'nun ustası olmak için gelen o 8 kişiyle kıyaslanabilirdi. Qin Yu'nun şuan ki halinde çok daha güçlüydü. Siyah Rüzgar atlı haydut birliğinin adının çıkması Wu Tuan sayesindeydi.
Siyah giyinmiş Wu Tuan'ın gözleri soğuk ışıklar saçıyordu.
"Çöp, Bai San çöpü çok fazla zaman harcadı. Herkes beni takip etsin ve ne olduğunu görelim !" Wu Tuan atına atladıktan hemen sonra emirini vermişti. Sesi son derece soğuktu. Emrini takiben, 100 atlı haydut ve 2. Kardeş Gu Ming atlarına atladılar.
"Haydi !"
Wu Tuan emrini verdi ve 100 atlı haydut anında atlarını sürmeye başladı. Az önce felakete uğrayan köye doğru, dörtnala...



Yorum Yap "ST 1.20 "