Tankların Tarihi Günceli

Rİ - 4

Ekim 02, 2016

← Önceki Bölüm  Ι Tanıtım Ι Sonraki Bölüm →



                                             Bölüm 4 – Gangnam İstasyonu (1)

*Kaaak!*
Yeşil kan saçılırken canavarca bir ses duyuldu.
Bunu gören Taesoon'nın korkudan ödü patladı.
Bu da ne!
Yeşil Solucan
Bu yer Gangnam Tren istasyonuna benziyordu ama artık değildi.
Gangnam tren istasyonunun görünüşünü kopyalanmıştı ama herhangi biri ona Zindan olarak bakabilirdi.
Yeşil solucanlar özel ders alanında en yaygın canavarlardan olduklarından dolayı güneş ışığını sevmiyorlar. Bu yüzden yeraltında duruyorlar ve yerin üzerinde titreşim hissettikten sonra çıkıyorlar.
Eğer birisi orası şey tarafından ısırılırsa sadece etlerinin koparılarak yırtması büyük bir şans olurdu.
Evet, yine de rün veriyorlar.
(DN: Neresi ney tarafından ısırılırsa ? Kafamda deli sorular…)

Bir bakış açısına göre bu çok tehlikeli.
Eğer bir kere ısırılırsan ve düşersen hiçbir şey yapamadan öleceksin.
Ama bunlarla uğraşmanın kolay bir yolu vardır.
Hansoo acımasızca kafalarına darbe indirirken konuştu:
Eğer kendinize güvenmiyorsanız kırılmamış granitten yürüyün. Eğer kırılmış ve toprağın gözüktüğü bir yer görürseniz kılıcınızla bıçaklayın. Oh ve bıçaklarken elinize dikkat edin.” Granitin hemen altı topraktı, bu yerin sadece Gangnam tren istasyonunu kopyaladığını doğrularken.

…Tüm bunları nereden biliyorsun?
Taesoon şüpheli bir bakışla sorarken Hansoo basitçe cevapladı:
Pisişik Güçler.
...
Bu sözlere karşılık korkunç bir surat ile Hansoo’ya bakan yedili dikkatlice granitte yürürken toprak çıkan alanları bıçakladı.
*Kiiieeeeek!*
Hansoo yeri acımasızca bıçaklama şekillerine göre kafasını salladı.
Dört tanesi işe yarar üç tanesi hala yeterli değil
Şaşırtıcı olarak kadınlar liderlik ediyordu. Mihee ve Jisun dişlerini sıkarak toprağı bıçaklıyorlardı Taesoon ve Jisun'ın erkek arkadaşı da toprağı çılgınca bıçaklıyordu.
Ama geri kalan üçlü yeşil solucanlardan korkmuş olacaklar ki çıktıklarında çığlık atıyorlardı ve sadece arkadan sessizce izliyorlardı.
Hansoo üçlüyü gerçekten de umursamadı.
Dövüşe katılmadılar diye üzülmesi için bir neden yoktu çünkü işyükü sonunda ona düşecekti her türlü.

Çok geçmeden her yerde ufak rünler parlıyordu.
Hansoo kendi öldürdüklerinden çıkan rünleri topluyordu sonra döndü ve garip bir bakışla sordu:
Neden toplamıyorsunuz?
Sonra Taesoon tuhaf bir şekilde güldü.
Hayır, çok şey değil ama… Hepsini senin alman daha iyi değil mi? Oyunlarda bile böyle bir şey yapıyoruz ve hepsini bir kişiye veriyoruz.
Herkes biraz başıyla onayladı.

Sadece rün yiyorsun diye bu Süpermen gibi güçlü olacaksın anlamına gelmiyordu.
ama o anda, o canavarca şeyler tarafından yakalanırlarsa ve tetanoz ya da başka bir şey kaparlarsa öylece ölürlerdi.
Eğer hepsini Hansooya verirlerse, onun koruması daha güvenli, bu daha iyi bir fikir.
Hansoo bu sözlere karşılık başını salladı.
Öldürdüğünüz şeyleri siz alırsınız.

Bu Onun fikri değildi.
Eğer başlangıçtan düşman olacaklarsa bu gerçekten de önemli değildi ama beraber seyahat edeceklerse en azından bazı kurallara ihtiyaçları vardı.
ve Abyss’de dolanırken onlarca yıl birlikte kalmalarını sağlayan takip ettikleri en temel kural buydu.
<Öldürdün şeyin rünlerini alırsın Eğer Grup avıysa düzene ve katkıya göre dağıtırsın.>
Beklediğim gibi, başlangıç olmasından dolayı…
Rünleri yedi diye seni koruyacağını düşünmek çok büyük bir hata.
Neden yapsınlar ki, biz arkadaşız. Eğer ben ona iyi davranırsam beni bir şeyler ile ödüllendirecek düşünceleri.
Birisinin hayatı sınır çizgisine geldiği zaman başkalarına bağlı bu tip ilişkiler balon köpürcüğü gibi yok oluyordu. (DN: Bu aslında köpükcük ama böyle daha güzel düzeltmeyecem :D )
Şimdiye kadar gerçeklik hala vardı ama çok yakında fark edecekler.
Birisinin hayatının tehlikede olması durumu buraya uzak değil.
Sonuç olarak güvenebileceğin tek şey kendi yeteneğindir.
Eğer işe yaramazsan anında atılacaksın.
Eninde sonunda bunu fark edecekler ve ettikleri zaman çılgınca rünler için gidecekler ve gözleri kırmızıya bürünecek.
Büyük kural bu yüzden koyuldu.
Onların bebek bakıcısı değilim, işlerini kendileri halletmeleri gerekiyor.

O anda Taesoon sessizce köşede mırıldandı.

Hey buraya bak. Özel bir rün var burada.” bu sözlere karşılık herkes toplandı.
Herkes Onu ilk defa görüyordu ama içgüdülerinden ne işe yaradığını biliyorlardı.
Eğer birisi bunu alırsa skill kullanabilecekti.
Taesoon Hansoo ya bakış atarken mırıldandı.
Obje, arzu'yu güçlendiriyor.
Önceden, Hansoo havalı bir şekilde rünlerin dağıtılması gerektiğini söyledi. Eğer yeni rünlerden dolayı gözü dönerse ve kendisinin alacağını söylerse Taesoon'nun onu durdurmak hiçbir yolu yoktu.
Bunu gerçekten alabilir miyim?
Sonra Hansoo başıyla onayladı.

Hansoo rünün ne olduğunu biliyordu bile.
<Ekrool Troll Kabilesinin esansı>
Başlangıç için oldukça güzel bir rün.
Birinin derisini sert hale getiren ve iyileşmeyi hızlandıran bir rün.
Başlangıçta, hayatta kalmanın önemli olduğu bir yerde, hem savunma hem de iyileştirme yetkisine sahip bir rün önemlidir.
Ve o rün neredeyse bir pasif gibiydi öğrenmenin hiçbir sınırlaması yoktu ve manada harcamıyordu.
Daha gözü doymaz oluyorsun ama sağladığı yararlara karşılık, buna değer.
Güçlendiğin zaman yemek çalınarak alınabilir. Bu yüzden problem olmayacak.

Ama Hansoo başını salladı.
Serbest bir şekilde skiller öğrenemem.
Normalde bir kişi onlarca skill öğrenebilirdi.
Silinebilir değil ama bir skill öğrenmen için bir şeyden vazgeçmene gerek yok.
Skill’in gücü ustalığa ve rütbeye göre değişiyordu ama öğrenmenin bir riski olmadığından Öğrenmenin bir zararı yoktu.
İyi bir duyusu ve manası olan 100 taneden fazla skill öğrenebilirdi ve Keldian'da 1000 taneden fazla vardı.
Ve bütün skilleri düzgünce kullanılabildiğinden en güçlü dört kişiden biriydi. Kangtae en güçlüleriydi ama gerçekten dövüşürlerseler Keldian’da şaka değildi.

Ama o şekilde olamazdı.
<Yedi Yıldız> onun tuhaf karakteritesini gördükten sonra Eres'in ona verdiği isim.
Kangtae’ı, keldian’ı ve Eres'i yakalamasına imkân sağlayan ve 20 yıl geç başlamasına rağmen onlarla omuz omuza durmasını sağlayan karakteritesi.
Ve kendileri yerine onu gönderme kararını belirleyen faktör de karakteritesidir.

..................................

Karakteritesini fark ettiği zaman ilk skill’ini öğrendiği zamandı. Öğrendiği ilk skill <Dororo kertenkelesinin özü>
Ama rün vücuduna damgalanır dalgalanmaz değiştiremeyeceği bir hata yaptığını biliyordu. <…öğrenebileceğim skill sayısı tam olarak yedi tane.>
Daha net olmak gerekirse ona izin verilen skill sayısı 7 idi.
Eres her zaman yakındı.
<Eğer güçlendirme gibi orta seviye bir skill öğrenmiş olsaydın ve onu Evrimleştirseydin, o zaman bizim işimiz çok daha kolay olurdu.>

7 sayısı çok büyük bir dezavantajdır.
Ama buna karşılık devasa bir avantajı da var.
Skill’i ustalaştırma hızı şaşırtıcı şekilde hızlıydı.
İnanılmaz bir hızla.
Ve skill’in limitini bile kırıp, evrimleşerek devam ediyordu.
Hızlı iyileştirme veren öğrendiği ilk skill, Dororo kertenkelesinin özü, sonradan öğrendiği ölümsüzlük tekniği ile karşılaştırılabilecek kadar evrimleşmişti.
Sonunda Dororo Kertenkele özü öyleydi.

Hayatta kalabilmek için son çare olarak öğrendiği dandik skiller çabaladıkça güçlendi.
<Ganglion’un hızlı saldırısı> Keldian'ın <Boşluk yırtıcı> ‘sına kadar yükseldi, <Anon’un vampir yarasa>’sı kan büyüsü kadar güçlü olcak şekilde yükseldi.
Güçlü bir skill’in önemli olduğu Abyss’te bu kutsanmış bir yetenektir.
Ve bu yüzden geri gelmeden önce Eres ona söyledi.
Yedi skill’e karar verirken çok dikkatlice seçtiğinden emin ol.
Ve eğer herşey planına göre giderse bunu yapmayı planlıyordu.
Planlarıma göre... Özel ders alanından çıkmadan önce hiçbir değerli skill yok.

(ÇN: Yani herkes sınırsız skill öğrenebilirken Hansoo sadece 7 tane öğrenebiliyor ama herkesin skill’i yavaşça %100’e ustalaşırken ve %100de dururken. Hansoo’nun skilleri %100’e çok daha hızlı geliyor ve ulaşınca evrimleşiyor ve çok daha güçlü hale gelip gelişmeye devam ediyor.)
Öyleyse öğreneceğim?

Etrafındaki arkadaşları çok mutlu olan Taesoon'ya kıskanç bir şekilde baktı.
Ve çok geçmeden Taesoon rünü absorbe edince bir değişiklik meydana geldi.
Kıvranma Taesoon'nın derisi geçici olarak biraz yeşil oldu ve sonra eski haline geldi.
Çok fazla değişiklik yoktu ama Taesoon vücudunda olan değişiklikleri biliyordu.
Yorgun vücuduna ufak miktarda enerji akmaya başladı ve yeşil solucan tarafından çizilen yarası iyileşmeye başladı.
Ve yeni ortaya çıkan fiziksel direnç isimli bir Start açığa çıktı.
Taesoon kulağına dokundu

[Park Taesoon]
Güç 11,1
Çeviklik 10,1
Enerji 12,5 (+1,5< Ekrool Trol Kabilesinin Özü>)
Kavrayış 10,3
Fiziksel direnç 10,7 (+0,7 <Ekrool Trol Kabilesinin Özü>)
<skill>
Ekrool Trol Kabilesinin Özü (%1,0 Ustalık)

Güzel
Ustalık sadece %1 deydi ama bir sürü statı yükseldi.
Aptal, bana böyle bir şey vermesi.
Eğer o olsaydı, asla böyle bir şey vermezdi.
Birisi hiyerarşiye sahipken onu kullanmalıydı.
Sana yetişeceğim.
Rünlerini sayarken Taesoon kendinden emin bir gülümsemeyle Hansoo'yı izledi.

Taesoon bunu yaparken Hansoo statlarını kontrol etti.
[Kang Hansoo]
Güç 15,3
Çeviklik 12,1
Enerji 12,1
Kavrayış 13,2

Fena değil
Olduğu seviye fena değildi ama geçmişine göre oldukça hızlıydı.
Hansoo ilerlerken kafasını salladı ama o an Taesoon Hansoo'nın yanına geldi ve konuştu. “Bundan sonra tehlikeli olacak o yüzden beraber gidelim.
Ve Hansoo Taesoon'nın Mihee'ye bakış attığını gördü kafasını salladı.
…beni rakibi olarak görmesine imkân yok.

Aslında bu kadarı tatlıydı. (ÇN: Tatlı rekabet)
Gelecekte bu durumun nasıl değişeceğini kimse bilemez.
Ne olursa olun kötü değil.
Rünleri paylaşsalar bile hızları o kadar hızlıydı ki kendi başına avlanmasına kıyasla rünleri daha hızlı yükseldi.
Onun yolunda olacağından korkuyordu ama en azından bir kişiye göre yeterli çalışıyordu.
İkisi beraber önde, sekizli ilerlemeye devam etti.
Neyseki yarı kırık çatıdan az bir miktar ışık geldi ve önlerinde pek fazla sorun da yoktu.
Gerçi görmesi biraz zordu.

Kuaduduk
Belki de bir skill gördükten sonra aç gözlü hale geldiklerinden olacak aç gözlü bir şekilde yeşil solucanları kesmeye başladılar.
Ama Taesoon ve Hansoo'nın hızıyla karşılaştırılamazlardı.
Her neyse... O adamın bir skill’i bile yok ama benden çok daha hızlı.
Taesoon Hansoo'ya hafifçe kıskanç bir şekilde baktı.
Yeni skill’inden dolayı biraz daha az korkuyla saldırabiliyordu
Bu sebepten dolayı avlanma hızlı yükseldi.
Ama o adam sanki ölümsüzmüş gibi yeşil solucanların içine dalıyor ve kafalarını kesiyordu.
…Hayır. Ben kazanacağım.
Köşede sessizce duran bir adamın kendisinden çok daha iyi olduğunu kabul edemeyen Taesoon yavaşça ilerlemeye devam ederken yeşil solucanları daha da çılgın bir şekilde kesti.
Mihee dikkatli bir şekilde arkadan izledi ve Hansoo’ya sordu.
…ama neden aşağıya gidiyoruz?
Hansoo cevap verdi.
Altyolda sürmek için.
…Altyol?
Taesoon elektriksiz ve yıkılan tren istasyonuna bakarken, Hansoo’ya şüpheli bir şekilde baktı.

← Önceki Bölüm  Ι Tanıtım Ι Sonraki Bölüm →

Yorum Yap "Rİ - 4"