Dünyanın Oluşumu Günceli

SA 3

Ekim 29, 2016

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Çeviri: Haşirwara Düzenleyen: DunklesPlatz

Bölüm 3: Eski Çağ, Yeni Çağ

Önceki çağda 2235 yılında, ilk insan grubu Skyfire Yıldızı güneş sistemine göç ettiler.Bu yeni bir çağın başlangıcı olarak görüldü ve bu yüzden ‘Yeni Çağ’ olarak adlandırıldı.

100 kısa yıl içinde, insanlık, Skyfire Yıldızı ve insanlığın ana yıldızı da dahil olmak üzere toplamda 23 güneş sistemini yönetiyordu.

Skyfire Bulvarı. Eski Gotik Şaraphanesi.

Yaşlı adam başını eğerek ayrıldı. Orta yaşlı adam ve genç, olanlardan sonra daha da tedirgin hissetmeye başladılar.

Lan Jue’nin bakışını orta yaşlı adama doğru döndü. ”Önceki çağda, Fransız kırmızı şarabı öncelikle hangi iki üretim bölgeye ayrılmıştır?"

Orta yaşlı adam cevap verdi, "Bordeaux ve Burgundy, Bordeaux ise ‘sağ’ ve ‘sol’ yakası olarak bölünmüştür."

Lan Jue dedi, ”Bordeaux’un ‘Büyük Sekiz’ şatolarında belirtilen sekiz ile neyi kastediyor? ”

Orta yaşlı adam cevap verdi,” Onlar, önceki çağda 1855 yılındaki birinci sınıf şatolarından batıda bulunan Medoc’un Sol Yakasındaki 5 büyük şaraphane ile Medoc’un Sağ Yakasındaki 3 büyük şaraphaneyi kastediyor. Sol Yaka’dakiler; Şato Layour, Şato Lafite, Şato Margaux, Şato Haut Brion ve Şato Mouton’dur. Sağ Yaka’dakiler ise; Şato Ausone, Şato Cheval Blanc ve Şato Petrus.”

Lan Jue dedi, ”Mükemmel. Şimdilik. Biz demin Sol Yakada bulan Şato Lafite şarabının şişeden boşaltılmasının yaklaşık 2 saat süreceğini tartışmıştık. O halde genel olarak konuşursak, Üst sınıf Burgundy kırmızı şarabının boşaltılması ne kadar sürede olur? Mesela, Domaine de la Romanee-Conti içinde üretilen ‘La Tache’ şarabı.”

“Bu...” Orta yaşlı adam tereddüt etti, ardından araştırıcı bir şekilde dedi,” Boşaltım işlemi, rüzgarın durumuna ve depolama koşuluna bağlı olarak değişir, bu yüzden net bir şey söylemek zor.”

Lan Jue kahkaha attı. ”Sen zeki olduğunu mu sanıyorsun?”

Orta yaşlı adamın kalbi sıkıştı.

“Şimdi gidebilirsin.” Lan Jue dedi.

Orta yaşlı adam acı bir gülümsemeyle durdu ve dedi, ”Benim hatam neydi?”

Lan Jue dedi, ”Burgundy şarabı ile Bordeaux şarabı tamamıyla birbirinden farklı. Sadece az bir zamana ihtiyacı var; yani yarım saatten fazla değil. Dahası, Çok iyi bir Burgundy şarabı için aslında uzun uzun boşaltım işlemi yapmana da gerek yok.Sen önceden belki Burgundy şarabından tatmış olabilirsin ama kesinlikle çok fazla içtiğini düşünmüyorum.”

Orta yaşlı adam ciddi bir şekilde başını salladı, ”Ders için teşekkür ederim.” O, Lan Jue’ye ve diğer üç kişiye bakarak tekrardan başını salladı ardından ayrıldı.

Orta yaşlı adamın yanında oturan gençte kalktı ve yüzünde acı bir gülümseme vardı.”Sanırım bende gitsem iyi olur. Ben daha fazla şarap içip, onun hakkında daha da bilgilendiğimde tekrar geleceğim.”

Şarap Ustası, Lan Jue’ye baktı. ”Senin yaptığın her mülakatta, en kısa süre zarfında durumu çözüyorsun. Her ne kadar onların üzerine çok fazla gitsen de.”

Lan Jue gülümsedi. ”Ama bu kalpten gelen birşey değil mi? Sen çok fazla kırıcı olmak istemiyorsun, çünkü o senin tarzın. Ben Mücevher Ustasıyım, Şarap Ustası değil. Yani anlayacağın ben olabildik en kısa sürede iyi bir şarap içmek isteyen bir alkoliğim. Bugün bize ne ikram edeceksin?”

Şarap Ustası dedi, ”Uzaysal şarap mahzenine git ve gelişigüzel bir şişe seç. Sadece bir şişe seçeceksin. Eğer birden fazla alırsan, parasını ödersin.”

“Tamam” Lan Jue hemen ayağa kalktı ve Şarap Ustasını geçip gümüşümsü beyaz parça metali aldı ve arka tarafa doğru yürüdü.

30 metre uzunluğundaki geçidi geçtikten sonra merdivenlerden aşağı indi ve çok büyük, antik bir sade kahverengi kapının önüne gelene kadar bir 30 metre civarı daha ilerledi.

Girmeden önce, Lan Jue avucunu açtı. Elindeki demir parçası sanki bir şeyler hissetmişti ve havaya fırladı ardından çevik bir şekilde kapıya doğru baskı uyguladı.

Kapı, sanki sudan yapılmışçasına ‘dalgalandı’. Hiçbir ışığı emmedi yerine hiçliğin içinde sanki buhar olup uçmuş gibi garip bir şekilde kayboldu

Lan Jue hafifçe gülümsedi,ardından yavaşça içeri girdi.

O yerinde sabit duruyorken etrafındaki her şey hafif hafif eğilip bükülüyor gibiydi. Yarım dakika boyunca devam ettikten sonra bu olay sonunda kayboldu ve her şey normale döndü.

Bu oldukça geniş bir yeraltı şarap mahzeniydi. Şarap rafları, eski çağdan kalma en iyi kalite Fransız beyaz meşe ağacından yapılmıştı ve bunlar temiz bir şekilde hazırlanmıştı. O kadar uzundu ki sonu görünmüyordu. Yakındaki çok büyük meşe fıçıları birbirleri üzerine yığılmış, duvar gibi olmuştu.

Her ne kadar buraya ilk gelişi olmasa da, Lan Jue hala övmekten kendini alakoyamıyordu. O gerçekten, Şarap Ustasının en iyi çağdan kalma bu kadar iyi şarapları nasıl temin ettiğini ve Skyfire Şehrine nasıl getirdiği hakkında hiçbir fikri yoktu.

Bu yerde, mekan da zaman da dondurulmuştu.Eğer Lan Jue’nin başının üzerinde süzülen metal parçası olmasaydı, o da bu mekanın donmuş parçalarından biri olacaktı.

Sadece uzayı ve mekanı dondurarak, önceki çağın kaliteli şaraplarını bozulmadan muhafaza etmek mümkündü.

Lan Jue yavaşça iç kısımlara doğru yürüdü. Yürürken o antik şarap şişelere ve etiketlerine bakıyordu.

“Buradaki her bir şişe en üst sınıf. Hakikaten, bir şişe içmek, bir şişeyi sonsuzluğa götürür.” Şişeleri incelerken, överek iç çekti.

Aniden, bir şeyler hissetti.Duraksadı, kafasını kaldırarak ön tarafa baktı.

Orada belli belirsiz sarı ışık yansıtan küçük bir lamba vardı. Sıradan bir insan için bu lambadan başka bir şey değildi.Ama Lan Jue o lambayla alakalı ufak bir şey fark etti.

Sadece bir lambaydı ama ışık halkası biraz fazla çarpıtıyor gibiydi.

Zayıf bir mavi ışık, Lan Jue’nin vücudu etrafında parlamaya başladı ve o zeminden ayrılıp havaya yükselmeye başladı. Onun vücudu o loş sarı ışığa ulaştığında, mekan aniden önceki gibi biçimini bozmaya başladı.

“Swoosh!”

O başka bir odaya vardı. Dışarıdaki odaya nazaran bu oda biraz daha küçüktü, yaklaşık 500 metre kare boyutunda.Tasarım dışarıdakine benzerdi.

Duvarlar, kırmızı şarap şişeleriyle doldurulmuş, sıra sıra bağımsız şarap raflarıyla kaplanmıştı.

Lan Jue bunu gördüğünde, gözleri aniden maviye döndü, elektrik ışığı ile dolmuş olan maviye.

“Ne kadar da iyi bir eleman. Bu, Şarap Ustasının hazine odası. Ne yazık ki sadece tek bir şişe alabileceğim.”

O normalde çok sakin ve ağırbaşlı olmasına rağmen şarap raflarına doğru ilerlerken adımlarını hızlı bir şekilde atmaktan kendini alakoyamadı.Kırmızı şarap şişesini kaldırdı ve saf beyaz şarap etiketine baktı.Onun gözleri, sevinç ve büyük hayranlık ile doluydu. Sanki saf, mutlak bir güzele bakıyormuşçasına kalbi kıpraştı.

Döndü ve loş sarı ışığa doğru yürümeye başladı ama bir adım attıktan sonra durdu.

Hafifçe dudaklarında şeytanca bir gülümseme belirdi.”Her ihtimale karşı kendimi güvene alayım.Belki de Şarap Ustası çok cimri olur ve sözünden dönecek. Ona bu fırsatı veremem.” Hafif bir el hareketiyle, tıpalanmış kırmızı şaraplar için özel olarak tasarlanmış bir tirbuşonu..

Dn: Evet 3. Bölüm için garip bir son ama hadi hayırlısı

Yorum Yap "SA 3"