Dünyanın Oluşumu Günceli

Ri - Giriş

Ekim 02, 2016

  Ι Tanıtım Ι Sonraki Bölüm →


Giriş


En çok kanlı savaşları seven bir tanrı, sıkıntıdan kurtulmak için yeni bir dünya yarattı.
Dövüş ve öldür, bir ödül verilecek.
Eğer aylaksan, öleceksin.
Tanrı tuhaf dünyayı <Abyss> olarak adlandırdı ve yarattığı canlı varlıkları içine yavaşça çekmeye başladı.
(Abyss(absis)=boşluk)

* * * * * * * * *
Beklediğim gibi, sadece bir kişi geçmişe gidebilir. Popülerite oylamasına ihtiyacımız var mı?
Keldian, kristalin önünde duran 4 kişiden biri ve altın bir kitabı olan, kristalin etrafına bakarken mırıldandı.

<Erkanian’anın Zaman Boşluk Kristali>
Muhteşem bir alet, birisini geçmişe gönderebilcek mistik bir güce sahip olduğu söylenen.
Ve 50 yıl önce Abyss’e giren ve yok olan insanlığın son umudu.
Devasa bir kılıcı olan köşedeki bir adam o sözlere karşılık konuştu.
Ben gidiyorum. En güçlü kişi gitmeli.
Keldian bu sözlere güldü.
Kangtae, rünler ve itemler toplayarak şanslı ve güçlü olmuş olmalısın. Eğer ben gidersem çok daha iyi olur.
Keldian, senin zekânı kabul ediyorum ama soytarılık ettiğin sayısız anlaşmazlık olayların var. Ben gitmeliyim.
Keldian Eres’e baktı ve güldü.
Eres, sen çok safsın. Altında olan problemleri düşünüyorsun, sende eleniyorsun.
Tartışan üçlü durdu ve uzağa baktı.
Dev ejderhalar, devasa vücularıyla gösteriş yapan, inanılmaz bir hızla uçuyorlardı.
Kristalin bulunduğu tapınaktaki ve kristalin gerçek sahibini gören, Eres, acılı bir suratla konuştu.
Görünüşe göre tartışmanın zamanı değil.
Ejderhaların buraya uçuyor olduğu gerçeği, zaman kazanmak için kullandıkları desteklerin hepsinin yok olduğu anlamına geliyordu.
Eğer onlar öldüyse, bu 4 kişi insanlığın son kişileriydi.
Altın ejderha ırkı, Abyss de bile, en tepedeki yöneten sınıflardan biriydi.
Ejderhaların dengi değillerdi, sadece buraya kadar gelmek için uğraşırlarken.
Eres iç çekti, pişman bir surat ile ve siyah saçlı köşede oturan adama bakarken konuştu.
Biraz haksızlık olmasına rağmen başka yolu yok. Hansoo, sen git. Herkes kabul ediyor mu?
Bu sözlere karşı Kangtae ve Keldian isteksiz bir surat sergilediler ve onlarda iç çektiler.
Ben gerçekten gidemez miyim? İşleri iyi yapabileceğime dair hiç güvenim yok.”
“…”
“Tamam. Bana öyle bakmayın. Acınasılar.
Kangtae aşırı acınası bir suratla şikayet etti.
Sonra Hansoo yorgun bir bakışla iç çekti.
“Dövüşmeyi kesemez miyim artı?”
Hansoo başını salladı.(sağa sola)
50 yıl, Abyss’e süreklenen orijinal ırklar arasında büyük savaştan beri geçen zaman.
Hayatta kalanlar 50 yıldır her rün titizlikle savaşmak zorundalardı.
Sadece hayatta kalabilmek için.
Çok uzun süre savaştım.
Hansoo başını salladı.(sağa sola)
Sanki öylece ölmekte sorun yokmuş gibi.
Ama Eres başını salladı sertçe bakarak.
Gitmesi gereken kişi sensin.
O da dahil 4 kişi buraya kadar geldiler Çünkü 7 milyar kişi içinde onlar en seçkin kişilerdi.
Eğer geri dönerlerse daha iyisini yapabileceklerine dair güvenleri vardı ve bunu yapabilmek için başka bir şansa ihtiyaçları vardı.
Ama içerideki herkes biliyordu.
'Gitmesi gereken kişi o'
Abyss’deki yönetici sınıfı çok güçlüydü ki geri dönseler bile kazanabileceklerini dair tamamen garantileri yoktu.
Yine de o onlardan 20 yıl önce başladı ve onlarla Omuz Omuza durdu.
Eşsiz potansiyelini biraz daha önceden yeşertseydi, hayır,  5 yıl önceden, O zaman bu kadar geriye itilmezlerdi.
Hansoo,  3'lüye baktı ve konuştu.
"Bir şey söyleyin, En azından arkadaşlarımın son sözlerini dinlemeliyim."
Eğer başkaları olsaydı önemli olmazdı ama onların sözünü nasıl ihmal edebilirdi.
Hansoo, 3lüye pişmanlık dolu bir bakışla bakarken, Kangtae konuştu ilk.
"Sen eğer benim rünlerimi ve itemlerimi alma şansın olursa hepsini al ve kullan."
"Huh?  Geçmişteki sana vermeyim mi?"
Hansoo şaşkın bir yüz ile sordu.
itemleri ve rünleri paha biçilemezdi ki takma adı Kader yaratıcısıydı.
Öyle bir noktayaydı ki aralarında büyük bir problem olmuştu.
Evet, böylesi daha iyi benim yerine kullanman.  Eğer bir şey yapacaksan, düzrün yap."
Hansoo, Bu sözlerin üstüne başına onayladı.

Eres, sen ne yapacaksın?
Sadece rahatsız edici diye sana yaklaşan insanları çıkarıp atma ve onlarla ilgilen.
Deneyeceğim.
Hadi ama insanlığı kurtaracaksın değil mi? Ne kadar havalı olduğunu düşün. Liderini dinle.
Evet, eğer durum izin verirse”
“Ah..
Hansoo, Içi çeken Eres’e arkasını döndü ve Keldian’a son bir soru sordu:
Keldian, ya sen? Ah bu arada kafamı senin kadar iyi kullanabileceğimi dair güvenim yok. Senin topladığın skilleri toplayabileceğime dair güvenim de yok."
Keldian katı bir yüz ile cevapladı:
Benim çok yok. Eğer geçmişe dönersen... O ‘hamam böceklerinden’ kurtul büyük savaş sırasında sadece zarar vereceklerden. Ve o çılgın Lord, onu kesinlikle öldür. Bu benim isteğim."
Hansoo başıyla onayladı ve Keldian tatmin olmuşçasına güldü. Sonra kitabını kaldırdı ve bir şeyler mırıldandı.
Sonra parlayan Işık kristali patladı ve Hansoo’yu sardı ve Hansoo ışık ile birlikte yok oldu.
Şimdi dinlenmeliyim."
Gitmek istediler ama dinlenmek de istediler.
Gerçek duygularını bilmiyorlardı. Bu yüzden söylemediler hiçbir şey pişman olabilirler diye.
Kelimesi kelimesine, bu son şansları olduğundan…
Yine de karar verildiğinden ve o gönderildiğinde gerçek hislerini açıkça biliyorlardı.
Artık kafaları rahat olduğundan…
Aynı zamanda Hansoo için kötü hissettiler.
Kendine iyi bak, sana bırakıyoruz."
Üçlü, izlediler ve Güldüler pişmanlık ve rahatlık duygusu karışımıyla. Az sonra altın ejderhalardan patlayan enerji onları bir fırtına gibi silip süpürdü.

  Ι Tanıtım Ι Sonraki Bölüm →

Yorum Yap "Ri - Giriş"