Kilimanjaro Günceli

Rİ - 3

Ekim 02, 2016

← Önceki Bölüm  Ι Tanıtım Ι Sonraki Bölüm →


                                                        Bölüm 3 --- Özel Ders (3)

Bu durumda… İlk olarak çözmem gereken bir şey var.
Gizli parça.
Eğer gerçekten varsa şeytani bir tanrının gizlediği bir şeydi, başlangıçta kazanabileceğinden çok daha iyi bir şey...
Duyduğuna göre, özel ders alanında yer alan son zindanın zorluğu başlangıçtaki birinin temizleyebileceği gibi değildi.
İnsanlığın hayatta kalanlarının hepsi dâhilerdi, ama hiç kimse sona erişemedi.
O sebepten bir şey toplanmış olmalıydı.
Özel ders alanının içindeki gizli parçalar.
Son zindanı temizleyebilmek için bütün kalan gizli parçaları tekeline almalı ve daha güçlü olmalı.
Bakalım...  İlk gizli parça eğer biri en yakın tren istasyonuna girerse kazanılacak deniliyordu.

Özel ders 2 evreden oluşuyordu.
100 kişinin birlikte hareket ettiği ilk evre.
Bir haftalığına 100 kişi belirlenen alanda kalıyor ve daha sonra üç aylığına başka belirlenen bir alanda avlanıyorlar.
Ve 2 evrenin sonunda, güvenli alan serbest bırakıldığında, önceki yıllardaki insanlarla karşılaşıyorlar.
Bilgisine göre Özel dersin ilk evresinde iki tane gizli parça vardı.
İlk Evre, bu demek oluyordu ki iki hafta sonra gizli parçalar ortadan kaybolacaktı.  Bu olmadan önce onları bulması gerekiyordu.

Hansoo oturduğu yerden kalktı.
Gangnam istasyonuna gidiyorum.
İlk gizli parçanın olduğu yer Gangnam istasyonuydu.
Hansoo oraya gitmek için kalktığında, etrafta çoktan kaotik bir durum vardı.
Bunun olacağını biliyordum.
Birçok yönden gelen çığlıklara karşın Hansoo dilini ısırdı.
Bunu neden yapıyorsun!
Ayrı gideceğiz!
Nereye gideceğiz! Hayatta kalmak için Grup olmalıyız!
Dövüşün sona erdiği yerde, orada ve burada insanlar şamata çıkarıyordu.
Hepsinin fikirleri muhtemelen farklı.
Orada ve Burada bir sürü küçük kavgalar vardı.
Kendi başına hareket etmek isteyen ve grup halinde hareket etmek isteyen insanlar arasında.
Normalde Eğer arzuları farklıysa ayrılmaları normaldi.
Çünkü eğer farklı düşünen biri ile beraber olursan, bu durum sadece problem getirecektir.
Ama eğer bir taraf diğer tarafı çok istiyorsa ve bu yüzden onların gitmesine izin vermek istemiyorlarsa bir problem ortaya çıkar.

100’den fazla kişi olduğundan muhtemelen diğerlerinden daha güzel kişileri olanlar vardır.
Ve aynı sebepten ötürü 100 kişi olduğundan yeni dünyaya çabucak alışanlar da vardı.
Ahh gerçekten!
Aniden üç erkek ve 4 kızın toplandığı bir grup hızla fırladı ve Hansoo ya doğru koştu.
He…Hey, nereye gidiyorsunuz!
O seviye Bir güzellikle... Kesinlikle bir problem olacak.
Belki Gangnam istasyonunda olduklarından ve buraya getirildiklerinden, dış görünüşleri ortalamanın üstündeydi.
Ve bir tanesi cidden farklı bir sınıftandı.

Aniden bir kadın o tarafa doğru baktı ve bağırdı:
Ayrı hareket edeceğiz! Buradaki bu adamla çalışacağız!
...
Hansoo çılgınca bağırışları duyunca kaş çattı.
Hey! Hansoo! Neden bizi tanımıyormuş gibi davranıyorsun! Biz birbirimizle tanışığız.
Oh. Doğru.
Hansoo başıyla onayladı, sonra aniden hatırlamış gibi.
Ama başlangıçtan itibaren herkes öldüğünden üniversite arkadaşlarını hatırlamamıştı.
50 yıldan sonra hatırlamasının hiçbir yolu yoktu.
Çoktan unutmuştu ama bu durumdan sonra azar azar hatırlamaya başladı.
Oh evet dörtte dört geldik. Birbirimize yakınlaşmak için.

Diğer taraftan 30 yaşlarında görülen bir adam burnundan aşırı bir şekilde soluyarak Hansoo ya doğru koştu ve daha sonra onu görünce korktu.
O adam…
Hatırladı.
Goblinleri kesip biçerken çılgınlar gibi ilerleyen adam.
Dövüşürken o kadar iyiydi ki diğerleri iki veya üç tane ile uğraşırken, o, onlarca öldürdü.
Bir çeşit spor falan mı yapıyor...
Adam, Taesung, sürekli düşünüp durdu.
O adamın güçlü olduğunu biliyordu.
Ama Perininde onlara daha önce söylediği gibi, göklerdeki kahraman seviyesinde değil ve yalnız da değildi.
Ayrıca yaralanmış da gözüküyor.’
Hansoo kıvranan Taesung'u görünce dilini ısırdı.
İşte bu yüzden problematik.

Normalde kavga etmeyi bile düşünmezler.
Savaşın çoşkusu hala kaybolmadı.
İlk yaralanmaları ve şiddet ile ilk anları ve bunların sonuçlarınında üstüne kendine güvenleri heyecanlarından açıkça görülebiliyordu.
Ve diğerleri de aynıydı.
Bir neden ile karar vermek zor olacak.
Burada itişip kakışmak için bir sebep yoktu.
Burada olan şeylerden çılgına dönmesinden dövüşmesine kadar geçen zaman, bu olay olalı çok olduğundan.
Ve onunla tekrar tanışmaya gerek yoktu ve burada kalmak için zaman da yoktu.

Hansoo sırtını kendisine bakan adama dönmüşken yürüdü.
Hansoo hızlı bir şekilde yürüyüp gitmeye başlayınca, Taesung şaştı kaldı ve onu izledi.
Bu sürtük, önündeki adamı terk etmesi… Hey nereye gidiyorsun!
Sonra Hansoo aniden meraklandı.
Bu kişi ona ne derdi.
Demek istediğin bir şey mi var?
Yaşımı 76 mı yoksa 20 olarak mı kararlaştırayım?
Resmi mi yoksa serbest mi konuşması gerektiğini düşündü ama sonra kolay yoldan gitmeye karar verdi.
Ve Hansoo'nun sözlerine karşın Taesung şok olmuş bir ifade ile kaldı.
Ne? bu genç sürtük…
Evet. Ne diyeyim?

Aşırı bir şey istemek için, Hansoo'nın hızlıca uçarak kaçtığı önceki hareketi onu çılgınca korkuttu ama sonra onu bırakırsa arkasındaki 4 kadınında gidecek olması pişmanlık vericiydi
Taesung şok olmuşken arkasında duran adam sabırsız bir bakış ile konuştu.
Biz de gerçekten kötü insan değiliz. Beraber hareket edelim. Görünüşe göre siz sekiz gençsiniz, beraber hareket etmemiz daha iyi olmaz mıydı? Görünüşe göre bundan sonra güç kullanmayı gerektiren bir sürü zaman olacak.
Ve daha sonra onun sözleriyle hemfikir olan insanlar arkasında toplandı.
Hayır, hemfikir olduklarından değildi.
Atmosfere bakarak birbirlerini tanıdıkları belli oluyordu.

Hansoo kendisiyle konuşan ve lider gibi gözüken adama baktı.
Hmm, gözleri…
Böyle bir sürü insan vardı.
İşlere oldukça çabuk alışan kişiler.
Hayır, önceden kaldıkları dünyada kısıtlandıklarını söylemek daha uygun.
Ve şimdi o kısıtlamalar gittiğinden, su ile buluşmuş balık gibiydiler.
Hansoo bir anlığına ölmek üzere olan Eres ve Keldian’ın dilekleri arasında seçim yaptı ve sonra bir karar verdi.
Eres bir sürü insan kurtarıyorsun, tek seferlik gitmelerine İzin vereceğim.
Henüz hiçbir şey yapmamışken bu tipleri köklerinden çekip koparmak onun karakterine uygun değildi.
Ve kendisi bile, statları oldukça ortalamadaydı.
Çıkması gerekiyordu ama buradaki herkesi öldürmek ve ayrılmak, gizli parçalar için gereken zaman oldukça kısıtlı olacaktı.

Hansoo aniden cevapladı:
Kaybol.
Bir sürü insanla beraber olmak kötü değildi.
Avlanmayı çok daha kolay yaptığından.
Ama cenaze odununa bile ilgi duyan insanlar problem çıkarmaya mahkûmdu.
Konuşmasını bitiren Hansoo, goblin cesetlerinin etrafını aradı ve iki podao daha beline bağladı ve sonra yürümeye başladı
Kalan Arkadaşları birbirlerinin gözlerinin içine baktı ve sonra onu arkadan takip etti.

Bu o***** çocuğu…
Hansoo’yu izleyen Taesung dişlerini sıktı ve ileri adım attı ancak Giltae onu durdurdu.
...
Taesung abisinin tuhaf hareketine bakarken Giltae Ağzını açtı.
Şu an onlarla kavga etmenin zamanı değil onlarla herşey organize olduktan sonra ilgilenebilir Öncelikle burayı düzene sokmalıyız.
Ve sonra Giltae etrafındaki kalan 70 kadar insana baktı.
Şu anki durum zaten Karmaşa içindeydi.
Garip canavarlarla garip bir yer.
Ve o lanet peride var.
Zaten karmaşık olduğundan, problem çıkalanları tutmak işleri kontrol etmesini daha da zorlaştırırdı.
Önce, buradaki atmosferi ayarlayalım.’
Başka birisinin bakış açısından bu karmaşık zaman bir şanstı.
Giltae onların kaybolduğu yöne yoğun bir şekilde baktıktan sonra kalabalığın içine doğru adım attı.

---

Taesung rahat bir tavırla ve karışık bir bakışla önünde yürüyen Hansooya baktı.
Bunun doğru bir hareket olduğundan emin değilim.
Ama daha başını salladı.
Eğer orada dursaydı gerçek bir ayrılık meydana gelirdi.
İnsanlar goblinlerden daha korkutucu ve gözlerinin önündeki bu adamın yanında durmak onu daha güvende hissettirdi.
Mantıken 70 yerine bir kişinin yanında durmak daha rahat hissettirmez ama bu böyleydi.

Her neyse onun tuhaf olduğunu biliyordu.
Tüm olaydan beri bir köşede şaşkınlık içindeydi.
Sanki başka bir şey hakkında düşünüyor gibiydi.
Ve Öksüz olduğunu da söylemişti.
Ve buna göre zayıf bir hedef gibi gözüküyordu.
Bugün onu buraya getirmesinin sebebi ondan daha zayıf biri var mı diyeydi ki kendisi öne çıkabilirdi.
tsk
Ama onun öyle olduğunu bilmiyordu.

Taesung Hansoo'nın manyak bir şekilde önde dövüştüğünü hatırladıkça Hansoo ya bakan Mihee'ye pişmanlıkla dolu bir suratla baktı daha sonra boğazını temizledi ve konuştu:
Hey Hansoo Bizi gerçekten hatırlamıyor musun?
Bu sözlere karşın Hansoo Taesung'ya baktı ve sonra konuştu.
Sanırım buraya gelirken hafıza kaybına uğradım, gerçekten çok hatırlamıyorum .
Hey neden konuşma şeklin yaşlı bir adammışsın gibi?
…o kadar da gösteriyor mu?
Mihee bu sözlere karşılık hafifçe gülümsedi.
Hansoo, ona doğru baktı diğer üçü çok kötü değildi ama onların arasında bile onun güzelliği belli oluyordu.
O seviyelerde hayatı yaşamak oldukça kolaydı.

…ama.
diğer dünyada güzellik iki ucu keskin bir bıçak gibiydi.
Eğer onu iyi kullanacak kendine güvenen varsa bir silah oluyordu ama düşersen her türlü sahtekârı davet ediyordu.
Evet, kendi başına anlayacaktır.
Hansoo düşüncelerini durdurdu ve yürümeye devam etti.
Mihee Hansoo ya doğru baktı ve dikkatlice konuştu.
Ama şimdi nereye gidiyorsun?
Hansoo en başından beri bir yöne doğru sürekli gidiyordu sanki tam yönü biliyormuş gibi. Hansoo o soruya kısa bir yanıt verdi.
Gangnam tren istasyonunun içine.
Neden oraya?

Hansoo bir anlığına düşündü.
Eğer tek başıma hareket etseydim Tüm bunları açıklamak zorunda kalmazdım Ama bu oldukça rahatsız edici
Ama Eres'in sözlerini oldukça takip etmeye karar verdiğinde bunun yerine kısa bir cevap verdi.
Bir his alıyorum.
…his?
Evet. Görünüşe göre hafıza kaybı ile psişik güçler kazandım. Oraya gitmem gerektiğine dair içimde bir his var.
Her bir şeyi tek tek açıklamak çok rahatsız ediciydi. Eğer pisişik güçleri olduğunu söylerse muhtemelen ona inanırlardı da.
Evet, periler var, bu yüzden pislik güçlerimin var olmasınıda anlarlar bir şekilde.
Ve Aslında gerçekten de yalan söylememişti.
Eğer birisi gerçekten şanslıysa Altıncı His denilen bir şey ile bir rün alabilirdi.

İşleri basit bir halde organize eden Hansoo ileriye doğru yürümeye başladı.
Ve diğerleri ona tuhaf bir şekilde baktı.
En başından beri hareketleri tuhaftı ama pisişik güçler...
O adamı takip etmemiz normal mi gerçekten?” Jisun, Mihee'nin arkasında duran erkek arkadaşı Giltae'ye sessizce sordu.
Ama Hansoo’nun gelişmiş duyusundan kaçamadı.
Hansoo sırıttı ve konuştu.
Beni gerçekten takip etmenize gerek yok. Ben kişisel tercihlere saygı gösteren tipten biriyim...
Tereddüt etmeden ileriye doğru hareket eden Hansoo önüne çıkan 12’inci çıkıştan aşağıya indi.

Meh..” der gibi bir surat yaptılar ve sonra Hansoo'yu takip ettiler.
Gerçektende, canavarlar insanlardan, insanlar da perilerden daha çok korku veriyordu onlara.
Eğer gerçekten pisişik güçleri varsa bu iyi olurdu.
İçinden mırıldanan Taesung, Tren istasyonuna indi ve sonra Hansooya baktı, fark ettikten sonra konuştu.
Ah! Yaşamak için bir yer mi hazırlıyorsun?
Hansoo bu sözlere karşılık başıyla onayladı.
Ne yazık ki burada yaşayan bazı arkadaşlar var zaten.
Kuuuaaaaak
Ve sonra Hansoo podao’suyla aşağıya doğru kesti.

--------------------

Çeviri: Expertsource

Çevirmen Notu

Birisinin aklına takılıpta yorumlarda yazmadan önce ben nasıl bir seri ve nasıl çevriliyor söyleyeyim:

Çeviri yaparken cümlenin öğelerini hep sıralamıyorum, çünkü bu işimi 4-5 kat uzatır.
Ayrıca, vote note 2 isimli google mağaza programını kullanıyorum. Konuştuğum metni yazıya çeviriyor. Çeviriden sonra birçok düzenleme ve noktalama yapıyorum.
Eğer gözümden kaçarsa, “hansoo” yerine “hamza”, “mihee” yerine “mine”, “rün” yerine “ürün”, “skill” yerine “still” veya “fikir”, “vardı.” yerine “var da.” yazılarıyla karşılaşabilirsiniz.
Çeviri ve düzenleme 2,5 saat filan sürüyor. Böyle yapmazsam 5-10 saat sürer. Haftada 1-2 yerine ayda 1-2 çıkarmak zorunda kalırım, o yüzden böyle çevireceğim. Serimizde zaten diğer tüm novellerden farklı bir yazım stiline sahip, birçok kişi ingilizce yorumlarda anlama zorluğundan çektiğinide söylüyor. Şimdiye kadar görmediğim gizemli, ne olup bittiğini parça parça veren, değişik bir stile sahip.
Çeviriden kaynaklı değil yani bu stil.

Fullbringer Notu

Seri seksi bir şeye benziyo. Sevdim. Belki bu seriyede el koyarım ve benim yüce tembelliğim nedeniyle geç düzenlenir. Biraz daha ilerlesin bakacaz artık. Bu bölüme çok geç başladım, yetiştiremeyeceğim için acele düzenledim o yüzden pek düzenlenmiş gibi değil, kusura bakmayın. Çevirmenciğimizin ellerine sağlık diyor ve yavaşça uzaklaşıyorum.

← Önceki Bölüm  Ι Tanıtım Ι Sonraki Bölüm →

Yorum Yap "Rİ - 3"